The first 131 lines.
Bugün, Yaşama Tutunanlar'da, konuğumuz Simeon Pathetica,
evrimin teğet geçtiği bir maymun.
Kambur duruşuna, şu boş, manasız gözlere bir bakın.
İmzalı fotoğrafını alabilir miyim?
Hiç sırası değil, Peg. Çok önemli haberlerim var.
Hani ben devamlı kalemin ucuyla kulağımı karıştırıyorum ya?
Evet, haberler çok güzelmiş.
Herhalde.
Bugün, tamamen şans eseri,
aslında kalemin yanlış ucunu kullandığımı fark ettim.
Eğer kalemi ters çevirip öbür ucundan silgiyi sökersen
kulağından bayağı bir şey çıkarabiliyormuşsun.
Şuna bak şimdi, tatlım.
Ama, tatlım, silgisi hâlâ duruyor.
Bu silgi değil ki.
Tanrım.
-Yemekte ne var? -Ne istersin?
Şöyle güzel, mis gibi bir biftek.
Bak, masada seni bekliyor.
Kandırdım, kandırdım. Al, hiç akıllanmıyorsun.
Tatlım, düşündüm de...
Bize bir birikim hesabı gerekmiyor mu sence?
Ortalama bir başarı yakalamış her 13 yaşındaki genç gibi mesela?
Kendini üzme sen. Benim kenarda çok para var.
Ne fark eder, sana vermeyeceğim ki.
Kendim Big Boy marka lokma seti alacağım.
Çok acayip olacak.
Evde ne kadar vida varsa sıkacağım, senin lisede sıktığın vidaları bile geçer.
Evet, aldığım kupalar kanıtı zaten.
Her neyse, Al, benim de haberlerim var, ama doğru zamanı...
Dur, bekle. Herhalde silgimi görmek için biri geldi.
Al, Peggy. Size bir duyurumuz var.
Jefferson'la ben hamileyiz.
Marcy, ne güzel! Şaka yapıyorsun!
Evet, evet, evet. Zaten tahmin ediyordum.
Hani Michael Jordan da havaya sıçrayıp
çok acayip bir hareket yapacağını bilir ya?
Ben de potaya doğru giderken aynı şeyleri hissettim.
Kimse blok yapmaya da çalışmadı, değil mi, bebeğim?
Ne harika, değil mi, Al?
Evet. Al, baba oluyorum.
-Bir şey söylemeyecek misin? -Söyleyeceğim.
Sen artık öldün. Bitti.
Bugün hayatının sonunun başlangıcı.
Ben baba olmak için sabırsızlanıyorum.
Çocuğumun ilk kelimelerini duyacağım, ilk adımlarını izleyeceğim.
Evet ama unutma, gecenin üçünde gazetecinin önünde,
elinde Heinie derginle eve gidince hepsi uyumuş olsun diye dua edeceksin.
Ne lütuf ama.
Yakında benim cehennem zebanileri de evden gidecek ve artık özgür olacağım.
Bu hariç.
Keyfim acayip yerinde. Sanki mutlu gibiyim. Bırakın sevineyim.
-Galiba şunu söylemek için tam vakti... -Hayır, şimdi olmaz, bebeğim.
Çocuklar evden bir gitsin,
her erkeğin istediği o şeyi nihayet yapabileceğim.
Televizyon seyredeceğim.
Artık...
Ne bileyim, fark etmez işte.
Ama yine de ölümümün sebebi olacak, çığlık atan,
altına dolduran, para yiyici küçük bir vampirden iyidir.
Nasıl keyiflendim!
-Tatlım? -Evet.
-Bak, ne diyeceğim. -Ne?
Ben de hamileyim.
Al...
Sarıl bana.
-Ne kadarlık oldu? -Beş ay.
Al, kilo aldığımı hiç mi fark etmedin?
Yani, evet...
Sarıl bana.
Hayır, bir dur, olmaz.
Gerçek olamaz. Ne zaman? Neden?
Nasıl?
Dur biraz. Ajandama bir bakayım.
Beş ay önce mi dedin?
Al, rüya gibi değil mi?
Umarım öyledir.
Bir bakalım. Nisan, nisan... İşte burada, Nisan. Birinci hafta.
"Ayakkabı sattım, televizyon izledim."
İkinci hafta, "Ayakkabı sattım, televizyon izledim, ağladım."
Üçüncü hafta, "Ayakkabı sattım, birkaç bira içtim, bayıldım."
"Rüyamda çamaşır makinesine düşmüşüm, uyanınca kendimi kullanılmış hissettim."
Peg, Tanrı aşkına söyle, sen bana ne yaptın?
Kendime hakim olamadım.
Donunu kafandan yukarı çekip çıkarmaya çalışırken çok tatlı göründün.
Ben de insanım herhalde.
Peggy, ne kadar harika oldu.
Birlikte hamile olacağız.
Evet, Al, tebrik ederim.
Bu harika. Tanrım, çocuklarımız birlikte büyüyecek.
Sonra hep birlikte yuvadan uçacaklar.
Ben o sıralarda 50'lerimde olacağım, sen de herhalde, 102 mi olursun?
Marcy, şahane bir şey bu.
18 yıl aradan sonra o minik ayak seslerini duyacağım.
Hepimiz için neşe dolu bir gün.
Sen ne yaptın?
Şu hayvani içgüdüne sahip çıkamadın mı?
Hem de bu mankafalı, orta yaşlı, beş parasız hâlinle.
Tanrım, iki saniye boş bırakıyoruz...
Bu hareketinin korkunç sonuçlarını hiç mi düşünmedin?
Kötü Baba! Kötü, kötü, kötü! Kötü!
Peki, 50'sinden Sonra Azan Beyefendi,
şimdi ne yapacağız?
Ne yapacağız, söyleyeyim.
Artık sürüne sürüne yaşayacağız.
Yerler bebek maması içinde olacak.
Bütün evimiz ve kıyafetlerimiz, orta yaşlı azgın bir kadının
doğurduğu bebeğin poposu gibi kokacak.
Yazık.
Zaten bu korkunç bir şey ama annemize nasıl yaparsın, Tanrı aşkına?
"Nasılsın? İyiyim, sağ ol" deyip geçiştirilebilecek bir şeymiş.
ŞEKER LOKMALARI
Merhaba, çocuklar. Babanız havadisleri verdi mi?
Anne, anne, çok mutlu olduk.
Sevindik, sevindik.
Çocuklar, bebeği kıskanmanızı hiç istemiyorum
çünkü hepinize vakit ayıracağım.
Sonuçta ilk göz ağrım sensin.
İlk ben doğdum.
Öyle mi? Peki. Artık önemli olan bu bebek.
Babanızı kutladınız mı?
Tabii
-Aferin, baba. Sen işini biliyorsun. -Sen yok musun...
-Seni çapkın. Seni ihtiyar... -Bu harika. Şahane bir şey.
Sizi bilemeyeceğim ama benim canım şimdi
güzel bir krem peynirli, kahveli sandviç çekti.
-Seni seviyoruz, anne. -Seni seviyoruz, anne.
-Pis adam. -Pis adam.
Annemin bu yaşta doğum yapması güvenli mi sence?
Bir milyon yaşında falandır.
Tamam. Şimdi beni dinleyin. Hamile oldum diye
No comments yet. Be the first to leave one.