The first 200 lines.
KUZEY BÖLGESİ ORTA AVUSTRALYA
Hadi Banjo.
-Biraz yem alacağız. -Evet.
Büyük balığı istiyorsan iyi bir yemin olması lazım.
Tamam.
Bu ya çok büyük bir balık
ya da bu delikte bir kertenkele var.
Of! Bu iyi değil.
Timsah.
Bu hiç iyi değil.
Orada büyük bir timsah var.
Şuna bakın.
-Kuyruğuna bakın. -Tanrım.
Bu bölgede olmamalı. Onu çıkarmalıyız.
Burada büyükbaş hayvanlar var. İnsanlar geliyor.
Bu timsahı hemen çıkarmamız gerek.
Evet. Timsahla, çocukla ve suyla ilgilenmeliyiz.
-Yani… -Çocuğu suya sokma.
Kafasının arkasına bu küçük dartı sokacağız.
O dart ona zarar vermez.
-Şuna bak! -Timsah.
-Bunu tutacak mısın? -Evet.
-Kalıyorum. -Evet. Orada kal.
Annen büyük bir timsah yakaladı. Mutlu değil.
İpi burnuna geçir.
Bu oyunu oynamak istemiyor. İşte geliyor.
Bekle.
Dikkat et!
Tut!
Ben Matt Wright.
En büyük timsahları yakalayıp yerlerini değiştiriyorum.
Amacım onları ve insanları güvende tutmak.
Buraya bak!
Timsahlarla çalışmak kanımda var.
Ekibime sonsuz güveniyorum.
İşte bu.
Avustralya'nın Kuzey Bölgesi bizim evimiz.
Dünyadaki en vahşi yerlerden biri.
Bundan daha vahşi…
Çek!
…ya da daha tehlikelisi yok.
Willow, uyandın mı?
Coolibah'ta büyükbaş avlayan bir timsah var.
Eşyalarınızı alın. Orada buluşuruz.
-Tamam dostum. -Hazır olun. Görüşürüz dostum.
Günaydın evlat. Gidip timsah besleyelim mi?
Evet.
Yukarıda.
Sen orada bekle.
Hazır mısın?
İşte geliyor.
Hey!
Küçük bir timsah.
-Küçük mü? -Evet.
Evet, büyük değil ama vahşi.
Günaydın Banj.
-Annen geldi. -Selam.
Ne yapıyorsun?
-Korkutucu mu? -Evet.
-Timsahtan uzak dur. -Evet.
Aferin. Ben gidiyorum.
-İnince beni ara. -Ararım canım.
Görüşürüz aşkım.
-Seni seviyorum. -Ben de seni.
Babana el salla.
Görüşürüz!
Kuzey Bölgesi'nde vahşi doğada yaklaşık 150.000 timsah var.
Bir timsah çiftlik hayvanlarını öldürüyorsa
ya da insanları tehdit ediyorsa
bizi arıyorlar.
Gidip timsahları güvenli bir yere taşıyoruz.
Çok kolay bir iş değil ama günün sonunda birinin bunu yapması gerek.
MATT'İN HANGARI
Tuttun mu?
Timsah yakalamaya Coolibah Çiftliği'ne gidiyoruz.
Böyle devam.
Bayağı bir iç bölgeye gireceğiz.
Gitmeye hazırız.
Yakınlarda bir market ya da hırdavatçı yok.
Her şeye hazırlıklı olmalıyız.
Timsah tuzaklarımız var. Kafesimiz var.
Arabalar, tekneler, helikopterler. Her şeye hazırlıklıyız.
Selam Willow. Kanalda mısın?
Evet, duyuyorum.
Doğru yöne gidiyorum. Jocko önde.
Olabildiğince hızlı gidiyoruz.
Tamam dostum. Görüşürüz.
Güvenebileceğin, baskı kaldırabilen kişiler gerek
çünkü işler çok çabuk kötüye gidebilir.
Matt'le 18 yaşındayken bir çiftlikte çalışırken tanıştım.
Birkaç şişe rom içip kötü kararlar aldık, ondan beri arkadaşız.
Büyük tehlikeler atlattık ama bunu eğlenceli kılan da bu.
Helikopter pilotu olarak yedi senedir Matty'yleyim.
Helikopterlerle timsahları bir araya getirmek çok tehlikeli.
Birkaç parmağımı kaybettim
ama yaptığımız işte endişelendiğin şey parmaklar değil.
Kolun ve bacakların.
COOLIBAH ÇİFTLİĞİ KUZEY BÖLGESİ
Az önce Coolibah Çiftliği'ne geldim.
Çiftlik sahibi Milton büyük bir timsahla sorun yaşıyor.
Yakalanıp başka yere taşınması gerek.
Hadi.
-Milton. -Selam Matty.
Nasılsın dostum?
İyi misin?
Nasıl gidiyor? Timsahlarla sorun mu yaşıyorsun?
Özellikle biriyle. Evet.
-Evet. -Büyük bir tane.
Ona "Dana Yanağı" diyor.
Timsahları severim ama hayvanlarımı yerken değil.
Milton gibi doğanın içinde büyük bir çiftlik işletiyorsan
timsahlar her zaman için bir tehlikedir. Pahalı bir tehlike.
En az haftada bir öldürüyorlar.
Bugün bir inek 1.200 dolar ediyor.
Yılda 20 ya da 30 kadar inek kaybedebilirsin.
Onları yok edemeyiz ama yakalayıp yerlerini değiştirebiliriz.
Bu da Matty'nin işi.
DANA YANAĞI OPERASYONU
Mutsuz bir mülk sahibi, sorun yaratan bir timsah.
Onu tehlikeden uzaklaştırmam gerek.
Ya daha uzak bir yere ya da Darwin'deki gibi bir barınağa.
Dana Yanağı'nı görmeye çalışıyorum.
Zorlu bir av olacağını hissediyorum.
Nehirle aralarında sekiz kilometrelik engebeli bir arazi var.
900 kiloluk tuzağı oraya götürmeleri gerek
ve yol mahvolmuş durumda.
Wilson önümde, onu izliyorum, yerde sadece iki tekerleği var.
Buradan geçmemiz imkânsız.
Onu buldum.
Koca bir oğlan.
Willow, duyuyor musun?
Anlaşıldı. Duyuyoruz.
Oldukça büyük bir hayvan ve bir inek bulduk.
Oraya gidip tuzağı kuracağız ve onu hemen çıkarmaya çalışacağız.
İnek kötü durumda. Havadan götürüp onu oradan alabiliriz.
Yem olarak kullanırız.
Evet, bu yol çok kötü .
Römorku bırakıp her şeyi havadan götürsek olmaz mı?
Evet, işe yarayabilir. Evet.
Helikopterle götürürken çok dikkatli olmak gerek.
İşler hızla kötüye gidebilir.
Hata lüksümüz yok.
Döndürmen gerek.
Tamam.
Tuzağı kurduğumuz yer o büyük timsahın
ineği kemirdiği yerden sadece 30 metre uzakta.
Diz boyu suda çalışmak çok hoş değil
ama işini yapman gerek.
Kendine doğru çevir.
Evet, işte böyle.
İneğin yanına gidip o kayışı boynuna geçirmeni istiyorum.
Onu kaldırıp biraz yemle birlikte tuzağın arkasına bırakacağım.
-Tamam. -Çok dikkatli ol.
Timsah tam şurada.
Bu çok ilginç olacak.
Timsahlarla çalışırken dikkatli olmak gerek.
Yanlış yerde olmamak gerek.
Şurada devasa izi görülebiliyor.
Kesinlikle küçük bir timsahtan söz etmiyoruz.
Devasa bir iz.
Timsah yakalamanın en korkunç yanı timsahın yerini tam olarak bilmememiz.
Suya atlamak istemiyorum.
En güvenli şekilde yapmak istiyorum.
Diz boyu veya bel hizasında sudayken bir metre yakınında olabilirler.
Nerede olduklarını her zaman bilemezsin.
Burada bakınıyorum.
Bir şeye çarparsam ilk onu çiğnediğinden emin olmalıyım.
Ayrıca oturabileceği derin delikler olmadığından emin oluyorum.
Bağlıyorum.
Matt geri geldiğinde onu havadan tuzağıma bırakabilir.
Kokuyu alıyor musun?
Berbat kokuyor!
Nerede olmak isterdin?
Pimi tak.
-Biraz aşağı. Oldu mu? -Evet.
Tuzak çok basit. Tetik ipi yemin etrafından dolaşıyor.
Güzel.
Timsah geldiğinde halatı koparacak kadar büyük olmalı.
Sonra tetikliyor, pimi çekiyor ve kapı yerine oturuyor.
Bu kameraları koyuyorum.
Yakaladığımız timsahla ilgili bilgi ediniyoruz.
Hadi gel Dana Yanağı. Seni yakalayacağız.
Dana Yanağı'nın bu tuzağa düşmesi saatler hatta günler alabilir.
Biz beklerken Kaia ve Banjo geldi.
Vahşi doğaya gidip biraz pratik yapacağız.
Çünkü Kuzey Bölgesi gibi zorlu ve ücra bir coğrafyada
bu her zaman gerekebilir.
-Kampa hazır mısın Banjo? -Evet!
Öyle mi? Hadi gidelim!
-Hazır mısın? -Seni bağlayayım.
Kemerini tak dostum.
-Önce güvenlik! -Evet!
Evet!
-Peki, hazır mısın? -Evet!
-Evet? Irmağa gitmek ister misin? -Evet.
Hadi yapalım. Büyük macera.
Evet!
Kaia'yla yedi yıl önce tanıştım.
Şehirdeki hayatı harikaydı.
Matt'le tanışmadan önce Londra'ya gidecektim.
No comments yet. Be the first to leave one.