The first 200 lines.
Bebekliği bırak. O kadar ağır değildi.
-Sen daha zor nefes alıyorsun. -Numara yapıyorum.
Daha iyi hisset diye.
Bırakıyorum.
-Bir şeyi unuttum. -Ne?
Hipertansiyonum için.
-Nedir o? -Amlodipin.
Artrit için ne içiyorsun?
-Ibuprofen. -Ben Fosamax içiyorum.
Ve hiçbir gelişme görmedim.
Bak, sana neyin büyük bir keşif olduğunu söyleyeyim. Diklofenak.
-Siyatiğin için. -Siyatiğim için. Şiddetle öneririm.
Şimdi, söyle bakalım.
Kolesterolün için ne içiyorsun?
-Crestor. -Sana söylemiştim! Lipitor iç!
Benimki tavan yapmıştı ama düştü.
Söylemiştim, hatırlamıyor musun?
-Hayır. -Tekrar ediyorum, Lipitor'u dene.
Veya yeni bir doktor bul.
Elin değmişken biraz da Exelon al.
-O ne için? -Hafızan için.
Hafızamdan şüphen mi var?
Sakın hafızamdan şüphe etme.
Pekâlâ, kızın ve torunun burada mı kalacak?
Teorik olarak evet.
Birlikte mi kalacaklar?
Ritz sayılmaz ama oda boş ve başka odam yok.
Damadının gitmesi daha uygun olmaz mıydı?
-Yani, sonuçta... -Sonuçta işleri batıran oydu.
Ve evi gazeteci kaynıyor.
Ne yaptığını öğrenmeleri için öyle de olmalı.
Kızlar burada biraz mahremiyete sahip olur, dedim.
Peki ya sen?
Ya senin huzurun?
Doğru. Ama kızlarımla olmak için bir şansım olacak.
Ya bu kızlar?
Yani, onları bir kenara atmak çok üzücü.
Bunlar tam bir klasik.
Kızlarımın bu kızları öğrenmesine izin veremem.
Hayır. Ne yapıyorsun? Birini alsana.
Adam ol. Büyü biraz.
Boşandığından beri hiç kaçamak yapmadın mı yani?
Maalesef o günler benim için geride kaldı.
-İyi misin? -Evet.
Nexium.
Midem için.
Pekâlâ dostum. Portre bekleyen bir ailem var.
Şu eski ek işin. Bayıldım.
Kesinlikle.
Kızlar gelince söyle.
-Ziyarete gelirim. -Tamam.
Görüşürüz.
Vergilerinizle tutulan hayat kadınları.
Kaliforniya Vali Yardımcısı
David Addison'ın basın toplantısına bağlanıyoruz.
Benden beklenenleri karşılayamadığım için çok üzgünüm
ve kabahatimin tüm sorumluluğunu üstlenmek zorundayım.
Bu yüzden vali yardımcılığından istifa ediyorum.
Artık tüm vaktimi ailemin güvenini
geri kazanmaya harcamak istiyorum.
Onlara yaşattığım üzüntü yüzünden
ne kadar kötü hissettiğimi ve beni affetme büyüklüğünü gösterdikleri için
ne kadar şanslı olduğumu kelimelerle ifade edemem.
Teşekkürler.
Kaç hayat kadınıyla yattınız?
Eşiniz telefonunuzda resimler mi buldu?
Genç kadınlara mesajınız ne?
Kaç yıl birlikte çalıştık? Sekiz yıl mı? On yıl mı?
On iki yıl.
Bildiğim her şeyi o öğretti.
Buraya gel.
Yazıları büyük bir kültürel referanstı.
Memnun oldum.
Ama sektör değişiyor Claude.
Çok platformlu okuyucu akışı sayesinde
tüketicilerimiz artık olanlarla hiç olmadıkları kadar ilgililer.
Kendi deyişleriyle bilinçliler.
Bu gazete ile arandaki özel ilişkiden
faydalanmak istemem
ama ailenin durumunu görmezden gelemem...
Kes şunu.
O konuya girme.
Tamam. Bak, ne diyeceğim.
Bunu lehine çevirmemize ne dersin?
Bizi damadının durumu hakkında bilgilendirirsen
o pis dedikoduculara bir dur diyebilirsin.
Kızın ve ailen yerine
damadına odaklanırız.
Şimdiden berbat bir fırtınanın ortasında kaldılar.
Adil davranılacağını ve ailevi konulardan
bahsedilmeyeceğini garanti edebilirim.
Bana güvenebilirsin.
Yolladığım makale ne oldu?
Pina Bausch hakkındaki mi?
Heiner Müller.
Heiner Mueller.
-Müller. Doğu Alman. -Evet.
Modernist oyun yazarı. Dünyaca ünlü.
Doğru. Mark?
Yolladığınız her şey gibi çok ilginçti.
Gazeteye koymak biraz zor
ama yeni dijital kültür ekimiz için mükemmel olabilir.
Ne saçmalıyor bu?
İnternet baskımız.
Yan haberleri yayımlamamızı sağlıyor.
-Uygulamamız bile var. -Bak.
Evet.
Bir saniye.
-Geri gider misin? -Evet, tabii.
Bu ilginizi çekti mi?
Aktris Lillian (Lily) Blanche alzaymırla yaşıyor
Henry Muller Avrupa kültüründe önemli bir figürdü.
Eminim ki onu dijital baskımızın kapağına koymanın
bir yolunu bulabiliriz.
Herkes üstüne düşeni yaparsa tabii.
-Tabii. -Tabii.
-Makaleyi bana gönder lütfen. -Tabii.
Tanrım!
LILLIAN BLANCHE'ın Hollywood'dan Broadway'e dönüşü
iki Tony adaylığıyla taçlandı
Seni gerçekten sevdim.
Hâlâ seviyorum.
Ayrıca hafif egzersiz ekipmanlarının olduğu
bir rekreasyon odamız var. Üstelik aktivitelerimiz...
Yemek odamızda üç öğün dengeli ve leziz yemekler çıkar.
Her şey burada yapılır.
Bu taraftan gelin, sizi bahçeye çıkarayım.
Elbette burası ayakta tedavi gören hastalarımız için.
Tesisin geri kalanından ayrı.
Çok güzel.
Çok samimi ve güvenli olduğunu göreceksiniz.
Bu bahçeye bayıldım.
Bayan Blanche... Bu taraftan.
Efendim? İyi misiniz?
İyi misiniz? Kayıp mı oldunuz?
Hayır.
Sizi odanıza götüreyim mi?
Hayır, odamı bulabilirim.
Çok üzgünüm. Burada yeniyim, hâlâ kimseyi tanımıyorum.
Uğraşıyorum.
Ben de yeniyim.
Ben Zephyr.
Buralardayım. Bir şey gerekirse söyleyin.
Tamam. Görüşürüz.
Sen aklını mı kaçırdın?
Yakalanacaksın! Önce kendini öldürmezsen tabii.
O tesisler çok bunaltıcı olabilir.
Çok güzel bir yer.
Ve onun yanında olmaktan
daha çok istediğim hiçbir şey yok.
Bana ihtiyacı var.
Tanrı aşkına, seni hatırlamayabilir.
Kadın alzaymır. Hafızası yok.
Gerçekten mi? Beni hatırlayacak. Güven bana.
Niye bu kadar eminsin?
Çünkü onunla paylaştıklarımız ve yaşadıklarımız
asla unutulamaz.
Evet.
Evet.
Ronda'da bir kız vardı.
Tatillerde ailece gittiğimiz,
İspanya'nın güneyinde bir yer.
Çıtı pıtıydı. Biraz şaşıydı.
Ama güzel bir gülüşü
ve bulaşıcı bir kahkahası vardı.
İnanılmazdı.
Ama elbette ABD'ye dönmek zorundaydım.
Ama yazışacağımıza söz verdik
ve bir süre yazıştık da fakat...
İrtibatımız kesildi.
Onu hiç öpmedim.
Yani beni anlıyor musun?
Biraz.
Bu kadın şu an...
...yalnız mı?
Kocasına ne olmuş?
Ölmüş.
Bu gezegende kendi isteğiyle
huzurevine yatan ilk kişi olacaksın.
-Evet? -Selam baba.
Daha erken aramadığım için üzgünüm ama onca yeni iddia
ve Tania'yla her şeyi konuşmak zor oldu.
-O nasıl? -Çok kızgın.
Ya sen? Bana kızgınsın, biliyorum.
Kaç kere söylemeliyim, bilmiyorum.
Çok büyük bir hata yapıyorsun.
O pislik sana ne tür sözler verdi
ya da nasıl yaptı, bilmiyorum
ama o, adi herifin teki, cahi l
ve yaptığının tutar tarafı yok,
kısa zamanda bunu öğreneceksin küçük hanım.
Evet ama bana hep şansımı denememi söylerdin.
Ben de öyle yapacağım.
Sen ve Tania
evinizdeki saçmalıklardan usanırsanız
üst kattaki boş odamda sizi bekleyen iki yatak var.
Sağ ol baba. Gerekmeyecek.
Sorun değil çünkü aradın.
Bugün olan en güzel şey bu.
Ama ben de bir şey söyleyeceğim.
No comments yet. Be the first to leave one.