The first 200 lines.
Çeviri: Sacrer & Begüm Özdemir İyi seyirler dileriz.
Tanık olduğumuz onca şeyden sonra...
...bizi şaşırtan pek bir şey kalmadı.
Gel gelelim bu olay...
...yakamı hiç bırakmadı.
AMITYVILLE, NEW YORK
Biz gelmeden iki ay evvel...
...Lutz ailesi gecenin bir yarısı evlerinden kaçmıştı.
Evlerinin perili olduğunu söylemişler.
Kilise yardım için bizi aradı.
Lutzlar'ın söylediği olayı...
...onaylayacak mıyız bilmek istediler.
Peki. Hazır mıyız?
Başlayalım o zaman.
Sessiz olup gözlerinizi kapatın.
Parlak bir beyaz ışığın içinde düşünün kendinizi.
Sizi koruyacaktır.
Lutz ailesi taşınmadan bir sene önce...
...Ronnie DeFeo isimli genç bir adam...
...bu evde tüm ailesini vahşice katletti.
Öğrenmeye çalıştığımız şey cinayetlerin sebebi öfke miydi...
...yoksa Ronnie DeFeo mahkemede verdiği ifadedeki gibi...
...kötü bir ruhun etkisi altında mıydı.
Ne yaptın sen? Ne yaptın?
Vur.
Tatlım, iyi misin? Ne görüyorsun?
Lorraine? Lorraine, neler oluyor?
- Görmek zorundayım. - Geçti.
Bitti, geri dön artık.
Ne oluyor?
Bana göstermek istiyor.
Lorraine! Lorraine!
Birtanem, birtanem?
Birtanem?
Geçti.
Her şey yolunda.
Cehenneme istemeyeceğim kadar çok yaklaştım.
Ed ve Lorraine Warren'ın Amityville davası üzerine...
...olan araştırması medyanın ilgisini çekti...
...ve bunu halkın gözleri önüne serdiler.
O esnada, pek çoklarının Amityville ile karşılaştığı bir dadanma vakası...
...binlerce kilometre ötede yaşandı. Einfield, İngiltere'de.
Bu olay Warrenlar'ın en haşin davalarından biri oldu.
Gerçek bir hikâyeden uyarlanmıştır.
KORKU SEANSI 2
Kit'le birlikte arkadaşı Micheal'la gizlice kaçacağız.
Seninle tanışmak istiyor.
Hayatta olmaz. Eğer annem öğrenirse hapı yutarım.
Yakalanma sen de o zaman.
Tutsana. Sana yaptığımız ruh çağırma tahtasını vereyim.
Galiba Kit'in beni Fransız öpücüğüyle öpmesine izin vereceğim.
Ne? Hayatta olmaz!
Siz ikiniz ne yapıyorsunuz?
Janet, ver şunu!
İkiniz de içeri. Naş naş!
Ma-Ma-Ma-Margaret.
Margaret! Johnny!
Janet! Billy!
Selam. Günün nasıl geçti?
Pek iyi sayılmaz.
Niye? Ne oldu?
Uzun hikâye. Sonra anlatırım.
Öyle olsun.
Nasılsın B-B-B-Billy?
Kes sesini Peter!
- Lezboş. - Ne oldu? Anneni mi anlatıyorsun?
- Teşekkürler Camilla. - Lafı bile olmaz.
Malın teki. Boş ver gitsin.
T- T-Tamam.
HODGSON AİLESİNİN EVİ ENFIELD, İNGİLTERE - 1977
Bu ay kirayı ödeyemeyeceğim.
Aramak durumundasınız.
Konuştum. Beni size yönlendirdiler.
Sakinim ben!
Anlamıyorum, neden yardım edemiyorsunuz?
Hayır. Üç aydır kiranın tek bir kuruşunu bile ödemedi.
Biz geldik!
- Ne güzel. - Merhaba anne.
Teşekkürler ve iyi öğlenler.
Janet, her şey yeterince kötü değilmiş gibi telefon geliyor.
- Müdiren sigara içtiğini söyledi. - İçmedim. Yeminle içmedim.
Kurabiye var mı?
Anlamıyor musun? Bayan Mor'la telefonda görüştüm.
Yüzüme baka baka nasıl yalan söylersin?
- Yalan söylemiyorum. - Bal gibi de söylüyor.
Bütün okulun dilinde. Camilla ile sigara içiyordu.
Kes sesini. Yalancının önde gidenisin Johnny!
Anne, d-dedin ki...
Hayır Billy, koduğumun kurabiyelerini almadım.
Çünkü meteliğimiz yok!
Annem geliyor. Oynamayı bırak da dişlerini fırçala.
Tamam ya.
Bütün şehir yerle bir oluyor gibi.
- Bak ne buldum. - Kurabiye!
Paramız yok demiştin ama.
Nasılsa sigara içmeyi bırakaktım.
- Margaret? - Ne?
Yarın için okul üniformanı hazırladın mı?
Evet anne, hazırlıyorum.
- Johnny, dişlerini fırçaladın mı? - Fırçalıyorum.
- Hadi Billy, uyku vakti. - Geliyorum anne.
- Geliyorum. - Çabuk ol.
- Nereden çıktı bu? - Camilla'yla okulda yaptık.
- Hiç doğru gelmiyor. - Çalışıyor, yeminle.
Sürüyle şey sorduk. Gel de göstereyim.
Peki. Ne sorayım?
- Ne bileyim. İstediğini sor. - Tamam.
Kardeşimle öğrenmek istiyoruz.
Bu odada bizimle konuşmak isteyen bir ruh var mı?
Babam eve dönecek mi?
Sorumu cevaplayabilecek bir ruh var mı?
Dert etme. Aptalca bir oyun. Gerçek değil.
- Kapıya niye vuruyorsun? - Vurmuyorum.
Çatlağın tekisin.
Sigara içmediğini söyledi.
Ona bu kadar eziyet etme Pegg.
Tanrı biliyor, sen de okulda sigara paylaştın değil mi?
Hem de nasıl. Canımı sıkan yaptığı şey değil.
Artık beni hiç dinlemiyor Peggs.
Kısa süreli bir dönem.
Onu cezalandırabilirim ama sonra suçluluk duyarım.
Çünkü onun suçu olmadığını biliyorum.
Babasını çok seviyor.
Evi terk ettiğinde çok ağır karşıladı. Zavallım benim.
Ama peşini de bırakamam yani değil mi?
Sormaktan çekiniyorum ama Richard'a anlattın mı?
Görsem anlatırdım.
İbne.
Artık iki işi birden yürütüyorum. Yarı anneyim...
...yarı berbat Peggy'yim.
Bu doğru değil Peggy. Kendine fazla yükleniyorsun.
Lanet makine!
Hakiki hayalet avcıları Ed ile Lorraine Warren'a dönüyoruz.
Amityville evindeki deneyimleri hakkında konuşuyoruz.
Sıradaki konuğum Dr. Steven Kaplan'a soracağım.
Warrenlar'ın Amityville evindeki hayalet soruşturmalarını...
...saçmalık olarak nitelendiriyor. Neden öyle?
Amityville'ın oyundan ibaret olduğu kanıtlandı.
Ama bu asla ispatlanmadı.
Evet, ispatlandı.
Lutz ailesi şöhretten yararlanabilmek için her şeyi uydurdu.
Bu doğru değil!
Bakın, buna çok sık tanık oluyoruz.
Dışarıdan bakıp da hikâyeleri hakkında atıp tutmak çok kolay...
...ama yanlarında olup da olaylara bizzat tanık olduğunuzda durum değişiyor.
Küflü peynirden yapılmadığını anlamak için Ay'a gitmeme gerek yok.
Ed Warren, bütün evlerin perili olduğunu düşünüyor.
Karısı duman üfleyip çan çalmayı bıraktığında herkes hayaletlere inanıyor.
Ne doktorusunuz siz?
Hadi ama Warren, seviyemizi aşağılara indirmeyelim.
Birisi karım hakkında yalanlar söylediğinde seviye meviye tanımam ben.
- Kime yalancı dediğine dikkat et. - Ne yapacaksın?
Bu programlara halkı bilinçlendirmek için çıkıyoruz.
Gel gör ki ne zaman ağzımı açsam...
...bu aşağılık amc... - Ed.
Akademisyenler.
Gelip yaptığımız her şeyi yok saymaya çalışıyor.
- Biraz sakin olsan. - Evet, evet.
10'a kadar sayacağım. 10'a kadar sayıyorum.
Şimdi Billy, konuşmaya hazır mısın?
Çarpık Adam
Bir zamanlar çarpık bir adam varmış Yürürmüş yollarda çarpık çarpık
Bulmuş çarpık bir peni
Önemli değil. Tekrar deneyelim. Hazır mısın?
Bulmuş çarpık bir peni Çarpık merdivenin üstünde
Almış çarpık bir fare yakalayan Çarpık bir kedi
Yaşamışlar mutlu mesut Çarpık evlerinde
- Aferin sana. - Çok iyi gidiyorsun.
- Al bakalım kurabiye. - Kurabiye!
Hadi bakalım. Yatağınıza.
- İyi geceler anne. - İyi uykular.
Çok fazla yeme yoksa gecenin bir yarısı susarsın.
- Ye-mem. - Söz mü?
- İyi geceler çocuklar. - İyi geceler anne.
Hayır.
İmdat.
Kes şunu.
- Janet? - Lütfen.
Janet, Janet, uyan, kâbus görüyorsun.
Burası benim evim!
Hayır değil. Defol.
Kimsin? Ne yapıyorsun?
- Billy'le oyun oynuyorum. - Billy'yi rahat bırak.
- Janet, kiminle konuşuyorsun? - Git buradan.
- Davetsiz gelen sensin. - Janet, uyan.
Durmazsan anneme söylerim.
- Onun boynunu kırarım. - Hayır.
Lütfen yapma.
- Billy'le birlikte geberir. - Hayır.
Hayır.
Janet?
- Hayır. - Janet, her şey yolunda.
Her şey yolunda, tamam.
Uyumana dön.
Billy'den uzak dur! Bizi rahat bırak, duydun mu?
Janet, ne yapıyorsun? Burada kimse yok.
Burası benim evim.
Anne! Anne! Anne!
Billy, ne oldu?
- Çadırımda biri var. - Ne?
No comments yet. Be the first to leave one.