The first 200 lines.
Eski bir fıkra vardır. İki yaşlı kadın Catskill'de bir dağ otelindedirler.
Biri, "Buranın yemekleri çok kötü" der.
Diğeri de, "Biliyorum, ayrıca porsiyonları da küçük. " der.
Ben de hayat hakkında böyle düşünüyorum.
Yalnızlık, sefalet, çile ve mutsuzluk dolu. Ve de çok çabuk geçiyor.
Benim için diğer önemli fıkra ise, genellikle Groucho Marx'a atfedilen...
...Freud'un "Zeka ve Bilinçsizlikle Olan İlişkisi" kitabında görülen fıkradır.
Şöyle devam eder, değişik şekilde anlatıyorum...
Benim gibi birini üye yapacak bir kulübe ait olmayı, asla istemem.
Kadınlarla olan ilişkilerim açısından, hayatımdaki önemli bir fıkradır.
Son zamanlarda aklımdan çok garip şeyler geçiyor, çünkü...
...40 yaşıma bastım ve galiba bunalıma giriyorum.
Yaşlanmaktan endişelenmiyorum. O karakterde biri değilim.
Ama saçım seyreliyor. Başıma gelebilecek en kötü şey.
Sanırım yaşlandıkça daha iyi hissedeceğim. Kır saçlı ve mükemmel...
...olmanın aksine, seyrek saçlı ve erkeksi bir tip olacağım.
Bu ikisinden biri olmazsam... Salyalar akıtan ve alışveriş...
...çantasıyla bir kafeteryaya girip, sosyalizm nutukları atan şu...
...adamlardan biri olmazsam.
Annie ve ben ayrıldık, ama aklım hâlâ onda.
İlişkimizin parçalarını gözden geçiriyorum...
...hayatımı inceliyor ve hatanın nereden kaynaklandığını...
...bulmaya çalışıyorum. Bir yıl önce birbirimize aşıktık.
Komik. Huysuz biri değilimdir. Can sıkıcı biri değilimdir.
Oldukça mutlu bir çocuktum.
İkinci Dünya Savaşı sırasında Brooklyn'de büyüdüm.
Depresyona girdi. Aniden bir şey yapamamaya başladı.
Neden depresyondasın Alvy? - Dr. Flicker'e söylesene.
Okuduğu bir şey yüzünden. - Okuduğu bir şey yüzünden demek?
Evren genişliyor. - Evren genişliyor mu?
Evren her şeydir ve eğer genişliyorsa, bir gün parçalanır ve her şey biter.
Bu seni neden ilgilendiriyor? Ev ödevlerini yapmıyor!
Ne önemi var ki? - Bunun evrenle ne ilgisi var?
Sen Brooklyn'desin. Brooklyn genişlemiyor!
Milyarlarca yıl boyunca da genişlemeyecek.
Buradayken eğlenmeye çalışmalıyız. Değil mi?
Analistim, çocukluk anılarımı abarttığımı söylüyor ama...
...Brooklyn'in Coney Island bölgesindeki hız treninin altında büyüdüm ben.
Bu belki, biraz heyecanlı olan kişiliğimin nedenini açıklar.
Hiperaktif bir hayal gücüm var. Zihnim hoplayıp zıplamaya meyilli.
Düşle gerçek arasında bir yerde bocalıyorum.
Babam çarpışan araba işletirdi. İşte o ve işte ben.
Saldırganlığımı bu arabalarla atardım.
Okuduğum devlet okulundaki çalışanları hatırlıyorum.
Biz özdeyişimiz vardı, "Beceremeyenler öğretir ve öğretemeyenler...
...beden eğitimi dersi verir."
Ve hiçbir şey yapamayanlar, bizim okulda görevliydi.
Okul arkadaşlarımın geri zekâlı olduğunu düşünürdüm.
Melvyn Greenglass ve küçük tombul suratı.
Henrietta Farrell, daima Bayan Mükemmel.
Ve Ivan Ackerman, daima yanlış cevap verirdi. Daima!
Yedi, üç daha dokuz eder.
O zamanlar bile aptal olduklarını bilirdim.
1942 yılında kadınları çoktan keşfetmiştim.
Beni öptü!
Bu ay ikinci oldu! Buraya gel! - Ne yaptım?
Buraya gel! - Ne yaptım?
Kendinden utanmalısın.
Neden? Sadece sağlıklı, cinsel bir merakı ifade ediyordum.
Altı yaşındaki erkekler, kızları düşünmez.
Ben düşündüm. - Tanrı aşkına Alvy...
...Freud bile ergenlik çağından bahseder!
Ben ergenlik çağı yaşamadım. Elimde değil.
Neden Donald'a daha fazla benzemedin ki? O, örnek bir çocuk.
Bugün nerede olduğunu söylesene Donald.
Kârlı bir giysi firması işletiyorum.
Bazen, arkadaşlarımın bugün ne iş yaptıklarını merak ediyorum.
Ben, Pinkus Tesisat Şirketi'nin başkanıyım.
Ben dua şalı satıyorum. - Ben eroin müptelasıydım...
...ama artık metadon müptelasıyım.
Ben deri işindeyim.
Okul arkadaşlarımın izini kaybettim ama, bir komedyen oldum.
Beni askere almadılar. 4P sendromum vardı.
Savaşta bile rehine sayılırım.
İnsanlarda daima, en kötü şeyi görürsünüz.
Okuldaki hiç kimseyle asla anlaşamıyorsun.
Dünyayla uyum içinde değilsin. Meşhur bile olsan...
...yine de dünyadan şüphe ediyorsun.
Net olarak duydum. Sessizce "Yahudi" diye mırıldandı.
Delisin sen. - Değilim. Tenis kortundan çıkıyorduk...
...O, ben ve karısı oradaydık. İkisi birden bana baktılar ve sessizce...
..."Yahudi" diye mırıldandı. - Tam bir paranoyaksın.
Ne paranoyağı? O tür bir lafı hemen duyarım.
NBC'den biriyle yemek yiyordum, "Yemeğin bitti mi?" diye sordum.
Tom Christie, "Hayır. Yahudi mi?" Dedi. "Yemek mi?" değil.
"Yahudi mi?" dedi ama "Yedin mi?" Demedi. Anladın mı?
Max... - Bana Max demeyi kes.
Neden? Sana yakışıyor. Max, her şeyde komplo görüyorsun.
Hayır, görmüyorum. Bir müzik mağazasına gittim. Şunu dinle...
Uzun boylu, sarışın, asker traşlı bir çocuk vardı...
...ve bana dalgacı bir ifadeyle bakıyordu.
"Evet, bu hafta Wagner satışımız var. " dedi.
Wagner, Max. Ne söylemeye çalıştığının farkındayım. Çok önemli, Wagner.
Doğru Max. California, Max.
Bu çılgın şehirden git. - Boşver.
Güzel Los Angeles'a taşınırız. Bütün eğlence sektörü orada.
Sen anlatmaya devam et, ama ben tek kültürel üstünlüğü kırmızı ışıkta...
...sağa dönebileceğin yer olan bir şehirde yaşamam.
Pekâlâ, unut gitsin. Annie ile buluşmaya geç kalmadın mı?
Beekman'ın önünde buluşacağız. Bir kaç dakikam daha var.
Televizyona çıkıyor musunuz? - Hayır.
Evet, bazen.
Adınız nedir? - Bilmezsin. Önemli değil.
Johnny Carson'un programına çıkıyorsunuz, değil mi?
Arada bir. - Adınız nedir?
Robert Redford. - Haydi ama!
Alvy Singer. Her şey için çok teşekkür ederim.
Bu Alvy Singer!
Televizyona çıkıyor. Alvy Singer, değil mi? Doğru mu?
Biraz müsaade et. - Bu adam televizyona çıkıyor.
Büyük polo sopasına ihtiyacım var. - Kim televizyona çıkıyor?
Bu adam, Johnny Carson Show'a. - Arabacı toplantısı mı bu?
Ne programı? - İmzanızı alabilir miyim?
İmzamı istemezsin. - İsterim! Kız arkadaşım için.
"Ralph'a" yazın.
Kız arkadaşının adı Ralph mı? - Erkek kardeşim için.
Alvy Singer burada! - Siz Alvy Singer mısnz?
Tamam çocuklar. - Alvy Singer burada!
Tamam. Bu kadar yeter.
Nerede kaldın? Panama Kanalı'ndan mı geldin?
Moralim bozuk. - "Baba" nın oyuncularıylaydım.
Bununla başa çıkmayı öğren.
Cheech adındaki iki adamla uğraşıyorum.
Lütfen, başım ağrıyor.
Keyfin yok. Adet dönemine giriyor olmalısın.
Adet dönemine girdiğim yok! Tanrım! Ne zaman farklı bir şey olsa...
...adet gördüğümü sanıyorsun.
Biraz daha bağır, şuradakiler duymadı. Film başladı mı?
İki dakika önce. - Pekala. Boşver. İçeri giremem.
İki dakika. - Boşver. Çoktan kaçırmışız.
Filmin ortasında içeri giremem. - Ortası mı?
Sadece jeneriği kaçırdık. O da İsveççe zaten.
İki saat boyunca kahve mi içmek istiyorsun?
İki saat mi? Hayır. Ben giriyorum. - Durma. Güle güle.
Burada konuşacağımıza içeriye girebilirdik.
Herkesin önünde tatışmasak? Utandım.
Peki. Ne yapmak istersin? - Bilmem. Başka filme gidelim mi?
The Sorrow and the Pity'e gidelim. - Onu izledik.
Nazilerle ilgili dört saatlik bir belgesel seyredemem.
Özür dilerim. Bir filmi başından sonuna kadar izlemem lazım.
Çünkü götün tekiyim. - Tam da senden beklenecek bir laf.
Salı günü Fellini'nin filmini izledik. Lyi bir film değildi.
Yapısal bütünlükten yoksundu. Ne anlatmak istediğinden emin...
...değilmiş gibi hissediyorsun. Onun aslında teknik bir yapımcı...
...olduğunu düşünmüşümdür.
"Granted La Strada" harika bir filmdi.
Negatif betimlemeleri her şeyden fazla kullanması harika.
Felç geçireceğim. - Dinleme onu.
Düşüncelerini kulağıma haykırıyor.
"Juliet of the Spirits" ya da "Satyricon" o kadar güzeldi ki.
İnanılmaz hoşgörülü buldum. O en hoşgörülü yapımcılardan biri.
Buradaki anahtar kelime "hoşgörü".
Neden keyifsizsin? - Terapimi kaçırdım. Uyuyakalmışım.
Nasıl uyuyakalırsın? - Çalar saat yüzünden.
Bana, düşmanca bir tavır gibi geldi.
Biliyorum. Cinsel sorunlarımız yüzünden, değil mi?
Buradaki herkes cinsel ilişki sıklığımızı bilmek zorunda mı?
Samuel Beckett'e benziyor. Tekniğini kabul ediyorum...
...ama beni hiç etkilemiyor.
Midesine yumruk atmak istiyorum. - Kes artık Alvy.
Konuşurken enseme tükürüyor.
Ayrıca biliyor musun? O kadar benmerkezcisin ki terapimi...
...kaçırsam bile, bunun seni etkilediğini düşünüyorsun.
Muhtemelen ilk randevuları. New York Kitap İncelemeleri...
...İlanları'ndan tanışmış olabilirler.
"Mozart, James Joyce ve oğlancılıkla ilgilenen, otuzlarındaki...
...akademisyenlerin kadınlarla tanışma istekleri."
Ne demek "cinsel sorunlarımız"? Brooklyn'de yetişmiş bir erkeğe...
...göre normalim ben. - Ozür dilerim.
Benim cinsel sorunum. Tamam mı? Benim sorunum!
Hiç okumadım. Henry James'in "Turn of the Screw" inin devamı mı?
Bu, televizyonun etkisi. Marshall McLuhan, yüksek şiddetle...
...ilgili olarak bununla ilgilenir. Anlıyor musun? Sıcak bir ortam.
İçinde at boku olan büyük bir çorapla vursam mı ki?
Böyle bir adamla aynı sırada olsanız siz ne yaparsınız?
Neden fikrimi söyleyemiyorum? Burası özgür bir ülke!
Söyleyebilir. Bu kadar yüksek sesle söylemek zorunda mısın?
Bu kadar iddialı olduğun için utanmıyor musun? Komik olan...
...Marshall McLuhan hakkında hiçbir şey bilmemen.
Columbia'da "TV, Medya ve Kültür" dersleri veriyorum.
Bay McLuhan hakkındaki görüşlerim oldukça geçerlidir.
Sahi mi? Komik, çünkü Bay McLuhan benimle birlikte geldi.
İzninizle... Buraya gelin. Ona söyleyin.
Sizi duydum. Çalışmalarım hakkında bir şey bilmiyorsunuz.
Benim uydurduklarımın yanlış olduğunu ima ettiniz.
Bu kadar inanılmaz bir şeyi nasıl okutuyorsunuz siz?
Eğer hayat sadece böyle olsaydı.
14 Haziran 1940. Alman ordusu, Paris'i işgal eder.
Ülkedeki insanlar yiyecek bulamaz.
Fransız direnişindeki adamlar gerçekten çok cesurmuş.
Maurice Chevalier şarkısını dinlemek kolay değil.
Biliyorum. Bazen kendime işkenceye nasıl dayanabildiğimi soruyorum.
Sen mi? Şaka mı yapıyorsun? Gestapo, banka kartını alsa bile...
...onlara her şeyi anlatırdın.
O film kend imi suçlu hissettirdi bana. - Oyle olması gerek.
Alvy, ben... - Ne oldu?
Sorun nedir? Bu hiç normal değil. Aynı yatakta yatıyoruz.
Uzun zaman oldu! - Ben sadece...
Yarın gece şarkı söyleyeceğim. Sesimi dinlendirmeliyim.
Hep aynı mazeret. Eskiden çok seksi olduğumu düşünürdün.
No comments yet. Be the first to leave one.