The first 200 lines.
KING THE LAND
KING OTEL
ÖZ GEÇMİŞ
Bu siz misiniz?
Biraz kilo aldım.
Yüksek maaş istemiyorum.
Umarım bütün gün ayakta dikilmem. Düztabanım.
-Pardon… -Nerede yiyoruz?
İletişim, otel görevlileri için çok önemlidir.
-İletişim… -Merak etmeyin.
Korecem acayip akıcıdır.
Siyaset bilimi ve uluslararası ilişkiler mezunuyum.
Konuşmaları konuklara uygun
seviyede yapacağım…
Utandım. Lütfen bana bakmayın.
Affedersiniz…
2015 KING OTEL STAJ MÜLAKATI
511 numara, lütfen girin.
511 numaraya ne olmuş?
En az lisans diploması istemiyor muyuz?
Özür dilerim.
Öz geçmiş tarama sürecinde bir hata olmuş olmalı.
Merhaba, ben 511 numaralı aday,
Cheon Sa-rang.
2015 KING OTEL STAJ MÜLAKATI
Hobiniz piyano çalmak.
Bizim için çalar mısınız?
-Şimdi mi? -Evet, şimdi.
Ama burada piyano yok.
Evet, değil mi?
MÜLAKATÇI
MÜLAKATÇI
Hobiniz piyano çalmak
ama "Chopsticks"i çaldınız.
Bu hobim, uzmanlık alanım değil.
O kadar iyi değilim ama çalmayı seviyorum.
Gülümser misiniz?
Hey.
Bunu gerçekten yaptın mı?
Evet. Başka ne yapabilirdim?
Ama yine de orası King Otel.
En azından Beethoven'dan bir şey çalmalıydın.
Harika.
Geçtin.
Teşekkürler hanımefendi. Çok çalışacağım.
Beethoven ya da Mozart. Hiçbiri önemli değil.
Bir aylık stajyerlik için bile lisans diploması istiyorlar.
O zaman neden mülakata girdin?
Öylesine.
Kore'nin en iyi otelinin mülakatını merak ettim.
Merakını giderdiysen gümrüksüz satış mağazasında bana katıl.
Onu dinleme. Benimle hosteslik yap.
Hayır, otelde çalışacağım.
Hadi ama. Neden?
Otelleri seviyorum.
Benden daha mı çok?
Sen gece kulüplerini benden daha çok seviyorsun.
Ne kadar üzücü.
Bunu nasıl söylersin?
Yapacak bir şey yok.
Kulübe gidelim.
Şimdi mi?
Nereye gidelim?
-Gidelim! -Neden bahsediyorsun?
Affedersiniz.
Bir süredir sizi izliyorum.
Bizimle içer miydiniz?
Kusura bakmayın.
Önemli bir şey konuşuyorduk.
Bana numaranızı verebilirsiniz.
Hey.
İşte oldu.
Sizi ararım.
Hey, neden bir yabancıya numaranı veriyorsun?
Ne demek "yabancı"? Artık tanışıyoruz.
"Bir şeyler hissettiğinde birileriyle çık, sonradan
pişman olma" dememiş miydim?
Aşk öyle sırayla olmaz.
Bu zihniyetle
kiminle evleneceğini çok merak ediyorum.
Delirdin mi?
Hayatımın geri kalanını neden tek bir insanla geçireyim?
Düşüncesi bile korkutucu. Gidelim.
Gidelim.
Kalsın. Çok yoruldum.
-Kulübe bu yüzden gidilir. -Yani…
Uçağından yeni indin. Biraz dinlenmelisin.
Hiç uyumamak birkaç saat uyumaktan iyidir.
Tut onu.
-Bugün havamda değilim. -Tanrım.
Şimdiden havaya girdim.
Kim bu?
Alo?
Evet, ben 511 numara Cheon Sa-rang.
Efendim?
Gerçekten mi?
Öyle mi?
Ama neden?
Hayır, öyle demek istemedim.
Tamam, teşekkürler.
Ne var? Ne oldu?
Sorun ne?
Geçtim.
King Otel'den iş teklifi aldım!
Tebrikler, Sa-rang!
-Alo? -Yanlış yere indiniz.
-Efendim? -Yandaki binadayız. Yanlış yere indiniz.
Bu tarafa!
Bu tarafa!
Bu tarafa!
Bu tarafa!
BÖLÜM 1
Bir stajyerin en önemli özelliği
işinde ne kadar iyi olduğu değildir.
Sağduyulu olmasıdır.
Ne kadar çevik olsan da ne kadar çok çalışsan da
insanlar seni düşüncesiz bulursa işin biter.
Son.
İlk iş gününde geç gelmek
ve "Yandaki bina sanmıştım" demek gibi.
Ne saçma bir bahane bu?
Sen ne…
Ayakkabılarını nereden aldın?
Milano'dan aldım.
Milano mu?
Milano'dan üç parçalı takım ve ayakkabı.
Seni soylu sanabilirler.
-Siz de gülün. -Evet efendim.
Düşünceli görülmek istiyorsanız şimdi gülün.
Pekâlâ. Şu andan itibaren düşünceli olmak nedir size…
Bu sahte, değil mi?
Hayır.
Otantik mi?
Şuna bak. Tanrım. Bekle.
Kıyafetin ne kadar?
Chaebol müsün?
Şey…
-Hayır. -Gördün mü? Biliyordum.
Şuna bak.
Öyleymiş gibi davranıyor.
Kendi kendini yok etme yolundasın.
Düşüncesizlik diye buna denir.
Benim sorumluluğumdayken
hiçbir şey yapmayın ve sadece emirlerime uyun.
-Peki. -Yüksek sesle. Anladınız mı?
-Evet efendim! -Evet efendim!
SATIŞ DESTEK EKİBİ STAJYER GU WON
Bu ilk stajyerliğin olmalı.
Yarın geç kalma.
Geç kalmadım.
İşe tam vaktinde geliyorsan geç kalmışsındır.
İşe en az 30 dakika erken gel. Anladın mı?
Ama neden senli benli konuşuyorsun?
Çünkü biz iş arkadaşıyız.
Bu düşmanca dünyayı birlikte aşmalıyız.
Öylece oturma. Bacağını indir ve bir şey yap.
Ne yapayım? Yapacak bir şey yok.
Yine de bir şey yapıyormuş gibi davranmalısın.
İşte. Sana hesap makinesi vereceğim, birkaç tuşa bas.
Bacağını indir, dedim.
Ve onu duydun, değil mi?
Pahalı takımlar giyme ve saat takma.
Benimki gibi eski bir şey giy.
Mecbur muyum? Neden?
Üstlerinden daha pahalı bir şey giymek isyandır.
Paranla işten çıkınca hava at.
Hava falan atmadım.
Tanrım. Hiçbir fikrin yok.
Duyan da bu işe tepeden inme girdiğini sanır.
Haklısın.
Buraya paraşütle geldim.
Ne?
Jeju Adası'ndan aceleyle geldim.
Bir sorun mu var?
Beni delirtiyorsun.
İyi dinle.
Bu benim beşinci stajım.
Böyle davranırsan
tam zamanlıyı bırak, sözleşmeli bile olamazsın. Kendine gel.
-Stajyerler! -Evet. No Sang-sik geliyor.
-Stajyerler. -Evet, No Sang-sik burada.
Neden yalnız geldin?
-Bir stajyer mi aldık? -Hayır.
Sadece beni çağırıyorsunuz sandım.
Nereye gidiyorsun? Onu çağır.
-Evet. -Ne yapıyorsun?
Ne? Ne yapıyor?
Çalışırken oturması gerekiyormuş.
Tanrım. Ayağa kalktı.
Ne kadar rahat, baksana.
Ne kadar havalı. Seni başkan sandım.
Çünkü bu onun ilk stajı.
Ona yardım edeceğim.
-Evet, bana da yardım et. -Evet efendim.
-Genel işlere. -Peki.
Ve hepsinden üçer kopya çıkar.
Elini cebinden çıkar.
Kopyasını çıkar. Peki efendim. İşte.
Hadi. Git.
FOTOKOPİ MAKİNESİ NASIL KULLANILIR
No comments yet. Be the first to leave one.