The first 200 lines.
Edinburgh Dükü Ödülü.
1956'da genç suçluları şehirden çıkarıp
kırlara götürmek için tasarlanmış bir açık hava macera yarışması.
FAZİLETLİ EĞLENCE!
Yarışma Kraliçe'nin eşi Edinburgh Dükü tarafından başlatıldı.
Odağında açık havada dört gün kamp yapmak var.
Şehir hayatının tehlikelerinden, meşgalelerinden uzakta.
Ekip çalışması
yiyecek toplama ve oryantiring gibi görevleri tamamlayarak
lamine bir sertifikanın sahibi olmakla kalmayıp
gelecek vadeden bir genç olmanın gururunu da yaşayacaksınız.
Epey zor olacak.
Bir başınıza dört gün.
Telefon yok. Sadece zekanız ve doğa var.
Ben Bay Carlyle, yeni yedek açık hava eğitmeniniz.
Bu yıl ödülden ben sorumluyum.
İnanın, bu deneyim hayatınızı değiştirecek.
ÖLÜM
Müdürünüzün üçünüzü gönüllü yazmasına çok sevindim.
Peki. Çantalarınızı alın.
EFSANE DJ PANCARİTİM ÇÜK RAP
JUMBO JET UÇAK BÜYÜK DİNOZOR?
MÜDÜRÜN OFİSİ
İSKOÇYA DAĞLARI ŞEHİR
Tanrım.
Havayı koklayın.
Tezek kokuyor.
"Hoş geldiniz. Kendinizi..." DJ Pancaritim'in müziğine bırakın.
Gençler, DJ Pancaritim'in tanıtım kampanyası iyi gidiyor.
Taban örgütlenmesi bu. Keşfedilmemiş bir alan.
- Öyle değil mi millet? - DJ, kes sesini.
Sen kimsin?
Ian. Merhaba.
Nereden çıktın?
Minibüsteydim. Sizden sonra bindim.
Merhaba dedim.
- Aslında birkaç kez. - Seni neden gönüllü yazdılar?
Edinburgh Dükü Ödülü'ne katılmayı çok istiyordum
ama grubum yoktu...
Niye arkadaşlarınla katılmadın?
Siz üçünüz oyalanmayı bırakın. Sıraya girin çocuklar.
Keşif gezisi başlıyor. Bir, iki, üç, dört kişi. Hepsi sağlıklı.
Tik atalım. Tamam.
Edinburgh Dükü Kamp Gezisi Yoklaması.
- Kimler var? - Dean Gibson.
- Dersi aksatıyor. - Devamsızlık.
- Şehir parklarına girmesi yasak. - Okul tuvaletini yaktı.
- Dean Gibson. Başka... - Duncan McDonald.
- Serkeş. - Disiplinsiz.
- Yetersiz hijyen. - Pervasız.
Bokunu yakmaya çalıştığını iddia etti.
- Tamam, başka... - DJ Pancaritim.
Kim?
DJ Pancaritim.
- Gerçek adın lütfen. - Gerçek adım bu.
Asıl adın.
Geçen hafta MC ÇükAteşi'ydim.
ÇükAteşi.
Şurada, üçüncü.
- William DeBeauvoir. - William DeBeauvoir.
- Kendini sınıfa tanıt. - DJ Pancaritim.
Seneye çok kötü bir başladı.
Yanan bir enkazın önünde hip-hop klibi çekti.
DJ Pancaritim. Sağ ol.
- Ne dedin? - Siktir git dedim.
- Güzel. - Tamam, Ian'la tanıştınız.
Sevgili Bay Carlyle, Ian içine kapanık ve hassastır.
İyi Hristiyan çocuklarla
arkadaş olabileceği bir ortamda olsun.
Sevgiler, Silvia Harris.
Ona çok iyi davranmadığınızı duyarsam
ödülü alamazsınız.
Ne?
Bunu yapamaz.
Ekip çalışması ödülün ana öğelerinden. Yani yapabilir.
Yapmayın efendim.
Hadi. Çantalarınızı alın.
- Hadi millet. - Havayı koklayın.
KAYIP
Gezi için heyecanlı mısınız?
Evet. Acayip olacak.
Yol boyu koşacağım.
Hayır, başka çaremiz yoktu kanka.
- Duncan tuvalet yaktı da. - Bok yakmaya çalışıyordum.
Aynen beyinsiz. O yüzden bunu yapmaya mecburuz.
Bu ceza mı yani?
Bu mu?
Onu okuldan atacaklardı. Suçu üstümüze aldık.
Çok sadıksınız.
Keşke bizi atsalardı. Müthiş olurdu.
- Evet, aynen dostum. - Ama bu...
Bu çocuklar bir harika.
Yangın müthişti. Keşke görseydin.
Boku patlattı.
Meğer bok yanmıyormuş. Bir ton çakmak gazı kullanmam gerekti.
Ve olaylar böyle...
Aklına gelen en saçma plan ne?
Duncan'ın planına yaklaşamaz bile.
Aslında plan o kadar iyi işledi ki bütün tuvalet yandı.
Aptal kim?
- Sensin. - Kesinlikle sen.
- Gerçekten sensin. - Acele edin.
Hadi.
Peki çocuklar, saat 18:00'de Bàs Vadisi kamp alanında buluşacağız.
- Hazır mısınız? - Posta kodunu verin.
Kaldır onu mankafa. Dağlarda telefon çekmez.
Ne?
- Doğru. - Siktir.
Eve mi dönsek? Bunu haritasız yapamayız.
Ian...
Grubumun planlı bir rotası olacağı söylenmişti.
Nefes al.
Bu rotayı kullanacaksınız. Gerçekten çok basit.
Vadinin doğal sınırlarını takip edip uçurumu bulun.
Tarlalar ekili. Adetlere saygılı olun. Elektrikli çitlere tırmanmayın.
Meşe ağacının oradaki volkanik oluşuma ulaşınca dikkatli olun.
Koşmaya çalışmayın. Orası tehlikeli.
Tepeye tırmanıp kamp yerine ulaşın. Ben ateşi yakıp bekleyeceğim.
Coşturucu, içten şarkılar söyleyeceğiz.
Kampın orada yol var. Araba kazası olsun istemeyiz.
Ertesi sabah patikadan gidin. Yolun yanları uçurum.
Ormandan geçin. Harap köylere girmeyin.
O duvarların arası çok tehlikeli. Kimse yardımınıza gelmez.
Yiyecek bulduktan sonra kıyının yolunu tutun.
Orada buluşacağız ve ödülünüzü vereceğim.
Bu tehlikeli bir macera.
Ergenlerin katılabilmesi şaşırtıcı ama neyse. Anlaşıldı mı?
Edinburgh Dükü Ödülü başlasın!
Ama olmaz ki efendim.
Bol şans. Lazım olacak.
Bu arada, kaybolmayın. Burada her sene insanlar kayboluyor.
Bu...
Tamam.
Kuzeye.
Dikkat etsene.
Millet, eğitmenden uzaklaşalım.
Aynı yerde dolaşıp üstümüze başımıza çamur sürelim.
Yarışma bitti sansınlar. Ağaç dibine oturup gevşeyelim.
HADİ DÜK'LENİN!
Millet.
Yeni çocuk, bekle.
- Siktir, iyi görünüyor. - Öyle olacak.
İşe yarayabilir.
- Haritamız var. - Evet.
Zaman kazanıp bütün görevleri yapabiliriz.
- Sorun olmayacak. - Yok artık dostum.
Hey, Duncan.
Beni taşısana.
Bu saçmalığı neden yapıyoruz ki?
Özgeçmişte iyi durur. İş görüşmelerinde üstünlük sağlar.
Ben hip-hop yıldızı olacağım. Bu işime yaramaz.
Bravo. Ben de hip-hop yıldızı olabilirim.
Ne? Hayır.
Annemler hukuk okumamı istiyor. Üniversite başvurusunda iyi durur.
Ben de avukat olabilirim.
Sen hangi üniversiteyi istiyorsun?
Ben babam ve abimle fabrikada çalışacağım.
Aynen. Saati 6,50'ye.
Cidden, sırf balık paketlemek için saatte 6,50.
- Onu yaparım herhalde. - Ailemin bir deyişi var.
"Sevdiğin işte sıkı çalışırsan bütün hayallerin gerçek olur."
- Geçen hafta burada sahnedeydim. - Öyle mi?
- Evet. - Bir öncekinden iyidir umarım.
Bu temiz hava iğrenç.
- Ne? - Burnumu acıtıyor.
- Şuraya bakın. - Sonunda geldi lan.
DJ, çabuk ol!
Siz iyisiniz tabii. Ayakkabılarınız boktan.
Bak, sana bir şey bulduk.
- Bunlar ne be? - Bunları giy.
Eskrim ayakkabısı giymem.
Fark etmez. Çok yavaşsın. Giy şunları.
Bu gidişle kamp yerine anca akşama varırız.
- Yaklaşmadık mı? - Daha bir tarlayı aştık.
- Kaç tarla var? - Baksanıza.
Biri DJ Pancaritim'i ayağında bunlarla görse...
Hayal etsenize.
"Hayda. DJ Pancaritim?
Nereden çıktın? Ayakkabıları ne kadara aldın?" Aynen.
Sikerim öyle işi.
Millet, bu moda, değil mi?
Yok anasınınki.
Millet, durun. Beklesenize.
Bir şey olmadı.
Patlamadı. Sorun yok.
Solucan toprağa değmiyor. Bu bir şey kanıtlamaz.
- Biri üstüne işese? - En azından elektriği geçirir.
Duncan...
- Ya da biri ona dokunabilir. - Duncan.
Neden hep ben? Hep beraber tutalım.
- Ekip çalışması. - Aynen.
"Birlikte tutalım" ı oylayalım. Ben olabilir diyorum.
- Evet. - Aynen.
Evet.
Hani birlikte tutacaktık?
Bunu düşüneceğimize oy verdik, yapacağımıza değil.
Efsanesin be.
Ama güzeldi. Klasik Duncan planı.
- Bravo Duncan. - Boş ver.
- Bir şey getiren var mı? - Sebze çorbası, pırasa çorbası.
No comments yet. Be the first to leave one.