The Son

The Son (El hijo)

Download Turkish Subtitle

Release info

el-hijo-2019 tr
A Commentary by tenjinoichi
as seen on https://www.x264.video/movies/the-son/

Tags

other
Published on: 2019-08-02
Downloads: 17
Hearing Impaired: No

Turkish subtitle preview

The first 200 lines.

Guillermo Martínez'in A Protective Mother adlı öyküsünden uyarlanmıştır.

-Su? -Hayır.

-Emin misin? -Evet, sağ ol.

Baksana.

-Daha erken. Atölyeye gideceğim. -Tamam.

Saat sekiz olmak üzere.

Tamam. Duş alayım.

Aşkım, ben gelmesem olur mu?

Çok durmayız, lütfen.

Erken kalkmalıyım.

Biliyorum ama...

Bizimkilerle görüşmeyeli çok oldu. Gel de bana eşlik et.

Tanışın istiyorum, onlar da seninle tanışmak istiyor.

Hadi, hatırım için.

Olur mu?

Bu taraftan.

Buyurun.

-Günaydın. -Günaydın.

-Lorenzo Roy'un eşyalarını alalım. -Tabii.

-Buyurun. -Hepsi bu, değil mi?

Roy'a ait her şey burada mı?

Evet.

-Peki şu zarf? -Hayır, o başka bir mahkûmun.

Bu taraftan lütfen.

Mendoza! Kapı!

Gelin.

İşte geldik.

Roy, avukatın geldi.

Açabilirsin.

Julieta.

Yardım et bana.

Hadi.

Gidelim.

Lorenzo! Uzun zaman oldu!

Birlikte gelmenize sevindim.

-Ne haber dostum? -İyi, sen?

-Sen Sigrid'sin, değil mi? Sigrid? -Sigrid.

Sigrid? İyi telaffuz ettim.

-Sigrid. -Ben, Renato. Söyle.

-Renato. -"Renato." Süper.

Sayende arkadaşıma kavuştum, sağ ol.

-Merhaba! -Abartma.

-Julieta! -Ne haber?

Kaç yıllık arkadaşım! Kaç yıllık dediysem genç tabii ama.

Memnun oldum. Lorenzo yıllar önce öğretmenimdi.

Julieta bir daha da hiç resim yapmadı.

Nasıl bir tecrübe yaşadıysa artık...

Birlikte olduğunuzu bilmiyordum. Tebrikler.

Bilmediğin şey çok, arayı kapatırız.

Gelin lütfen, kendinizi evinizde hissedin.

Aramıza dönmen süper oldu be.

Resim yapmaya devam mı?

Evet, devam.

Sigrid'in bazı deneylerine dayanan bir koleksiyon üzerinde çalışıyorum.

Deneylerim değil, çalışmalarım.

Pardon, çalışmaları. Sigrid bir biyolog.

Ekinodermler doktorasını bitirmek için Arjantin'e geldi.

-Doğru dedim mi? -Evet.

Bizim bodruma laboratuvar kurmasına yardım ediyorum.

Artık bilimde uzmanlaştım neredeyse.

Ne güzel. Teşekkürler.

Herhâlde bir sergi açarsın.

Çok isterim

ama umarım galeri sahipleri bu yaşlı sanatçıyı unutmamıştır tabii.

-Nasıl tanıştınız? -Aperitif alır mısın?

Hayır, sağ ol.

Atölyemde benimle çalışıyordu.

Yaşlı kurt yine yapmış yapacağını. Bir şey sorabilir miyim?

İçki mi kullanmıyorsun yoksa hamile misin?

İlki. İkincisini umuyoruz.

Evet, bebek istiyoruz.

Kadeh kaldıralım. Aramıza dönüşüne

ve küçük Lorenzo'ya. Şerefe.

Şerefe.

Çabuk evlenmişsiniz.

Evet, bu kez doğru olanı yapmak istedim.

Kurt sonunda tuzağa düştü.

Bunu epeydir görmemiştim.

Tabii ya, Renato'daydı.

Evet, bayağıdır.

Goya hayatımı mahvetti.

Bir sürü insanın hayatını. Hatırlıyor musun?

Evet. Unutmak mümkün mü?

Sen tutkuyla, çaba bile harcamadan resim yapardın,

bense saatlerce boşa uğraşırdım. O yüzden bıraktım.

-Benim hatam mı yani? -Hayır!

Hayır, pişman değilim.

Ama sana niye âşık olduğumu hiç anlayamadım.

-Bana nasıl katlandın acaba? -Katlandığımı kim söyledi?

Şimdi ne yapıyorsun?

Hukuk fakültesine döndüm.

Vergi alanında uzman, büyük bir hukuk bürosunda çalışıyorum.

Tebrik ederim.

Avukatlar hakkındaki düşüncelerini unutmadım.

Fikirlerimin arkasındayım ama sen istisna ol hadi.

-Bu mu? -Hayır.

Altın rengi süsleri vardı.

-Kızlarını görüyor musun? -Hayır.

Eski eşimdeler.

Onu hiç sevmemiştim.

Kızları almasına izin vermem hataydı.

-Onları görebilirim sandım. -Ama?

Kanada biraz uzak.

Bu mu?

Hayır.

Renato'nun hamilelikten bahsetmesi hoş olmadı.

Kız rahatsız oldu gibi. Umarım gözü korkmamıştır.

Sigrid tatsız bir deneyim yaşadı.

Zor günler geçirdi.

Anlıyorum.

Biz de çocuk istiyoruz.

Sahi mi?

-Evet. -Renato'yla mı?

-Evet. -Bu harika.

Kolay olmuyor, tüp bebek tedavisi deniyoruz.

Kâbus gibi biraz.

Bu olabilir mi?

-Lorenzo? -Efendim aşkım?

Eşyalarını alıyordum.

Gitmek istediğinize emin misiniz?

Evet, eminiz.

-Yine geliriz. -Tabii.

Renato'ya söyle, sergiyi ayarlamak için

onu bu hafta ararım.

Resmimi astığını görmek beni onurlandırdı, söylersin.

Söylerim.

Çok memnun oldum. Arkadaşımı kolladığın için sağ ol.

Sizi geçireyim.

-İçeri geçin. -Tamam.

-Önden buyurun. -Teşekkürler.

Sen bundan sonra tek kelime etme.

Aynı hikâyeyi anlatmanın bir faydası yok.

Duruşmada konuşma işini bana bırak, tamam mı?

Beni dinliyor musun?

Evet, dinliyorum.

Yargıç, tehdit oluşturmadığına ikna olmalı ki

seni kefaletle serbest bıraksın.

-Tehdit mi? -Evet.

Böyle düşünmek için geçerli sebebi yok mu sence?

Bu iş bittikten sonra dava açmama yardım et.

Dava edilen sensin Lorenzo. Derdin ne senin?

Kafayı mı üşüttün yoksa yine içkiye mi başladın, bilmiyorum

ama istiyorum ki oğlunu gör.

Tekrar resim yap. Sen de istiyor musun?

Bana inanmıyorsun, değil mi?

Kendin inanıyorsun.

"AKLIN UYKUSU CANAVARLAR YARATIR" FRANCISCO DE GOYA, 1799

-Bayım. -Teşekkürler.

Bayım.

-Alır mısınız? -Hayır. Bakar mısın?

Bir arkadaşından su istemiştim.

Zahmet olacaksa kendim alayım.

Sigrid, buraya gel.

Yemek dağıtmayı bırak.

-Yeterince yediler. -Daha erken.

Daha gelen yok.

-Nereden biliyorsun? -Merhaba!

-Biliyorum. -Pardon, geciktim mi?

Tam vaktinde geldin.

Şuradaki beş kişiyi tanımıyorum bile, yemek için gelmişler.

-İçki alır mısın? -Hayır.

Renato, koleksiyonerlerle yemekte. Gelemedi.

Ama bu hafta uğrayacak. Gelemediği için kötü hissetti.

Hissetmesin hiç.

Sergiyi onun sayesinde açtım. Sağ olsun.

Yeter de artar.

Yemek yedin mi?

Hayır.

Güneşli Gudhjem.

Ağzına sürmeye çekindiğin şeyin adı

"Güneşli Gudhjem".

Sigrid yaptı.

Yeniyor mu bu?

Ben o riske girdim.

Mecbursun, karın yapmış.

Doğru.

Denemek istemiyorsan...

...börek de var.

Ayrıca füme balık

ve tavuk ciğer pâté de var.

Hepsini Sigrid mi yaptı?

Evet, çok uğraştı. Benden çok.

Beni gölgede bıraktığı kesin. Bu bir gerçek.

Şanslısın. Ben yumurta haşlamayı bile bilmem.

Senin de başka meziyetlerin vardı.

Hâlâ var.

Ona ne şüphe!

Renato'yu gördüm bugün, çok mutlu görünüyordu.

Sen de iyi görünüyorsun.

Gerçekten, gençleşmiş duruyorsun.

İşte...

...aşkın büyüsü.

Ne güzel. Utanmana gerek yok ki.

Bana mı anlatıyorsun?

D'Arcy Thompson?

Duymuş muydun?

Evet.

Eski sevgilimin bir kitabında bazı çizimlerini görmüştüm.

Matematikçiydi.

Senden sonraydı.

Comments

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left