The first 200 lines.
Beni şaşırttın!
Kışın ortasında okyanus manzarası nasıl ama?
Çürümüş ruhuna iyi geldi mi?
Yılın bu zamanında kumsalda olmak mı? Çok kıskandım.
Bugün müsabakan yok mu?
Konuşmadan önce biraz düşünsen olmaz mı?
-Açılış töreni yarın. -Ağzını topla!
Bana saygısızlık etme. Senden büyüğüm.
Bu defa altın madalya kazanıp
ağabeyinin boynuna takmaya ne dersin?
Wonseok.
Evet?
Son dileğin bu mu?
On dakika erken doğdun diye sonsuza kadar ağabeyim mi olacaksın?
Tabii ki.
Ben hep ağabeyin olacağım.
Tamam!
Ağabey.
Ağabey.
Ağabey!
Mutlu oldun mu?
Sömestir tatili yarın başlıyor, pazar günü Busan'a gideceğim.
-Sana bir şey söylemem lazım. -Öyle mi? Ne?
Yüz yüze anlatırım.
Ne oldu? Söylesene!
Beni merakta mı bırakacaksın? Bir ipucu ver. Ne oldu?
Ne oldu?
Bekle bir saniye.
O ne?
Ne oluyor?
OK CHANKYU
REVENGE OF OTHERS
YONGTAN LİSESİ
-Hey! -Neler oluyor?
OKUL AVCISI
İlk etap için silahları doldurun.
Dikkat.
Durun. Namluyu boşaltın.
Busan Suyeong Lisesi'nden Ok Chanmi beş isabetle lider pozisyonda.
Haegil Lisesi'nden Lee Yoonsun ikinci sırada.
Aralarında tek atışlık fark var.
Sıradaki etap için silahları doldurun.
Dikkat.
Küçük bir kızken
ikiz kardeşimle birlikte Jinhae'de terk edildik.
Kiraz çiçeği festivali sırasında.
Ne zaman köpeklerin turistik yerlerde sokağa atıldığını duysam
-kendimi anımsıyorum. -Dur. Boşalt.
Bronz madalya belli oldu.
Bronz madalya Busan Suyeong Lisesi'nden Ok Chanmi'ye gidiyor.
Bronz için tebrikler.
ALTIN SUYEONG LİSESİ'NE
En azından terk edildiğimizde bir ağabeyim vardı.
İkimiz
aşırı yakındık.
Bronz madalya Busan Suyeong Lisesi'nden Ok Chanmi'ye gidiyor.
Gümüş madalya Ha Sungmin'e…
25 metre silahlı atış şampiyonasında üçüncü oldum.
Kazanabilirdim ama saçma bir hata yaptım.
Altın madalya ise…
Tetiği çekerken,
ikiz kardeşimle son telefon konuşmamızı hatırladım.
Sporcular, lütfen ayağa kalkın. Selam verin.
Tebrikler.
Tamam. Bir, iki, üç.
SUYEONG LİSESİ ATIŞ TAKIMI
Chanmi, ne yapıyorsun?
Üç çantam olduğuna yemin edebilirim ama biri kayıp.
Omzundaki ne peki?
Tanrım, nasıl oraya gelmiş?
Bence kesinlikle demansın ilk safhalarındasın.
-Hoş geldiniz. -Bunu taze tuttum.
-Afiyet olsun. -Teşekkürler.
Bir şeyler içelim!
Aradığınız numaraya…
Ne oluyor ya? Üç gündür telefonu kapalı.
KING KONG BOVLİNG
Buyurun.
Uymazsa söyleyin.
-İyi eğlenceler. -Teşekkürler.
Bugün saat dörtte çıkabilir miyim efendim?
Bugün cumartesi. Saat dörtte gitmene nasıl izin verebilirim?
Bir hafta önceden sordum, sorun olmadığını söylemiştiniz.
Yerine bakacak birini bulman gerek.
Kyungseok'un bugün işe gelmeyeceği tuttu. Neyse ne.
Hey, yedinci kulvara biri içki dökmüş. Çabuk ol.
Çok üzgünüm.
Sorun değil. Üstünüze sıçradı mı?
-Hayır. -İyiyiz.
-Dikkatli olacağız. -Üzgünüm.
Teşekkürler.
Koç, durum acil. Bovling salonundaki vardiyamı idare edebilir misin?
Hemen şimdi.
KOÇ ÜZGÜNÜM. OLMAZ.
Baksana Sooheon! Beşinci kulvarda lobut sıkışmış!
Tamam.
Sooheon.
Ne? Neden herkes…
Koç, gelemeyeceğini söylemiştin.
Sana iyilik yapıyorum, bana borçlusun. Değil mi?
Ortak, meşgul olduğunu söylemiştin.
Ortak mı?
Dükkân sahibimiz nasıl ortağın oluyor?
Sooheon'a olan borcumu ödemeliyim.
O benim dans öğretmenim.
Anladım.
Üsteğmen Park.
-Mesajımı görmezden gelmiştiniz. -Ama buradayım, değil mi? Tanrım.
-Ama biraz kalabalık değil miyiz? -Şimdi ne olacak?
Tam olarak bilmiyorum ama üçünüz bir yolunu bulursunuz.
Üzgünüm. Teşekkürler ve üzgünüm!
-Hey! -Sooheon.
Öylece gidiyor mu yani?
-Merhaba. -Sooheon, gelmişsin. Nasılsın?
Bu senin için.
Bana hiçbir şey getirmemeni söylemiştim.
-Annem iyi mi? -Tabii ki. Gayet iyi.
Konuyu açtığım için üzgünüm
ama faturaların ödeme tarihi geçti.
Üzgünüm, en kısa zamanda ödeyeceğim.
Üzgünüm.
İdareciler anneni taburcu etmeyi bile gündeme getirdi…
Özür dilerim. En kısa zamanda parayı göndereceğim.
Ben anneni getireyim o zaman.
-Selam evlat. -Anne.
Geldin demek.
Nasılsın?
İyiyim.
Anne, bugün çok güzelsin.
Sen de pek yakışıklısın.
Hep yakışıklıydım anne.
Derslerin iyi gidiyor mu?
Elbette, derslerim çok iyi.
-Anne, geceleri rahat uyuyor musun? -Evet.
Beni bu kadar sık ziyaret etmene gerek yok artık. Derslerine odaklan.
İyi olduğunu görmeden derslerime odaklanamıyorum.
Seneye iyi bir üniversiteye girebilecek misin?
Seneye mi?
Tabii ki. Seneye iyi bir okula girebilirim.
Merak etme anne.
Hayatım! Ambulans çağır!
-Ne yapacağız? -Tanrım.
Ona dokunma! 112'yi arayın!
İyi misin? Olamaz.
-Ne oldu? -Hey, iyi misin?
Hey!
HANSUNG ÇOCUK YUVASI
Gelin.
Alın bakalım.
Çok güzel!
Yaşasın!
-Chanmi, çok teşekkürler! -Chanmi, çok teşekkürler!
Kavga etmeyin diye ikinize de birer tane verdim ikizler.
-Tamam. -Tamam.
-Geç oldu, hadi yatağa. -İyi geceler.
-İyi geceler. -Tamam. İyi geceler.
Ne oluyor?
Birbirinizin omzuna sarılın.
Ellerinizi oraya koyun. İşte böyle.
Şimdi çekiyorum. Gülümseyin.
Bir, iki, üç.
Biraz başınızı eğin. Güzel.
Gülümseyin. Bugün çok güzelsiniz!
Bir, iki, üç.
Biraz daha gülümseyebilir misiniz?
Evet, şimdi kafa kafaya verin. Aynen, işte bu…
Biraz daha gülümseyin. Bir, iki, üç!
Chankyu, Chanmi, birbirinize sarılın. Güzel. Şimdi gülümseyin.
İşte son kare. Daha çok gülümseyebilir misiniz? Bir, iki, üç.
Güzel.
Şimdi veda etmeye hazır mısınız?
Bana bak Chankyu.
Güle güle.
Hoşça kal Chanmi.
Sen erkeksin. Neden bu kadar üzgünsün?
Üzülmeyeceğiz diye anlaşmamış mıydık?
Üzgün değilim.
Büyüyüp askere gittiğimizde buluşalım.
Evet, askerde görüşürüz.
Chankyu, hadi gidelim.
Teşekkürler.
Ji Wonseok.
Haydi Wonseok.
-Chanmi. -Evet?
Sen seçsen ya?
Bence en iyisi bu.
Bu mu?
Sizce nasıl kızlar?
-Beğendim. -Ben de.
Peki, o hâlde bunu Chanmi kadar güzel bir çerçeveye koyarım.
Teşekkürler.
Yaşasın!
İlginç bir ikili.
Aynı sen ve ağabeyin gibi bir fotoğraf istediler.
İkizler olarak bir bağınız falan mı var?
Jiwon, yarın Seul'e gitmeyi planlıyorum.
Tatilde olduğun için Chankyu'yla mı buluşacaksın?
-Evet. -Tamam o zaman.
YONGTAN LİSESİ
Pardon.
No comments yet. Be the first to leave one.