The first 200 lines.
Amerikalıları uyandır.
Hop.
ULUSAL OPERA BİNASI
Alacakaranlık bir dünyada yaşıyoruz.
- Alacakaranlık bir dünyada yaşıyoruz. - Gün batarken dostun yoktur.
İfşa oldun. Kuşatma seni kaçırmaları için bir paravan.
İyi de temas kurdum.
Seni ya çıkaracağım, ya da öldüreceğim. İki dakikam var. Kararını ver.
- Paket nerede? - Vestiyerde.
Burada kal.
Onunkini al!
Ne yapıyorsun? Ne yapıyorsun?
Kimsin sen? Kimsin?
- Gün batarken dostun yoktur. - Olacak. Onu toplanma yerine götürün.
Giysilerinizi değiştirin. Ukraynalılar bir yolcu bekliyor.
- Hiç böyle bir kapsülleme görmedim. - Ne kadar eski bilmiyoruz ama gerçek.
- Çıkış yolun var mıydı? - Kanalizasyona giden servis tüneli.
Bunu al. Onu da alıp çıkışını kullanın. Artık bizim çıkışa güvenmiyorum.
- Etkisiz hale getirebilir misin? - Merkezi senkronize. Başka var mı?
İzlerini örtüyorlar.
- Seyircileri öldürerek mi? - Sadece ucuz koltuklar.
- Bizim görevimiz değil! - Artık benim görevim.
Yürü git.
Bu insanları öldürmek zorunda değilsin.
- Bizden biri değildi. - Yardıma hayır demem.
Koş, koş, koş, koş, koş!
Adamımız bu değil!
Bir adam yaklaşık 18 saat dayanmak üzere eğitilebilir.
Bu yüzden arkadaşların saat 7'de kurtulacak.
18 dakika bile dayanamadı. Sakladığı bir şey yoktu.
Önemsiz birini kaçırıyordunuz.
Tehlikeli bir iş.
Yoksa buna mı güveniyordun?
Ölüme. CIA malı.
Kurtuldukları zaman rahatlayabilirsin.
Yedi oluyor. Olamaz.
Hızlı çalışıyormuş.
Bir saat geri almamız lazım.
Çıkar şunu!
Çeviri: Sacrer & Yağızhan Helvacı İyi seyirler dileriz.
Öbür dünyaya hoş geldin.
Seni Ukrayna'dan çıkartıp dişlerini yeniden yaptırdığımızda...
...yapay komadaydın.
İntihar hapları sahteydi.
Neden?
- Test. - Test mi?
Dişlerimi çektiler.
Ekibim kurtuldu mu?
Hayır. Rus askerlerin yaptığını düşünüyoruz.
Birisi konuşmuş.
Sen değilsin ama.
Meslektaşlarını ele vermek yerine ölmeyi seçtin.
Hepimiz yanan bir binaya koşarak gireceğimize inanıyoruz.
Ama o sıcaklığı hissedene kadar asla bilemeyiz.
Sen biliyorsun.
İstifa ediyorum.
Bize çalışmıyorsun ki. Sen öldün.
Görevin ulusal çıkarların ötesinde. Hayatta kalmakla ilgili.
Kimin?
Herkesin.
Bir soğuk savaş var. Buz gibi soğuk.
Gerçek doğasını öğrenmek için bile kaybedilecek bir savaş.
Bu, bilginin bölünmesi.
Senin için sadece bir hareketim var.
Bir kelime ile kombinasyon hâlinde: Tenet.
Dikkatli kullan.
Doğru kapıları aralayacak ama bazı yanlış kapıları da.
Sana bir tek bunu mu anlattılar?
Geçtiğin test var ya?
Herkes geçemiyor.
Reflektörlü yelek ve pano kullanarak neredeyse her yere girebilirsin.
Neredeyse.
Gerçek"ten et"kileyici bir görüş.
Gevezelik yok. Kim olduğumuzu veya ne yaptığımızı belli edecek hiçbir şey anlatma.
Ne yaptığımızı öğrenmeye geldiğimi sanıyordum.
"Neden" için değil, "nasıl" için buradasın. "Ne" senin alanın. Beni ilgilendirmez.
İşimi yapabilmek için karşılaştığımız tehdit hakkında bir fikir edinmeliyim.
Anladığım kadarıyla, 3. Dünya Savaşı'nı engellemeye çalışıyoruz.
Nükleer soykırım mı?
Hayır.
Daha kötüsü.
Nişan al ve tetiği çek.
- Mermi yok. - Nişan al.
Şarjörünü kontrol et.
Nasıl?
Bu kurşunlardan biri bizim gibi, zamanda ileri hareket ediyor.
Diğeri ise geriye hareket ediyor.
Hangisi hangisi ayırt edebilir misin?
Peki ya şimdi? Evirtilmiş.
Entropisi geri doğru akıyor.
Yani bizim gözümüzde, hareketi geri çevrilmiş.
Nükleer fisyonun tetiklediği ters bir radyasyon türü olduğunu düşünüyoruz.
- Siz yapmadınız mı? - Hayır, henüz nasıl yapıldığını bilmiyoruz.
- Nereden geldi öyleyse? - Biri gelecekte bunları yapıyor.
Bize geri gönderiyorlar.
Denesene.
Düşürmüş olman gerekiyor.
- Ben dokunmadan nasıl hareket edebiliyor? - Senin bakış açından, sen yakalıyorsun.
Ama kurşunun bakış açısından düşürmüş oluyorsun.
İyi de neden sonuçtan önce gelir.
Hayır. Sadece biz zamanı böyle görürüz.
Özgür irade ne olacak?
Elini oraya koymasaydın kurşun hareket etmezdi.
Kaydı hangi yönde oynatırsak oynatalım, bunu sen mümkün kıldın.
Anlamaya çalışma.
Hisset.
İçgüdü.
Anladım.
Neden çok tuhaf geliyor?
Kurşunu sıkmıyorsun, yakalıyorsun.
Vay be.
- Bu tarz bir mühimmat görmüştüm. - Sahada mı?
- Az kalsın vuruluyordum. - O zaman fazlasıyla şanslısın.
Vücudundan geçen bir evirtilmiş kurşun tahrip edici olurdu. Hoş olmazdı.
Günümüzde yapılmış gibi görünüyor.
Günümüzde yapılıp yıllar sonra evirtilmiş olabilir.
- Nereden buldunuz? - Duvarla birlikte geldi.
Burada araştırdığım bütün malzemeler gibi bana tayin edildi.
- Metal analizi yaptın mı? - Evet. Neden sordun?
Alaşım karışımı üretim yerini gösterebilir. Bak...
Burada kıyametlik bir durum yok.
Bir kurşun önemsiz gelebilir ama bu basit bir makine.
Kurşun mermi, pirinç kovan, barut.
Bunları evirtebiliyorlarsa neredeyse diğer her şeyi evirtememeleri için bir sebep yok.
Nükleer bir silah bile sadece geleceğimizi etkileyebilir.
Evirtilmiş bir silah geçmişimizi de etkileyebilir.
Aradığımız şeyi artık bildiğimizden gittikçe daha fazla evirtilmiş malzeme buluyoruz.
Karmaşık nesnelerin kalıntıları.
Sence ne bunlar?
Gelecek bir savaşın döküntüleri.
- Efendim? - Alacakaranlık bir dünyada yaşıyoruz.
Gün batarken dostun yoktur. Nalları diktiğini sanıyordum.
- Ölülerin bile müttefike ihtiyaçları var. - Ayrıntılar nedir?
Mumbai'de yardıma ihtiyacım var. Sanjai Singh'e ulaşmalıyım.
Singh mi? Evinden hiç çıkmaz ve evi de... Evi de...
- Aynen öyle. Şu an oraya bakıyorum. - Kim müsait bakayım.
İki saat sonra Bombay Yat Kulübü'nde ol.
Kısa sürede önde gelen bir Mumbai yerlisiyle tanışman gerekiyormuş.
- Ben Neil. - Sanjay Singh'in huzuruna çıkmalıyım.
- Bu mümkün değil. - 10 dakika. En fazla.
Sorun zaman değil, sorun oradan canlı çıkabilmek.
Bir çocuğu rehin alır mıydın? Ya da bir kadını?
Gerekirse evet. Burada dikkat çekmek istemiyorum.
- Efendim? - Votka tonik ve diyet kola.
Ne var?
- İş sırasında asla içki içmezsin. - İyi bilgi almışsın.
- Bizim meslekte olmanın faydaları. - Maden suyunu tercih ederim.
Hayır, etmezsin.
Paraşütte nasılsın?
Temel antrenman yaparken bileğimi burkmuştum.
Singh'in evi paraşütle atlanacak kadar yüksek değil.
- Bungee jumpinglenebilir. - "Bungee jumpinglemek" diye bir kelime yok bence.
Böyle bir kelime olmayabilir ama oradan tek çıkış yolumuz bu olabilir.
Hatta giriş yolumuz.
Yorulduğunu biliyorum. Ben de çok yoruldum.
Yaklaşma.
Ukrayna'da az kalsın oldukça alışılmışın dışında bir kurşunla ölecektim.
Kimin tedarik ettiğini öğrenmek istiyorum.
Benim adım Sanjay. Sen kimsin?
Tanışmak da mı yok?
Alarmın ucunda kimse yok. Zaten size kimse yardım etmeyecek.
Soğutma.
Kimin tedarik ettiğini ben nereden bileceğim?
Metal bileşimi Hindistan'a has. Hindistan'dan gelmişse senden gelmiştir.
- Güzel bir tahmin. - Çıkarım yaptım.
Çıkarım olsun. Bak arkadaşım...
...silah kullanmak verimli bir pazarlığa olanak sağlamaz.
Ben pazarlık etmek için gönderilen adam değilim.
Anlaşma yapmak için gönderilen de değilim. Ben insanların konuştuğu adamım.
Olmaz. Söyleyemem sana.
Silah tüccarısın arkadaşım. Bu çekmek zorunda olduğum en kolay tetik olabilir.
Müşterisi hakkında konuşmak güvenilirliğini hep"ten et"kilerdi.
Hep"ten et"kilenmesi sizin için önemliyse bana her şeyi anlatabilirsiniz.
Kocamın kafasına silah dayarken olmaz.
Sanjay, konuğumuza bir içki koy lütfen.
Şerefe. Ben Priya.
Bu senin işletmen.
Erkeklerin dünyasında maskülen bir paravanın faydaları var.
- Aradığın satıcı Andrei Sator. - Rus iş adamı.
- Onu tanıyor musun? - Şahsen değil. Doğalgazla milyarlar kazanmıştı.
Londra'ya taşınmış. Denilene göre Moskova'yla arası açıkmış.
Çok iyi.
Ama milyarlarını kazandığı doğalgaz aslında plütonyumdu.
Anlattıklarının hiçbiri ona nasıl veya neden evirtilmiş mühimmat sattığını açıklamıyor.
Mermiler ona sattığımda gayet sıradandı.
Onları nasıl evirtti öyleyse?
Bir tür simsar görevi gördüğünü düşünüyoruz.
Bizim zamanımızla gelecek arasında.
- Gelecekle iletişim kurabiliyor mu? - Hepimiz kurmuyor muyuz?
E-mailler, kredi kartları, mesajlar.
Kayda giren her şey doğrudan gelecekle konuşur.
Asıl soru: Gelecek cevap verebilir mi?
Benim de bunu öğrenmem gerekiyor.
Sator'ın yanına yaklaşabilmek için genç bir kahraman olmalısın.
Sen de gül gibi gençsin.
Yakınlaş. Ne mesajı aldığını ve nasıl aldığını öğren.
- İngiliz İsthibaratı'nı katmak güvenli mi? - Sator'ın ulaşamayacağı bir irtibatım var.
Çıkmak için bir planın olmalı.
Sevdiğim bir plan değil.
Yardımcı olabilir miyim efendim?
No comments yet. Be the first to leave one.