The first 200 lines.
Christos, bu sana bıraktığım üçüncü mesaj
ama sen belli ki beni sallamıyorsun.
Buraya geleceğini sanıyordum.
Medeni insanlar gibi
vedalaşırız sanıyordum.
Ama senin bunu istemediğin bariz…
Baksana? Siktir git Christos.
Siktir git.
Amerikalı kızların memelerini sağlam seçiyorsun.
Kız manyak görünüyor.
-Git konuş onunla dostum. -Olmaz, çalışıyorum.
Yapma, müzik listeni adım gibi biliyorum.
Aynı zırva R&B parçalar, sonra da biraz disko.
R&B de değil, disko da!
Bu şarkı 20 dakika sürüyor, haydi yürü!
Siktir!
CUMA
-Affedersin. -Affedersin.
Dinleyin çocuklar.
Sen Amerikalısın, sen de Amerikalısın.
Sen erkeksin, sen kadınsın. Oldu işte.
-Sikik seni! Argyris! -Kim lan bu herif!
Argyris. Tanıyor musun?
-Hayır. -Götleğin tekidir.
İşi pişiriyorsunuz, işte bu!
Buradan gitmek ister misin?
-Evet. -Haydi.
Haydi.
Günaydın!
-Çoluk çocuk var! -Hanımefendi havluya sarılın.
Kahve falan ister misiniz?
Bu ne hâl böyle?
Giyinin artık!
Küçük çocuklar var. Lütfen bir şeyler yapın!
Havluya sarılın hanımefendi!
Biz de bir şey yapmaya geldik.
Giyinin, hadi.
Kafaları güzel. Kelepçeleri takın, gidiyoruz.
Merhaba. Ben Mickey.
Chloe.
Memnun oldum.
Gelin.
Gelin.
Buyurun çocuklar!
-Tünaydın amirim. -Olay nedir?
Şahısları plajda çıplak bulduk.
Ben ne yapayım? Üstlerini mi giydireyim?
-Biz üstlerini giydirdik. -Kelepçeleri çıkarın!
Kimliğiniz var mı? Pasaportlarınız?
-Var. -Pasaport? Kimlik?
Siktir, çantam. Çantamı kaybettim.
Biz…
Americanos!
Amerikalıyız.
Hangi basketbol takımını tutuyorsunuz?
Cavaliers.
İşte bu. Siz?
Milwaukee.
-Çılgın Yunan. -Yunan, evet!
-İşte bu. -Evet.
Evrakı imzalayıp gitsinler.
-Beyefendi. -Tamam.
-Kıyafet, tamam mı? -Tamam.
-Plajda kıyafet. -Evet.
Evet, tamam.
Evde çıplak.
Nereye gidiyorsun?
Çantamı almak için o eve geri dönmem lazım.
Ben de geleyim.
Motorumu almam lazım.
Peki.
Sen plaja geri dönüyorsun, değil mi?
Sigara.
Haydi ama lütfen. Sigara sağlığa zararlıdır.
Götürüver.
Haydi, binin.
Böyle işin ben…
Teşekkürler.
Çok teşekkürler.
Tanrım! Umarım herkes yaşıyordur.
Kilitli mi?
Evet.
Merhaba!
-Evde yok herhâlde. -Merhaba.
-Kimi arıyorsun ki? -Argyris'i.
-Kimi? -Bizi tanıştıran adam.
Götlek.
Burası onun büyükannesinin evi.
Evlerinden biri.
Pekâlâ.
Siktir!
Haydi, şehre geri dönelim.
Olmaz, çantamı almam lazım.
Yok, onu sonra yine ararız, gidelim. Seni geri getiririm.
Beni evime götürür müsün?
Nereye istersen oraya götürürüm.
Şurası.
-Çok teşekkür ederim. -Güzel evmiş.
Evet.
Teşekkür ederim.
Bıraktığın için teşekkürler. Makbule geçti.
Tabii, ne demek.
Güzel vakit geçirdim.
Evet, tanıştığıma memnun oldum.
Mickey.
Biliyorum.
-Chloe. -Chloe.
Bu gece ne yapıyorsun?
Toplanacağım. Yarın Amerika’ya dönüyorum.
Haydi ya? Ne kadarlığına?
Ebediyen.
Bu kadar Yunanistan yeter.
Bu ülkeye adam gibi veda etmek istersen
bu gece adada DJ'lik yapacağım.
Çok eğlenceli olacak.
Ben eşyalarımı toparlasam daha iyi olur.
Ben gidiyorum, tamam mı?
Teşekkür ederim, götlük yapmadığın için teşekkür ederim.
Benim için yeni bir şey bu.
Göt olmamaya çalış, tamam.
Pekâlâ, ben gideyim.
Anahtarın yok, değil mi? Çantandalar?
Evet.
Ama komşulardan biri açar yani.
Adalardan birine gitmek ister misin?
Gel bakalım.
İşte burası.
Kusura bakma, ortalık dağınık.
-Güzelmiş. -Yani, evet…
Kypseli semti.
Arkadaşın, götlek Argyris.
Evet, götlektir falan ama iyi yüreklidir.
Evinde fotoğrafları mı var yoksa burası onun evi mi?
Burası büyükannesinin evi ama kadın rahmetli.
Fakat acayip zenginmiş.
Çabuk olursak feribota yetişebiliriz.
Benim bir duş falan almam lazım.
Öyle mi? Duş mu alman lazım?
-Evet. -Emin misin?
Lütfen. Giyebileceğim bir şeyin var mı?
Daha fazla bunu giyemem.
Var, al.
-Peki. -O var.
-Bir de… -Peki.
-Teşekkürler. -Bu iyidir.
-Bir de havlu. -Tabii.
-Al bakalım. -Sağ ol.
-Banyo burası mı? -Hayır, şurası.
-Sağ ol. -Orası oda arkadaşımın odası.
Tamam, teşekkürler.
Pekâlâ. Sen iyi misin yoksa…
Kum.
İyiyim bence.
-Tamam. -Tamam mı? Görüşürüz.
Mickey?
Yok, yani…
Ne yapıyorsun?
Ama pantolonunu mahvediyorsun.
Lazım olan şey sabır.
Diğerini de yapar mısın?
Keskin nesneler bu civarda gezecek ve…
Bunu yapmana izin verecek kadar iyi tanımıyorum seni.
-Şimdi… -Tanrım.
-Oluyor. -Peki.
Pekâlâ, böyle idare ederim, güzel oldu.
Tamam, şunu da biraz aşağı indir.
Oldu işte.
Peki kollar?
Şöyle yapalım.
Evet, şimdi…
Oldu mu?
Tamam, çıkmamız lazım.
Hemen duş, sonra çıkış.
Yunanistan'da ne yapıyorsun?
Avukatım, göçmenlik avukatıyım. Serbest çalışıyorum.
Tanrım!
-Tanrım! -Yapma ama.
İnsanların Amerika'ya yerleşmesine yardım ediyorum.
-Ne güzel. -Ne, avukatlardan hoşlanmıyor musun?
İnsanına bağlı, bilirsin işte.
Herkes farklıdır tabii.
Bu avukattan hoşlanmış gibisin.
Göreceğiz.
Ben şarkı söylersem sen de üstünü çıkaracaksın.
Hazır ol.
Bunu özleyeceksin, değil mi?
18 ay geçirdim. Bence yeterli bir süre.
Öyle mi?
Neden geldin? Söyle haydi.
Eski kocan mı?
Çocuğun var mı?
Kovuldun mu?
Birçok sebebim var.
Peki, tamam.
Amma ketumsun!
-Sen ne kadardır buradasın? -Yedi yıldır yavrum.
Vay be, sahi mi? Neden?
Neden olmasın? Etrafına bir bak.
Evet, haklısın sanırım.
Cleveland'lı mısın?
No comments yet. Be the first to leave one.