The first 200 lines.
Bu ne lan!
AÇIK
Aslında çocuk varsa getirebilirsiniz. Onlar da sever.
Tamam. Numarasız bilet mi olsun?
Tamam. Ayrıldı.
Hayır, klima hâlâ yok.
Evet, ilgileniyoruz.
Evet, tamam. Biletleri girişte alırsınız.
Size de.
Ona terfiden bahsettiğine inanamıyorum!
Bahsettiğimi zannetmiyorum.
Yaa? Tam annemin yapacağı şey.
- Tamam, bak... - Kenzie, hayır!
Zaten bir şeyi de çözmez.
Çünkü ben kabul etsem bile gişe için başka birini bulman gerekecek.
Ama onu bulmak çok daha kolay.
Alınma da. Ayrıca Salon Amiri mekanı iyi bilen biri olmalı.
- Zamanla öğrenir. - Burayı sevmesi gerek.
Sever!
İşe girmesinin tek sebebi o olur zaten. En iyi sen biliyorsun.
- Maaş artışı olacak. - Kenzie, hayır! Kusura bakma.
- Ben... - Misha, haydi ama!
- Hey, Kenzie? - Evet?
DCP kodunu almış mıydın?
Hastir! Pardon. Evet, daha önce gönderecektim.
- Silas'ı niye terfi ettirmiyorsun? - Yaptım. İki kere.
- Tamam. Yolladım. - Tamamdır.
- İyi. - Sağ ol. - Teşekkürler.
Bazen burayı ciddiye almıyorsun gibi geliyor.
- Şaka mı yapıyorsun? - Hayır!
Of ya, ne zamandır gişedesin? 12 yıl mı?
Ciddiye almak değil mi bu?
Sanki hayat planın şey gibi: "Aman, ölmeyeyim yeter."
Bence kendini verirsen burada gerçekten iyi işler başarabilirsin.
Kendimi veriyorum.
Kusura bakma Kenzie ama ben insanlardan sorumlu olmak ya da iş planları yapmakla uğraşmak istemiyorum.
Zamma ihtiyacım yok, stres yaşamak da istemiyorum.
N'olur şunu anlasan artık?
Dibe batıyoruz biz burada, Misha!
Dibe batıyoruz ve sen sadece izliyorsun!
Bir... İki...
Altı dolar yeterli. 65 yaş indirimi var.
- Teşekkür ederim! - Buyurun.
- Teşekkürler! - İyi seyirler!
- Sabrın için teşekkürler. - Asıl sana etmeli.
Teyze parayı denkleştiremeden nalları dikecek diye endişelendim.
- İlgin için teşekkürler. - Evet.
- Bir bilet mi? - Hayır, iki lütfen.
SÜRÜCÜ BELGESİ Doğum Tarihi: 1993
İlk buluşmada bunu demek tuhaf olur mu bilmiyorum. Kızların hoşuna gider diye düşünerek yaptım.
- Yani şey gibi... - Evet...
Becerebileceğim ve kolay bir enstrüman olsun istedim.
Belki bir solo performans falan? Ama hassas bir yanımı ortaya çıkardı.
Hey, Kenzie senin terfi edeceğini söyledi?
- Ne? - Terfi?
- Aptalca. - Öyle değil mi? Pot mu kırdım? - Hayır. Hayır, hayır.
Ben istemiyorum sadece.
Gerçekten mi? Neden?
Halimden memnunum.
- Bence bu değerli. - Öyle! Teşekkürler!
Evet yani, aceleye gerek yok. Zamanla olur.
Ben akademiye girdiğimde 26 yaşındaydım. Sen kaçsın? 23, 24?
29.
Bir şeyler yapmak ister misin, sonra falan?
Selam!
Hey.
Siktir!
Hâlâ niye bu konuşmayı yapıyoruz?
- Çünkü tek başına çekip çeviremezsin. - Riri yapıyordu.
- O verandanın değişmesi gerek, sonra çatı var. - Hallederim. Hallediyorum.
Baba, lütfen.
- Lynn, kız evde oturmak istiyorsa... - O kadar büyük eve ihtiyacı yok.
- Belli de olmaz. - Baba!
Mishi, beş yıl oldu. Neredeyse 30 yaşındasın.
Kendine güzel küçük bir daire al.
Apartmanda başka insanlar da olur, yalnız kalmazsın.
Vik de yalnız yaşıyor.
O bekar çocuk.
Ben de bekarım!
Dün akşamki kız.
HILO LİSESİ - Hey! - Merhaba.
- Bir şey soracağım sana. - Peki.
- Bana niye vantilatör verilmedi? - Ha?
Dün akşam o yaşlı kadına vantilatör geldi.
O vantilatörler rezerve.
Kime? VIP'lere?
Başa dert olabilecek gibi görünenlere.
O zaman bana kesin verilmeliydi, değil mi?
Ee, sonra ne yapıyorsun?
Eğer meşgul değilsen arkadaşlarla değirmenin o tarafa yürüyüş yapacağız.
Şelale coşmuştur şimdi.
Belki arabayla gezmek falan istersin dedim?
Biraz fazla cüretkarsın sanki?
Doğum günün ne zaman?
Konuyla ne alakası var anlayamadım.
Bence çok alakalı.
Ağustos olabilir mi? Eylül?
- O civarlar? - Temmuz. - Yaklaştım, bak. Yaklaştım!
Senin çalışman gerekmiyor mu? Pardon.
Evet muhtemelen.
Evet ama çalışmıyorum işte. Durum bu.
Ee, geliyor musun?
Saat 3'te burada, arka tarafta buluşalım.
Ben...
İsterdim aslında. Güzelmiş ama ben şey yapacağım.
- Öyle mi? - Yani yapamam. - Yaa? Tamam.
O zaman iyi eğlenceler sana, şeyinde.
Teşekkürler.
Ne yapıyorsun?
İşte bu. İşte bu. İşte bu.
- Yapacağın o şeyden çok daha iyi değil mi bu? Baksana. - Beni etkilemeye mi çalışıyorsun?
- Bilmiyorum. Duruma bağlı. - Ne gibi?
İşe yarıyor mu?
Elmaları geri ver.
Tamam. Olur.
İşine dön.
Adın ne?
Geldiğin için teşekkürler.
Hey! Bir şey yok.
İster misin?
Bu muymuş senin hayatın?
Evet. Balondan heykel hariç tabii.
Hey, Kalani! Ne konuştuk biz?
İstersen...
- Bebeği mi istiyorsun? - Hayır. - Verebilirim.
Şaka yapıyorum!
Hey!
Gelmişsin!
Gelmişim.
Isırdılar mı?
- Evet, sivrisinekler beni sever. - Evet...
Seni herkes sever bence.
- Evet, evet! - Evet!
Öyle de denebilir.
- Boyun kaç? - Uzunum.
Biliyorum, herhalde.
Fareler ve İnsanlar'ı bilir misin?
- Lenny mi? Evet, Fareler ve İnsanlar'ı biliyorum. - İndir o taşı!
- Özel bir gücün olsaydı ne olurdu? - Gücüm? Gücüm olması şart mı?
Görmeden inanmam. Haydi yap!
- İşte bu. - Yaptın! Yaptın!
Hediye.
- Teşekkürler. - Kutsal bir şey. Kutsal taşım. İyi bak ona.
Ne yapı...
Ne yapı... Yapma!
Vay be.
Acımasızsın.
- Acımasızsın. - Yuvasına döndürüyorum.
- Neresi bu? Hilo Lisesi mi? - Evet.
Biliyorsun okullarımız rakip.
Biz Jo'yla Keaau'dayız . Son sınıfta mısın?
Aslında çoktan mezun olmam lazımdı ama işte...
Akademik gidişatım sorun mu olacak yani?
Ne var?
Sizin okulu hep yeniyoruz diye mi?
Nereye gidiyorsun?
- Teşekkürler. - Tabii ki.
Ee...
Numaranı alabilir miyim?
Bilmiyorum.
Vay be! Acımasızsın!
Bana saçma geliyor ama.
Vik'in depodan bozma bekar evi varken benim yalnız yaşamam sorun oluyor.
- Hâlâ orada yaşamasına inanamıyorum. - Evet, saçma sapan! - Çok tuhaf.
Bekarlığa veda partileri dışında böyle kavramlar kalmadı ki zaten!
Saçmalık!
Zamanla zor oluyor ya. Sürekli böyle bir hayal kırıklığı olmak.
Misha, sen hayal kırıklığı değilsin. Sadece annen kaltağın teki.
Sadece o değil.
Çok iyi.
Hâlâ devam mı?
Hâlâ devam. Az kaldı ama.
Hop, Misha!
Görevde olsaydım cezayı yemiştin.
- İyi ki değilsin o zaman? - İyi ki değilim o zaman!
İyi işte.
Neyse. Çocuklar yattı, bulaşıklar tamam.
Beş dakika sonra SmackDown başlayacak. Ben geçiyorum.
Haydi, Kenz! SmackDown!
Kes şunu!
Hey, Mish.
Henüz hazır değilsin biliyorum ama piyasa çok hareketli şu anda. Talep çok yüksek.
En azından Patty ile görüştüreyim seni. Gelip değerleme yapar.
Zamanla daha zor olacak çekip çevirmek. Yardım edecek kimsen de yok.
- Selam. - Selam.
Ee, eğlenmek için ne yaparsın?
Bilmem.
- Georgia lafı çevirmek der buna. - Neye?
Bilmem denmesine. Tembellikten gelir der.
Georgia kim? Uyuzun teki galiba.
Georgia benim annem.
- Evet. - Peki. Eğlenmek için sen ne yaparsın?
Deniz, kitap, film, atletizm...
- gibi şeyler. - Atletizm? Koşu falan mı?
- Evet, koşu. - İğrenç. Niye?
- Niye mi? Çünkü seviyorum. - Evet ama niye?
Niye koşuyorum?
Kısa mesafe koşucusuyum ben. Sprinter olarak her zaman daha hızlı olabilirsin.
- Peki. - Evet.
O zaman...
No comments yet. Be the first to leave one.