Release info

Lighter and Princess 2022 EP09 HD1080P X264 AAC Mandarin CHS BDYS
A Commentary by IDPeaceM
twitter.com/IDPeaceM id-peacem.blogspot.com

Tags

x264
HD1080p
1080
HD
Published on: 2022-12-21
Downloads: 5
Hearing Impaired: No

Turkish subtitle preview

The first 200 lines.

Çeviri: IDPeaceM

Kalktın mı?

Neredeyim ben?

Benim stüdyoda.

Stüdyo mu?

Dün gece uyurken...

bana o kadar sıkı sarıldın ki, boğulacaktım.

Li Xun nerede?

Nerede olduğunu olmasa da Li Xun'u hatırlıyorsun.

Dün gece...

Olamaz.

Nerede?

Sabah erken çıktı.

Gruba mı gitti?

Bana rapor vermiyor.

Telefonun.

Şarja tak.

Yok, sağ ol. Çıkmam lazım.

İkisi de uyanır uyanmaz topukladı resmen.

Uyandın mı?

Dün gece sen de çok içtin.

Nasıl oturup kod yazabiliyorsun?

Benim genlerim seninkilerden farklı.

Dünkü konuşmamız yarım kalmıştı.

Orada takılıp kalma.

Açıklığa kavuştur.

Ne diyeyim?

Hayır, bir şey diyeceksin.

Dışarı gel.

Niye daha önce söylemedin?

Ne zamandır bu site için çalışıyoruz.

Ama boşunaymış.

Bu kadar emeğimiz boşa mıydı yani?

Boşa mı?

Proje bitiminde elde var sıfır mı olacak sence?

Hayır, öyle düşünmüyorum.

Bu web sitesi...

hiç para getirmiyor desem...

sonra da başkalarına verilecek desem...

yine de emek verir miydin?

Ama...

Kes sesini.

Bu web sitesi gayet iyi ve yüksek oranda tamamlandı.

Kâr getirip getirmemesi bir sürü faktöre bağlı.

Gerçeği söyle o zaman.

En iyisini beraber yaptık.

Han Jiankang'ın dediklerine inandın.

Doğrudan yapmak mı?

Birileri için çalış, millet için para kazan.

Para, para, para.

Her gün dilinden düşmeyen para lafı.

Bence sen de Zhang Xiaobei...

Ne dedin?

Ne dedin?

Ne?

Bir daha söyleyin.

Prenses Hazretleri.

Bir amacı yönetmek ne kadar pahalı, haberin yok.

Ren Di'nin o grubu ayda kaça patlıyor, haberin var mı?

Söyle bakalım.

Grubun bilgisayarları hızlı mı?

Konfigürasyonları?

Okulda neden bir tek buradaki PC'lerin hızlı çalıştığını hiç düşündün mü?

Bu okul neden bir tek senin ekipmanına para ödüyor?

Niye?

Güzel olduğun için mi?

Sence ben güzel miyim?

Ya da dün gece bir şey görmüşsündür belki.

Neye gülüyorsun?

Aklıma bir şey geldi.

Ne geldi?

Bana ilham veren o sözlerin.

Zhu Yun.

En başından nasılsa...

öyle gider.

Sonrasında da daha ileriye.

Ama yine de emeğimize değer.

Olay daha ileriye...

gitmesin diye bu kadar çabalıyoruz.

Yanlış mı?

Dediklerimi çok net hatırlıyorsun.

İyi.

Ne yapıyorsun?

Seni ilgilendirmez.

[Li Xun: Yarın sabah toplantı için Lişan Dağı'nda buluşalım.]

Li Xun delirmiş.

Niye toplantı için buraya çağırdı ki?

Bilmiyorum.

Üstüne üstlük gelmiyor da.

[Li Xun: Lişan Dağı'na gidin. En tepede görüşürüz.]

[Li Xun: Lişan Dağı'na gidin. En tepede görüşürüz.]

Yavaş.

Tamam.

Ne biçim bir yere çağırmış bizi.

Aynen.

Geldik mi?

Daha yolumuz uzun.

Dikkat et.

Ne kadar var?

Orada.

Destek olayım sana.

Yok, sağ ol. Ben hallederim.

Li Xun. Ben...

Olamaz...

Şurada.

Bayağı dayanıklısın.

Ben daha da gidemem.

Yok, yok.

Bacaklarım...

Gelmişsiniz.

Sen ne ara geldin?

Bu sabah.

Ne zamandır tırmanıyorsunuz?

İki.

En az iki buçuk saattir. Peki sen?

Ben tırmanmadım.

Ben...

Niye teleferikle gelin demedin?

Teleferikle hızlı çıkabilecekken neden kullanmayasınız ki?

Niye bizi buraya çıkardın?

Rüzgârla manzara keyfi için mi?

Yüksekten uzağa bakmayı öğrenmemiz lazım.

Anladınız mı?

Ama toplantı yapacağız demiştin?

Buyur.

Gao.

Söyle.

Peki.

Bu Blue Crown uygulaması mı?

Evet.

Sen de biliyordun?

Evet.

Ne zamandır ortaksınız?

Ortak mı?

Blue Crown'daki o gün...

Han Jiankang'ı gördü.

Zhang Xiaobei'nin web sitesi için er ya da geç bize geleceğini biliyordu.

O yüzden biz de bilinmeyen bir yoldan ilerleyip

uygulama geliştirip

Blue Crown'a satalım dedik.

Niye bana söylemediniz?

Zhang Xiaobei'nin gözü her gün sürekli grupta.

Grupta bir sürü insan var.

Az kişinin bilmesi daha iyi.

Peki niye şimdi söylüyorsunuz bana?

Tabii ki bize katıl diye.

Ne kadar samimisiniz!

Katılayım öyle mi?

Ya kabul etmezsem?

Bir düşün.

Bir şey kaybetmedin aslında.

Sadece tepeyi boşa tırmandın.

Tam olarak ne yaptığınızı anlatın bana.

Bu sadece web sitesi, değil mi?

Aslında bu bir web sitesi bile değil.

Bunlar, önceden çalıştığımız Blue Crown sitesinin

belirli işlevlerin geliştirilmesi ve genişletilmesi.

Bazı işlevler çok basit.

Blue Crown başka platformları değil kendi web sitelerini istiyor.

Düşünceleri güzel.

Ama mevcut internet trendini istemiyorlar.

Ne trendi?

Alışveriş siteleri yeni ortaya çıktı.

Patladılar gibi görünse de...

bir sürü site olmasına rağmen ömürleri kısa.

Kaynakların çoğu birkaç platformda bir araya geliyor.

Böyle platformları kurmak çok zordur.

Kendimiz yapamaz mıyız?

Evet, yaparız.

Ama on senemizi alır.

Prenses Hazretleri.

Bana şöyle deme.

Peki ne diyeyim?

Boş ver.

Blue Crown'un kaç tane ürünü var?

Hatırlıyor musun?

500'den fazla.

Yüzlerce ürün için arama işlevini tek başına tamamlayabilirsin.

Ama binlerce, milyonlarca hatta milyonlarca olursa?

Samanyolu gibi

o kadar veriyi hiçbir veritabanı depolayamaz.

Sonra dağıtılmış veri depolama araştırmanıza başlarsınız.

Sonra bu verileri düzenleme araştırmanıza başlamanız ve bu verileri önermeniz gerekir.

Her birini ekleyip silmek için de

bunları destekleyecek güçlü bir algoritmaya lazım.

Ancak bu şekilde sistem çökmez.

Size bir ay verilse...

yapabilir misiniz?

Alt tarafı bir fonksiyon.

Böyle bir web sitesi için erken veya geç evrede, fark etmez

bir sürü insan ve materyal kaynağı gerekir.

Bizde yeterli adam yok.

Blue Crown'un da yeterince parası yok.

Yani diğer güçlü web siteleri ile yarışacak gücü istememiz...

çok gerçek dışı olur.

İkinci trend ise...

akıllı telefonların yaygınlaşması.

O yüzden büyük ölçekli web sitesinden vazgeçip

uygulama geliştireceğiz.

Uygulamalar yeni olsa da yeterince basit

Comments

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left