The first 200 lines.
TRAFİK
Efendim ben hazırım. Ne zaman isterseniz.
Müdür geldi!
Ne bekliyorsunuz çocuklar? Ustabaşı nerede?
Buradayım müdür bey.
Bu atölyenin başında olduğunuz için
sizden bu işi hızlandırmanızı istiyorum.
- Elimizde eskiz falan yok. - Ne eskizi?
Doğaçlama yapamayız ki!
- Bay Morel! - Günaydın Bay Morel.
Sizi gördüğüme çok sevindim. Birkaç sorun yaşadık ama…
Modelimiz Amsterdam’daki fuar için hazır olacaktır.
Harika! O zaman size bir halkla ilişkiler sorumlusu gerek.
- İsminiz neydi? - Maria Kimberley.
Herkes ustabaşılığa soyunursa işimiz zor ama!
Verin şunu bana. Görmüyor musunuz, bu yanlış olan.
Yeni eskizler ne alemde?
Standın ölçüleri elimizde yok.
Standın ölçüleri mi?
Bunu bilmek sizin işiniz! Amsterdam’ı arayın.
- Acele edin! - Tamam ama zaman kaybediyorum!
Ölçüleri öğrenmem şart.
Bana Amsterdam’ı bağlayın!
Ben halkla ilişkilerdenim. İşim bu.
- Buyurun. - Teşekkürler.
- Ne dediniz? - Ben mi? Bir şey demedim ben.
Altı ne? Hiçbir şeyden anlayamıyorsunuz.
Pardon, Amsterdam ölçülerle ilgili arıyor. Söylediklerinden hiçbir şey anlamadım.
Gelmeniz gerek.
- Bu arada paraya ihtiyacınız var mı? - Hayır! - Bir çek en azından?
Babamı ararım. Hiç sorun değil.
Şimdilik idare ediyoruz.
Çok başarılı olacağız. Şimdi gitmem gerek. Görüşürüz!
- Biraz daha kaldır. - Tamam.
Saat altı oldu!
Lütfen beyler! Şu an duramazsınız.
Bu akşam bitirmeniz gerek!
Kamp arabası mutlaka Amsterdam’a gitmeli!
Hepsini götüremem ki!
Bu kamyona değil, arabaya konacak.
Karton kutular kamyona!
Nereden bileyim ki ben.
Dikkat edin, çizilmesinler.
Ben sadece sipariş alıyorum, hepsi o kadar.
- Kolay, değil mi? - Tabii canım çok kolay.
Yine mi broşürler? Sığmaları imkânsız.
Çantalarımı nereye koyayım?
O şey arabanın üstüne konacak.
- İlerle biraz. - Yavaş yavaş.
Dikkat edin!
İstikamet Amsterdam!
Ee hadi ne oldu?
Yok artık, şaka yapıyorsun herhalde?
Siz İngilizce biliyor musunuz?
Stant bu mu? Ah, evet kamp arabası...
Gerçekten harika. Çok başarılı olacak.
- Size takdim edeyim… - Merhaba hanımefendi.
Siz halkla ilişkilerden mi sorumlusunuz?
İstikamet Amsterdam!
Amsterdam'da görüşürüz! Dikkatli olun!
Lastiğim patladı!
Yardım etmeniz gerek.
Siz Amsterdam’a devam edin!
Yavaş olsanıza!
Neler oluyor?
Gidip siz bakın!
Amsterdam'dakileri arasam iyi olur!
Garson bey, telefonu kullanabilir miyim acaba?
Amsterdam Autoshow Fuarı'yla görüşecektim.
Alo?
İyi günler.
Alo? Ah, iyi günler.
Pardon, duyamıyorum sizi.
Alo? Altra'dan arıyorum.
Gecikeceğimizi söylemek için aramıştım.
Hayır, halkla ilişkiler burası.
Patron, bir kadeh Côtes-du-Rhône alabilir miyim?
İki Côtes-du-Rhône.
İşte geldi.
Neler oluyor? Sorun ne?
Ben bir tamirci çağıracağım.
Aynen öyle, gidin de bir tamirci bulun!
- Ne oldu? - Benzin bitmiş.
İmkânsız!
Yola çıkmadan önce doldurmuştum.
Bir de üstüne krank miliyle uğraşmam gerek.
Hayır, gerek kalmadı!
- Neler oluyor? - Benzin bitti.
Bıktım artık! Üzgünüm ama benim işim değil bu.
Ben ne yapabilirim ki?
Benim işim bu mu sanıyorsunuz?
Yolda mı kaldınız?
Olur böyle şeyler. Yine de şanslısınız, bugün hava güzel.
Bakalım, beş litre...
İşte. Teşekkürler.
Sizinki de mi bitti? Tam gününe denk gelmişsiniz.
Koşuyor muydunuz?
Tarlalardan geçip mi geldiniz?
İşte oldu!
- 25 frank. - Peki.
- Hayır, hayır. - Çok teşekkürler.
Minfecil sayesinde formunuzu korumak artık çok kolay!
Siklon 70!
Güneşli günler için üretilmiş yepyeni bir yağmurluk!
- Debriyaj yüzünden. - Debriyaj mı?
Dur kalk yapıyoruz sürekli.
Sanırım ciddi bir sorun var.
Altra şirketinden bir temsilci telefona bekleniyor.
Alo? Evet benim.
Nasıl?
Duyamıyorum sizi.
Bozuldu mu? Hâlâ Belçika'da mısınız?
Fuarda kaç katılımcının olacağını tahmin ediyorsunuz?
Bu yıl tahminlerimizde...
530 araç öngörüyoruz.
Onları dört farklı salona yerleştirdik.
Lanet olsun!
Amsterdam Fuarı'nın, Avrupa'nın en büyüğüne dönüştüğünü düşünüyorum.
Bildiğiniz gibi Brüksel Fuarı'nı çoktan geride bıraktık.
Seneye Paris ve Londra'yı geçmek için elimizden geleni yapacağız.
Bu konuda şüpheniz olmasın.
Yavaş olun, dekorumuz bu.
Modelimiz için.
Modelimiz de "Kamp Arabası"!
Ah, hanımefendi! Geldiniz mi?
Size telefon ettiler.
Ne diyorsunuz?
Yolda kalmışlar.
Onları aramamız gerek.
Bir saniye lütfen.
Ben halkla ilişkilerden sorumluyum. Hemen şu telefonu verin bana.
- Telefonu mu? - Boş verin.
Öbür hattan ararım.
Teşekkürler.
Devam edin!
Bekleyin.
Hadi.
Hanımlar ve beyler, Amsterdam Uluslararası...
Autoshow Fuarı başlamak üzere.
François standa göz kulak ol.
Ben sınıra gidiyorum.
Ziyaretçiler akın etmeye başladı bile.
Bayım, fuarı ziyaret sebebiniz nedir?
Şey, arabaları seviyorum.
Umarım güzel vakit geçirirsiniz ve hayal kırıklığına uğramazsınız.
Çok teşekkürler.
Geçtiğimiz yıl fuarımızda daha çok Hollandalı ziyaretçiler vardı.
Bu yıl uluslararası bir kalabalık var.
Çok çeşitli modeller var...
daha çok sıcak renkler tercih edilmiş...
Ve tüm bunlar fuarın kalitesini kanıtlar nitelikte.
Tam bu sırada arabaların önünden geçen ziyaretçilerin...
gözlerinin pırıl pırıl parladığını görebiliyorum..
Bu müstakbel araba sahipleri kendilerini sürücü kontrolünde...
tatile giderken hayal etmeye başlamış bile!
- Ee? Her şey tamam mı? - Evet, sıkıntı yok gibi.
Bir deneyin.
Daha iyi gibi.
Elimden geleni yaptım ama daha çok zamana ihtiyacım vardı.
Hoşça kalın, teşekkürler!
Reklamlar sayesinde son gelişmeleri takip edin.
Hadi!
İyi günler!
Ben şoförüm sadece!
Biz... Amsterdam... Autoshow Fuarı!
Pardon bayım, Altra ne taraftaydı acaba?
Buyurun beyefendi.
Ben de bir üreticiyim. Standım var.
Beş bölmesi var.
Dikkatli olun lütfen.
Bakabilirsiniz.
Çok rahattır.
Fuardaki en son çıkan modelimiz bu.
Evet, evet. Burası Altra.
Hatta kalın.
Beyefendi! Müdür Bey!
Sizi istiyorlar! Çok acil!
Neler oluyor?
- Hâlâ gelmediler. Burada tek başımayım. - Bana önceden söylemeliydiniz.
Alo? Ne var?
Evet, Altra Paris'in müdürü benim.
Polis mi? Polis falan çağırmadım ben!
Neredesiniz?
Beyefendi, durun!
Yükünüzü kontrol etmek zorundayız.
Aranızda anlaştınız mı?
Polis polistir işte.
Sizi anlıyorum.
Dikkat edin, fuarda sergilenecek bir model bu.
Yavaş yavaş. Bekleyin, durun!
Bekleyin, durun!
Şöyle yaparsak olacak gibi.
Ah, hayır. Saçmalık bu.
Neden beni çağırdınız?
Neden ben?
Yine ne var?
Halkla ilişkiler sorumlusu benim.
- Biliyoruz. Pasaportunuzu gösterin. - Pasaportum tabii ki de yanımda.
Bayım içinde ne var acaba?
Bekleyin, bekleyin.
No comments yet. Be the first to leave one.