The first 200 lines.
Sidmouth'a hoş geldiniz, Bayan Russell.
Burada olmaktan çok mutluyum.
Anne, yolculuk nasıldı?
Oldukça sakin geçti çok şükür.
Demiryolumuzda da başınıza bir iş gelmemiş ki
bu da bir mucize.
Yolculuğunuzdan sonra dinlenmek istersiniz, Bayan Russell.
Sizi Kral'ın yatak odasına yerleştirdim. Bayan Owen size eşlik edecek.
Belki 1-2 saat dinlenirsiniz.
Sekizde sarı oturma odasında buluşup sekiz buçukta yemek yeriz.
- Hizmetçim... - Odasına doğru gidiyor olmalı.
Hangi Kral? Kral'ın odası dediniz. Hector?
Dördüncü William'ın.
Sidmouth'u limana dönüştürme amacıyla
Sidmouth Liman Demiryolu'nu kurmak için gelmişti.
Ama başarısız oldu. Ve Kral bir yıl sonra öldü.
Ne üzücü.
Bayan Owen?
Teşekkür ederim. Kabuklara dikkat.
Yeni bir yazı daha çıkmış!
Habere göre Bay Larry gelinini seçmiş ama annesi onaylamıyormuş.
"Ufukta nikah masası görünse de Russell'ların evinde yüzler gülmüyormuş."
- Bayan Russell'a gösterecek misin? - Sanırım mecburum
ama o dönmeden halletmeyi yeğlerim.
Bay Russell'ın evden taşındığı doğru mu?
Bay Russell, Union Kulüp'e gitti. Ne kadar kalacağını bilmiyorum tabii.
İyi de hanım İngiltere'de, Bay Larry de Arizona'da,
ben kime yemek yapıyorum?
Çalışma arkadaşların için yapıyorsun Bay Borden, tadını çıkart.
Yarınki kıyafetlere baktınız mı, Ekselansları?
Eminim uygundur.
Leydi Sarah onaylamıştı.
Leydi Sarah, Düşes'in kıyafet seçimini mi onayladı?
- Yarın için evet, hanımım. - Teşekkür ederim, çekilebilirsin.
Kıyafetlerini her zaman hizmetçin ve Leydi Sarah mı seçiyor?
Genelde.
- Neden ona katlanıyor? - Annesi babası o küçükken ölmüş
ama zaten Hector'la pek ilgilenmiyorlarmış.
Hayatı boyunca ablasının emirlerini dinlemiş.
- Değişmek için bir sebep görmüyor. - Sen sebepsin ama.
Anne, kızının Düşes olmasını sen istedin.
Şimdi de amacın mutlu bir evlilik yapmammış gibi konuşamazsın.
Elbette mutlu olmanı istiyorum.
Ya da en azından düzgün muamele görmeni.
Hector bunu göremiyor mu?
Neden görsün?
Ev sorunsuz işliyor. Sarah, Hector'ı iyi tanıyor.
Neden sorun çıkarayım?
Evin bazı yerleri bana biraz kasvetli geldi.
Hector portreler dışında her şeyi sattıklarını söylüyor.
Ve şimdi sayende hepsini geri alacak paraları var.
Ailesinin itibarının korunmasındaki rolünü unutturma
ve buna göre davranmasını sağla.
Omlet yapmak istiyorsan birkaç yumurta kırmak şart.
Yirmi yıldır omlet yapmamış kadın diyor bunu.
Omlet yapmamış olabilirim ama bir gelecek yarattım.
Ve aynısını yapmana yardım etmeye geldim.
Hey.
Hey.
Dur!
Hoş geldiniz. Buralara kadar gelmeniz incelik.
J.P. Morgan beni emretmiş. Gelmemezlik edemezdim.
Haklısın. Ben buna davet demeyi tercih ediyorum.
Sekreterim, Bay Brinkley.
Merrick'ler geldi.
Bay Russell, kardeşim Edgar'la tanışmadınız sanırım.
Bay Merrick.
Burada olmaktan memnunum. Ama giderken daha az memnun olacağım sanırım.
Bay Sage.
Bay Morgan.
Odalarınız sizi bekliyor. Byrd.
Bizi kendi topraklarınızda ele geçirdiniz, emirlerinizi duymayı iple çekiyorum.
Aslında burası tarafsız bir bölge.
Ve emir değil,
sektörümüzün geleceği hakkında fikirler duyacaksınız.
Bismarck'ın Almanya'nın geleceği hakkındaki "düşünceleri" gibi mi?
- Ya da Napolyon'un Avrupa hakkındaki? - Fazla şüphecisiniz, beyler.
Önce bir akşam yemeği yiyelim.
Tartışmaya yarın kaldığımız yerden başlayabiliriz.
Sizi uyarmalıyım.
Atlarınız arazide kalmayacak. Medeniyet bir günlük yürüme mesafesinde.
Bir de bize fazla şüpheci diyorsunuz.
Bay Russell, yeni ortağımı tanıyorsunuz sanırım.
- Odan rahat mı? - Evet, hanımım.
Peki çalışanları nasıl buldun?
Herkes çok kibar. Gerçi...
Ne?
Hizmetçilerden biri,
Leydi Sarah'nın, Düşes'i bıktırmaya ve onu yavru köpek gibi
eğitmeye çalıştığını söyledi.
Bu kelimeleri mi kullandı?
Korkarım evet.
Teşekkürler, Andre.
Kulaklarını açık tut. Ama Ekselanslarına söyleme.
Elbette, hanımım.
Bu savaşta yalnız mücadele etmediğimi görmek beni mutlu etti.
İyi misin?
- Niye sordun? - Bilmiyorum.
Son zamanlarda çok gergin görünüyorsun.
Arizona'ya giderken Larry'nin sana ne söylediğini anlatmadın bana.
Öyle mi?
Aramızda kalsın.
Ama Larry,
Maud Beaton'ı bulduğunu düşünüyor.
İnanamıyorum! Ne zaman?
Nişanlandığınız gece görmüş.
Peki gidip bakabileceğin bir yer mi?
Hâlâ oradaysa evet, hatta ben de oraya gidiyordum.
Anneme erteleyemeyeceğim bir iş yemeğim olduğunu söylersen sevinirim.
İnandırıcı görünmeye çalışacağım.
Bir viski lütfen.
Bayan van Rhijn akşam yemeğinden hemen sonra yatmak istediğini söyledi.
Bayan Armstrong, hazır olmanız gerek.
Tabii ki hazırım.
- Ne yapıyorsun sen? - Hiç.
Hiç gibi durmuyor ama.
Yiyecekleri nasıl farklı karıştırır ya da çırparız diye düşünüyordum.
Of, yine başladık.
Gördün mü? İstesen de istemesen de sonsuza kadar uşak olamazsın!
Neden kalmana izin verdiklerini anlamıyorum.
- Bu ne demek? - Hiçbir şey.
Yatmaya gidiyorum.
- Yemek çok lezzetliydi. - Teşekkür ederim.
Sonra uğrarım.
Gladys'in hizmetçisini kovduğunuzu duyunca epey üzüldüm doğrusu.
Plan bu değil miydi?
Şey, evet, biliyorum. Sadece onu görmek, evden bu kadar uzakta...
Ama onun evi artık burası.
Yeni hizmetçisi bu haneleri anlar. İçinde yaşayan insanları da.
Gladys'in yeni hayatına uyum sağlamasını istemiyor musun?
Tabii istiyorum.
O zaman ne demek istedin? İşleri nasıl yürüteceğimi bilmediğimi mi?
Benim demek istediğim, yatma vaktimizi çoktan geçirdik.
Merhabalar Bay Kane.
Merhaba Bayan Beaton.
- Benim adım Dolly Trent. - Hadi ama.
Bana yutturamazsın bunu.
Ne istediğinizi bilmiyorum ama çalışıyorum.
Peki, tamam, Bayan Beaton.
Polis çağırmamı ister misin? Çünkü çağırırım.
Aklından bile geçirme.
Beni yanlış anlıyorsun, ben kızgın değilim.
İşlerin zorlaşmasını istemiyorum.
Yardımcı olabilir miyim?
Bayan Trent'le konuşmak istiyorum.
Onunla biraz vakit geçirmek için.
Rahatsız oluyor musun?
Hayır.
Hayır, onunla konuşabilirim.
- Bana içki ısmarlarsa ama. - Pekala. 12 Numaralı Odaya gidin.
"12 Numaralı Oda" nerede?
Dolly.
Hayır, hayır, hayır. Ben bunu istemiyorum.
Paraya ne olduğunu öğrenmek istiyorum.
Bende değil.
Belli oluyor.
Her şeyimi kaybettiğimi biliyorsun.
Sahip olduğum her şeyi, annemin sahip olduğu her şeyi de.
Ve şimdi onunla yaşamak zorundayım, kendisi durmadan yaşadığı sefaletten
beni sorumlu tutuyor.
Seni paramparça etmem gerekir.
En azından şişko, hem nefesi hem teri leş gibi kokan
yabancılarla yatmak zorunda değilsin.
Paraya ne olduğunu öğrenmek istiyorum!
Crowther.
Crowther'ı hatırlarsın. Her şeyin arkasındaki aslında oydu.
Onun için çalışıyordum.
- Beni işe aldı ve... - Ne için?
Benim gibi enayileri tavlaman için mi?
Yalnız değildin.
Paraya erişimi olan ama çalmaya cesareti olmayan
açgözlü birilerini arıyordu.
Sen klasik bir vakaydın.
Peki buraya nasıl düştün?
Crowther beni kullandı ve beni beş parasız bir halde bıraktı.
Bu da neden böyle bir yerde karşılaştığımızı açıklıyor.
Şu güzelliğe bak.
Çok zarifsin.
Bu yüzden daha çok para veriyorlar.
Bana acıma sakın.
Esaslıyımdır.
Babam beni 12 yaşımdayken kumar masasında kaybetmişti.
Seni ergenliğimin hikayeleriyle üzmek istemem.
Başka bir şey yapamaz mıydın?
Bu müesseseyi işletenlere borcum vardı.
Çalışarak ödüyorum ama yiyeceğim ve yatacak bir yerim var.
Benden nefret ediyorsundur.
Elbette nefret ediyorum.
Beni ve annemi mahvettin.
Keşke hikaye doğru olsaydı da
evlenip o efsanevi servetimle mutlu yaşayabilseydik.
Buradan kurtulursan gidecek bir yerin var mı?
Sandusky'de bir kız kardeşim var, o da beni tanımaz bile.
O zaman Crowther'ın acı içinde ölmesi için dua edelim.
Kabul etmiyorum.
Geçen gün haftada üç dolar alan getir götürcüyü kovdum.
Çünkü işi iki dolara yapacak birini buldum.
Gözün paradan başka bir şey görmüyor, Risley.
Demiryolu patronlarının geleceğe sükûnetle
bakacak olmaları içimi rahatlattı.
No comments yet. Be the first to leave one.