About Joan

About Joan (À propos de Joan)

Download Turkish Subtitle

Release info

About Joan 2022 FRENCH WEBRip x264-RARBG
A Commentary by ivarthebonelesss

Tags

webrip
web
x264
BRip
Published on: 2023-02-01
Downloads: 24
Hearing Impaired: No

Turkish subtitle preview

The first 200 lines.

JOAN HAKKINDA

YÖNETMEN LAURENT LARIVIÈRE

Benim adım Joan. Joan Verra.

Fransızca söyleyince erkek ismine benziyor

ama babamın ülkesi İrlanda'da çok yaygın.

J-O-A-N diye yazılıyor.

Ama Joanne diye hitap edilmesinden hiç hoşlanmam.

Bu hep olur.

Biri hatta John demişti, John Wayne gibi! Saçmalık.

İsmim Joan.

60'ların başında doğdum.

Ailem Saint-Nazaire'de tanışmış.

Annem, özgür, genç bir kadınmış,

çok da aşık.

Babam İrlanda'dan tersanelerde çalışmak için ayrıldığında

18 yaşındaymış.

Annemle, Fransız yolcu gemisinin suya indirilişinde tanışmış.

11 Mayıs 1960'da.

O anın kanıtı olduğunu sanıyordum.

Ama yokmuş.

İkisinin, geminin yanında

neşeli kalabalığın arasında çekilmiş

bir fotoğrafları vardır sanıyordum.

Bu çok saçma.

O anı tamamen kafamda kurmuşum.

Bu hikayeyi o kadar fazla dinledim ki, zihnimde gerçek olmuş.

Hatıralar da böyle oluşur.

1 no'lu peronu bulun.

Affedersiniz hanımefendi, Galway'a giden treni mi bekliyorsunuz?

Evet.

Tren gecikecekmiş, o yüzden biraz daha beklemeniz gerekecek.

-Harika, teşekkür ederim. Sağ olun. -Ne demek.

Ben Doug.

Ben Joan.

Bir gün gerçek parayla ödemeyi öğrensen güzel olur.

Kağıt para, bozuk para, ne olduklarını biliyor musun?

Birkaç inci tanesiyle beni satın alabileceğini düşünüyorsan...

Teşekkürler Virginia.

Bence, varlıklı takım elbiseli tiplerden çalmakta sorun yok.

Ama savunmasız bir kadın?

Bunu iğrenç buluyorum.

Bu çok alçakça.

Yaşlı kadın mı? O incilerin gerçek olduğunu bile düşünmüyorum.

Bu konuyla alakasız. Ben ciddiyim.

O kadını tanımıyorsun ki.

Dul olabilir.

O kolye, büyük ihtimalle kocasından ona kalan tek şeydi.

Onu çok önemsiyor, gerçek olsun ya da olmasın.

Ellerine aldığında, ona kocasını hatırlatıyor.

Tamam.

Tamam.

Belki de tam tersidir.

Belki de korkunç biridir.

Belki çok kabadır...

Belki de kocası artık ona katlanamadığından kendini asmıştır.

Büyük ihtimalle o kolyeyi ölüm döşeğinde yatan annesinin boynundan söküp almıştır.

Tamam.

Tamam.

Kendini istediğin gibi haklı çıkarabilirsin.

Bu işte duygulara yer yok.

Madem bu kadar erdemlisin,

neden engel olmadın?

Çocuk bakıcısı olmayı seviyor musun?

Fena değil.

Kızlar tatlı.

Babaları da sapık değil.

Ya da belki de çok iyi gizliyor.

Anneleri, De Gaulle ile kafayı bozmuş.

Bana her gün ondan bahsediyor.

Ayrı odalarda uyuyorlar. Sanırım uzun süredir böyleymiş.

Bize de aynısı olmaz, değil mi?

Ne istiyorsun?

Ben Doug.

Ve işte!

13. yüzyılda, burada duruşmalar yaparlardı.

Aslında pek duruşma sayılmaz. Suçluları hücrelere kapatır,

onları saatlerce tepetaklak asarlarmış.

Eğer ölürlerse, masum ilan edilirlermiş.

Ve ailelerine bir özür mektubu gönderilirmiş.

Ama bir mucize eseri,

organlarının, ciğerlerine yaptığı baskıdan sağ çıkabilirlerse...

Suçlu oldukları ilan edilir ve diri diri yakılırlardı. Yani, kaçış yoktu.

Masum için de, suçlu için de aynı son.

Masum için de, suçlu için de aynı son.

Sorun ne?

Hiç?

Ben mi bir şey dedim?

Hayır, hayır, öyle değil.

Sadece öyle hissettim.

İyiyim.

Titriyorsun.

Artık çalışamazsın herhâlde.

O iş bitti.

Sen de biliyorsun ki, her koşulda kâr oranı düşüktü.

Evet, stresi de bir kenara bırakırsak.

Adrenalini peki?

Başka işlerle uğraştın mı?

Farklı şeyler.

Bazı kararlar verdim. Hep de yanlış olanları.

Yardımımı ister misin? Paraya ihtiyacın var mı?

Özür dilerim.

Ben...

Biraz düşüncesizce konuşmuş olabilirim.

Hayır, sen hiçbir zaman düşüncesiz olmadın.

Teşekkür ederim ama hayır.

Buraya para arayışıyla gelmedim. Aslında Paris'e kızımı görmek için geldim.

Onu yıllardır görmedim. Neredeyse benim yaşıma geldi artık.

Bir bankanın hukuki işlerle ilgilenen bölümünde çalışıyor.

Kulağa çok heyecan verici geliyor, değil mi?

Hâlâ Dublin'de mi yaşıyorsun?

Hem evet, hem hayır. Değişiyor.

Şu anda ev konularıyla ilgili sorunlarla uğraşıyorum.

Peki ya sen? Senin ev işleri yolunda mı?

Evet.

Gülüşünü hep sevdim.

Editör olmuşsun.

Evet.

Kendiliğinden oluverdi.

Sana şu an öyle bir sarılmak istiyorum ki, bir bilsen.

Sarılabilir miyim?

Kendimi biraz salak hissettim, hep benden konuştuk.

Sorun değil.

Çocuk sahibi oldun mu?

Oğlum oldu.

Deliler gibi sevdiğim harika bir adam ile mükemmel bir çocuğumuz oldu.

Şanslısın öyleyse.

Eminim, o da beni seviyordu.

Sevmeyi bıraktı mı?

Aramız açıldı.

Olur böyle şeyler.

Evet.

Her zaman.

Çok iyi insanlara da olur.

Size yardım edeyim.

Kusura bakmayın. Bu çanta çok...

Çok eski. Teşekkür ederim.

-Çok teşekkürler. Çok naziksiniz. -Ne demek.

-Tamam o zaman. Görüşürüz. -Teşekkürler. Hoşça kal.

İnsanlar neden bunu içiyor?

Çünkü çok lezzetli.

Tadı şey gibi...

Halkımı aşağılıyorsun, dediklerine dikkat et.

Tadını seviyorum, ama 3'üncü veya 4'üncüden sonra.

Ya da 5 ve 6'ncıdan sonra.

Aynen.

Sonra böyle dans ederken buluyorsun kendini.

Memleketini özlüyor musun?

Hayır.

-Burada mutlu musun? -Evet.

Asla dönemezsin artık.

Dönmek istemiyorum ki.

Sen geldiğinden beri çok değişti.

Kendini çok daha neşeli hissediyor.

Buna inanması zor.

Onu hiç bu kadar keyifli görmemiştim.

Hiç uyanma sırasında görmemişsin demek ki.

Gördün mü yoksa?

Aslında evet.

Birçok kez.

Çok uzun zaman önce.

Beraber miydiniz?

Bir çift gençtik sadece.

Hâlâ onu seviyor musun? O hâlâ seni seviyor mu?

Hayır. Hayır, o beni sevmeyi bırakalı çok uzun zaman oldu.

Bu seni rahatsız ediyorsa, bana söyle ben hallederim.

Cazibeni hiç kaybetmedin Doug.

Virginia beni rahatsız etmiyor.

Tam aksine, çok ilginç şeyler öğreniyorum.

Ne gibi?

"Siyanür bazlı kokteyl nasıl yapılır?" gibi.

Şuradaki bardakları bana getirir misin, Fergus?

-Tamam. -Fergus, şimdi.

-Bardakları unuttun, Fergus. -Doğru.

Böyle iyi.

İki...

Üç...

Dört...

Hanımefendi, bizimle gelin!

-Sakin olun, hareket etmeyin. -Doug! Doug!

-Karşı koymayın. -Doug!

Doug! Doug!

-Hayır! Siktir. Hayır! -Doug!

J... Joan!

Hayır, hayır. Lütfen, lütfen yapmayın. Lütfen, lütfen. Götürmeyin beni.

Lütfen. Lütfen beni götürmeyin!

-Joan! Joan! Joan! -Doug!

Hadi!

İyi olacağız. Her şey iyi olacak.

Gel buraya!

Hayır! Doug! Doug!

Doug!

Joan!

Lütfen. Lütfen beni götürmeyin. Lütfen.

Şerefsizler!

Doug!

Şerefsizler!

Siktiğim şerefsizleri! Şerefsizler!

Joan.

Çok endişelendik!

Başlama yine.

Comments

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left