The first 200 lines.
- Sonunda buluşuyor muyuz, bebek? - Bebek değilim, söyleyip duruyorum ya. - Kendi gözlerimle görmem gerek.
Sence bir bebek Zadie Smith okur mu?
Bilmem. Genelde okurmuş gibi yaparlar.
Ve sen bunu biliyorsun? Bebekler hakkında çalışma mı yapıyorsun sen?
Çalıştığım tek kişi sensin.
Şu anda ne yapıyorsun?
Seni düşlemekten başka mı?
Beni o video kamerayla filme çeksene.
Sonra düş kurmana gerek kalmaz.
Yapılabilir bir şey.
Benim gibi - Şaka yapıyorum!
Şakacı.
Tamam, hadi yapalım.
Buluşalım diyorum, yani.
Gerçekten mi? Nerede?
Ablam beni Nighthawks'a bırakabilir.
Bana duş almak için bir saat ver.
Bunu hayal edeceğim.
Sabah 11 nasıl?
Anlaştık. Duşa gir. Hemen.
Heyecanlanınca patronluk taslamaya başladık, öyle mi?
Lütfen.
Bu daha iyi. Görüşürüz!
Bu çok güzel.
Daha fazla istiyorum.
Açgözlülük yapma.
Jeff?
Hayley.
Afedersin.
Aslında buluşmamızda çok olgun davranmayı planlıyordum.
Ağzın o şeyle doluyken bunu yapmak biraz zor gibi.
Tadı çok güzel. Sen de ister misin?
Olur.
Leziz.
Ben de böyle düşünüyordum.
Pardon?
Kızlarla internetten tanışmaya ihtiyaç duyan tiplere benzemiyorsun.
Bazen ilk tanışmayı internetten yapmak daha iyi oluyor.
Asıl kişiliklerini öğrenebiliyorsun.
Fotoğrafçı olarak çalışıyorsan, anlıyorsun ki, yüzler yalan söyler.
Benim yüzüm yalan söylüyor mu?
O gözlere baktığımda gördüklerim...
Zadie Smith okuyan,
John Mayer ve ColdPlay dinleyen,
Monty Python bölümlerini seven,
ve acilen,
çılgınca, bütün kalbiyle,
daha fazla çikolata arzulayan bir kız görüyorum.
Mükemmel, mükemmel bir karakter tahlili.
İki kremalı çikolata ve,
ve iki "ganache" alabilir miyim.
"Ganache" de neymiş?
"Ganache"nin ne olduğunu bilmiyor musun?
Şanslısın, seni bu tür şeylerle tanıştıracak
bir kızla berabersin.
Ve iki çikolata kaplı kalp.
Ve bir de kafeinsiz sütlü kahve.
- Sen? - Böyle iyiyim.
Evet, öyle görünüyorsun.
Çantanda ne var?
Oh, bilirsin,
kitaplar ve eşya falan.
Beni ekmiş olsaydın, okuyacak bir şeylerim olur diye düşündüm.
Şey... Tam karar veremedim.
Jean Seberg hakkında bir kitap okuyorum.
Sürekli yanlış kişilerle yatmış ve...
sonunda kendini öldürmüş bir aktris.
Sen öyle yapma sakın.
Hayır. Ben doğru insanlarla yatma niyetindeyim.
Artı, Romeo ve Juliet okuyorum.
Dokuzuncu sınıf kitabı,
ama okul başlamadan bitirebilirim diye düşündüm, ve...
Elizabeth dönemi trajedisine pek benzemiyor.
Hayır, çünkü...
Şey, babam... verdiği yüksek lisans derslerinden birine girmeme izin veriyor.
Yarısını bile anladığım yok,
ama çok seviyorum.
Ne?
Yani UCW'ye gidiyorsun,
bütün o mezun öğrencilerle birlikte konferans salonuna oturuyorsun,
ve, ne oluyor, sana mı asılıyorlar?
Niye? Kıskanç mısındır?
Takdir ettim sadece. Bu tür şeylere ilgi duyduğunu bilmiyordum.
Ne yani?
Üç haftadır chat yapıyoruz diye
hakkımdaki her şeyi öğrendiğini mi sandın?
Ayrıca, 14 yaşında bir kıza asılmazlar. Hepsi babam yaşındalar, ve...
Onlar...
Onlar ihtiyarlamış. Sen... Sen öyle değil...
Çok patavatsızım.
Kusura bakma. Ben, baştan başlayabilir miyim?
Hayır. Anladım. Anladım. Ben sadece...
Bilirsin işte, olduğundan daha olgun gösteriyorsun.
Ve çok daha olgun davranıyorsun.
Gerçekten mi?
Evet. Bu kadar etkileyici birini beklemiyordum.
Ben de.
Güzel t-shirt.
İster misin?
Hayır, yeteri kadar para getirmedim, ve...
Ve zaten, sorduğum da bu değildi.
Tabi, isterim.
Küçük beden, yeşil bir t-shirt alabilir miyim?
Hayır, hayır.
- Bunu yapmana izin veremem. - Neden? Çünkü...
- Çünkü... - Ne? Çünkü bana o kadar,
borçlanırsın ki sonunda...
Tamam. Sanırım izin verebilirim.
Benim için onunla poz vermen gerekecek.
Şartlar. Bu şartlar altında yaşayamam.
Teşekkürler.
- Bu hiç adil değil. - Ne?
Bu şeyler olduğunda,
gecenin bir yarısı, ve ben ortalarda yokum.
Ergenlik durumları.
Arabasıyla bırakması için, Lindsey'e muhtaç olmaktan nefret ediyorum.
Farkına bile varmadan araba sürmeyi öğreneceksin.
Bu arada, Elizabeth Wurtzel'in USC'deki konuşmasını ve
Goldfrapp konserini kaçırdım.
Goldfrapp konserine ben gitmiştim aslında.
Hadi canım. Gittin mi? İyi miydi?
Tabi ki iyiydi. Ben de ne diyorum?
Kendin karar verebilirsin.
- Elimde konser kaydı bir MP3 var. - Konseri kayıt mı ettin?
Sadece tek şarkı. Biraz daha bağır lütfen, yetkililer duyamadı.
Kesinlikle dinlemem gerek.
Sana gönderirim.
Eve gittiğinde, uğraşacak zaman bulduğunda.
İyi şeyler beklemeye değer.
Sen ne için bekledin son zamanlarda?
Senin için dört sene beklemem gerekecek.
Dikkatimi o MP3'ten almaya çalışıyorsun.
Bak, başka yolu yok.
Seni alıp evime götüremem ya.
Bu biraz delilik olurdu.
Doğru.
Tamam, gözetleme sakın.
Benim işim manken çekimleri yapmak.
Daha önce gördüm hepsini.
Ve bundan o kadar eminsin?
Sanırım evet.
Belki de gözetlemeli ve
oradaki tezgahtarı, neler dönüyor diye meraklandırmalısın.
Ancak rüyanda, küçük kız.
Küçük kız mı?
Hani çok olgundum ben?
- Bu olgunluk sana yeter mi? - Pekala...
Böyle davranmaya devam edersen sonunda beni çıldırtacaksın.
Öyle mi?
Pekala. Tamam.
Bu nasıl?
İyi.
Tamam.
Şimdi, üç şeye değinmek istiyorum.
Bir: burada benimle görünmekten bir fayda sağlayamazsın.
İki: Goldfrapp.
Ve üç?
Ve üç...
Benim gelmemin delilik olacağını söylemiştin...
Beş doktordan dördü, benim zaten deli olduğumu düşünüyor.
Yani, kendime sadık kalabilmek için...
gelmem gerekli.
Tamam?
Ve dördüncüsü: bu muhteşem araba.
Böyle bir mantık karşısında diz çöküp tapınırım sadece.
Diz çökmek mi?
Bu iyi bir fikir. Ne bekliyorsun?
Tapın bana.
Evet, yüce "Thonggirl".
Ayağını öpmeye bile layık değilim ben.
Belki layıksındır.
Belki artık, gitsek iyi olur.
Evet, muhteşem "thonggirl".
Ablanı aramak ister misin? Nerede olacağını söylemeyi?
Belki sonra. Sadece şu arabaya binmek istiyorum.
Wow. Harika.
Ne oldu?
Bize bazı şeyler öğretiyorlar
kendin karıştırmadığın hiçbir şeyi içme gibi, yani...
Akıllıca.
Mutfağa gel. Yeniden karıştırayım.
Hayır. Ver şunu.
Bundan daha eğlenceli bir şeyler hazırlayabilirim.
Sağlıklı adam, ha?
Deniyorum.
Yaşayabilidiğim kadar çok yaşayacağım.
Çok yaşamayı fazla abartıyorlar.
Ne? Sen kemale ermiş yaşlara ulaşmak istemiyor musun?
Ne için? 80 yaşına geldiğimde,
eğlenmek için ne yapacağım?
Sen 80 olduğunda, ben 98 olacağım.
Evet... ve benim hiçbir işime yaramayacaksın.
Beni hangi işler için kullanmak geçiyor aklından?
Burada eğlenceli bir şeyler olacağını biliyordum.
Yani, şeyden...
Eminim bu bebeklerle bir olayın vardır.
Onlar manken.
Peki neden dergi kapakları yerine duvarlarında duruyorlar?
Burada, sen mahrem şeyler yaparken
seni izliyorlar.
No comments yet. Be the first to leave one.