The first 200 lines.
- Bu çantanın kime ait olduğunu biliyor musunuz? - Haberim yok.
Hanımefendi? Bu çantanın kime ait olduğunu biliyor musunuz?
Affedersiniz, çanta sizin mi?
Merhaba.
FBI'I ARA
NEW YORK POLİS DEPARTMANI BOMBA İMHA EKİBİ
Radyasyon belirtisi yok.
Elle kontrol ediyorum.
Dış tarafında herhangi bir anormallik görünmüyor.
Pekâlâ, kabloları hissetmeye çalışacağım. Bakalım ne ile karşı karşıyayız.
Çantanın içinde bir şey var!
Arkanı dön! Dizlerinin üzerine çök! Eller başının üstüne!
Arkanı dön! Dizlerinin üzerine çök!
Eller başının üstüne! Hemen!
Siz de benim gördüğümü görüyor musunuz?
- Şüphelinin konutuna yaklaşıyoruz. - Dikkatli olun. Şüpheli silahlı.
Kes şunu! Duyuyor musun beni? Ne ağlıyorsun lan?
Sen de kapa çeneni! Anladın mı? Sessizlik istiyorum!
Demiştim sana. Terbiyeli olmanı söylemiştim.
Tek kişi. Etrafta dolaşıyor.
- Üç rehine var. - Şuradaki ney? Kedi mi, köpek mi?
- Bebek. - Düzgün düşünemiyorum. - Sessiz ol, bebeğim.
Ağlatma lan şu bebeği? Anladın mı beni?
- Hayır! - Duvarın önüne dizin dedim.
- Harekete geçelim. - Bekle, bekle, dur!
Şansımızı merdivenlere bağlamak istemiyorum. Her türlü şey olabilir.
Ne kadar kapı patlayıcısı var?
- Çıkarın onları. - Sadece sessizlik istiyorum!
Yardım edin! Biri yardım etsin!
Dön arkanı! Arkanı dön dedim!
- Bacağım kırıldı galiba! - Kes sesini! Bacağından başka yerlerini de kıracağım.
Ajan Weller, Times Meydanı'nda önemli bir hadisemiz var.
Acilen New York'a gelmeniz gerekiyor. Gidelim.
Kızın hala hiçbir şeyden haberi yok. Tamamen uyuşturulmuş gibi.
El ve ayak bileklerinde bağlanmaya bağlı morluklar var.
- Müdür Mayfair. - Dr. Borden. Bu Kıdemli Özel Ajan Kurt Weller.
- Siz miydiniz? Vay canına. - Elimizde ne var?
Toksikoloji raporları geldi. Buna inanmayacaksınız.
PKM-zeta önleyici, halk arasında ZİP olarak bilinen ilacı biliyor musunuz?
Doktor, "halk arasında" kelimesi ikimiz için bambaşka anlamlar ifade ediyor.
Zeta İnteraktif Protein.
Travma sonrası stres bozukluğu hastaları için test edilen deneysel bir ilaç.
Patlama kurbanları, savaş görmüş askerler...
Belirli miktarlarda kullanılarak seçilen anıları silmeye yarar.
- Siz de kızda bu ilacın izlerine mi rastladınız? - Hayır. İzlerine rastlamadık.
Tüm vücut sistemi bu ilaçla doldurulmuş. Daha önce böyle bir şeyle karşılaşmamıştım.
Kalıcı hafıza bölgelerine kimyasal olarak tesir edilmiş.
Times Meydanı'ndaki çantadan çıktığı ana kadar olan...
...kim olduğunu, nereden geldiğini, hiçbir şeyi hatırlamıyor.
Bunların benimle alakası ne peki?
- Tanıyor musunuz onu? - Hayır.
Bu kadını hayatımda ilk defa görüyorum.
O zaman neden sırtına sizin isminiz dövme yapılmış?
Çeviri: Burhan Guclu İyi seyirler.
Jane Doe kim ve neden bizim bulmamız için Times Meydanı'na bırakıldı?
Ve sırtına neden benim ismim dövme yapılmış?
Pekâlâ. Reed, Zapata, siz benim geçmiş davalarımı araştıracaksınız.
Hapse tıktıklarımdan tahliye olanlar varsa öğrenin.
Eski davaları tekrar açmak istemiyorum ama bir şeyleri atlamış olabilirim.
Jane Doe'ya gelince, neler öğrenebileceğiz bir bakalım.
Öyküsel belleği silinmiş fakat yöntemsel belleği sağlam görünüyor.
Yani yürüyebiliyor, konuşabiliyor ve olan biteni anlayabiliyor, öyle mi?
Evet, kavramsal olarak öyle görünüyor, fakat belirli kesimleri bulanık.
Mesela, müziğin ne demek olduğunu biliyor fakat Beatles'ı hatırlamıyor.
Hafızasının yerine gelme ihtimali yok mu?
Açıkçası daha önce böyle bir vakayla hiç karşılaşmamıştık.
Çoğul konuşurken tüm tıp sektöründen bahsediyorum.
Bu yüzden, aşina olduğu bir şeyle karşılaşırsa hafızasını tetikleyebilir...
...ama bundan da kesin olarak emin olamayız.
Bu kadın öylece gökten inmedi ya.
Koskoca çantayı Times Meydanı'na tek bir kişinin taşıdığını sanmıyorum.
Ben olsam minibüs ile oraya bırakırdım. Yan kapıyı açıp, hemen bırakıp giderdim.
Zapata, Times Meydanı'ndaki kamera görüntülerini bul.
Kadın oraya nasıl gitmiş öğren.
Patterson. Jane Doe'nun parmak izini alın, fotoğrafını çekin ve vücudunu tarayın...
...ve kayıp kişiler ve sosyal medya veri tabanında taratın.
DNA'sını FBI DNA veri tabanında taratın.
Bir soy bilimci bunlara göz atana kadar bir şey elde edebilir miyiz bilmiyorum.
En küçük harfine kadar inceleyin. Tamamını tarayın.
- Acıtıyor mu? - Evet, hepsi biraz acıtıyor.
Dövmelerin mi?
- Dövmelerinin şablonunu çıkarmalıyım. - Hepsinin mi?
KURT WELLER FBI
Pek şaşırmayacaksın ama Times Meydanı'ndaki kameraların yüzde 78'i...
...çalışmıyor, konumu farklı ya da görüş açısında değilmiş.
Bunu çıkarmayı başarabildim. Minibüs. Yan kapı.
- Haklı çıkmaktan yorulmuyor musun? - Hayır.
- Plakasını alabildin mi? - Hayır. Ama kamera sistemi boyunca takip ettim.
Şehrin içindeki şu kamerasız bölgeye giriyor ve bir daha geri gelmiyor.
- Kayıt cihazına ismini söyle. - Hatırlamıyorum.
Şu anki ABD başkanı kim?
- Bilmiyorum. - Annenin adı ne?
Tüm dövmeleri yeni yapılmış.
- Tamamı. - Nasıl? Ne kadar yeni?
İyileşmelere bakacak olursak, iki hafta olmamış.
Tüm vücuduna tek seferde mi dövme yapılmış?
Neden böyle bir şey yapsınlar ki?
- Bu bir hazine haritası. - Ne dedin?
Şunlara bak. Yeri belli etmek için "x" işareti yok.
Gizli harfler, rastgele numaralar, harita parçaları var.
Hiçbir şeyle ve isimle bağlantılı değil. Bu bir yapboz.
Ve ilk parçası oldukça açık.
Doğrudan veya dolaylı yoldan hiç terörist bir örgütle bağlantınız oldu mu?
Daha ne kadar soru soracaksınız?
Cevaplarınızı "evet" veya "hayır" olarak sınırlandırmayı deneyin.
Tüm soruların cevabı aynı. "Bilmiyorum."
Burada neler döndüğünü, bana neler olduğunu...
...ve size bilmediğimi nasıl anlatabileceğimi bilmiyorum.
- Durun biraz, bir dakika. Bayan? - Bayan ney?
Bayan kim? Daha ismim bile yok.
Beni araştırmanıza, kurcalamanıza, vücudumu taramanıza izin verdim.
Benden bu kadar. Tamam mı? Yetkili biriyle görüşmek istiyorum artık.
- Derin bir nefes alsanız. - Yetkili biriyle görüşmek istiyorum!
Ben Özel Ajan Kurt Weller. Davanızdan sorumlu ajanım.
Neler olduğunu söyleyin lütfen bana. Kimim ben?
Henüz bilmiyoruz.
O kadar testten sonra bir şey elde edemediniz mi?
Bize doğruyu söylediğinizi biliyoruz. Bundan eminiz.
- Doğruyu söylüyorum tabi ki, neden yalan... - Bayan...
Parmak izlerinizden ve DNA'nızdan bir eşleşme bulamadık.
Yüz tanıma sistemimiz veri tabanında size dair bir şey bulamadı.
Beni tanıyor musunuz?
Neden tanıya... Ben kendimi bile tanıyamıyorum.
Dr. Borden, aşina olduğunuz bir şeyler görürseniz...
...hafızanızı tetikleyebileceğini söylüyor.
Siz neden aşina olasınız ki?
Çünkü benim ismim, Kurt Weller...
...sırtınıza dövme yapılmış.
- Bana neler oluyor? - Kim olduğunuzu bilmiyorum, hanımefendi.
Ama bir şekilde siz beni tanıyorsunuz.
- Bunlara hiçbir anlam veremiyorum. - Bunların size ağır geldiğini biliyorum.
Ama lütfen deneyin. Aklınıza bir şey gelir belki.
Hiçbir şey gelmiyor mu?
Hayır.
Şimdi ne olacak peki?
Düzgün bir fotoğrafınızı medyaya dağıtacağız.
- Kim olduğunuzu bilen birileri vardır mutlaka. - Hayır, ben...
...ben ondan bahsetmiyorum. Şu anda ne olacak?
Gidecek yerim yok.
Burası güvenli evimiz...
...tanık korumada olan insanlar için kullanıyoruz burayı.
Şurada kanepe var, televizyon var.
- İhtiyacın olan her şey var. - Dışarıdaki adamlar...
...insanları benden uzak tutmak için mi duruyorlar?
Yok, yok, onlar...
...onlar bu işin aslını öğrenene kadar seni güvende tutmak için buradalar.
- Seni biraz yalnız bırakayım. - Bekle. Gidiyor musun?
Evet. Biraz uyusan iyi olur. Ya da bir şeyler ye.
Sevdiğin bir yemek varsa güvenlikçi elemanlara söyle de istediğini alsınlar.
Hangi yemeği sevdiğimi bilmiyorum.
Doğru. Sana birkaç menü getirmelerini söylerim...
...böylelikle istediğin yemeği seçebilirsin.
İyi akşamlar, hanımefendi.
Dün gece rüya bile göremedim.
Rüya görmek istiyordum, anlıyor musun?
Belki rüya görürsem...
Ben...
Bunu bana biri yaptı.
Hayatımı darmadağın etti.
Ve benim elimden hiçbir şey gelmiyor.
Size bu sabah çay ve kahve getirdim.
Hangisini istersiniz?
- Bilmiyo... - Hadi, seç birini. Dene ikisini de.
Bu hoşuma gitti. Bunun tadı çimen suyu gibi.
İşte böyle. İlk olarak çimen suyunun tadını hatırladınız.
Ve ikinci olarak kahve seven biri olduğunuzu hatırladınız.
Umutsuz vaka değilsiniz.
Kendi tercihlerimizi kendimiz seçeriz. Siz sadece kendinizinkileri hatırlamıyorsunuz.
Bu yüzden yeni şeyler denemeye devam edin. Vücudunuzun neleri hatırlayacağına bakın.
Ya da yeni kararlar verin.
Ne kadar denerseniz, o kadar daha az çaresiz hissedersiniz.
Hiçbir şeyi hatırlayamazsanız bile, hala kendinizi bulabilirsiniz.
Şu garipmiş.
- Omuzundaki dörtgen. - Evet, benim de gözüm ona takıldı...
...çünkü diğer hepsi şatafatlı yapılmış.
- Bu baya bulanıkmış. - Jane uyuşturulup...
...geri kalan dövmeler yapılmadan önce bir dövmesi varsa...
...onun üzerini kapatmak zorunda kalmış olabilirler.
Bu da bize geçmişi hakkında bilgi verebilir. Alt kısmını nasıl görebiliriz?
Jane'in vücudundaki tüm dövmeleri lazer ile taramıştım...
...belki de tarama işlemini geriye sarıp, kızılötesi ışınlarla tespit edebilirim.
- Tamamdır. - Tasha, ofisimde görüşeceğimizi sanıyordum.
Hayır, doktor bunlara bir göz atmasının faydası olabileceğini düşündü.
- Öyle mi? - Jane.
Kimim ben?
Durun biraz, şuradaki ne? Daha önce görmemiştim.
Sol kulağının arkasında olduğu için görememişsindir.
Sadece iki buçuk santimetre uzunluğunda.
Çevirmeleri için...
Çince mi biliyorsun?
Bir adres ve tarihten bahsediyor. Bugünün tarihi.
- Burnumuzun dibindeymiş. - Kızın kulağının arkasındaymış, aslına bakarsan.
- Saati belli mi? - Hayır, sadece bugünün tarihi ve adres.
399 White Sk, Daire:7. Çin mahallesinin göbeği.
Pekâlâ. Orada kimin yaşadığını öğrenebildik mi?
Chao Zheng. Ulaştırma mühendisi. Çin asıllı, burada H-1B vize ile bulunuyor.
- Küresel taşımacılıkta çalışıyormuş. - Sabıka kaydı var mı?
- Hayır. Üç yıldır burada yaşıyormuş. Sicili temiz. - Bir ziyaret edelim bakalım.
Patterson, iyi işti. Dövmeler üzerinde çalışmaya devam et.
- Sen burada kalmalısın. - Hayır. Ben de seninle geliyorum.
No comments yet. Be the first to leave one.