The first 200 lines.
THE DEMON
Çeviri: Dikistutmaz iapetos | Letterboxd: moandor
Yapımcı, İtalya'nın güneyindeki...
...etnolojik çalışmalarımızı mümkün kılan...
...Cagliari Üniversitesi'nden Profesör Ernesto De Martino'ya teşekkür eder.
Bu film yakın tarihli ve trajik bir gerçek hikâyeye dayanıyor.
Göreceğiniz ayinler, büyüler ve şeytani ele geçirmeler...
...bilimsel olarak da kanıtlanabilir...
...ve dünyanın her yerinde olduğu gibi İtalya'da da hayatın bir gerçeğidir.
Bu, büyüyle ele geçirilmiş bir kız olan Puríficazione'nin hikâyesidir.
Bu hikâye Lucania'da geçirdiğimiz süre boyunca cereyan etti.
Uyan, Vincenzo! Uyanın çocuklar!
Lui, France! Kalkma zamanı!
Puríficazione! Hey, Purí!
Purí! Uyan, Purí!
Hadi hazırlan!
Purí!
Purí!
Hiç utanması da yok.
Ne cüretle kiliseye geliyor!
Mesih'in kanı. Şeytan, beni bu adama bağla.
Beni ona öyle bir bağla ki, beni bir daha asla unutmasın.
Ben gömülene kadar, bu bağ sürsün.
Beni ona öyle bir bağla ki, beni bir daha asla unutmasın.
Aferin oğluma.
Birazdan dönerim. Al bakalım.
Anto.
- Günaydın. - Günaydın.
Günaydın. Otur, Antonio.
Anto, neden buraya geldin?
Nişanlının çeyiz sandığını kontrol etmek için mi? Bize güvenmiyor musun?
Çeyiz sandığının çok güzel olacağından hiç şüphem yok.
Nişanlım da öyle olacak tabii.
Ve Rabbimiz'in izniyle onunla ilgili her şey de öyle olacak.
Buralardaydım ve saygılarımı sunmak...
...senin ve kızlarının nasıl olduğunu görmek için bir uğrayayım dedim.
Törene gelince, her şey kararlaştırıldı.
Tüm düzenlemeler halledildi.
Her şey, olması gerektiği gibi.
Hesapları çoktan kapattım ve kimseye borcum yok.
Ne Tanrı'ya ne de insanlara.
Tanrı'ya her daim borçlu kalacağız, Antonio.
Haklısın. Ama ondan başka hiç kimseye borçlu olmamak gerekir.
Ve yakında bana birçok sağlıklı ve şerefli çocuk vermesi gereken kişi de O olacak.
Çok çocuk istiyorsun, değil mi Anto?
Şüphesiz! Hepsinin ismini de çoktan belirledim.
Ama size söyleyemem.
Çünkü isimler bir kez söylendiğinde cazibesini kaybeder ve silinip gider.
Ama sadece söylenirlerse.
- Anne. - Tanrı seni korusun, Antonio.
Hoşça kalın.
- Ne istiyorsun? - Ne istediğimi gayet iyi biliyorsun.
Konuşmayalı aylar oldu.
Neden beni her gördüğünde kaçıyorsun?
Sana hiçbir şey söylemedim. Benden ne istiyorsun?
Hiç peşinden koştum mu?
Sana bir şey için söz verdim mi?
Beni rahat bırak, Purí.
Artık buralara gelmesen daha iyi olur.
Seni bir daha görmek istemediğimi söyledim.
Sen benim peşimden hiç koşmadın; ama ben senin peşinden koşuyorum.
Seni istiyorum. Seni seçtim.
Neden beni istemiyorsun?
Çünkü başka bir kadını seviyorum. Ve onunla evleneceğim.
Hayır! Neden beni istemiyorsun?
Söyle bana! Benden korktuğunu söyle! Söylemek zorundasın!
Biraz sessiz olsana. Beni rahat bırak!
Hayır! Söyle bana! Neden korkuyorsun?
- Bana söylemelisin! - Sana beni rahat bırakmanı söyledim!
Ne düşündüğünü biliyorum, korkuyorsun! Ama buradan gitmen anlamsız!
Her zaman yanında olacağım! Seni asla terk etmeyeceğim!
Beni rahat bırak!
Ben bir kadınla evleneceğim, bir hayvanla değil!
Sağlıklı çocuklar istiyorum, geceleri havlayan bir köpek değil!
Seni tanıdığım güne lanet olsun!
Eğer beni bir daha görmek istemiyorsan...
...ve seni rahat bırakmamı istiyorsan benim için bir şey yapmalısın.
Ne yapayım, ne istiyorsun?
Bu şaraptan benimle birlikte iç.
Bunu yaparsan beni onurlandırırsın.
Olduğum kişi olmadığımı ve benden korkup nefret etmeyeceğini hayal et.
Önce ben içeceğim.
Al. Ve içerken “dinlenebilesin diye” sözlerini söyle.
“Dinlenebilesin diye.” Bunlar ölülerin sözleri.
Fark etmez: “Dinlenebilesin diye”.
- Söyle. - Sen zaten söyledin. Bu yeterli.
O şarapla kanımı içtin!
Bedenimi ve özümü içtin!
Seni büyüledim!
Artık istesen de istemesen de beni seveceksin! Korkma!
Korkarsan, daha da kötü olur.
Mahvolacaksın! Talihsizlik başına bela olacak! Öleceksin!
Seni büyüledim!
Öleceksin!
Seni istiyorum. Sana kanım gibi tapıyorum.
Ama sen bir hainsin.
Ve seni tuzağa düşüreceğim.
Kan bağıyla bir olacağız.
Seni istiyorum.
Sana tapıyorum.
Seni seviyorum. Sana kanım gibi tapıyorum.
Ama sen...
Uyumuyordun. Uyumuyordun. Biliyordum!
Bu kadar yeter! Kes şunu! Vurma ona!
Onu öldüreceksin!
Kes şunu, baba! Beni dövmeyi kes!
Vincenzo! Sakin ol! Kes şunu! Yapma!
Onu öldüreceksin! Bu kadar yeter! Onu rahat bırak! Vincenzo!
Yaptığın korkunç şeyleri biliyorum!
Ölüm laneti! İşte yaptığın kötülük bu!
Onu rahat bırak, öldüreceksin!
Vincenzo, yeter!
Bu kadar yeter! Bu kadar yeter! Sakin ol!
O bizim kızımız, asla öyle bir şey yapmaz!
Bırakın beni.
Tanrı'ya şükürler olsun. Baba, bağlı olduğum biri var mı?
Hiç yok.
- Anne, bağlı olduğum biri var mı? - Saklayacak bir şeyin yok.
- Evlenebilirsiniz çocuklar. - Evlenebilirsiniz.
Damat tarafındaki mum sönüyor.
Bu, felaket getirir.
Mesih'in kanı. Şeytan.
Beni o adama bağla.
Beni ona öyle bir bağla ki, beni bir daha asla unutmasın.
Ben gömülene kadar bu bağ sürsün.
N'apıyorsun, kes şunu! Bırak beni!
Değneğimi bırak! Yardım edin!
Antonio! Antonio!
Aç kapıyı! Antonio!
Ne yapıyorsun? Evlendiklerini görmüyor musun?
- Buraya gel! - Ne yapıyorsun? Çıldırmış.
Lütfen, Purí, git buradan!
Antonio!
Purí git buradan, defol!
Ne yaptığını sanıyorsun, Purí? Kes şunu! Artık çok geç!
Bu odanın dört köşesinde dört aziz oturur.
Dört aziz, kızımı kutsasın.
Dört aziz oğlumu korusun.
Hayır, çocuklar, henüz giremezsiniz.
Sadece biz yaşlılara izin var, düğün yatağınızı hazırlamalıyız.
Bu tırpanla ölümün bacaklarını kes.
Bu tırpanla kederli sesi kes.
Yatağın altındaki bu tırpanla onları şeytanlardan koru.
İşte bu odadaki tüm kötülükleri emmiş olan üzümler.
İşte tüm anlaşmazlıkları emmiş olan üzümler.
İşte haç şeklini verdiğimiz, sularından arındırılmış üzümler.
Kuru, tatlı, güzel üzümler.
Kötü düşüncelerin yemi olacaksınız.
Buraya girmek isterlerse, onları zehirleyeceksiniz.
Baba, Oğul ve Kutsal Ruh adına. Amin.
Tuz.
Şimdi çocuklar girebilir. Çağıralım.
Girebilirsiniz çocuklar.
Bu gece burada nöbet tutun. Bir yere ayrılmayın.
- Hoşça kalın. - Güle güle. İyi geceler.
Bu doğduğunda, ilk oğul da doğacaktır.
Bu doğduğunda, ilk oğul da doğacaktır!
İlk oğul da doğmalıdır!
Dur!
Dur! Dur!
Sessiz ol. Sus. Seni tanıyorum.
Purí.
Purí.
Sen Salvatore'sin.
Hastaydın. Biliyorum.
- Ama artık iyileşmişsin. - Evet, iyileştim, iyiyim.
- Peki sen ne yapıyorsun? - Burada suyu seyrediyorum.
Suyu sever misin?
Dereyi görmek için bu tarafa geldim.
Ben de uzun bir yoldan geldim, ama şimdi iyiyim.
Kimseyi görmeden gece gündüz burada kalırdım.
Beni kimse sevmiyor zaten.
Burada bir gün geçirdim ve kimse beni bulamadı.
Tabii arıyorlarsa.
Ama beni arıyorlar mı bilmiyorum.
Geç oldu, Salvatore.
Evde bekliyorlar.
Hoşça kal, Salvatore.
Seninle konuştuğuma sevindim, Purí.
Ve daha iyi hissetmene yardımcı olduğuma.
Hoşça kal, Purí.
Güle güle, Salvatore.
Görüşürüz, Purí!
Bütün sabahı uzakta geçirdin. Hâlâ düzgün düşünemiyorsun!
Dereye her gittiğinde büyüleniyorsun!
Salvatore di Rosario Collura ile karşılaştığım için geç kaldım.
Hastaydı ama şimdi çok daha iyi.
Ne diyorsun sen! Salvatore Collura ağır hasta.
Bugün rahip ona kutsanmış yağ getirdi.
Purí, Purí, geri dön!
Purí!
Burada ne arıyorsun?
Söyle bana, doktor. Söyle bana. Nasıl olur? Bu nasıl olabilir?
Olamaz!
Bu sabah onu gördüğümde gayet iyiydi!
Deli misin? Ne dediğinin farkında mısın?
Bu sabah öldü! Ne gördün sen?
Ölmüş olamaz, kendi gözlerimle gördüm!
Deredeydi, suyla oynuyordu!
Sağlıklı ve mutlu görünüyordu!
No comments yet. Be the first to leave one.