A Series of Unfortunate Events

A Series of Unfortunate Events

Download Turkish Subtitle

Season 1

Release info

A Series of Unfortunate Events S01E04-WEB-DL
A Commentary by Spectral

Tags

Web-DL
web-dl
web
WEB-DL
TS
Published on: 2022-03-13
Downloads: 53
Hearing Impaired: No

Turkish subtitle preview

The first 200 lines.

NETFLIX ORİJİNAL DİZİSİ

Değiştir, değiştir kanalı

Değiştir, değiştir kanalı

Bu dizi insanda Ne huzur bırakır ne de ağız tadı

Ki her bölümde Apayrı bir can sıkıntısı

O yüzden değiştir kanalı Değiştir kanalı

Baudelaireların yeni adresi Bir yılan bakıcısı

Şen şakrak ve gizemli Ama can yakacak hatası

Benden duymuş olmayın Bir adam geliyor niyeti kötü

O yüzden yerinizde olsam Hayatta izlemem ben bu bölümü

Değiştir kanalı, değiştir

Çünkü burada göreceğin tek şey Keder ve dehşettir

Aklı başında birinin Sana diyeceği şey tektir

Değiştir, kanalı değiştir, değiştir

Değiştir, değiştir

LEMONY SNICKET'in kitap serisinden uyarlanmıştır

Değiştir, değiştir

SÜRÜNGEN ODASI: İKİNCİ KISIM

Sabah uyanıp

korkunç bir terslik olduğunu fark etmeyi ifade eden bir sözcük yoktur.

Olsaydı Baudelairelar, onları Monty amcaları değil de

doğan güneş uyandırdığında

o sözcüğü kullanırlardı.

-Monty amca? -Monty?

-Monty amca? -Burada mısın?

Hepimiz biliyoruz ki dünya fani.

Nihayetinde hepimiz günün birinde son uykumuza dalacağız.

Monty...

Bunu bilmek, Baudelaireların o sabah artık amcalarının da

içindeki çeşit çeşit numunelerin arasına katıldığı,

özenle dayayıp döşediği odasında yaşadıkları hissi değiştirmiyordu.

-Bu nasıl olmuş olabilir? -Nasıl olduğunu çok iyi biliyoruz.

Vah, vah...

Ne kadar elim bir kaza.

Bunu keşfeden kişi çok üzülecek.

"O ebedî uykuda ne rüyalar göreceğim, kim bilir."

Onu öldürdünüz.

Vay be Klaus, beni şaşırttın.

Senin gibi çokbilmiş bir veledin, sevgili Monty amcanızı

bir insanın değil, bir yılanın öldürdüğünü anlayabilmesini beklerdim.

Yanağındaki diş izlerine baksanıza.

Soğuk, sertleşmiş suratına bakın.

-Kırpmayan gözlerine bakın. -Durun!

Böyle konuşmayın artık.

Haklısın. Laklağa ayıracak vaktimiz yok.

Gemiye yetişmemiz lazım.

Öğle yemeğinden önce şarap içecek vaktim kalsın istiyorum.

Peru. Peru'ya gidiyoruz.

Bırakın uluslararası suları,

sizinle yan sokağa bile gitmeyiz biz.

O hâlde bavullarımı kendim taşımam gerekecek sanırım.

Sunny!

-Derhâl çıkarın onu oradan. -Nefes alamıyor.

Her şeyi açıklamaktan bıktım.

Sözde bir de zeki olacaksın

ama unutup durduğun bir şey var.

Ona birkaç hava deliği açarım.

-Hayır! -Yapmayın!

Şaka şaka. Bu bavulda değil... sanırım.

Lütfen ona zarar vermeyin.

Arabaya binin o zaman.

Burada tek suçlu sizsiniz.

Beni sinemada bırakıp gitmeseydiniz Monty'yi öldürmezdim.

Hepimiz Peru yolunda olurduk, Monty'yi de orada öldürürdüm.

Tanrım, düz vitesten nefret ediyorum.

Monty'yi bırakacak mısınız?

İnanın bana, onun umurunda değil.

Tabii onun ölüsünü bulduklarında siz çok uzaklarda olacaksınız,

ben de Peru'nun vesayet yasalarının gevşekliğinden faydalanıyor olacağım.

Neden geçmezsin be vites! Hah, oldu.

Bizi ülkeden çıkaramazsınız.

Çıkarabilir mi?

Kim durduracakmış beni?

Dikkat!

Kazaların talihli olaylar olduğu pek görülmemiştir.

Ancak bu kez...

Cehennemde yanasıca!

...Baudelaireların şansı yaver gitmişti.

Böyle araba mı sürülür, ehliyeti kasaptan mı aldın sen?

Hız sınırının gayet altındaydım.

-Bay Poe. -Violet Baudelaire?

İyi ki bize çarptınız.

Ben çarpmadım ki. Diğer şoförün suçuydu.

Bir kere ben hiç...

Siz üç kardeş değil miydiniz? Hah, bebek de buradaymış.

Siz Dr. Montgomery değilsiniz.

Ah, dalağım!

Galiba onu patlattınız.

Merhabalar, ben Stephano.

Dr. Montgomery Montgomery'nin yeni asistanıyım.

Daha doğrusu öyleydim. Yani... Nasıl desem, bilemiyorum.

-Monty amca öldü. -Öyle demeliydim.

Öldü mü? Çok üzüldüm. Nasıl oldu bu?

Yılan ısırdı.

Ben de şimdi adli tıbba gidiyordum.

Çocuklar yalnız kalamayacak kadar üzüldüler.

Adli tıbba götürmüyordu bizi. Peru'ya götürüyordu.

Ne? Görüyor musunuz? Kendilerinde değiller.

Yok, kafaları karışmış olmalı. Dr. Montgomery onları Peru'ya götürecekti.

Dün gece beni arayıp ısrarla sabah programımı bozarak

onlara bu pasaportları getirmemi istedi.

Bende kalsın isterdi.

Görmüyor musunuz Bay Poe? Kont Olaf bu.

Kılık değiştirmiş ve bizi kaçırmaya çalışıyor.

Kimmişim, kimmişim? Ne yapıyormuşum, ne?

İnsan çocukken sahip olduğu hayal gücünü özlüyor, değil mi?

-Benim hiç olmadı. -Hayal gücünüz mü, yoksa çocukluğunuz mu?

Amcanızı kaybetmek sizi derinden sarsmış olmalı.

Kont Olaf, servetlerini çalmaya çalışan korkunç bir adamdı.

-A, öyle mi? -Evet.

Mizacım onu mu andırıyor?

Hayır, alakanız yok.

Kont Olaf'ın tek, uzun bir kaşı ve kısa bir sakalı vardı.

Sizinse uzun bir sakalınız var

ve çok affedersiniz ama kaşınız yok.

-Kaşlarını tıraş etmiş. -Sakalını da uzatmış.

Görmüyor musunuz? Bunu herkes görebilir.

Tabii Bay Poe hariç!

Sunny haklı. Kont Olaf'ın sol ayak bileğinde dövmesi vardı.

Göz şeklinde bir dövme.

Zahmet olacak ama çocukların içi rahatlasın diye

ayak bileğinizi gösterebilir misiniz acaba?

Seve seve.

Kusura bakmayın Bay Stephano.

Ne demek.

Araba yürür hâlde olduğuna göre bizim gitmemiz lazım artık.

-Olmaz. -Olmaz.

-Olmaz mı? -Olmaz.

Polis çağırana dek hiçbir yere gitmiyoruz.

Abartmayalım. Ufak bir kazaydı.

Dr. Montgomery için.

Ne kadar da mantıklı bir fikir.

Çok acil.

Adı, Montgomery. Soyadı, Montgomery.

Hayır, telefon şakası falan değil. Alo?

Küheylan'ın seçmelerine katılacak olman umurumda değil.

Hemen buraya gel.

Dövmesini nasıl sildirmiş ki?

Çok acı veren bir işlemdir.

Haberler iyi, karakola ulaştım.

Çiftlikten kaçan bir ineğin peşindelermiş.

En kısa zamanda birini yollayacaklarmış.

ADLİ TABİP

İneği çabuk yakaladılar herhâlde.

Buyurun hanımefendi...

Ya da beyefendi mi...

Ben Hemşire Lucafont.

Hemşire Lucafont.

Bölge emniyet müdürlüğünün adli tıp ofisinden mi?

Evet, bölge emniyet...

Duyduğuma göre bir yılanın dâhil olduğu korkunç bir kaza olmuş.

Ne çabuk geldiniz. Daha demin aramıştım.

Acil durumlarda...

...hız her şeyden önemlidir efendim.

Kahveniz var mı acaba?

Şüphelendim.

Naaşı incelemeyecek misiniz?

Doğru, naaş.

Hemen şurada, Sürüngen Odası'nda.

Neden yüzünüzde maske var acaba?

Burada sürüngenler varmış. Bulaşıcı olabilirler.

Sürüngenler bulaşıcı değildir. Siz gerçek bir hemşire misiniz?

Çocuklar dışarıda beklese daha iyi olacak.

Bir cesetle aynı odada olmak çok travmatik olabilir.

Sayenizde bir cesetle aynı odada kalmışlığımız var.

Doğru, sağ ol, çok iyi bir noktaya parmak bastın.

Çocuklara içten bir sevgi beslediğin açık.

Eksik olmayın.

En iyisi ben çocuklarla bekleyeyim,

siz de Hemşire Lucafont'la naaşı inceleyin.

Naaşı mı?

Bence en iyisi ikimiz de çocuklarla bekleyelim.

Hemşire Lucafont yalnız kalsın istemiyorum.

Eminim bir hemşire olarak bol bol ceset görmüştür.

Ben de mi çocuklarla beklesem?

O olmaz işte. İncelemeyi kim yapacak o zaman?

Klaus, Sunny ve ben Bay Poe ile bekleyelim,

Stephano da Hemşire Lucafont'la naaşı incelesin, olmaz mı?

Olmaz çocuğum, lütfen.

Daha yakınında olsaydım boynuna tokadı yapıştırmıştım şimdi.

En mantıklı plan bu bence de.

İyi. Bu taraftan buyurun hemşire hanım.

Ama unutmayın, hemen kapının ardında olacağım.

Çok üzgünüm çocuklar.

Dr. Montgomery sizin için çok uygun bir vasiydi.

Ondan daha öteydi. Uygundan çok ama çok daha öteydi.

Lütfen yeni vasimiz Stephano olmasın.

Çocuklar, olur mu hiç?

Bay Montgomery'nin ölümü şok edici, evet.

Ama sizi ve servetinizi öylece asistanına verecek değilim.

Önce büyük bir titizlikle halletmem gereken evrak işleri var.

O çığlık neydi? Bir şey mi oldu?

Hemşire Lucafont kertenkeleden korktu.

-Burası bir sürüngen odası. -Gerçekten öyle olduğunu düşünmemiştim.

Neyse, tam zamanında geldiniz. Hemşire tam da otopsiyi tamamlamıştı.

-Ölüm sebebini belirleyebildiniz mi? -Yılan ısırığı.

Emin misiniz?

Yanağında iki ısırık izi var. Yalnızca bir yılan yapmış olabilir.

Ne kadar da üzücü. Böylece mesele de kapandı.

Ama Monty, dünyaca ünlü bir herpetolog... yani öyleydi.

Comments

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left