The first 199 lines.
Babam ve ben senin yaşındayken
böyle ilk iş olarak dışarı çıkardık.
Her gün buranın değişik bir yerinde dolaşabilirsin.
Bunun o günün nasıl geçeceğine dair bir fikir vereceğini söyledi.
O zamanlar da "ilk şey" bu kadar erken miydi?
Daha da erkendi, seni küçük sıçan.
Bana söylediği şarkıyı hatırlıyor musun?
Beni o dalavereyi yapmaktan kurtardığın için
teşekkür etmek istiyorum.
Maggie ve aramızda biraz gerginlik
olduğunu fark etmişsindir.
Bir süreliğine sıradan bir Negan gibi olmayı umursamıyorum
ama kahretsin, onun yolundan çekilmek için gideceğim çok uzak bir yer var.
Düşünüyordum da,
belki benim için birkaç kelam edersin, ha?
İşleri yoluna koyar, en azından bir sürtüşmenin önüne geçersin.
Yakın geçmişimiz göz önüne alındığında
bana bu kadarcık şey borçlusun en azından, değil mi?
Burayı biliyor musun?
Hı hı.
Görüyorum ki benden önce gelmiş bana yer yapmışsın.
Daryl yardım etti. Üzgünüm.
Konsey senin sürülmen için oy kullanıp karar aldı.
İstediğin şey olmayacak.
Bu mümkün değil.
Bunun söz verdiğim gibi olmadığını biliyorum,
ama yakın geçmişimizi göz önünde bulundurduğumuzda,
bu hak ettiğinden çok daha iyisi.
Sanırım olan bu.
Sormamın bir sakıncası yoksa...
Konsey gerçekten beni sürgün etti mi?
Yoksa bu daha ziyade "Carol dizginleri ele geçiriyor"
tarzı bir durum mu?
Bu tavşan senin.
Çeviri: Henok İyi seyirler, sağlıklı günler.
Domuzcuk, domuzcuk
Müsaaden var mı?
Her şey yolunda.
Beni açık ve net bir şekilde duyabildiğini biliyorum.
Kimse "Ben demiştim"i sevmez, bunu biliyorum.
Ne diyebilirim ki?
Biraz mazoşist olmalıyım, çünkü...
Üzücü olan ne biliyor musun?
En üzücü kısmı, şu an geldiğimiz yer değil...
çünkü bana göre... Kabul edelim bunu.
Çok daha kötüsü de olabilirdi..
Hayır, bak, üzücü olan tarafı, bir an bile bu insanların
seni gerçekten kim olduğun dışında başka bir açıdan
göreceğini düşünmen...
...Ve bu da ben oluyorum.
Sen bir palyaçosun.
Tarikatı olmayan kült bir kişilik.
Hadi devam et, bana hangi adla seslenmek istiyorsan öyle yap
ama kabul etmelisin ki,
Lucille ile biz
seçeceğin herhangi iyi bir sözcükten
çok daha ilerideyiz.
Gerçeklerle yüzleşme vakti ihtiyar adam.
Onsuz sen bir hiç sin.
Carl artık savaşmak zorunda--
olmadığımızı söyledi.
Yanılmış.
Ne yaptığına bakar mısın.
Onu görmek istiyorum. Onu görmek istiyorum.
Hayır. Negan...
Sopan bizde değil.
Nerede o? Ona ne yaptınız?
Hâlâ dışarıda bir yerde.
Müsaade edin gideyim.
Karım... O kanser hastası ve ona ihtiyacı var.
Onu güvende tutmalıyız, tamam mı? Size söyledim.
Biliyorum. Hayır, o --
- Şşş. - Beni burada tutarsan...
- Biliyorum. -...ikimiz de ölürüz.
Lütfen sana söyledim..
Şşş. Hey. Senin yaptığını biliyorum. Biliyorum.
Hey, senin için yüreğim sızlıyor.
Şu anda neler yaşadığını hayal bile edemiyorum.
Tanrım.
Sadece bir sonraki...
terapisini alıp alamayacağını merak ediyorum.
Bunu sana verdiğini söylediğin
doktorların olduğu yere gittik,
ama orada değillerdi.
Sana söyledim. Sana söyledim. Sürekli yer değiştiriyorlar.
Onlar hiç orada bulunmamışlar.
Yani, o yol o kadar büyümüştü ki,
kamyoneti bile sokamadık.
Pekâlâ, şimdi...
Bunları herhangi bir yerden alamayacağını biliyorum.
Soğuk ortamda tutulmaları gerekiyor.
Birileri uzunca bir süre bunları muhafaza etmiş,
eğer böyle hassas ve nadir şeyleri koruyorlarsa...
...muhtemelen ellerinde başka şeyler de vardır.
Pekâlâ, şimdi...
bana bunları nereden aldığını söyle
ben de onları karına götürmene izin vereyim.
Aksi takdirde, tuvalete dökecek ve
sana da izleteceğim.
Hm?
Pekâlâ.
Lütfen onu soğutucuya geri koy.
Bilmek istediğin her şeyi söyleyeceğim.
Lütfen, onu güvende tut.
Tıp kliniğiyle ilgili kısmın tümü doğru.
Ve evet, haklısın...
Bir yerlerde tuttukları tıbbi stokları var.
Ekipman ve ilaç bulunduruyorlar.
Neresi olduğunu bilmiyorum ama oradan geldi.
Haftalardır onları takip ediyorum.
Sonunda onları buldum--- İki-üç gün önce.
Silahlarınızı indirin! Silahlarınızı indirin!
Onu vurmak istemiyorum ama mecbur kalırsam vururum.
Tamam, Sakin ol.
Hayır, yapma!
Hasiktir. Bunu yapmak zorunda değildin.
Eşeği sağlam kazığa bağlamak lazım.
Yavaş ol Al Capon.
Adım Negan.
Negan. Pekâlâ.
Ben Franklin.
Herhangi bir sorun yaşayacak mıyız?
Hayır efendim, sorun çıkmayacak.
Mm-hmm.
Pekâlâ.
Maruz kalma...
bitkinlik...
susuzluk.
Ve sanırım listeye yetersiz beslenmeyi de ekleyebiliriz.
Merak ediyorum, senin gibi bir adam
içinde bulunduğumuz şu şartlarda
boş bir silahla doktorları nasıl soymaya kalkışır?
Karım kanser.
Dünya böyle boka battığında
o tedavisinin tam ortasındaydı
ve ben onun tedavisini sürdürmek istiyorum.
- Peki sen doktor musun? -Lisede beden eğitimi öğretmeniyim.
Lise ha.
"Tedavisine sürdürmek istiyorum," derken neyi kastettin?
Doktorlar neye ne zaman ihtiyacı olduğunu gösteren
bir takvim vermişlerdi, bu yüzden tek yapmam gereken
ilaçları bulmak ve nasıl infüzyon yapıldığını öğrenmekti.
Bir saniye, sen kendi kendine kemoterapi
uygulamayı öğrendiğini mi söylüyorsun.
Pompalar o kadar karmaşık değil.
Ters giden bir şey olmasa...
Peki, ters giden bir şeyler oldu mu?
Evet. Öyle de denebilir.
ALTI HAFTA ÖNCE
Hangi James Bond filmini izlemek istediğimi anlamaya çalışıyorum.
Bebeğim, sanırım şimdilik filmi atlamamız gerekecek
Jeneratör çok ses çıkarıyor.
Hey. Onu öldürmek zorundayız.
Neden uğraşayım ki, değil mi?
Jeneratörü bir süreliğine kapattım,
ilgilerini kaybettiler.
Her zaman gelirler.
"'Ne hissettiğini anlıyorum,' diye yanıtladı Charlotte.
'Bay Collins'in seninle evlenmek istemesine --
çok şaşırmış olmalısın.
Ama bunu yaptığında....'"
Anneciğim.
Hmm?
Bu kitap berbat. Beni öldürüyor.
Bunu... bunu... bunu yapamam.
James Bond'u izlememe izin vermeyen sensin.
Oku.
İcabına bakmalısın.
Hadi ama ciddi olamazsın!
Bu son kurşunumuzdu.
Hey.
Her şey yolunda mı?
Jeneratörü tekrar aç. Film izlemek istiyorum.
Nasılsın?
İyiyim.
Sana getirdiğim bir şey var.
Birinin zulasını buldum.
Şimdi bu biraz kurumuş ama
mide bulantını kesmeye yardımcı olacak.
Her seferinde biraz daha uzağa gitmek zorunda kalıyorsun.
Jeneratörün yakıta ihtiyacı var
ve buralar didik didik edilerek boşaltılmış.
Ama bunun iyi tarafı şu ki,
bizi burada güvende tutan şey de tam olarak bu.
Burada kimsenin isteyeceği bir şey yok.
Bu şekilde devam edemezsin.
Harekete geçmeliyiz. Başka insanlara ihtiyacımız var.
Dışarısı çok tehlikeli.
Demek istediğim de bu.
Bebeğim, üç tedavi kürün kaldı.
Hepsi bu, tamam mı?
Sen gücünü toplayıp daha iyi olduğunda
seni motosikletime bindirip
hayal edebileceğin ve
gitmek isteyebileceğin her yere götüreceğim.
Söz veriyorum.
- Tamam. - Tamam.
Kahretsin.
Bu bir insanı öldürmeye benzemiyor, bebeğim.
No comments yet. Be the first to leave one.