The first 200 lines.
CASTAWAY DIVA
Kim o?
Kimsiniz?
Kime baktınız?
Baba.
Benim.
Ki-ho'yum ben.
Ne demiştin, hatırlıyor musun?
Bir gün bile olsa babandan uzakta, huzurlu yaşamak istiyordun.
Evet, hatırlıyorum.
Babasız
ilk günün nasıl geçti?
Issız adanın kıyısında
karaya vurmuştu.
Can vermişti.
Çok korkmuş olmalısın.
Hayır.
Üzüldüm.
Ki-ho.
Nereden çıktın sen?
Baba.
Hiç değişmemişsin.
15 yıl önce de bana ihanet etmiştin.
Yine öyle mi yapıyorsun?
Sen de hiç değişmemişsin.
Bana vuracak mısın yine?
Çünkü bir nedenim var!
Oğlum beni sırtımdan bıçaklarken
buna izin mi vereyim?
Buna hangi baba izin verir?
Sana bakmak için
onca şey yaptıktan sonra!
Bunu nasıl yaparsın?
Geber nankör!
Şerefsiz herif!
Talihsiz bir hayat
yaşadığı için
babama üzüldüm.
Neden üzüldün ki?
Sana resmen işkence etti.
Babam ortaokuldayken
ebeveynlerini kaybetmiş.
20 yaşında balık tutmaya başlamış.
Tam 10 yıl boyunca para biriktirdi
ve kendi restoranını açtı.
Ama para ödemeyen müşterilerle
hep kavga ederdi.
Sadece içkiye sığınıyordu.
İçki de
öfkesini körüklüyordu.
Öfkesini de
senden çıkarıyordu.
O yüzden…
Öldüğünü görünce
gözyaşlarına boğuldum.
"Zavallı babam" diye düşündüm.
"Öyle üzücü
bir hayat sürdü ki.
Keşke daha mutlu olsaydı.
Neden öyle bir hayat yaşadı ve bana zulmetti?
Neden öfkesini
her zaman
benden çıkardı?"
Beni terk eden aileme kapımı açacaktım.
O yüzden bu evi satmadım!
Size bırakmak için
her kuruşumu aile sigortasına harcadım!
Daha mutlu bir hayat sürmeliydin.
Seni bırakıp giden bu nankörü unutmalıydın
ve hayatına bakmalıydın!
Şu hâline bak.
Neden böyle yaşıyorsun?
Mutlusunuzdur.
Bana acımak sizi mutlu ediyordur.
Değil mi?
Doğru.
Çok mutluyuz. O yüzden lütfen…
Bizi unut ve hayatına bak.
Bunu yapamam.
Nihayet buldum sizi.
Bize yaklaşayım dersen
seni şikâyet ederim.
Ne için?
Sadece ailesini arayan bir babayım!
Çünkü bir nedenim var!
Oğlum beni sırtımdan bıçaklarken
buna izin mi vereyim?
Bu hiçbir şey.
Son 15 yıl boyunca gördüğüm şiddetin…
…ve sözlü tacizin kanıtları var.
Evin içine ve dışına güvenlik kameraları yerleştirdim.
O yüzden sakın gelme.
Evimizin civarına geldiğin an
tüm kanıtları alırım
ve doğruca polise giderim.
Ne cüretle Ki-ho?
Piç herif!
Sana karşılık verebilirdim
ama kanıt gerekiyordu.
Seul İstasyonu'ndaki sendin, değil mi?
Mok-ha'yla beraber kaçtın.
Sakın ona yaklaşma.
Aksi takdirde…
…buna tepkisiz kalmam.
Mutlular mı?
Nasıl mutlu olabilirler?
Duydun, değil mi?
20 milyona ulaşmaya gerek yok.
Hisseleri unut.
Bir dakika.
Cidden pes mi edeceksin?
O kadar emek boşa gitmedi mi?
Haksızlık! Neden kızgın değilsin?
Anladın işte.
Pes edeceğini söylediğinde
ben de böyle hissetmiştim.
Bir zamanlar
sana benzeyen biri vardı.
Çıkış yapmak için yaşlıydı.
Zayıf yanları, güçlü yanlarını aşıyordu.
Ama yetenekliydi.
Ben de ona her şeyimi verdim.
Neden şimdi pes edesin?
İş işten geçti.
Bana bir sürü para saçtın.
Tıpkı senin gibi nazikti.
O yüzden denemeye devam etmelisin!
Şimdi vazgeçersen
o para boşa gitmiş olacak.
O da senin gibi güçsüzdü.
O yüzden bu kez önce davranıp ben pes edeceğim.
Ben güçsüz değilim Ran-joo.
Bak.
Pes edersen
senin için buralara kadar gelmemin anlamı kalmayacak.
Sen benim hayalimsin.
Sen benim rol modelimsin.
Ne kadar üzücü.
Benden ötesini
hayal edememişsin.
Oyalanmayı bırakıp
yollarımızı ayıralım.
Hoşça kal. Her şey gönlünce olsun.
-Ran-joo. -Anlamıyor musun?
Ben artık…
İşte.
Annen bunu almanı istedi.
Bu ne?
Bilmiyorum.
Onunla tanıştığımda
sana vermemi istedi.
Hoşça kal.
Kahretsin.
Bo-geol.
-Selam Woo-hak. -Ne?
Yüzüne ne oldu?
Şey…
Merdivenden düştüm.
İçkiyi fazla kaçırdım.
İçki mi? Ama sen içmezsin ki.
İş arkadaşlarımla yemekteydim.
Saçma bir şeydi işte.
Beni götürür müsün?
Ran-joo seninle bağını kesti, değil mi?
O zaman yakındır.
Başta üzerine titrer.
Sonra da birden bağını kesip kaybolur.
Uzmanlık alanıdır.
Baksana.
Sen ıssız adadan gelen kızsın, değil mi?
Yeniden Zirvede.
Evet.
-Vay be! Bizi çeksene! -Harikaydın.
Çekiyorum. Gülümseyin.
-"Peynir." -Kalp.
-Kalp. -Kalp yanak yapmayı bilmiyor musun?
Issız adadan geldiği için bilmiyordur.
Kalp yanak.
-Böyle. -Tamam.
Teşekkürler.
Nasıllar? Bir bakayım.
O kadar güzel çıkmamışız.
Cana yakın biri değil. Yakında unutulur gider.
Seni duyacak.
Onun gibileri bilirim.
-Böyle çekersen… -Bekleyin.
Başım dönüyor.
Ne kadar içtin? Seni hastaneye götüreyim mi?
O kadar kötü değil.
Sarhoşken bedenimi kontrol edemiyorum.
Benim gibi içmezsin sen.
Bakın.
Kızgın falan değilim.
Sadece anlamıyorum.
Yanıma geldiğinizde yüzünüzde güller açıyordu.
Ne?
Şu Mok-ha değil mi?
-Ne? -O zaman neden
arkamdan kötü konuşuyorsunuz?
Neden farklı davranıp kafamı karıştırıyorsunuz?
No comments yet. Be the first to leave one.