The first 200 lines.
OYUN VAKTİ
Robert, dikkat et, fuların açılmasın.
Robert, dikkat et, fuların açılmasın. Tamam, tamam.
Üşüteceksin bak.
-Kendine dikkat et. -Tamam tamam.
Baksana, şu adam önemli biri galiba.
Söylediklerimi hatırlıyorsun, değil mi?
Evet.
Zaten vitaminlerin de yanında.
-Baksana, bir subay. -Subay mı?
-İyi misin? -Evet, iyiyim.
Uzun sürdü.
Ne kadar tatlı, değil mi?
Saatini kurdun değil mi? Saat kaç?
-Randevun var, değil mi? -Evet.
İyi ki hatırlattım, unutabilirdin.
Sigaralarını da koydum.
Pijaman da en altta.
Pierre'e telefon ederim.
Frankfurt'tan gelen uçak
47 numaralı kapıya...
Bildirmeniz gereken bir şey? -Yok.
Çantanızı açın.
Saçmalık! Olacak iş değil.
-Teşekkürler hanımefendi. -Baktınız mı iyice?
Buyurun. Geçin.
Gazetemize konuşmak ister misiniz? Birkaç kelime de olsa, lütfen.
Sayın Başkan?
Şu an için diyecek bir şey yok.
Neler oluyor?
Çok temiz bir havaalanı.
Ben gittiğim her yerde kendimi evde hissediyorum.
Hanımlar ve beyler, lütfen!
İsmim Jacques Gaultier. Economic Airline'dan.
Çok hoş. Telaffuzu ne kadar da tatlı.
Amsterdam'daki adamı hatırlıyor musun?
Keşke Fransızca konuşabilsem.
Hanımlar beni takip edin lütfen.
Hanımlar!
Lütfen hanımlar beni takip edin.
Bu taraftan!
Acele edin lütfen.
Economic Airline grubu değil mi bu?
Hadi hanımlar gelin.
Bu taraftan, beni takip edin.
Hanımlar burada durun lütfen! Hanımlar lütfen!
Buradan buraya, Royal Otel.
Buradan buraya da Moderne Otel.
Royal, burası.
Bay Hulot!
Ben Hulot değilim. Neden bahsediyorsunuz?
Benim adım Smith. Sanırım başkasıyla karıştırdınız.
Gördün mü, burada taksi var.
Jennifer, bu tarafa gelsene.
Moderne'e gidiyorsunuz, siz de öyle...
Bu otobüs çok daha rahat.
Arabaları o kadar küçük ki!
Barbara, gel buraya otur!
Tarihi eserler nerede?
Paris'te de benzer bir park sorunu olduğunu bilmiyordum.
Barbara, çok teşekkürler.
Muhteşem, Harika!
Hayır, bu yasak. Lütfen hanımlar.
Bir dakika...
Şu taraftan!
Çok teşekkürler.
Hoşça kalın.
Evet...
Pekâlâ.
İşte.
Siz oturun isterseniz.
Sizinle birazdan ilgileneceğim.
Evet, bir bakalım...
Bu, evet.
Şunu...
Şunu da...
Kim o?
Şey...
440'ı istiyorum...
İki mi?
Tekrar ediyorum.
4... 4...
-İki! -Nasıl?
Bir değil! İki!
-Ne? -Evet.
Hadi bakalım.
Bu elektronik şeyden de kim anlıyorsa...
Bütün bu düğmeleri kim bilecekse...
Evet, sizi anons ettim.
Bu da kâğıdınız, oturun lütfen.
İzniniz olursa ben de bu arada...
Buyurun.
Beyefendi!
Hayır!
İşte.
Şöyle buyurun beyefendi.
-Buyurun beyefendi. -Teşekkürler.
Bay Lacs?
Bekleyen bir beyefendi vardı ama..?
Buyurun beyefendi. Bay Giffard az önce geçti.
Yukarıya mı?
Beyefendi?
Gördüğünüz gibi çok meşgulüm.
Mektubun başına yazacaksın.
Kime hitaben yolladığımızı gösterecek.
Satışı garanti altına alıyoruz yani.
-Nakliye ücretini anlamadım. -Nakliye ücreti...
Onu biz karşılıyoruz.
Hanımefendi...
Bay Giffard, Düsseldorf arıyor.
Kusura bakmayın.
Şu an konferansta.
Pekâlâ.
Bir saniye lütfen.
Günaydın.
Bir saniye lütfen.
SNC buyurun.
Ah, Bay Morgan?
Şu an hattasınız. Teşekkürler.
Bay Slawne, evet.
Hatta kalın.
Bekler misiniz lütfen?
Dassimac?
Nasılsınız?
Evet, yaptım.
Bay John 209'da.
Muhasebe lütfen.
Bir saniye.
Hattasınız.
Muhasebe mi?
Benim Lacs.
Buyurun beyefendi.
Hesabımın değerini tam olarak söyler misiniz?
Tabii Bay Lacs.
Geliriniz, değil mi? Bir saniye.
Teşekkürler.
Nasıl? Münih mi? Daha sonra.
-Bay Lacs? -Evet?
Nisan ayı için dolar cinsinden 4.025.009
4.025.009 mu?
-Evet. -Harika teşekkürler.
Bay Hiller'a telefon var.
24. kabinde.
Pazardaki konumlarını güçlendirme yönünde
bir niyetleri var.
Rezervlerimiz altına çevrildi.
Uluslararası fuarımız devam ederken
Springtime standımızı ziyaret etmeyi unutmayın.
Ofis mobilyalarıyla mı ilgileniyorsunuz?
Rica ederim. Özellikle koltuklarla mı?
Koltuklar konusunda uzmanız, bakın.
Bakın, lütfen oturup deneyin.
Koltuk dışarı hava veriyor.
Böyle bir kalite için gerçekten komik bir fiyat.
Bay Chavau fuar ziyareti için
B kapısına bekleniyorsunuz.
Herkes katalog aldı mı?
Beyefendi, lütfen.
Sizde etiket yok.
Burada duramazsınız.
Üzgünüm beyefendi.
Beyler lütfen, hostesimizi takip edin.
Beni takip edin lütfen.
Lütfen beni takip edin.
Hanımlar, otobüs kalkana kadar iki saatiniz var.
Barbara, gel etrafa bakalım.
Kitabında yazanlara göre burası...
Bir bakayım.
III. Alexandre Köprüsü.
O olduğundan eminim.
Bu güzel bir poz olacak.
Hanımlar, bakar mısınız? Burası gerçekten Paris mi?
Lütfen, bir fotoğraf çekmek istiyordum da.
-Pardon! -Sorun değil.
Rica edebilir miyim hanımefendi?
Böyle çekmeyeceksiniz ya? Kılığımı görmüyor musunuz?
Hey gençler, izin verir misiniz?
Teşekkürler.
Özür dilerim hanımefendi, pardon.
Bunu çekmem biraz daha uzun sürecek. Bir dakika.
Pardon, fotoğrafınızı çekmeyi çok isterim.
Lütfen buraya gelin, beraber fotoğrafınızı çekeyim.
Burası çok güzel.
Burada beraber durun, çiçekleri alın.
Kameranızı bir dakika arkada tutabilir misiniz?
-Barbara, hadi acele et. -Geliyorum.
Gelin kızlar! Ne kadar modern olduğuna bir bakın.
Ayrıca ellerinde Amerikan malları da var.
Evet. Yeni modelimiz.
-"Güzellik Gözlüğü" -Aman Tanrım!
Bir tarafını kaldırın ve makyaj yapın.
Hem de görebiliyorsunuz.
Ne kadar kolay, değil mi?
İşte!
Hadi gel.
Gel bu taraftan.
Beyefendi!
Buyurun efendim.
Yeni süpürgemizi tanıtayım.
İki adet ışığı bulunmakta.
No comments yet. Be the first to leave one.