The first 200 lines.
Öldüğü yaz.
Zor,
anlatması zor.
Orada olmalıydın.
Düzenle siktiğimin kaosu arasındaki farkı bilir misin?
Beş milimetrelik cam.
Siktirin gidin!
Bir mağaza camının kalınlığı. Hepsi o.
Hepsi o kadar.
Yürüyün! Çekilin!
O yaz, camı kırdılar.
Geceler boyunca
ve adamın Errol, o da hepsi kadar oradaydı...
...ve ardından, o olaydan üç hafta sonra...
...komşuları telefon etti.
Alt kattaki dairelerden birinde kavga çıktı.
Çığlık atıyor.
Kapıyı kırıyor sanki!
Tamam. Öne bak. Bana bak.
Bana bak. Öne bak.
- Öne bakmaya devam et, bana bak. - Pat. Hadi.
Merhaba, itfaiye. Hiç kımıldama.
- Bana bak. - Pat, uyan.
Uyan. Pat, uyan. Hadi.
Pat!
Onu korkutuyorsun. Gel.
Onu sevdin mi Lisa?
Lisa?
Evet. Sevdim.
Ne düşünüyorsun? Baba?
Baba?
Evet, ben... Evet, şu anda ona bakıyorum.
Ve?
İyi. Çok iyi, evet
ama dinle, anlaştık, tamam mı?
O, artık senin. Yani onu yürütmelisin.
Beslemelisin ve ondan sen sorumlusun. Tamam mı?
İyi şeyler yapmak güzeldir.
Biliyorsun, bunun yanlış bir tarafı yok.
Kötü değil.
Lisa?
Annenle ilgili.
Tek istediği mutlu olmandı.
İşten eve ne zaman döneceksin?
Az kaldı.
Dün de öyle demiştin ve önceki gün de.
Evet, yakında geleceğim, söz. Yakında.
İyi geceler baba.
İyi geceler tatlım.
Errol Mathis, Adelaide Burrowes'u
öldürme şüphesiyle tutuklusun. Konuşmaya mecbur değilsin
ama söyleyeceğin her şey aleyhinde delil olarak kullanılabilir.
Bırakın onu! Bırakın!
- Patty! - Kelepçeleyin.
- Patty. - Sakin ol aşkım.
- Anne! - Hadi.
Ben de geliyorum.
Hemen arkandayım.
Erkek arkadaşı tutukladınız demek.
Güzel. Tamam.
Kanuni süreç başladı, değil mi? Yirmi dört saatimiz var.
Arkandayız Dan.
Ne demek bu? "Arkadayız" yani?
Bunun farkı ne?
Bu olay hakkında bir miktar baskı var.
Baskı mı? Ne baskısı?
Onu ibret olsun diye cezalandırma isteği var.
Son dönem yaşananlar yüzünden pek iyi görünmüyoruz.
İbret mi? İsyanlar yüzünden.
Düşünsene.
Beş gece boyunca yağmalar, yangınlar ve Tanrı bilir, ne kadar cezai hasar.
Tanrım.
Hikâyeyi neden değiştirmeyelim?
Mesaj bu.
Onları ipe çekin. Hepsini kötü insana çevirin. Mesaj bu mu?
- Gelen mesaj bu mu, öyle mi? - Yok.
Ben sadece... Sana bağlamı veriyorum.
Sen neye karar verirsen. Hepsi o.
Elleri ve giysileri kanlı mıydı?
20-9-11 KAM MANNINGHAM DAİRELERİ
Evet. Kurbanın kanı üstündeydi.
Kadını bıçakladı demek değil, öyle değil mi?
Onu kucağına almış olabilir.
- Evet, tabii. - Öyle diyecekler.
MATHIS ARABA KAZASI
İşte. Arabada. Çocuk arkada.
Ve bom.
Şiddet geçmişi?
Evet, 2005'te komşular polisi aramış. Ergenmiş... Bir yere varmamış.
- Raporu görebilir miyim? - Evet, tabii.
Babasıyla kavga etmiş ama baba şikâyette bulunmamış.
Ya o ve kurban? Ya da o ve başka bir partneri?
- Ya da çocuk? Ne... - Patrick.
- Orada bir şey var mı? - Yok
ama yatak odasındaymış, kapı kilitliymiş, anahtar kayıp.
Duymuş olmalı.
Zavallı tüm gösteriyi duymuştur.
Kadının akrabası yok mu?
Hayır. Yetimhanede büyümüş ve hepsinin yaşadıklarını yaşamıştır.
- Babanın o olmadığından emin miyiz? - Yüzde yüz.
Patrick, bir gecelik sarhoş bir maceranın sonucuymuş anlaşılan.
Muhtemelen macerası çoktur.
Siyah erkekleri sevdiği açık.
Yapma. Eleştirmiyorum.
Sadece diyorum ki herkesin bir tipi var, anlarsınız ya?
Benim dışımda, nabzı atan her şeyi sikerim.
Evet, tamam. Güvenlik kameralarını onlara delil olarak sunacağız, tamam mı?
O arada polisi arayan kişinin Errol o dairedeydi dediği
beyanı, şahit ifadesi lazım.
Daireden çıktığı görülen herkesi bulup konuşalım.
O bölgedeki şiddet geçmişi olan herkesle.
O daireye giren herkesin DNA'sı lazım. "Lazım, lazım, lazım," biliyorum
ama çabuk olursak onu fiziksel delille yakalarız.
- İtiraf etmezse tabii. - Belki.
Patron, özür dilerim
ama buradaki sorunun ne?
Sorunum mu? Sorunum, yaralanmaların seviyesi Tony.
Isırık izleri mi? Bu, durduk yere olmaz.
Adam bıçak bile taşımıyormuş.
- Bunu bilmiyoruz. - Bilmiyor muyuz?
Dokuz kez durdurulup aranmış. Dokuz kez.
Hiçbirinde bıçağı yokmuş.
Yani sorunum...
Sorunum şu Tony, bana bulguları gösterin.
Şiddet geçmişini gösterin.
Tamam mı? Mutlu musunuz? Harika.
Başlamadan önce müvekkilim
bana okumamı istediği kısa bir açıklama verdi.
"Partnerim Adelaide Burrowes'un
20 Eylül 2011'de
öldürülmesi hakkındaki soruşturmanızda iş birliğine hazırım
ama öldürülmesinden sonra geçirdiğim travma nedeniyle
Manningham Daireleri'ndeki 616 numaralı ev adresime girdikten
hastanede kendime geldiğim ana kadar
olan hiçbir şeyi hatırlamıyorum."
Tamam, açıklamanızı kayda aldım.
MR sonucunuzun fiziksel travma belirtisi göstermediğini kayda aldığım gibi.
Neden buradasınız, anlıyor musunuz
Bay Mathis?
Beş yıllık partneriniz Adelaide Burrowes
Manningham Daireleri, 616 numaradaki ortak konutunuzda
bıçaklanarak öldürülmüş hâlde bulundu.
Bay Mathis ayrıca Bayan Burrowes'un öldürüldüğü düşünülen zamanda
dairede olmadığını da bildiriyor.
İş arıyordu.
İş mi?
Hatırlıyorsunuz yani?
Öncesini hatırlıyorum.
Tamam. Nerede arıyordunuz?
VIP Kesimler. Bir berber.
Berber.
Kimseyi gördünüz mü?
Oradayken kimseyle konuştunuz mu?
- Evet. -"Mostapha Demir" adlı bir adam.
Mostapha Demir.
Biz neden bilmiyorduk?
Efendim, girmeden önce Cardona'yla konuştum.
Şahit hakkında tek kelime etmedi.
Peki. İkiniz de hemen oraya gidin.
Şu Mostapha'yı bulun.
Seni üzmeyeceğiz. Endişelenme patron.
Hayır, Kim. Gerçekleri istiyorum.
Çok daha uzun süre sonra
- boşa uğraştığımızı anlamaktan iyidir. - Evet.
Efendim, müdür yardımcısı hatta.
Üç kere aradı.
Dan, Şef Bloom. Tutuklama haberi mükemmel.
İyi şanslar dilemek istedim.
Bildiğin gibi hakkımızda çok konuşuluyor ve...
Neredesin baba?
ŞAHİT İFADESİ - JASON ON SEKİZDEN BÜYÜK - AKLINI KAÇIRMIŞ
Dedin ki... Marcella'yla omleti konuşacağına söz vermiştin.
Dan. Yine Laurie.
- Ekleyeyim, bir şey gerekirse... - Omlet mi?
Omlet, evet. Peki, tamam.
- Marcella'yı verir misin? - Tamam.
- Sağ ol hayatım. - DBM Hegarty için aradım.
Halkla İlişkiler'denim.
Bakın, şeyin üslubu hakkında...
- Marcella. - Alo?
Evet. Bak, şunu söylemek istiyorum, bunu daha önce konuştuk sanıyordum
- ama domates koyma. - Koymayayım mı?
Hayır. Hiç.
Dan, yine ben.
Bak, bu adamı suçlamaya yaklaştık mı?
Telefonu yine Lisa'ya verir misin lütfen? Çok sağ ol.
Selam hayatım. Evet, hallettim... Onunla konuştum.
Eve ne zaman geleceksin?
Yakında.
Efendim, Mostapha Demir dördüncü odada.
Tony'yle Kim soruyor,
siz mi sorgulayacaksınız yoksa onlar mı başlasın?
Evet.
Sorgulamaya mı, onların başlamasına mı evet?
Evet, başlasınlar. Denise?
St. Luke's'taki nöbet rotasyonuna bak.
Onu hastanede kim ziyaret etmiş?
Mesela babası. Ne kadar uzun, ne sıklıkta?
Hegarty.
Alo. Ben St. Luke's Hastanesi'nden Julie.
No comments yet. Be the first to leave one.