The first 200 lines.
AZAP
Kay selam.
Ben Creswick Karakolu’ndan Mike Adler.
Şey, annenle alakalı aramıştım.
Komşular birkaç gündür görmemiş.
Evine gittim, bir şey bulamadım.
Kendisinden haber aldın mı, onu merak etmiştim.
Müsait olunca beni arayabilir misin?
Teşekkürler.
Anneanne?
Anneanne?
Anneanne?
Anne?
Anneanne?
Dur.
Dışarıda bekle.
Anne?
İLAÇLARINI AL
Benim eski odama yerleşelim.
Ne?
-Kay, ne oldu? -Bir şey yok.
-Gelirse hemen ara... -Tamam, olur.
Peki.
Annen hâlâ araba kullanıyor mu?
Bazen ama arabası hâlâ evde.
Herhangi bir sağlık sorunu var mıydı?
Hayır.
Seksenlerine geldi. Bazı şeyleri unutuyor.
Geçen Noel’de evi su basmıştı.
Peki en son ne zaman konuştunuz?
Epey oldu.
Daha fazla detay verebilir misiniz?
Bu gibi durumlarda bir zaman çizelgesi çıkarmamız gerekir.
Alex dün gece aradığında...
annenizin son birkaç gündür evden çıkmadığını söyledi.
Belki de bir haftadır.
Yani son konuştuğu kişinin kim olduğunu bulabilirsek...
-Tabii ki. -Kimin tam olarak...
Tabii, pardon.
Birkaç hafta olmuştur.
İş çok yoğundu. Siz de bilirsiniz.
Peki ne konuştunuz?
Hiçbir şey. Sıradan şeyler.
Tatile çıkmaktan falan bahsetmedi mi?
Şehir dışında bir işten, arkadaşları ziyaret etmekten?
Hayır, hiçbiri.
Geniş kapsamlı bir arama çalışması başlatacağız.
Tamam.
-Yeni bir fotoğrafını getirdiniz mi? -Evet.
Geçen senenin sonunda çekilmişti.
Tanrı aşkına.
Harika.
Chester için yemek koyuyormuş.
Patronun izin almanı sorun etmiyor mu?
Hayır.
Aslında ediyor.
Galeride çalışmayı bıraktım.
Ne zamandan beri?
Bir süredir.
Nasıl para kazanıyorsun?
Barda düzgün vardiyalı işe girdim.
Üniversiteye geri dönmeyi hâlâ düşünüyor musun?
Bilmiyorum Kay.
Ne yani, hayatın boyunca barda mı çalışacaksın?
Evet, belki de.
İyi ki buradasın.
Ne yapmam gerektiğinden emin değilim.
Bence gerekeni yapıyorsun.
Edna!
Edna!
Edna!
Anne!
Edna!
Edna!
Anne!
Edna!
Edna!
Edna!
Yarın ilk iş yeniden toplanıyoruz.
Cannon Nehri’nin oradaki patikayı kontrol etmeliyiz.
Anneannem küçükken beni hep oraya götürürdü.
Anneanne?
Jamie?
Selam Sam.
Ne yapıyorsun?
Devriye geziyorum.
Peki.
Bulabildiniz mi?
Hayır, henüz değil.
Onu en son ne zaman gördün?
Çoktandır görmedim.
Babam artık buraya gelmemden hoşlanmıyor.
Neden ki?
Tuhaf kokuyor.
Deneyebilir miyim? İznim var.
On sekiz oldun.
Ne ara oldun?
Sağ ol Jamie, buna ihtiyacım vardı.
İçeri gireyim, dışarısı buz gibi.
İçeri gelmek ister misin? Çikolatalı süt yaparım.
Olmaz.
Böyle iyi.
O kısımdan sonra re geliyor, mi değil.
Sen nereden biliyorsun?
-Anneannem öğretmişti. -Tabii ki öğretmiştir.
Parmaklarımı kıvırmayı hiç beceremiyorum.
Sanırım bir yerden sonra benden umudunu kesti.
Bu kilitler de yeni mi?
Sanırım korkuyordu.
Korkuyor muydu? Neden?
Beni birkaç hafta önce aradı.
Birinin eve girdiğini düşünüyormuş.
Ne? Neden?
Kapılar, ışıklar açıkmış.
Koltuğun yeri değişmiş.
Polise anlattın mı?
Her şeyi unutuyor.
Nasıl olduğunu biliyorsun. Kendisi işte.
Beni neden aramadın? Buraya gelebilirdim.
Yani, ya onu...
PEŞİNDEN GİTME
Neydi o?
Kay?
Bilmiyorum.
Bu ne?
Ne oldu?
Hiçbir şey.
Uykuna dön.
Anne?
Sen...
Nereye kayboldun?
Çay?
-Sen iyi misin? -Tek şeker, değil mi?
Anneanne!
Yaklaşık yarım saat önce.
Hayır, bir şeyi yok.
Anladığım kadarıyla yani. Bana bir şey anlatmıyor.
Sorduğum anda konuyu değiştiriyor.
Hiçbir şey olmamış gibi davranıyor.
Ortadan üç gün kaybolan o değilmiş gibi.
Evet, zorlamak istemiyorum.
Sadece umarım bir şeyi yoktur.
Evet, sağ ol Mike. Tamam, olur.
Hoşça kal.
-Göğsünüzde ağrı var mı? -Yok.
Nefes kesilmesi? Dizüri?
Dizüri mi?
Çiş yaparken canınız yanıyor mu?
Hayır. Hiçbiri yok.
Kızınıza kadar yavaşça yürüyüp geri döner misiniz?
-Edna, doğum gününüz ne zaman? -10 Nisan.
-Peki torununuzun? -3 Mart.
Güzel.
Gördünüz mü?
Beni çok düşünür.
İzin verir misiniz?
Bu morluk nasıl oldu, hatırlıyor musunuz?
Çarpmış olmalıyım.
Sakarlık.
Ne olur ne olmaz diye önümüzdeki birkaç hafta boyunca...
-yalnız kalmamanızı öneriyorum. -Buna gerçekten gerek var mı?
Üzgünüm Edna, ısrar ediyorum.
Ev hapsi olsun bakalım.
Ailevi bir acil durum olduğunu söyle.
Evet biliyorum ama son derece yetenekli.
Bir hafta. Belki iki.
Yani ne bekliyorsun...
Tamam, olur. E-posta gönder.
Kapatmam lazım Luce.
O ne?
Nereye gittiğini biliyor musun, anne?
Nereye?
Hayır, ben sana soruyorum.
Sanırım dışarı çıktım.
Dışarı, nereye?
Polisi arayacağını bilsem evde kalırdım.
Geceliğinde kan var.
Yardıma ihtiyacın var mı?
Ne için?
Her yerde notlar var, anne.
Burası benim evim, istediğim gibi dekore ederim.
Ne olduğunu anlat işte.
Bugün biraz sakin olabilir miyiz?
Anneannem yorulmuştur.
Anneanne?
Çayını getirdim.
Ne de güzel bir hizmet.
Annem için özür dilerim.
Senin için endişelendi.
Hepimiz endişelendik.
Takmayı bırakmak zorunda kaldım.
Yaşlandıkça küçülürsün derler ama parmaklarım gittikçe şişmanlıyor.
Çok güzelmiş.
Senin.
Anneanne, bunu alamam.
Bir gün ihtiyacın olabilir.
Annen çoktan denedi.
Ortalığı toplamışsın.
Lütfen bırak. Kendi düzenim var.
-Ne yapıyorsun? -İş.
No comments yet. Be the first to leave one.