A Man in Love (Un homme amoureux)

A Man in Love (Un homme amoureux)

Download Turkish Subtitle

Release info

Un homme amoureux 1987 1080p BluRay Remux AVC FLAC2 0-PTP
A Commentary by 1see0ne

Tags

BluRay
1080
REMUX
Published on: 2024-03-10
Downloads: 14
Hearing Impaired: No

Turkish subtitle preview

The first 200 lines.

Bay Steve, Bay Steve bakar mısınız?

Bir poz daha alabilir miyim?

Bay Steve lütfen efendim.

Buraya bakar mısınız? Lütfen. Bay Steve.

Merhaba.

Merhaba. Yolculuk iyi geçti mi?

Çok iyi.

- Nasılsınız? - Teşekkürler. Siz?

Asistanım Michael Pozner.

Nasılsınız?

Lütfen şöyle geçin.

Merhaba, Lütfen efendim, Bay Steve, Lütfen...

Arkadaşlar, lütfen sessiz olalım.

Uzun yıllardır bu filmi çekmeyi düşlüyordum.

Kendime hep, bu yüzyılın en büyük İtalyan yazarının

ülkemde neden iyi tanınmadığını sordum.

Belki de komünist olduğu içindir Bay Elliott.

Belki.

Bay Elliott bu filmi çekmek için neden

daha çok tiyatro yönetmeni olarak

tanınan Dante Pizani'yi tercih ettiniz?

Bu soruya belki de yapımcımız Jonh de Vitta daha iyi yanıt verebilir.

Bana kalırsa Dante Pizani, bu rol için son derece donanımlı...

Ve de Pavese rolü için bir Amerikalı olarak yeterince kaçık.

Bay Pizani, Bay Elliott'ın şöhretini biliyorsunuz.

Titiz bir oyuncu olduğu biliniyor.

Siz de kolay bir yönetmen değilsiniz.

Peki burada kim kime baskın gelecek?

Kimse kimseye baskın gelmeyecek.

İkimiz birlikte büyük deha Cesare Pavese adanmış bir anıt inşa edeceğiz.

Belki de Pavese bize baskın gelecektir.

Bay Elliott, Cesare Pavese'i nasıl keşfettiğinizi anlatabilir misiniz?

Bir gün bir dostumun evinde Pavese'in günlüklerini gördüm ve alıp okudum.

Tesadüftü.

Kitabın kapağında günlük tutmaya 28 yaşında başladığını,

ve tam da sanatının doruğunda, 42 yaşında öldüğünü okudum.

Tam iki gün, gece gündüz tekrar tekrar okudum.

Durmaksızın.

Durmadım çünkü...

okumam boyunca hep son sayfanın

son cümlesinin, son sözcüğünün, ölüme neredeyse

saniye kala yazılmış olacağını biliyordum.

Orada yazdığı şuydu;

Gizlice en korkulan şey hep gerçekleşir sonunda.

"Ey acı" diyorum, ama beyhude.

Cesaret gerekli.

Sözler değil; eylem.

"Artık yazmayacağım."

Sonra bir bardağa su doldurup içine on altı uyku hapı atar ve erimesini izler.

Sonra içer...

Ve ölür...

Sessizce.

Klimayı biraz açar mısınız?

Zaten sonuna dek açık.

O halde ters açmış.

Gabriella rolüne karar veremiyorum.

Bu dördünden birini seç.

Mükemmel ama o Alman.

Ya bu?

İyi uyudun mu?

Bebekler gibi.

Bombolotti mi aldın? Harika!

Hayır, baban aldı.

Daktilosuyla seni uyandırdı mı?

Artık sabahın beşinde başlıyor.

Neden elektronik almıyorsun?

Zaten var, ama kullanmıyor.

Gürültü yapmayan daktilo gerçek daktilo değildir diyor.

Ne kadar kalacaksın?

Sadece bir hafta.

Konuklu bir televizyon programı yapacağız.

Canlı yayınlanacak.

Onu görmek ister misin?

Paris'e gelmen için iyi bir bahane.

Haydi.

Yayın hakları senin mi olacak?

Daha neler!

Julia!

Geliyorum!

Boş ver onu.

Kahvesini istiyor.

Jane!

"Bağlılık"a bir eşanlamlı bul.

"Tutku"!

İşte bu.

Annene kahvemi getirmesini söyler misin?

Babana beni rahat bırakmasını söyler misin?

"Papa sabah altıda uyanır, kahvaltısını yapmadan önce köpeğine bisküvi verir."

Oluyor mu?

Dikkat et, Papa'nın kahvaltısını mahvedeceksin!

Mönü ne?

Uçaklardaki dergiler tam bir para kaynağı!

Dünyanın her yerinden okurum var.

Bu İkinci Jean-Paul'ün en sevdiği mönü.

Vatikan için mi yazıyorsun?

Evet, düşünsene!

Evet ama daha çok yemek ve şarap üzerine yazıyorum.

Amaç insanlara uçakta olduklarını unutturmak.

İlginç olansa, o dergileri kusma torbalarının hemen yanına koymaları.

İştah açıcı değil mi?

Annenin son testlerine ait sonuçları aldım, ikna edici.

Akyuvar sayısı artıyor.

Güzel.

Şiş kebabı, icat eden kişi Büyük İskender.

Çok severmiş. Sadece onu yermiş.

Daha neler!

Bizans mutfağı tüm dünyaya yayılmış bir kültür.

Romalılar; onlar ne yerdi biliyor musun? Dişi domuz memesi.

Dişi domuz memesi mi? Bunu nereden okudun?

Sallıyor.

Bruno arıyor.

Benden selam söyle.

Alo?

Orada havalar nasıl?

Harika.

Aradım çünkü sana çok çok iyi bir haberim var.

Oturuyor musun?

Hayır.

O halde otur.

Tamam.

Az önce aradılar.

Rolü kaptın.

İnanmıyorum!

Yirmi sekizinde Roma'da olmak zorundasın.

Üç gün süreceğini söyledi ama fazla da olabilirmiş.

Bence bir an önce...

Anne, rolü aldım!

Gördün mü?

Sana olacak demiştim.

Biliyordum.

Öpüyorum.

Ben de öpüyorum.

Hoşça kal.

Harika bir fikrim var.

Roma'ya gideceğim.

Roma'da ne yapacaksın?

Papa'yla yemek mi yiyeceksin?

Şampanyayı neden dondurucuya koydun? Buz kalıbına dönüşmüş.

Ne diyorsun? Annen seninle Roma'ya gitmemi söylüyor.

Delirdin mi anne?

Sen niye gelmek istiyorsun?

Tahmin edemezsin.

Hiç kafana takma. Ben her şeyi ayarladım.

O şeyi yanında getirmen şart mıydı?

Onunla neye benzediğini bir görsen.

Uyarıyorum, başının çaresine bakarsın.

Giriş yasak. Kırmızı ışık var.

Biliyorum, biliyorum. Prodüksiyon ofisi nerede?

Birinci katta.

Teşekkürler.

Bir şey değil.

Seni gelip alacağım.

Şu işe bak.

Kırmızı lamba bir türlü sönmüyor, onarmak gerek.

Girecek miydiniz?

Girebilir miyim?

Evet ama sessizce, çünkü çekim var.

Yavaş yavaş...

Yavaş.

Teşekkür ederim.

Tamam.

İtalyanca'dan başka dil konuşmazlar mı?

Hayır, konuşmazlar.

Kızların hepsini öpecek miyim?

Evet, hepsini.

Merhaba.

John.

İşte, sözünü ettiğim haplar.

Biliyorum ama daha güçlü bir şeyler gerek.

Abarttın.

Biliyorum, ama...

İzninle John.

Tamam.

Susan telefonda.

Sam de New York'tan aradı.

Önemli olduğunu söyledi, seni sonra villadan arayacak.

Bu arada, dişçiden randevuyu aldım.

Ve arabanın anahtarlarını ver, yerini değiştireceğim.

Ceketimde; kostümcüye sor.

Dün gece aradım yine meşguldü.

Ben de aradım ama çıkmışsın.

Hayır, buradaydım.

Hiç ayrılmadım.

Yalnız mıydın?

Tabii ki yalnızdım.

Yalan söyleme.

Susan yine başlama lütfen.

Şu an setteyim ve...

Söz vermiştin, Steve.

Evet.

Verdiğin sözleri hatırlıyor musun?

Evet.

O halde yalanı bırak, olur mu?

Hayır. Bak. Dinle, çekim var, şimdi konuşmayalım olur mu?

Seni özledim.

Biliyorum, evet.

Çok yalnızım.

Biliyorum, biliyorum.

Tüm gece ağladım.

Susan artık kendini harap etme.

Comments

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left