The first 200 lines.
Çeviri: aytug2001
Uyarı: Çeviri küfür içermektedir.
Şükürler olsun, Tanrım.
Bunu sana okumaya devam edeceğim.
Sırf bu hikaye benim için çok şey ifade ettiği için de değil.
Sadece senin için ne kadar önemli olduğunu bildiğim için.
4 gün önce
Aksi taktirde onu yazmazdın bile.
"21 Ocak, 23:45."
"Eve giderken onu aradım."
"Selam, ben Becky. Şu anda telefona bakamıyorum."
"Ama diyeceklerinizi duymak için sabırsızlanıyorum."
Selam, tatlım.
Var ya.
Ciddi ciddi söyledim ona.
Benimle çok gurur duyardın.
Onlara "bu gece, bu hafta her gece veya proje bitene kadar...
...yerime bakacak birini bulmanız gerekecek" dedim.
Ve hakikaten çok rahatlattı bu.
İlerleme kaydediyormuşum gibi hissediyorum.
Her neyse, eve gidiyorum ve...
...yanımda sevdiğin tür bir şişe var.
Yakında görüşürüz.
Seni seviyorum, bebeğim.
Sik beni!
Seni böyle sikiyor mu o?
Tanrım, hayır!
Tanrım!
"Üzülme evlat, her şey düzelecek."
Ne okuyorsun?
Günlük.
Onu bulduklarında bu da yanındaymış.
- Onlara kanıt denmiyor mu? - Hayır, kişisel eşya deniyor.
Neden ona okuyorsun?
Beyin ölümü gerçekleşmiş yani bir nevi komada değil mi o?
Seni duyamıyor bile.
Umurumda değil.
Okuduğumda göz kırpıyor gibi oluyor.
Bir şeylere tutunuyor sayesinde.
Ben böyle düşünüyorum en azından.
Neden ona elinle dokunup yapabildiğini söylediğin şeyleri yapmıyorsun?
Gerçekten kahin falansan, yani.
Aracı, ben bir aracıyım.
Ve seni temin ederim ki, eğer Tanrı ölmesini dilerse,...
...ona dokunacağım ve konuşacağız.
Özel bir sohbet olacak.
Ve ona yaşadığı hayatı ve sevgisini takdir ettiğimi söyleyeceğim.
Şimdi, bize izin verirsen.
Takıl istediğin gibi, tatlım. Ben bir sigara molası vereceğim.
"Pazartesi gecesi, ilk gece, berbat bir gece."
"Gözlerim ona kilitlendiği an, içimde çılgınca güçlü bir şey uyandı."
"Hayatımın gereksinim duyduğu ilaçtı o."
"Tarif edilemez bir şeydi."
- Onu sikmeyi mi düşünüyorsun? - Ne?
Hayır, hayır. Ben...
Ben sadece...
Eğer aklından geçirmediysen, pantolon solucanında bir sorun vardır.
İçeri gir hadi.
- Belli ne yapmak... - Hayır, ben sadece buradan geçiyordum.
Öyle mi, nereye gidiyorsun?
Bilirsin işte.
Uzaklara.
Evet.
Ben de bir süredir o yöne doğru gidiyorum.
Google haritalarda yoktur o yer, değil mi?
Hayır, yok.
En azından gideceğin yönü biliyor musun?
Batı.
Thelma & Louise'i izlemiş miydin?
Hayır. Niye ki?
- Güzel film mi? - Fena değil.
En sonda arabayla gittikleri bir yol var.
O yolda gitmek istiyorum.
Güzel bir yol mu?
Umarım öyledir.
Demek güzellerden hoşlanıyorsun, öyle mi?
O zaman bence Penelope ile tanışmalısın.
Senin adın ne?
Frank işte, zamanım yok.
İçeri gel, Frank işte.
Bence o da senden hoşlanacak.
Hadi.
Sorun değil, tatlım.
Okumaya devam etmemi istiyor musun?
Tamam, ederim.
"Daha önce bu tip kulüplere gelmediğimi günlüğümün bilmesi beni utandırıyor."
"Ama Tanrım, nefes kesici bir güzelliği vardı."
2:15, toparlayalım, olur mu?
Son dans.
Bana bu içkiyi ısmarlamak ister misin?
Evet, tabii.
25 tutuyor.
- Dolar mı? - Sent olacak değil ya, bebeğim.
Eee?
Eee ne?
Kucağına oturmamı istiyorsan masayı kenara çekmen gerekecek.
Şimdi yalan söyleyip yapsak beni hangi şekillerde sikeceğini anlatma vakti.
Beni epileptik bir titreme ve ter içinde bırakarak.
Hadi, Frank işte.
Anlat hadi.
Beni tam olarak nasıl sikerdin?
Büyük ihtimalle zevk alıp almadığını hiç umursamadan.
Bu ya inanılmaz dürüst ya da inanılmaz bencilce bir şey.
Çünkü... Hiç senin kadar güzel bir kız arkadaşım olmadı.
O yüzden o titreme ve ter olaylarına kadar dayanamazdım muhtemelen.
Yani, dürüst olmak gerekirse,...
...bencil olmak için gerçekten iyi bir fırsat gibiydi.
İlk kısmı tekrar söyler misin?
Sadece şey olmadığımı bili...
Hayır, hayır. Tekrar yapmakla ilgili kısmı.
Ve hiç sahip olmadığını söylediğin kız arkadaş kısmını.
Gözünü kırpıp açtığında olay bitmiş olmasın...
...istiyorsan birkaç defa yapmamız gerekir diyordum.
Çünkü ben şimdiden...
Bilirsin.
Birkaç kez yapmak ister misin peki, Frank?
Lanet olsun, güzelim. Hem de nasıl.
Ama başını belaya sokmak istemem.
Gittiğin o yol, kararlı olduğun bir yol mu?
Yolcu koltuğu için bir yerin var mı?
Ama zaten birileri varmış sanırım, değil mi?
Hayır, yok.
Onu yaklaşık 45 dakika önce kaybettim.
Muhtemelen yıllar önce kaybettim de 45 dakika önce gördüm.
Ne gördün Frank?
Karımı sikilirken.
Crossfit eğitmenine benzeyen bir adam tarafından.
Bebeğim.
Adamı dövdün mü?
Eminim dövmüşündür.
Hayır mı?
O zaman aşık değilsin demektir.
Öfke nöbeti geçirmeyen adam...
...aşık değil demektir.
Ona aile yadigarı bir yüzük de vermiştim.
Beş nesil boyunca ailemdeki bütün çocukları tutan ellerdeydi o yüzük.
Onu takmıyordu bile.
Mücevherin çok küçük olduğunu söylemişti.
Aşağılık orospuya bak sen.
Peki sen bu yüzüğü ne yapacaksın?
Uzaklara fırlatacağım.
Yardım edeyim mi?
O yolculukta yanında eşlik etmemin tek yolu...
...yüzüğü kalıcı olarak atman.
Anlaşıldı mı?
Tamam mı?
Haklısın. Onun canı cehenneme.
Yarın yüzüğü satacağım.
Gerçekten mi?
Lanet olsun.
Beni çok fena ıslatıyorsun.
Ellerine dikkat et.
Anladın mı?
Amcık herif.
Ne yapmamı istiyorsun, Frank?
Ne hakkında?
Yolculuğa katılma hakkında.
Gelmemi istiyor musun, istemiyor musun?
Ciddi misin sen?
Buradan ayrılıp benimle başka bir yere mi geleceksin?
Evet.
Neden ben?
Çünkü kafamdan geçen bir fay hattı var...
...ve sen kapıya gelene kadar bir kere bile kaydığını görmemiştim o hattın.
Lanet olsun.
Bundan biraz tırsıyorum.
Aynı zamanda çok da cezbedici bir teklif.
Yolcu koltuğun ne olacak yani?
Evet. Olur, tabii ki.
Hayır, böyle olmaz. Bana sormalısın.
Bana düzgün bir şekilde sor.
Ve bana neden beni yerde bırakmayacağını söyle.
Kendin dedin, ilk defa içime girdiğinde kendini kontrol edemezmişsin.
Peki ya onuncuya? Artık kendini kontrol edebildiğinde.
Beni yolun kenarına falan bırakmayacağını nereden bileyim?
Çünkü bırakmayacağım.
Hayatımdaki her kararı akla ve mantığa dayanarak verdim.
Artıları ve eksileri tartarak işi ağırdan aldım.
Bir sürü hayalim oldu ama hiçbirinin peşinden koşmadım.
Belki de vakti gelmiştir.
Belki de bu çılgın kovalamacanın vakti gelmiş geçiyordur.
Özellikle tulum giymiş dışarıdaki Penelope için.
Onu hiçbir zaman yakalayamayabilirim ama elimden geleni yapacağım.
Benimle gelir misin?
Penelope, sorun ne?
Sana aşık olabilirim, Frank.
Bunu biliyorum.
Çünkü bunu kitaplarda okudum.
Tamam, tamam. Seninle gelirim.
Penelope!
Ofise gel hemen.
Lütfen bana onun erkek arkadaşın olmadığını söyle.
Tanrım, öyle mi yoksa?
Gerizekalı öyle sanıyor.
Gerizekalı haklı mı peki?
45 dakika öncesine kadar haklıydı.
Gidip eşyalarımı alayım, oldu mu?
Korkup benden vazgeçmeyeceksin, değil mi Frank?
Herkesin yaptığı gibi?
Ben herkes değilim.
No comments yet. Be the first to leave one.