The Walking Dead

The Walking Dead

Download Turkish Subtitle

Season 11

Release info

The Walking Dead S11E01 1080p WEB H264-GGEZ
The Walking Dead S11E01 720p WEB H264-GGEZ
The Walking Dead S11E01 1080p HEVC x265-MeGusta
The Walking Dead S11E01 720p HEVC x265-MeGusta
The Walking Dead S11E01 720p WEB X265-MiNX
The Walking Dead S11E01 WEBRip x264-ION10
A Commentary by Henoka
İyi seyirler. Bu sezonun tamamını çevireceğim. Bu bölümün sonundaki yönetmenin açıklamalarının tercümesinin olduğu sürümü de yükledim. https://subscene.com/subtitles/the-walking-dead-eleventh-season/turkish/2560397

Tags

web
720p
720
x265
1080
webrip
x264
BRip
Published on: 2021-08-22
Downloads: 61
Hearing Impaired: No

Turkish subtitle preview

The first 200 lines.

"The Walking Dead" önceki bölümlerde...

Yakaldım onu, gidelim

Selam Maggie.

Her şeyimizi kaybedecektik.

Negan sayesinde kaybetmedik.

Evimize saldırdın, arkadaşlarımı, ailemizi öldürdün!

Kimsin sen?!

İşte evim, güzel evim.

Evet, öyle.

Hadi.

Çeviri: Henok İyi seyirler, Sağlıklı günler

Hadi evlat!

Anne! Anne!

Cole'un bir sürprizi var!

Bil bakalım bu kedi kimi buraya sürükledi.

Agatha!

Oh!

Bizden öyle kolay kurtulamazsın evlat.

Omuzlara.

Ben de seni özledim adamım.

Seni görmek çok güzel, Mags.

Seni görmek de öyle, Duncan.

Öldüğünüzü sandım.

Biz de senin için öyle düşündük.

Meridian'a vardığımızda, düşündük ki...

eğer hâlâ hayattaysanız,

burada olmalısınız.

Bu o mu?

- Ailem için, dostum! - Hey!

Hey, dağılın.

- Hadi ama. Bunlar benim tamam mı? - Size dağılın diyorum.

Hadi.

Herkes sakin olsun.

Herkese yetecek kadar yiyecek var.

Bir haftalık.

Bu kadar mı? O son çalışmada, sadece bir haftalık mı?

İşe yaramasını sağlayabiliriz.

Nasıl?

Demin iki yeni topluluğu aldık.

Ne ekinimiz var ne de stoğumuz.

Oraya gidebiliriz.

Şu anda dışarıda malzeme için

evleri arayan insanlar var.

Ve giderek yavaşlıyorlar.

Kırık dökük aletlerle ve aç karnına

bir duvar örmek öyle kolay değil.

İnsanlarımız fena açlık çekiyorlar.

Frost ve ben dışarıya bir grup çıkarabiliriz.

Buraları tükenmiş hâlde.

Son büyük sürü tüm hayvanları korkutup kaçırttı.

Yeni bir bölge bulabiliriz.

Zamanımız yok. Yiyeceğe ihtiyacımız var.

Hem de çok ve hemen.

Bir yer daha biliyorum.

Bundan önce yaşadığım yer.

Yaşadığımız yer.

Meridian.

Bol miktarda yiyecek, su, ekin ve hayvan var.

Evet, şimdi elimizden gitti.

Peki, orada tam olarak ne oldu?

Bir görevdeydik.

Aylakları uzaklaştırmak.

Duncan, Agatha, ve Frost-

sürünün önündeki son vardıyayı devraldılar.

Kilmotrelerce ötede.

Elijah'la geri döndüm, Cole.

Eve dönüş yolunda, işler ters gitti

ve yolda mahsur kaldık.

Şimdi geriye dönüp baktığımda, bunun bir kaza olduğunu sanmıyorum.

Ansızın uzaktan çığlıklar duyduk.

Eve doğru koşarak döndük.

Ama artık çok geçti.

İnsanlarımızın çoğu katledilmişti.

Geri kalanlarımız da güç bela canını kurtarabildi.

Bize saldıran insanlar hakkında...

...bildiğimiz iki şey vardı.

Gece geliyorlardı,

ve onları gördüğünde çoktan ölmüş oluyordun.

Bu, biz birini yakalamadan evvel böyleydi.

Daryl yanımdaydı.

Yalnız başına peşimizden geldi.

Neden?

Çünkü onlar çok sayıda değiller.

Şu anda Meridian'dalar.

Burayı tekrar işler hâle getirene dek Alexandria'yı

besleyecek bol miktarda yiyecek var.

Bu yüzden aldılar.

Bizim orayı geri almamız lazım.

Bu durumda... hayaletlerle savaşmaya gidiyorsunuz.

Plan bu mu?

Daha iyi bir planınız var mı?

Başlangıç olarak Alexandria'ya omuz verin.

Duvarlar sağlam değil.

Aylaklar içeri girebilir.

Şimdi bunun zamanı değil.

Alexandria'nın bize gereksinimi var.

Bu da Alexandria için olacak.

Oğlum burada.

Hedefe ulaşmak için ben de riske giriyorum.

Evet ama herkesi zaten bir kez katletmişler

sizin bu gidişiniz nasıl bir fark yaratacak?

Duncan, Agatha, ve Frost Meridian'ın en iyi savaşçıları,

ve şimdi benimle birlikteler.

Ve umarım aranızdan bazıları da bana katılır.

Maggie, kulağa bir tür intihar görevi gibi geliyor.

İyi ama yiyeceğimiz yoksa,

her durumda bir önemi yok.

Ben gideceğim.

Başka kim geliyor?

Pekâlâ.

Negan, şehrin içinden daha ne kadar geçeceğiz?!

Aşağı yukarı altı saatimiz var!

Bir yere sığınıp bunun geçmesini beklemeliyiz!

Oy almayacaksın göt herif!

Ama o haklı. Sığınacak bir yer bulmalıyız.

Hayır! Zamanımız yok!

Böyle ortada cascavlak kalamayız!

Evet.

Hadi gidelim.

AMERİKA IRKÇILIĞA HOŞGÖRÜ GÖSTERMEZ

Pekâlâ. Hangi yoldan?

Bozuk plak gibi tekrarlamak istemiyorum ama

bence biraz soluklanmalı,

ve bir kenara çekilip fırtınanın dinmesini beklemeliyiz.

Oraya gitmek istemiyor musun?

Hayır, istemiyorum.

Ne bok yediğin umurumda değil.

Hangi yol?

Sarı çizgi, kuzeyde.

Reagan National'da maviye geçin,

sonra Bethesda'ya doğru kırmızıya atlayın.

Hadi, gidiyoruz.

Seninle biraz konuşabilir miyim?

Neden konuşuyoruz?

Yoksa arkadaş filan olduğumuzu mu düşünüyorsun?

Hadi.

Hadi evlat.

Ne halt oluyor böyle?

Fırtına havayı borulara doğru üflüyor,

bu da böyle bir ses çıkartıyor.

Önemli bir şey değil.

İyiyiz.

Bu gürültünün gerçekte ne olduğunu biliyor musunuz?

Bu Tanrı, bize geri dönmemizi söylüyor.

Eminim böyle bir şey olsaydı ilkin ben duyardım.

Evet?

Yüce Tanrı tek gözünü buraya mı yönlendirir?

Su izine.

Bu şu anlama geliyor: her yağmurda düzenli olarak,

tünel dolup taşıyor.

Burası kötü. Yukarısı daha da beter.

Bak dostum, tek söylediğim...

İşe yaramıyor.

Boka bulamaya çalışıyorsun.

Devam edin.

Hadi.

Köpek!

Sen de bu iştesin.

Eugene Porter?

Evet.

Bu benim lakabım, evet.

Gergin olmanıza gerek yok, Bay Porter.

Bize karşı dürüst olursanız sorun olmaz.

Beni tanıyanlar, onurlu bir beyefendi olduğumu bilirler.

Eğer benim konuşma tarzımdan

böyle bir sonuç çıkartıyorsanız,

ben de böyle konuşuyorum işte.

Sözlü olarak, yani.

Biz Commonwealth Denetçileriyiz,

ve siz Birinci Seviye Değerlendirme altındasınız.

Denetimi geçerseniz, İkinci Seviye'ye çıkarsınız.

Ya denetimi geçemezsek?

Yeniden işlemden geçeceksiniz.

Yeniden işlem nedir?

Değerlendirmeye başlamalıyız.

Ailen ne iş yapıyordu?

Babam makine mühendisiydi ve...

Annem de Pazar Okulu'nda öğretmendi.

Bir numaralı avantacı eziği mi yoksa

iki numaralı öfkeli hıyarı mı kastediyorsun?

Ne iş yapıyordun?

Hayvanat bahçesinde bekçiydim.

Bir müzik mağazasında çalışıyordum.

- Avukat. - Nereden mezun oldunuz?

- Ne alakası var bunun? - Bu sadece prosedür, hanımefendi.

Lisans için Oxford'a,

Hukuk için Harvard'a gittim.

Yüksek okul seviyeniz?

Kuzey Carolina Üniversitesi'nde üç yıl.

Mezun olmadınız mı?

- Bir sebepten ayrılmak durumunda kaldım... - Yani mezun olmadınız mı?

Posta kodunuz neydi?

Birinin bunu hatırlaması nasıl beklenebilir ki?

1978'den 1984'e kadar 75001 idi.

1984'ten 1996'ya kadar da 76244-0361.

1996 yılının ikinci yarısından itibaren...

Son rutin fiziksel muayenenizin sonuçları nelerdi?

Böyle bir şey yaptırdığımı sanmıyorum.

Kızamık aşısı oldunuz mu?

Tarihleri ister misiniz?

More Turkish subtitles for The Walking Dead

Comments

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left