The first 200 lines.
Arjantin'de saat sabah 9...
...Buenos Aires'te hava sıcaklığı 10ºC...
...ve nem oranı %81.
Sabah parçalı bulutlu olan gökyüzü öğlen yerini güneş ışığına bırakacak.
Kuzey bağlantısında Buenos Aires'e giden yolda meydana gelen bir kaza nedeniyle...
...gecikmeler yaşanıyor.
Dolar kuru alış için 152 peso ve satış için 160 peso.
Bunun sadece döviz kuruyla ilgili bir mesele olduğunu düşünmüyorum...
...ortada daha büyük bir sorun var...
Merkez Bankası rezervleri son 20 yılın en düşük seviyesinde.
Arjantin'de bir Ekonomi Bakanı olmadığı açık...
Hükümet dolar krizini küçümsüyor.
Dünyanın en riskli ülkelerinden biriyiz.
%7 enflasyonla, elinizde kalan pesolarla ne yapacaksınız?
Dolar alın!
Peso değer kaybederse, kazanırsınız.
Ama hiçbir zaman kaybetmezsiniz!
Net bir şey söylemezseniz, bir hareket planınız yoksa...
Serbest kur rejiminde dolar herhangi bir değere ulaşabilir...
...ve bu da tüm fiyatlarını etkiler...
Hükümet tamamen şaşırmış durumda...
Dolar kurunu keyfimizden değil...
...kurun yükselmesinin iç ekonomimiz üstündede etkisi olduğu için izliyoruz.
Buenos Aires'teki merkezden bizi uyaranlar...
...dolar kurunu kontrol etme girişimlerinin işe yaramadığını söylüyorlar.
Çarşıda yapılan işlemler yasa dışı.
Olay çok net, elimizde belli bir emsal fiyat yok...
...kimse paranın ne kaynağını ne de işlem hacmini söyleyebilir...
Florida Caddesi'nde yasa dışı dolar satışı giderek yaygınlaşıyor.
Belki garip gelebilir ama dolar...
...en azından kısa vadede, en iyi yatırım aracı haline geldi.
Gıda fiyatları, ev kiraları, her şey artıyor!
Kimseyle uğraşmadan bir simsardan dolar satın alabilirsiniz.
Bunu bir bankada yapabilir misiniz? Tabii ki hayır!
Yasal mı? Hayır. Adil mi? Evet!
Merkez Bankası'nda dolar olmadığı için borçları ödeyemiyorlar...
...ve temerrüde düşmektense devalüasyon yapmayı tercih ediyorlar.
Korkunç bir devalüasyon...
Peso, dolar karşısında pula dönüyor.
Dolar, dolar...
Yemek yemek ister misin?
Yemek yemek ister misin?
Yemek yemek ister misin?
MONEY EXCHANGE!
Çeviri: Dikistutmaz iapetos | Letterboxd: moandor
Yemek yemek ister misin?
Yemek yemek ister misin?
İki kişilik rosto 1990 peso.
Öğle yemeğine ne dersin?
Bugüne özel 650 peso.
Yemek yemek ister misin? Bugüne özel...
Nerede döviz bozdurabileceğimi biliyor musun?
- Neyi? - Nerede döviz bozdurabileceğimi?
Döviz mi bozduracaksın? Biliyorum, bir dakika.
- Hadi ama... - Bekle, bir dakika.
Selam, Dani.
Birisi real bozdurmak istiyor, çabuk gel.
Tamam.
Geliyor, bir dakika bekle.
Yemeği yemek istersen, bugüne özel, rosto 650 dolar.
Hayır, sadece döviz bozdurmak istiyorum.
- Yemek yemeyecek misin? - Hayır.
- Her türlü yemek... - Selam!
- Real bozuyor musun? - Evet.
- Oran iyi değil mi? - En iyisi.
- Gidelim mi? - Gidelim.
Yemek yemek ister misin?
Portekizce konuşan birini görmeyeli ne kadar oldu biliyor musun?
- Evet, iki yıl... - Aynen.
Turistler yakında geri döner.
Şu adam yine bana bakıyor.
Martin burada olsaydı...
Ne zaman gelecekmiş?
Bak bana ne göndermiş.
Gerçekten de iyi bir dansçı.
Dansa gittiğimizde bembeyaz giyinirdi.
Görmeliydin.
Yürürken, dans ederken, bütün kızlar ona bakardı.
Televizyonda dans etmesini ve şarkı söylemesini bile istediler.
- Gerçekten mi? - Evet, ama o beni seçti.
- Sonra öteki geldi. - Evet…
Bir şeyler yemek ister misin?
Selam, n'aber?
Yemek yemek ister misin? Kahve içmek peki...?
Yemek yemek ister misin?
- Selam… - Pablito!
Selam…
- Biraz geç kaldın... - Farkındayım, özür dilerim.
- Bir şey getirdim. - Pilav mı?
Hayır, şöyle bir şey.
Dinleyin.
Yok, diğer melodi.
- İşte bu. - Güzelmiş…
- Bayıldım! - Ben de!
- Hangi ton? - Hepsi Do ve Fa.
Ya diğeri?
- Sol. - Sol. Tamam.
Tamam.
- Orada daha alçak perdeye iniyor. - O perdeye inemem.
İşte böyle...
Süper.
Aynen.
İşte böyle, evet.
Bir şeyler yemek için mi durdun?
Tekrar çal! Çok iyiydi.
Güzel!
Çok güzel.
- Beğendin mi? - Evet.
- Görüşürüz. - Güle güle...
Kendinize iyi bakın.
- Hoşça kalın. - Bol şans.
Görüşürüz.
Tanıdık olduğun için 180 dolara yapabilirim.
- Ne var ne yok? - Her şey yolunda.
- İki blok ötede oturuyorsun ve geciktin. - Beş blok ötede oturuyorum.
Broşürleri uzatır mısın? Oraya bırakmıştım.
Sağ ol, vardiyaya bağlı olarak öğle yemeğini daha erken yiyebiliyoruz.
- İlk kez mi bizden alıyorsun? - Evet.
- Umarım tekrar gelirsin. - Geleceğim. Teşekkür ederim.
Yardımcı olabileceğim bir şey olursa haber ver.
Var.
Bu cep telefonu için kılıf arıyordum.
- Modeli ne? - Huawei'nin…
A1...
Elimde çok az seçenek kaldı.
- Göstereyim. - Olur, elinde ne varsa artık.
- Beğenmedin mi? - Bilemiyorum...
Dur bi'...
- Buna ne dersin? - Şey...
Yok.
Sorun değil.
- Kusura bakma. - Hayır, sorun değil.
Yine de sağ ol.
- Başka model gelecek mi? - Hayır, bu modelin üretimini durdurdular.
Bir aydır buradasın ve tüm bunları şimdiden biliyor musun?
Sen nereden biliyorsun bunu?
Öğle yemeğini aldığın restoranda çalışıyorum.
Baştan söyleseydin ya.
Haklısın.
Oldu o zaman...
Bir ara benimle bira içmek ister misin?
Bara ya da bara gitmek istemezsen parka gidebiliriz...
Davetin için sağ ol.
- Sonra görüşürüz. - Tamam.
- Buraya yakın oturuyorum. - Şehir merkezinde misin?
- Güzel. - Evet.
- Buluşmak istersen haberim olsun... - Tamam.
- Pekâlâ. - Güle güle.
- Sıkıntı yok değil mi? - Bende yok, sende?
- Bende de yok. - İyi.
- Çocuklaşma, Ricky. - Çocuklaşmıyorum, öyleyim!
Güçlü adam ayağı yapıyorsun.
Dur, dur…
Dur bir dakika...
Tamam, sonra birer içki içeriz.
- Güzelmiş. - Güzel mi? Yanmış yahu.
Fark edilmiyor bile. Hadi, devam...
- Su içer misin? - Sağ ol.
- Bunu ne yapacaksın, Ricky? - Bir işime yarar elbet.
Baksana, neredeyse yepyeni.
- Selam, n'aber? - İyidir, senden?
Sıkıntı yok.
Bugün yüzde 5 yükseldi.
Bazıları izler, bazıları da bundan en iyi şekilde yararlanır.
Dinle, sokakta yaygara koparma.
İnsanların kaçmasına neden olur.
- Böyle yaygara koparamazsın. - Yaygara koparmaymış...
Şu güzelliğe bak.
- Sokakta bir daha böyle bir şey bulamam. - İyi öyleyse...
Sadece söylemek istedim.
Kendini bir bok sanıyor...
- Niye ona karşı alttan aldın ki? - Kurda yardımcı oluyor.
- Bundan Daniela'ya bahsetme. - Bahsetmem.
Görüşürüz...
Tamam. Sonra görüşürüz. Hoşça kal.
Selam!
Bira içmeye hazır mısın?
- Büfeden alabiliriz. - Olur.
Yorgun musun? Mesain saat kaçta başlıyor?
- 11:00'de. - Ben 9:00'da başlıyorum.
- Merhaba. - Merhaba!
- İki Quilmes alabilir miyim? - Tabii.
Heineken olsun.
Al, 200 peso.
Ailem de oraya bu niyetle gitmişti.
Ama oradaki insanlar başka bir düzeydeydi.
Tam bir çılgınlıktı, alışveriş bağımlısıydılar...
- Her neyse, 2001'de her şey bitmişti. - Gerçekten mi? Öyle mi olmuştu?
Evet, 2001'le ilgili hiçbir şey hatırlamıyor musun?
Hayır, o tarihte bir yaşındaydım.
Kriz ve yağmalamalar hakkında hiçbir şey bilmiyor musun?
Biliyorum, ama Olavarría'da durum farklıydı sanırım.
Sen kasabalısın.
- Şehir orası. - Pardon.
- Ne zaman ayrıldın? - İki sene önce.
- Burayı sevdin mi? - Evet, ayrılmak istedim.
Arkadaşlarım da burada.
- Bir grubum var. - Ne çalıyorsunuz?
- Punk. - Yapma ya!
Melodik punk.
No comments yet. Be the first to leave one.