The first 200 lines.
Bir şairin, "Birini anlamak, affetmek
ve sevmek istiyorsan
arkadan nasıl göründüğünü
uzunca bir süre gözlemle"
dediği söylenir.
-Merhaba! -Merhaba!
Bunu yaparsan
onu anlamak, affetmek veya sevmek için boş yere çabalaman gerekmezmiş
çünkü yapayalnız gölgesi sen ne olduğunu anlamadan seni ağlatırmış.
Haklılar. Birinin yalnızlığını anlamak...
Bence aşkın başlangıcı bu.
Wonstein "Gizli Bahçe"yi söylüyor.
2021 SEUL IŞIKLANDIRMA FUARI
Çok aptalsın.
Bir bakışta düşeceğini anlamalıydın.
Bugün hesabı sen ödüyorsun.
Daha ziyade hesabı yine ben ödüyorum
ve bir kere daha oynuyoruz.
Neden kalbim bu kadar hızlı atıyor?
Bütün gün ensem ağrıdı.
İçimde kötü bir his var.
Öncelikle, kahve içmeyi bırak ve daha az alkol al.
-Sigarayı da aklından bile geçirme. -Neden?
Çünkü içki arkadaşımı kaybetmek istemiyorum.
Sağlığımızı daha az mahvedelim.
Eczacı olduğunu kimseye söyleme. Utanç verici olur.
SIM CHULMIN'İN VEFATINI ÜZÜLEREK BİLDİRİRİZ Kİ...
-Affedersiniz. Bir şişe soju lütfen. -Evet, efendim!
Bakalım.
Bahse girmek ister misin?
Kaybeden kazananın dileğini gerçekleştirir.
Hey, beni oyuna getirmeye çalışma ve bu sefer hesabı öde.
Haydi.
Çeşnili soya sosu mu yoksa acı biber mi koyayım? Soru bu.
Bahis ne?
-Var mısın? -Önce duyalım.
Yarın yağmur yağacak mı yağmayacak mı?
Ben yağacak diyorum.
Haydi ama. Bahis değil dolandırıcılık bu.
Önce hava durumuna bakmadın mı?
Bakmadım
ama kırk yıllık dostuna güvenmiyorsan
kendin kontrol et.
O zaman bakalım.
Yarın yağmur yağması ihtimali sadece yüzde onmuş.
Sahiden bahse girecek miyiz?
Var mısın?
Varım.
İyi de neden bunu seçtin?
Yüzde 90 yağmama ihtimaline rağmen yağarsa
gökyüzü delirmiş demektir.
Ben de delirirsem çok fark edilmez.
O yüzden gidip biraz sorun çıkaracağım.
Şimdi nasıl bir delilik peşindesin? Beni korkutuyorsun.
Pirinç çorbası ve iki şişe soju. 15.000 won.
Soju mu?
Hey, bu masa iki şişe soju aldı demiştin!
Beni duymuyor musun? Sağır mısın?
Sanırım soju bizimdi.
Haklı. Masasında soju şişesi yok.
-Cidden yani. Onu kovmalıyım. -Gidelim.
Sipariş etmediğini bana söylemeliydin.
Şimdi boğazım acıyor.
Hanımefendi.
Size soju'yu sordu ya.
Demek ki sipariş etmemiş. Neden onu suçluyorsunuz?
Tamam, yeter. Ödemeye hazırız hanımefendi.
Özür dilerim.
Benden değil, ondan özür dileyin. Gerçi bir daha gelir mi, emin değilim.
TEK YÖN
CALL IT LOVE
BÖLÜM 1
Pilav hazır.
Sim Haesung, Sim Jigu, kahvaltı!
Masayı hazırladım, Jigu'yu uyandır da yiyin.
Bitirince bulaşıkları suya koyun.
Yiyecekler kuruyup yapışırsa yıkamak zor olur.
Tanrım.
Ne? Hamam böceği mi o?
Nerede?
-Nerede? -Kalktın.
Kahretsin.
Alarm daha çalmamış.
Biraz daha uyuyabilirsin Haesung.
-Unutmadan... -Şimdi ne? Ne var?
Bugün yağmur yağabilir, şemsiyeni unutma.
Ben de sabah haberlerini izliyorum.
Alarmımdan önce uyandırma beni!
Bu enerjiyi uyanmakta kullan.
Haydi ama!
DEVLET MEMURLUĞU SINAVI KELİME BİLGİSİ
Kahvaltını et.
Tamam.
Tamam, önce sen bana saldırdın.
Buraya bakın lütfen.
Kötü.
Çok kötü.
Feci. Çok güzel.
Ne yaptın sen?
Ne? Sevgiline yani müstakbel kayınbiraderime göndereceğim.
Bunlara rağmen seninle evlenmek isterse bu gerçek aşktır.
-Seni tanımayabilir bile. -Kızdırma da sil.
Sabah sabah dayak attırma.
Bir kız kurusundan korkar mıyım?
Kız kurusu demek içi geçmiş mi demek sence?
Erik kurusu, yaprakkurusu, kız kurusu.
Hepsi ahı gitmiş vahı kalmış şeyler, seni aptal.
Bu neydi şimdi?
Ver şunu.
İçi geçmiş kimmiş, gördük.
Çok acıdı. Belim zaten kötüydü.
-Delisin sen. -Gel de yemek ye.
-Telefonumu geri ver. -Hayır.
Sen delisin. Belim sakatken neden belime tekme atıyorsun?
Haydi, geri ver.
-Hayır, fotoğrafları silmeliyim. -Ne silmesi? Ver.
-Göndereyim deme. -Haydi ama...
Tamam, anladım. Geri ver, haydi.
Dur. Onları silmem gerek.
Efendim. Singapur fuarıyla ilgili bir sorun var.
Birden bastırdı. Aman ya.
JUN ECZANESİ
Dünyanın en güvenilir şeyi nedir, biliyor musun?
Önsezi.
Bir deprem olmadan önce hayvanlar anlar
ve bir yere sığınır ya.
Hayvanlar kaderlerini tahmin edebilir de
insanlar edemez mi?
Yani yine ihaleyi kaybettik.
Bu sefer kesin dememişler miydi?
Bu gidişle şirket batacak.
Ben de onu diyorum.
Riskli, değil mi?
Sonuç iki güne belli olmayacak mıydı?
Resmî olarak, evet.
Ama ekip liderleri tanıdığım.
Singapur'daki fuarlar konusunda en çok deneyimin bizde olduğunu
ve sonucun kesin olduğunu söylemişti.
Ama son dakikada...
İhaleyi CEO Shin mi kazandı?
Evet efendim. Bizim girdiğimiz ihalelere teklif verip duruyor.
Yolumuzu kesmek istediği açık.
Sözleşme ücretini geri isteyeyim mi?
Muhtemelen geri alamayız. CEO Shin de bunu biliyordur.
ANNEM
Öncelikle bu haftanın ödemelerini bana göndermeni istiyorum.
-Yolda kontrol ederim. -Olur.
Bir de...
Sunwoo, CEO Shin'in araya girdiğini bilmiyor, değil mi?
Ona çoktan söyledim.
SHINWOO FUARI
Evet. Teşekkür etmesi gereken benim.
Evet, elimizden geleni yapacağız.
Gelmişsin.
Evet efendim. Yani...
Evet, geldim.
Şu hâline bak. Pek cesursun. Takım Lideri Choi.
Patronunla senli benli konuşuyorsun.
Takım Lideri Choi değil, CEO Choi.
Kendi şirketimi kuralı beş yıl oldu.
Evet.
Singapur fuarına yine bizden düşük teklif mi verdin?
Sizden düşük olup olmaması kimin umurunda?
Söylesem de teklifinizi değiştiremezdiniz.
Paranız yok, değil mi?
Gördün mü? Sen ve Dongjin hâlâ bana çalışıyor olsaydınız güzel olurdu.
Eskiden ayak işlerime bakardınız, o yüzden tabii ki kızgınım.
Bak...
Senin seviyene inmek istemediğimden şunu sorayım.
Tüm bunları yapma sebebin... İntikam gibi klişe bir şey mi?
Daha kaç kere söyleyeceğim? Çalışanlarını biz almadık...
Kim demiş?
Sence intikam çok mu klişe?
İntikam da para kazanmanın bir yolu.
Size kazık attıktan sonra kabızım geçti.
Gerçekten tuhaf bir hayat yaşıyorsun.
-Tüm bunlardan bıkmadın mı? -Neden bıkayım?
Öfkeden kuduruyorum,
siz çantada kekliksiniz, neden intikam almayayım?
Peki.
Başka bir şey kaldı mı?
Daha batmadınız.
Yani daha bitmedi.
-Evet. -"Evet" mi?
Şimdi mi söylenir bu? Öğlen saati en yoğun saat, bilmiyor musun?
Her neredeysen hemen buraya dön.
Yağmur yağıyor ama.
Ne olmuş yağmura?
Sana söylemedim mi?
Yüzde 90 yağmama ihtimaline rağmen yağmur yağarsa
gidip sorun çıkaracağım.
JEIL CENAZE SALONU
LÜKS SALON 1 (ZEMİN KAT) SIM CHULMIN'İN CENAZESİ
Biri şöyle demişti:
"On, yirmi yıl sonra bile olsa
birinden intikam alacaksanız
en azından ele güne rezil etmenin bir yolunu bulun."
Genç hanım. Ne yaptığınızı sanıyorsunuz?
Ana fikir şu:
"Fırsatını bulursanız ne pahasına olursa olsun onları küçük düşürün."
No comments yet. Be the first to leave one.