The first 200 lines.
SEBERG
PARİS MAYIS 1968
Hayatım uçağı kaçıracağım.
Sen de gelebilirsin.
Sorbonne'a barikat kurmuşlar. Öğrenciler sokaktaymış.
Niye Los Angeles'a gideyim ki?
Ben Los Angeles'ta olacağım.
Pekala kal.
Nasıl olduğunu öğrenmem gerekirse
gidip Sorbonne'daki en güzel öğrenciye sorarım.
Bana güvenmiyor musun?
Anne bekle.
-Güvenmeli miyim? -Sana bir şey vereceğim.
Bakayım.
Tıpkı ona benziyor.
Sakalındaki grileri falan bile eklemişsin.
Bu yaz gidip anneni sette ziyaret eder miyiz?
Görüşmek üzere.
Seni seviyorum.
Seni seviyorum anne.
İyi yolculuklar.
Görüşürüz bebeğim.
Öz savunma için kurulan Kara Panter Partisi
genel olarak Amerikan halkına,
özellikle de siyahi insanlara, iyi dinlemeleri için sesleniyor.
Ülke genelindeki ırkçı polis teşkilatı
korkunun, acımasızlığın, cinayetin ve siyahilerin üzerindeki baskının,
dozunu arttırıyor.
Siyah güzeldir! Huey'i serbest bırakın!
Savaşçımızı serbest bırakın! Huey'i serbest bırakın!
Oakland ve Los Angeles'ta bu hafta sonu
zencilerle polisler arasında daha çok çatışmanın yaşandığı
ırk kaynaklı gerilimler tırmandı.
Dün Los Angeles merkezde,
öğrenciler ve siyahi güç savunucuları polis şiddetini protesto etmek üzere
güçlerini birleştirdi.
Protestolar çoğunlukla şiddet içermiyordu, ancak
siyahi güç hareketi lideri Eldridge Cleaver'ın söyledikleri şunlardı;
Polis her nasıl olursa olsun kontrol altına alınmalı,
bu yollara silah kullanımı da dahil.
Ya bu ırkçı Gestapo domuzlar topluluğumuza şiddet uygulamayı bırakır
ya da biz silahlarınız. Ve onların kaçmasını sağlarız.
Bay Cleaver acil bir çağrı yaparak...
LOS ANGELES
- Haydi ama. - Ne var?
Tanrım, Linette.
Taşınmamız çerçöpten kurtulmak için iyi bir yol olur sanıyordum.
Çöp atmak istiyorsan, salondaki o halıyla başlayabilirsin.
O halıyı bize annem verdi.
O halıyı seviyorsun sanıyordum.
Bu sadece bir çizgi roman Jack.
Bu 1941 tarihli bir Jack Kirby yaratılış hikayesi.
Burada Steve Rorgers Süper Asker Serumu'nu ilk kez
deniyor ve Kaptan Amerika oluyor.
Bu sadece bir çizgi roman değil.
Süper Asker Serumu mu?
Evet, tüm Amerikan Ordusu'nun kullanması için tasarlanmıştı
ama deney sabote edildi.
- Sabote mi edildi? - Naziler tarafından.
Pezevenkler.
Şehrindeki teşkilat müdür yardımcısı beni senin bir çeşit
sihirbaz olduğuna inandırdı.
Evet efendim, orada teknikte görev alıyordum
ama aslında sokaklarda görev almayı umuyordum.
Soruşturma.
- Bronz tenine mi yatırım yapıyorsun? - Evet efendim.
Şey, şanslı günündesin asker.
Toplumumuz içerisindeki çeşitli elementler,
Amerika'da işlerimizi yürütme şeklimizden hoşlanmıyor.
Bunu biliyoruz çünkü, onlar neredeyse biz de oradayız.
Bu şehirde, şu esnada,
bu kişi, şu s.kik oluyor;
Hakim Abdullah Jamal.
Eski ismiyle Allen Donaldson.
Torbacı, pornocu ve de kısa bir dönem için
Roxbury, Massachusetts'teki tımarhanenin sakini.
Temizlendi, Allah'ı buldu.
Ve şimdi Bay Jamal’ın en büyük isteği
hükümetimizi devirmek için radikal zenci gruplarını bir araya getirmek.
- Onu caydırmayı amaçlıyoruz. - Bu inanılmaz!
Bu dinleme cihazını sana kim taktı? Sen mi taktın?
Nereye koydun? S.ktiminin banyosuna mı?
Bir de ben deneyebilir miyim?
Tabii, nasıl istersen.
Şey, yan taraftan bir yol geçiyor. Trafik var.
Ortayı biraz daha yukarı getirebilir misin?
Onu otelden alıyorum Bert...
Şimdi orta kısmı yüksek menzilli frekanslarla izole et.
Ve de bası düşür.
İşte.
Yani görüşme iyi geçti. New York'ta kalabalık bir grup vardı.
Tamam. Bağla.
Pan Am 23 uçağı New York'tan çıkış yapıyor.
Cuma günü saat 5 civarı.
- Şey güzel olurdu... - Jack bizim yeni ses adamımız.
Pekala, pekala.
- Tayin edildin mi? - Daha ortada strateji yok.
Bir kahve alabilir miyim lütfen?
- Tabii efendim. - Teşekkürler.
Okudun mu?
Okudum.
Bu Paddy Chayefsky.
Tek bir numarası var Walt.
O, iki salakla yaşayan bir ev kadını.
Yok bence... Nasıl olsa Shirley MacClaine alacak o yüzden kimin umurunda?
İyi bir rol. Bayağı para demek.
Bu bir müzikal.
Western bir müzikal.
Ama alakasız bir şey.
Ben bir şeyleri değiştirmek istiyorum.
Bu nedir? Ekran testi mi?
Logan, o, o iyi biri. O iyi biri Jean.
O Preminger değil.
Beni habersiz bırakıyorsun. Bırak bakayım!
- Efendim üzgünüm, oraya giremezsiniz. - Bir bakayım bütün bu
- görünmez beyaz adamlar neredeymiş. - Efendim! Efendim!
Burada koltuktan başka bir şey yok.
- Efendim, insanlar uyuyor! - Peki ya burası?
Peki ya bu iki koltuk? Bütün bu koltuklar boş.
Efendim, izin verin açıklayayım, size verilen yerde kalmanız gerek.
Yanımda, rahmetli Malcolm X kardeşimizin
dul karısı cam kenarında,
küçücük yere sanki ahırdaki bir hayvanmış gibi sıkışmış oturuyor.
- Efendim. - Ona kraliyet üyesi gibi davranılmalı.
Şimdi, size söylediğim gibi, birinci sınıf beyaz muamelesi
görmek için yanımda para var.
Orada durup bana paramın senin için çok siyah olduğunu mu söyleyeceksin?
Efendim. Ben politikayla pek alakalı değilim, tamam mı?
- Öyleyse sana bir şey söyleyeyim kardeşim! - Bu mesele...
Politika seninle alakalı!
Bu havayolları kurallarımız ile ilgili.
Bu, o hanımefendinin hak ettiği yere oturamaması
ile ilgili. Ben de bunun için ödeme yapmaya hazırım.
Yerinize geçmenizi rica edeceğim, lütfen!
O hak ettiğini alana kadar ben tam burada oturacağım.
- Efendim lütfen yerinize geçer misiniz? - Buna oturuyorum.
Affedersiniz.
Biz yerimizi size vermekten mutluluk duyarız.
- Duymaz mıyız Walt? - Ben, hayır. Buna gerek yok hanımefendi.
Adım Jean.
Kim olduğunu biliyorum Jean.
Dikkatli ol beyaz adam.
Hanımlar, beyler, Pan Am 23 sayılı New York uçuşu ile gelen
yolcularımız şu esnada 10 numaralı
- kapıda karşılanabilir. - Bu o. Jamal.
Yanındaki kadın Betty Shabazz. Malcolm Kardeş'in hanımı.
Jamal Panterler'le yakın ama bağımsız bir oyuncu.
Para toplamakta çok iyi. Onları Brando'yla o tanıştırdı.
Pan Am'le uçtuğunuz için teşekkür ederiz.
- Selam. - Güç halkındır!
- Güç halkındır! - Güç halkındır!
- Size dönüş yapacağız. - Bayan Seberg, bir fotoğrafa ne dersiniz?
- Bayan Seberg! - Büyük bir gülümseme lütfen. Teşekkürler.
- Bayan Seberg. - Biz şimdi gideceğiz...
Jean. Jean. Evet bu iyi bir fikir değil.
- Jean! Haydi Jean... - Yakın zamandaki protestolarınız
ile ilgili bir açıklamanız olacak mı?
Kara Panter Partisi'ne katkıda bulunuyor musunuz?
Amaçlarını destekliyor musunuz Bayan Seberg?
- O da kim? - Jean Seberg.
Birkaç sene önce bir yetenek yarışması kazanmış bir aktris.
Fransa'da çok ünlü.
Selamı ne alaka?
Bedava reklam kapıyor.
Ayrıca kim bilir?
Belki etini daha koyu seviyordur?
Kara Panterler mi?
Bu aptallık Jean.
Basın, oynayabileceğin bir evcil hayvan değil.
Bir şeyi burunlarına sokarsan, dönüp seni ısırırlar.
Bu dünyanın
daha fazla acıya ihtiyacı yok.
Üzgünüm dünya,
seni çok sevsem de
Dönüp de
suçlayabilecek
biri yok
Çünkü bir Amerikalı'nın kanı
üstüne döküldü
Ne zamanki bir Amerikalı'nın kanı
üstüne döküldü
Ben kime gidebilirim ki?
Ve sen ne yapacaksın
Bir Amerikalı'nın kanı
üstüne döküldüğünde
Bir Amerikalı'nın kanı
Allahu Ekber, Allahu Ekber.
Bu herifin derdi ne? Televizyona parası mı yetmiyor?
Biraz kestir. Bir şey olursa haber veririm.
Eğer Malcolm X, mezarından kalkıp
basket oynamaya gelirse, sana haber veririm.
- Bir saat, anladın mı? - Pekala.
Mary hiç nerede olduğunu bilmek istiyor mu?
Bütün gece çalışıyorsun?
Bürodakilerin karısı sormaz.
Selam.
Merhaba.
Gecenin bir saati bu eve gelmek için
biraz deli olmanız gerek. Bu mahalleye, o arabayla gelmek.
O suratla.
No comments yet. Be the first to leave one.