The Truman Show

The Truman Show

Download Turkish Subtitle

Release info

The Truman Show 1998 1080p UHD BluRay DD+7 1 DoVi HDR10 x265-PTer
A Commentary by 1see0ne

Tags

BluRay
1080
x265
HD
Blu-ray
blu-ray
HEVC
Blu-Ray
REMUX
Published on: 2024-03-28
Downloads: 244
Hearing Impaired: No

Turkish subtitle preview

The first 200 lines.

Bize sahte duygular sunan aktörleri izlemekten sıkıldık.

Havai fişeklerden ve özel efektlerden bıktık usandık.

İçinde yaşadığı dünya bir anlamda taklit olmasına karşın...

Truman'ın kendisinde hiçbir sahtelik yok.

Senaryo yok, replik kartı yok.

Her daim Shakespeare düzeyinde değil, ama hakiki.

Bu bir yaşam.

Başaramayacağım.

CANLI

Bensiz devam etmek zorunda kalacaksın.

Başrolde, kendini canlandıran Truman Burbank

Asla olmaz bayım.

Kırık bacaklarla bile olsa bu dağın tepesine çıkacaksın.

Yaratan Christof

Huzur bulmak için, bütün gece onu izleyenler var.

Sen delisin, biliyor musun?

Meryl rolünde Hannah Gill

Benim için özel yaşamla kamusal yaşam arasında bir fark yok.

The Truman Show benim hayatım.

The Truman Show bir yaşam biçimi.

Soylu bir yaşam bu. Hem de...

gerçekten mesut bir yaşam.

Evet, bana bilmediğim bir şey söyle.

Pekala. Bana bir söz vereceksin ama.

Zirveye ulaşmadan ölürsem...

alternatif besin kaynağı olarak kullanacaksın beni.

İğrenç.

Marlon rolünde Louis Coltrane

Hepsi doğru. Hepsi gerçek.

Hiçbir şey sahte değil. Bu şovda gördüğünüz hiçbir şey sahte değil.

Sadece denetleniyor, hepsi bu.

Ye beni kahrolası. Bu bir emirdir.

Belki sadece aşk boğumlarını.

Aşk boğumları var mı benim belimde? Evet. Küçük de olsa var.

Truman. Geç kalacaksın.

Tamam!

10.909'uncu Gün

- Günaydınlar. - Günaydın.

Günaydın.

Bir daha görüşemezsek tünaydın, iyi akşamlar ve iyi geceler.

Evet.

- Günaydın Truman. - Günaydın Spencer.

Hey Pluto. Hayır, düş yakamdan.

- Isırmaz, korkma. - Düş yakamdan.

Biliyorum.

- Huylanıyorum işte. - Hadi Pluto.

Bu nedir böyle?

KÖPEK YILDIZI (9 CANIS MAJORİS)

Şimdi aldığımız flaş haberi veriyoruz. Birkaç dakika önce...

Seahaven üzerinde uçan arızalı uçaktan parçalar düşmeye başladı.

Çok şükür kimseye bir şey olmadı.

Neyse, bugün nasılsınız bakalım?

Güzel. Bir yere uçmayı düşünüyor musunuz?

- Hayır. - Hayır mı? Güzel.

Klasik Trafik'ten Klasik Clive karşınızda.

Uçmanın tehlikelerini unutup...

bu müzikle sakinleşmeye ne dersiniz?

- Bir Dog Fancy lütfen. - Dog Fancy, buyurun.

- Çok teşekkür ederim. - Çok teşekkür ederim.

Bana bir gazete verir misin Earl?

Karım için de şunlardan ver bir tane.

Moda dergilerine bayılır.

Hepsi bu kadar mı Truman?

- Cümbür cemaat hepsi bu kadar. - Görüşürüz.

Peki. Evet.

Günaydın.

- Hank. - Günaydın Truman.

- Günaydın Truman. - Nasılsınız çocuklar?

- Güzel bir gün, değil mi? - Her zamanki gibi.

Güzel karın nasıl?

KAYSER TAVUKÇULUK

İyi. Ya sizinkiler?

- Turp gibiler. - Güzel.

- Konuştuğumuza sevindim Truman. - Ben de.

Artık gitmemiz lazım.

Poliçeyi düşünün. Bir tane fiyatına iki tane. Çok kelepir.

- Çift gezerlere özel. - Doğru.

Selam.

Beyler, içeri mi giriyorsunuz? Hadi buyurun.

- Hadi girin. - Siz önden buyurun lütfen.

Oraya gitmek için can atmıyorum.

Evet, alo.

Fiji bilinmeyen numaraları bağlar mısınız lütfen? Fiji adaları.

Truman, bunu gördün mü?

THE ISLAND TIMES DÜNYANIN EN İYİ YERİ

Özür dilerim hanımefendi.

Eşiniz komadaysa, muhtemelen sigorta yapamayız.

Alo? Evet. Fiji, lütfen.

Lauren Garland adına kayıtlı bir numara var mı?

Yok mu?

Peki. Sylvia Garland adına kayıtlı bir numara var mı?

Sylvia'nın "S" si.

Yok mu?

Peki. Teşekkür ederim.

- Lawrence. - Selam Burbank.

Wells Park'ta bağlamanı istediğim bir iş var.

Wells Park mı?

- Harbour Adası'nda mı? - Başka biliyor musun?

Gidemem. Randevum var. Dişçide.

Kotanı doldurmazsan dişinden çok daha fazlasını kaybedeceksin.

Bak Truman...

bu ayın sonunda personel tasfiyesi yapacaklar.

- Tasfiye mi? - Evet. Bu işe ihtiyacın var.

Ayrıca, körfezde yarım saatlik yolculuk, biraz deniz havası sana iyi gelir.

Sağol.

HARBOUR ADASI FERİBOT İSKELESİ

Merhaba.

Feribot hala burada. Kaçırmış olabileceğimi düşünmüştüm.

Tek gidiş mi, gidiş-dönüş mü?

Gidiş-dönüş.

Buyurun beyefendi.

- Yardıma ihtiyacınız var mı beyefendi? - Siz gidin. Ben iyiyim.

Evet.

Selam hayatım.

Bak, marketten bana bedava ne verdiler.

Şefin Dostu

Şefin Dostu marka. Doğruyor, rendeliyor, soyuyor.

Bilemek gerekmiyor, bulaşık makinesinde yıkanabiliyor.

Vay!

Olağanüstü.

Truman...

biraz daha eğilsene.

Bira buna denir işte.

Biliyor musun, çıkmayı düşünüyorum Marlon.

Öyle mi? Nereden?

İşimden, Seahaven'dan.

- Bu adadan. Çıkıp gideceğim. - İşinden mi?

İşinin nesi var ki? Harika bir işin var Truman.

Büroda çalışıyorsun. Böyle bir iş için neler vermezdim.

Al bakalım.

Otomatları doldurarak hayatını kazanmayı dene.

- Hayır, sağol. - Yapma, çok heyecanlıdır.

Dünya görme arzusuna kapıldığın olmuyor mu hiç?

Gidecek neresi var ki?

Fiji.

Fiji de neresi? Florida yakınlarında mı?

- Bunu görüyor musun? - Evet.

Biz buradayız...

ve ta öbür uçta...

Fiji.

Daha ileri gitmek istersen geri dönmeye başlarsın.

Biliyor musun, Fiji'de hala...

insanın ayak basmadığı adalar var.

Ne zaman gidiyorsun peki?

O kadar basit değil.

Para lazım...

plan yapmak lazım.

Öyle pat diye çekip gidemem.

Doğru.

Ama gideceğim. Hiç şüphen olmasın.

Yakında ikramiye alacağım.

- İçki içmeye geliyor musun? - Hayır, bu gece olmaz.

Bulutlar tekin değil oğlum. Geri dönmeliyiz bence.

- Hayır baba. Biraz daha kalalım. - Hayır. Dönmeliyiz.

- Biraz daha lütfen. - Oğlum, bak.

- Peki. - Evet.

Baba!

Sırılsıklam olmuşsun. Neredeydin?

8000 doları bir araya getirebilirsek...

Ne zaman Marlon'la buluşsan...

O paraya sırt çantasıyla dünya turu yapabiliriz.

Sonra ne olacak Truman? Beş yıl önceki halimize döneriz.

- Yeniyetmeler gibi konuşuyorsun. - Belki kendimi yeniyetme hissediyorum.

İpotek borcumuz var Truman.

Araba taksitlerimiz var.

Mali yükümlülüklerimizi bırakıp gidecek miyiz yani?

Macera olur.

Bebek yapmayı deneyeceğiz sanıyordum. Macera sayılmaz mı bu?

Bebek bekleyebilir. Ben uzaklara gitmek istiyorum.

Dünyayı görmek, keşfetmek istiyorum.

Tatlım, kaşif mi olmak istiyorsun?

Yakında geçer.

Hepimiz ara sıra böyle hissederiz.

Şu ıslak elbiselerini çıkaralım da...

yatağa gidelim.

Hiçbir şey görülmüyor zaten. Her zaman...

kamerayı çevirip müzik çalıyorlar...

ya da ne bileyim, rüzgar esiyor, perdeler uçuşuyor...

ve bir şey göremiyoruz.

- Bir Dog Fancy lütfen. - Dog Fancy, buyurun.

Teşekkür ederim.

- Gazete lütfen Earl. - Gazete.

Gelmişken şunlardan da bir tane alayım bari.

- Karın için mi? - Dergisi olmazsa olmaz.

- Başka bir şey ister misin Truman? - Hepi topu bu.

- Sonra görüşürüz. - Tamamdır.

Baba?

Ne yapıyorsun?

Bu da... Çekil yoldan!

Durdurun şunları!

Durdurun şu insanları!

Kapıları açın! Durdurun şu otobüsü!

Otobüsü durdurun! Biri otobüsü durdursun!

Biri otobüsü durdursun!

Ne komikti, hani...

Hiç de delilik gibi gelmiyor Truman.

Ben onu haftada on kez, on farklı yüzde görüyorum.

Geçen perşembe barda bir yabancıyı neredeyse kucaklıyordum.

Babamdı. Yemin ederim. Evsizler gibi giyinmişti.

Garip bir şey daha oldu.

More Turkish subtitles for The Truman Show

Comments

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left