The first 200 lines.
Affedersiniz? Çekilir misiniz lütfen? Neredeyse size çarpıyordum.
Kıpırdamıyor. İnanılmaz...
Hadisene, çekil!
İyi misin?
Bir sorun mu var?
Çekilmiyor.
Baba? Neden onu ezip geçmiyorsun?
Deli misin nesin? Derdin ne?
Deli misin... nesin?
Deli olabilirim ama düşündüğün şekilde değil.
Endişelenme, tatlım. Sorun yok.
Gidebilir miyiz artık?
Git, ama öleceksin...
...ailen de ölecek.
Çık arabadan!
Kardeşini arabadan çıkar!
Cris! Kardeşini dışarı çıkar!
Çıkar onu!
KILLING GOD
Çeviri: Dikistutmaz iapetos | Letterboxd: moandor
Hayatımın en güzel gecesiydi.
Hayatımın en güzel gecesiydi.
- Keser misin şunu? - İnanılmazdı.
Hayatımın en güzel gecesiydi.
Bir daha söylersen kızacağım.
Hayatımın...
- Carlos, lütfen. - ...en güzel gecesiydi.
Fazla ileri gittin.
Amacın ne?
Bizi böyle görmeleri mi?
Patronunun sana bu SMS'i neden gönderdiğini söylemeni istiyorum...
"Hayatımın en güzel gecesiydi."
- Şakaydı. Sana söylemiştim. - Tüm ilginç detaylarıyla tekrar anlat.
- İnanılmazsın. Tekrar mı anlatayım? - Evet, tüm ilginç detaylarıyla.
İyi.
- Toplantıdan çıktık. - Ne zaman?
- 09:00'da. - Bana 09:15 demiştin.
- Saat 09:00'da dedim. - Hayır, 09:15 demiştin. Hatırlıyorum.
Yalan söyleyeceksen iyi bir hafızan olmalı.
Peki.
Saat ya 09:00 ya da 09:15'ti.
- Japon yemeği yemeye gittik. - Japon yemeği mi?
Ne kadar romantik ve modern!
- Sonra da cin tonik içmeye. - Pahalı mıydı?
- Ne? - Japon yemeği, pahalı mıydı?
- Bilmiyorum, o ödedi. - O mu ödedi?
Güzel taktik.
- Bu cin tonik olayı ne? - Yemekten sonra içki içtik.
Kaç tane içtiniz?
- İkişer bardak. - Emin misin?
Ben iki bardak içtim, ama sanırım o üç bardak içti.
Üç bardak içti demek... Sen içki içmezsin. İki bardak mi içtin?
Evet.
- İki bardak içti diyordun şimdi üç mü oldu? - Evet.
- Zorlamaya devam edersem, dört olur mu ki? - Üçtü.
- Bir, iki derken dört. - Carlos! Ben iki bardak içtim.
- Üç bardak içti. - Sonra ne yaptınız?
- Yatmaya gittik. - Aynı otelde mi?
- Öyle olduğunu biliyorsun. - Aynı odada mı yattınız?
- Hayır. - Bu kadar mı?
- Evet. - Yemin eder misin?
- Ederim. - Hayatım üzerine mi?
- Hayatın üzerine. - Annenin hayatı üzerine yemin eder misin?
- Carlos, yeter bu kadar. - Yanarak ölmesi...
...bir fare gibi acı çekmesi pahasına mı?
Yani... bir Japon restoranında güzel bir akşam geçirdikten sonra...
...cin tonik içmeye gidiyorsunuz, sonra da otele gidiyorsunuz...
- ...hepsi bu kadar mı? - Evet.
Patronunun hayatının en iyi gecesi bu muymuş amına koyayım?
Ya patronunun korkunç derecede sıkıcı bir hayatı vardı...
- ...ya da... - Ya da ne?
Ben bakayım. Kardeşimle babam olmalı.
Bu arada, bir şişe şarap daha açsana.
Bu geceyi hayatımın en güzel gecesi yap.
Evlat?
Hiçliğin ortasında!
Geldim!
Kapıya bak!
Hava açık olacaktı!
- Kolay buldunuz mu? - Evet, kardeşinin navigasyonu sağ olsun.
Burası biraz ıssız değil mi?
Amaç da bu: Sâkin bir yılbaşı gecesi.
- Sen nasılsın? - İyidir, kalbim yakında beni öldürecek.
- Saçmaladığını biliyorsun. - O zaman neden günde on tane hap alıyorum?
Ki onu bile almıyor.
Santi! Nasılsın?
- Biraz daha iyiyim. - Emin misin?
Gündüzleri, evet. Sadece geceleri kendimi öldürmek istiyorum.
Harika vakit geçireceğiz!
Ana'ya merhaba de, sana etrafı gezdireyim.
Yeni yılı neden burada kutluyorsunuz?
- Gerçekten korkutucu. - Onu Ana'ya soracaksın, o ayarladı.
- Ağlıyor musun sen? - Hayır...
- ...İspanyol omletinin soğanları yüzünden. - Kahrolası, omlet.
- Bayılırsın. - Dün gece ve bugün yedik.
- Başka bir şey yaparız. - Ağlamıyor musun?
Hayır, sadece soğandan. Hadi gelin.
Bu arada, Ana'ya daha zayıf olduğu için yalakalık yapma...
- Neden? - Çünkü o zayıflamadı.
- Merhaba! - Eduardo!
Merhaba.
- Ee? Kalbin nasıl? - Eh...
...dünden daha kötü ama yarından daha iyi.
- Böyle söyleme, hepimizi gömersin sen. - Umarım.
- Santi! - Merhaba, güzelim.
- Kilo vermişsin. - Gerçekten mi?
- O, daha şişman olduğumu söylüyor. - Kardeşim aptalın teki.
- Ağlıyor muydun? - Hayır, soğan yüzünden.
Senin favorin.
- Hayır. İki gündür bunu yiyorlarmış. - Gerçekten mi?
Başka bir şey yaparız.
Daha fazla et, domates ve ekmek kesebiliriz....
Sen işini bitirirken, ben de onlara evi göstereyim, tamam mı?
Hayır. Sen akşam yemeğini bitir, ben de onlara evi göstereyim.
Sen kadınsın, ben de alfa erkeğim.
Akşam yemeğine yardım edeceğim. Ev bekleyebilir.
Onlar kendi meselelerini konuşabilir, biz de kendi meselelerimizi konuşabiliriz.
Şarabı açalım mı?
- Babam nasıl? - Aynı evhamlı ihtiyar.
Her an ölebileceğinden endişeleniyor ama doktorları, diyetini...
...ya da haplarını umursamıyor...
Dünya onun etrafında dönüyor.
Dışarı çıkıyor, nereye gittiğini söylemiyor ve istediği zaman geri geliyor.
Değişti, Carlos.
Annem öldüğünden beri...
- Bu normal, ona aldırma. - Onunla aynı evde yaşıyorum. Kolay değil.
Kolay değil. Gerçekten garip biri oldu. Artık onu tanıyamazsın bile.
Çok fazla dışarı çıkıyor. Benden daha çok esrar içiyor.
İşemek veya sıçmak istersen, banyo yukarıda.
Yatak odası tam senlik.
Benlik mi?
- Eee? Beğendin mi? - Yarrak gibi, burada uyumayacağım.
- Daha iyisi yok mu? - Var, benimki.
Babamınki daha korkunç.
- Kendine bakmıyor musun? - Niye öyle düşündün?
Karım da hayatı boyunca bunu yaptı ve onu altı ay önce gömdük.
Zaman kaybından başka bir şey değil bu.
Sanırım Maria'yı kaybetmenin şokunu atlatmak için biraz daha fazla zamana ihtiyacın var.
Benim yaşımda böyle bir darbeyi atlatmak için zaman yok.
Artık ölüm beni her zamankinden daha fazla endişelendiriyor...
...ama ne sikim istiyorsam onu yaparak ölmeyi tercih ederim.
- Canım ne isterse onu yapmaya karar verdim. - Peki ne istiyormuş canın?
Yani... Ne istersem yiyorum...
...her zamankinden daha fazla içiyorum...
...tek tük esrar içiyorum ve artık kiliseye gitmeyi bıraktım.
En son karımın cenazesi için kiliseye gitmiştim.
Orospulara gitmeyi tercih ederim.
Rahipleri orospularla yer değiştirdim ve daha iyi durumdayım, orası kesin.
72 yaşındayım.
Daha önce sadece karımla birlikte olmuştum.
Her zaman bir başkasıyla birlikte olmanın nasıl olacağını merak ederdim...
...bu yüzden bir eskort tuttum.
- Hoşuna gitti mi bari? - Bayıldım.
Senin yaşlarında genç bir kızdı.
Tatlı, narin, güzel ve gerçekten azgındı!
Tam bir profesyoneldi.
Bana duymak istediklerimi söyledi ve kendimi özel hissettirdi.
- Maliyetli oldu biraz; ama... - Oğlun değiştiğini söylemişti...
...ama bu kadarını beklemiyordum.
- Çok kişi oldu mu? - Sadece birkaç kişi.
Mirasımı boşa harcıyorum, çocuklar için üzülüyorum.
Onlara hiçbir şey kalmayacak.
- Bencilleştim. - Ne düşünüyorum biliyor musun?
Siktirsinler!
- Orospuların şerefine! - Orospuların şerefine!
Ee? Marisa ile aran nasıl?
- Gerçeği mi istersin? Ballandırılmışı mı? - Gerçeği.
Felaket. İspanya'da silah almak zor olduğu için henüz kendimi vurmadım.
Neden benimle birlikte olmak istemiyor ki?
On yedi yaşımızdan beri beraberiz.
Sana bok gibi davranıyor.
Unut onu, çektiğin acıya değmez.
Hâlâ o siyahi adamla beraber.
Bir arkadaşı onları el ele kızarmış tavuk alırken görmüş...
Tipik bir Afrikalıya aşık olmuş, kayıtsız ve kaçak, İspanyolca da bilmiyor...
Fazla uzun sürmez.
Afrikalı değil, Arjantinli.
- Siyahi bir Arjantinli mi? - Evet. Arjantinli.
Sokayım... Ne kadar garip.
- Hiç siyahi bir Arjantinli ile tanışmadım. - Ve o 18 yaşında.
Gençmiş! Marisa şimdi de sübyancı mı oldu?
Kadınlar için nadir bir durum.
Normalde erkekler olur, değil mi?
14-15 yaşlarında bir öğrencisiyle çıkan...
...45 yaşındaki bir öğretmenle ilgili bir haber hatırlıyorum.
- Onu seks yapmaya mı zorlamış? - Hayır, birbirlerini seviyorlardı.
Birbirlerini seviyorlardı ama...
...15 yaşındaydı, ailesi kızmış ve onu ihbar etmişler.
Seksi miydi?
- Kim? - Öğretmen seksi miydi, MILF mi?
Hatırlamıyorum, Carlos.
- Geçenlerde onu tekrar aradım, Marisa'yı. - Yapma lan. Hâlâ onu arıyor musun?
Sinirlendim ve ona hakaret ettim.
- Çok kızdı, orospu. - Biraz gururun kaldıysa, onu aramayı bırak.
Siki kocaman olduğu için onunla berabermiş.
Bütün gün durmadan sikişiyorlar. Sikişmekten amı götü dağıtmış...
- Başka ne var biliyor musun? - Ne var?
Hayatının en güzel gecesini onunla geçirmiş.
Bu beni gerçekten mahvetti.
Onu istediği kadar sikebilir; ama 20 yıllık birlikteliğin ardından...
No comments yet. Be the first to leave one.