The first 200 lines.
GERÇEK BİR HİKÂYEYE DAYANMAKTADIR
Sadece eğitimini aldığım şeyi yapmaya çalışıyordum.
Bunu o şekilde görüyorum.
Zayıf olduğunuzu anlıyorsunuz.
O ofisteki ilk günüydü.
-Resmini yayımlattık. -Çok mutluydu.
Akciğer sertleşmesi oldu…
Binanın çöktüğünü görünce ancak dua edebildim.
İnanmak istemiyorduk sanırım.
-Kazmayı bitirdiler. -Enkazda olur sandık.
-Zamanla alışır mıyız, bilemiyorum. -Artık kabullendim.
-Geri kalan herkes öldü. -Oğlumu kaybettim.
Başka ne öğrenmek istiyorsunuz?
Şunu söyleyeyim.
Kızgınım.
Tanrı'ya kızgınım,
ülkemize de kızgınım çünkü bunun olmasına izin verdiler.
Güzelim oğlum…
…diri diri yandı.
Onlar yüzünden.
Elimizde ceset bile yok.
Biri çocuğunuzu alıp
onu havaya uçursa…
Tırnağı bile kalmamıştı.
Hayatınıza nasıl devam edersiniz?
Hesabını nasıl yaparsınız?
Hayatın ederi nedir?
Tuzak bir soru değil millet.
Kim bir rakam verecek?
Arka sıradan, siz, Bay Barron.
Yüksek sesle avukat bey. Nerelisiniz?
Wichita'da büyüdüm.
Kansas. Çiftlik çocuğu.
Güzel. Çiftlikte mi büyüdünüz?
Sevgilimin babasının vardı. Darı çiftliği.
Darı demek.
Sevgilisinin babası darı yetiştirirmiş.
Bayan Paula Tano.
Bayan Paula Tano, Bay Barron'ın sevgilisinin babasısınız.
Gülmeyin çocuklar, çok acıklı.
Bay Barron öldü, Bayan Paula Tano'nun darı tarlasında
bir biçerdöver tarafından feci şekilde ezildi.
Bay Dickerson, artık Bay Barron'ın avukatısınız.
Bayan Chen nerede?
Bayan Chen, siz de zavallı Bay Barron'ın canını alan
mevzubahis biçerdöverin imalatçısı
Birleşik İş Makineleri'ni temsil edeceksiniz.
Kansas eyaletindeki bu davanın adı,
Bay Barron, Bay Barron'ın sevgilisinin babasının darı çiftliği ile
İş Makineleri'ne karşı.
Peki Bayan Chen, Bay Dickerson'a ne kadar tazminat ödeyeceksiniz?
Pekâlâ, başka türlü ifade edeyim.
Bay Barron'ın hayatının ederi nedir?
Bir rakam verin.
İki milyon?
Baksana, hukuk okuyorum.
Otuzuma basmadan o parayı kazanırdım.
Finallerini verirsen belki,
bir de ölü olmasaydın, ki ölüsün.
Bu artık Bay Dickerson'ın kararı, bir de Bay… Adınız neydi?
-Patel. -Patel'in.
Bay Patel, Bay Barron'ın zavallı acılı annesi.
Üç milyon?
İki virgül yedi.
Anlaştık.
İşte bu. Anlaşma sağlandı.
Hatırlatırım ki bu bir felsefe dersi değil.
Hukuk söz konusu olduğunda bu sorunun somut bir cevabı vardır.
Bu cevap bir rakamdır
ve işimiz de budur.
Hayır. Evet, mağdur başına 55.
İki taraf da çekilmeyi kabul etti. Doğru.
Kimse adil bulmuyor ama amacımız adil olmak değil.
İşi bitirip önümüze bakmak.
Evet. Sağ olun Senatör.
Bay Feinberg, Yargıç Clinton'dan mesaj.
Sağ ol Vic.
Yargıtay'da boşalan koltuk için Başkan aradığında beni hatırla.
Geçen Rehnquist'i gördüm. Solgun gibiydi.
Solgun gibiydi dedim.
Alo?
Hat kesildi.
-Belki de iyi oldu. -Espriydi.
Genelde komik espriler açıklama gerektirmez.
Kamuyu bir yıllık dava masrafından kurtardım.
Sence yüzüme mi kapattı?
Heykelini yaptırıyordur.
-Yok artık. -Duruşmam var.
Bay Darryl Barnes, size mühim bir sorum var.
-Yaş günü pastası mı bu? -Muhasebe'den Margo'nun.
-Mühim soru bu muydu? -Hayır.
Sana dilim ayırmış mı?
Gloria, e-postada nerede kalmıştık?
"İsterim ki…"
Israr ederim ki…
"İsterim" değil, "ısrar ederim ki."
Vaktinde gel.
O gün programım çok yoğun,
o yüzden dakiklik şart.
Lütfen beni haberdar et.
Sevgiler, baban?
Evet. Sevgiler, baban.
-Tamam. Hemen yazıyorum. -Sağ ol.
Cape Charles'taki o şirin evi satın alacağımıza niye bunu inşa ediyoruz?
-Sis var. -İşe gitmeni engellemez.
Cape Charles'ın normal bir günde sisli olma ihtimali iki kat fazlaymış.
-Bu istatistik doğru değil. -Hatta tam rakam 2,2.
Emeklilik öyle geçer mi?
Ben de gelecek planlarını meteoroloji verilerine dayandıranların
%100 daha az eğlenceli olduğunu duydum.
Niye sürekli bana bakıyor? Lütfen.
Zaten emekli olmayacaksın.
İyi geceler Kenny.
NEW YORK
Bir ayakkabı mağazası daha yapacaklarmış.
Çok lazım ya.
O güzel kemerli pencereleri sökmek istiyorlar.
Hani şu kabartmalı Korint tarzı şeyleri.
Onları söküp modernleştirecek
ve daha çok ayakkabı satacaklarmış.
Sen izin vermezsin.
Hayır. Şimdi benimle alay ediyorsun.
Dolapta tavuk piccata var.
Bunu paylaşacağım. Bekle ve gör.
Halkın gücü.
Evet.
Evet, önce alabilirsin.
-Kim o? -Aslında sökebilirsin de.
-Merhaba canım. -Günaydın.
Yerine oturtursun,
sökersin ve… Kanat açıklığı kısalır. Sonra…
Pekâlâ, yemeğe gelin. Kahvaltı hazır.
-Çabuk. -Oley, kahvaltı!
-Teşekkürler. -Owen, yavaş.
Bu tarafa.
Ben kaçtım. Öptüm.
İşte bu bendekinin aynısı.
-Okuldan sonra ne yapıyoruz? -Pekâlâ.
Anne!
Bir şey göremiyorum.
Hiçbir şey görünmüyor.
Emin misin?
Tamam, bekle.
Evet.
Evet, nasılsın?
Neler oluyor?
-Affedersiniz, acaba… -Konuşamam.
Affedersiniz.
-Ne oluyor? -Onu bir yerde mi buldun?
Televizyonu aç.
Tanrım!
Evet, görüyoruz.
New York ve Washington'daki saldırıların şoku
tüm ülkede yankı uyandırdı.
Muhabirimiz Tanya Riddle'a göre
yetkililer ülke çapında güvenliği güçlendirmeye…
Somerset Havaalanı yetkilileri
alanın kuzeyine büyük bir uçağın düştüğünü doğruladı.
Ordu, Prescott'a konuşlandırıldı.
İtfaiyeciler ve polis, yaralı ve kurtarılmayı bekleyenlere
canla başla yardım etmeye çalışıyor.
Böylesine büyük bir trajedi,
güven ve teselliye ihtiyaç duyan şehri bu akşam seferber etmiş durumda.
…Dünya Ticaret Merkezi'ne girmek için
yüzlercesi sıra bekliyor.
…ilerleyen günlerde sağ kalanları kurtarmak için.
Şu ana kadar edindiğimiz bilgiye göre
binin üzerinde kişinin öldüğü kesinleşti.
Az önce bahsettiği 300 kaybın yanı sıra Pentagon'da 800,
uçaklardaki 266 yolcu ve mürettebat da ölenler arasında.
Rakam şu anda 1.300'e ulaştı,
daha da yükselmesi bekleniyor.
Pearl Harbor'da toplam 2.400 kişi ölmüştü. Çoğu ordu mensubuydu.
Askerî tesislere yapılmış askerî bir saldırıydı. Fail belliydi.
Bu ise yeni yüzyıla özgü yeni bir savaş türü.
…bunca insanı kapsıyor?
Bence tüm bunların ayrıştırılması gerekiyor.
Bence yaşadığımız tüm bu isyan ve öfke arasında
Başkan Bush haklı,
nasıl tepki vereceğimizi tüm dünyaya göstermeliyiz,
hem kararlılıkla…
-Kennedy'ye ne söyledin? -Düşüneceğimi.
Ortağım olduğunu ve sana danışmam gerektiğini.
Niye sorduğunu biliyorum.
Bu deneyime sahip beş altı firmadan biriyiz.
O kadar bile yoktur.
-Evet. Asbest, portakal gazı. -Evet.
Bunlar da hassas davalardı.
Kurul toplantısının nasıl geçtiğini haber veririm.
Tamam.
22 EYLÜL 2001
İyi ki geldin.
-Teddy minnettar olacak. -Ne demek.
En iyi dava avukatlarımızı çağırdık.
Bu konuda desteğin gerekecek.
-Evet. -Seninkiler iyi mi?
-Çocuklar, ailen? -Evet.
Mike üniversite yurdundaydı. İyi.
Biraz sarsıldı ama… Hangi konuda?
Yeni bir yasa teklifi.
No comments yet. Be the first to leave one.