The first 200 lines.
Salı, öğleden sonra
Rowntree Parkı'nda olan herkese çağrıda bulunmak istiyoruz.
Bir şey gördünüz ya da duyduysanız,
her ne olursa olsun, lütfen bizimle bağlantı kurun.
Yardım hattını arayın.
Aramalar tamamen gizlidir.
- Bu da ne? - Annen, tamam mı?
Şu şeyi izlemek istedi.
Herkes güvende olduğunu hissetmeyi hak eder...
- Selam. - Selam.
- Sizin aileniz de olabilir. - Benim TV kötü.
Sizin çocuğunuz da olabilir. Hiçbir mazeret...
- Polisten nefret ediyordun. - Kızımı seviyorum.
Bildiğim iyi oldu.
...her mahallede.
- Sağ olun DÇ Lenker. - Tüm piyeslerini izlerdim.
- Annem mi oynardı? - Grup.
Utanç verici. Nasıldı? İyi miydi?
Çok açıktı. Yüksek sesli.
- Geride durman lazımdı. - Anne.
Tanrı aşkına.
Isaac o parkta büyüdü. O parkı severdi.
Okuldan dönerken her gün elimi çekerdi.
"Lütfen anne. Sadece beş dakika."
Peki, Mo nine, polisle derdin ne?
- Evet, o... - Benim...
- Çok sağ olun. - Nasıl derler...
- Deden. - ...zaman ayırdığınız için...
Merak ediyorsan yetişkin hayatı boyunca onu taciz ettiler.
Sırf eğlence olsun diye.
- Anne. - Ne? Bilmeye hakkı var.
- Bugün olmaz. - Tanrı aşkına.
Seni eve bırakayım mı? Hadi.
Babam konusu. O, durmadan bundan bahsetmezdi.
Hayır, etmezdi, değil mi?
Öylece oturup tahammül eder, gıkını çıkarmazdı.
Bu, beni deli ediyordu.
Neden gidip o heriflere katılman gerekti,
- hiç anlayamayacağım. - Amacım...
Onları değiştirebileceğini sanıyorsun.
Hiçbir haltı değiştiremezsin.
Bir kişinin tutuklandığını doğrulayabilirim
ve bence bu, önemli bir ilerleme.
Topluluk liderleriyle el ele çalıştık
ama bu... şu anda devam eden bir operasyon.
Sağ ol. Bildiğiniz gibi, Isaac'in durumu hâlâ kritik.
Ona çok iyi bakılıyor...
Jason.
Silahı taşıdığına şahitlik edenler var.
Sözü geçen silahı attığını gösteren kamera kayıtları var.
Bilmek istediğim şu, senin eline nasıl geçti?
Biri mi verdi?
Evet, vuruldu, değil mi?
Jason, bence susma hakkını...
Genç kazara vuruldu.
Şimdi, onun bu olaya karışmasını hiç istemedim.
Sadece rakipleri korkutmak istedim.
Rakip bir çeteyle ihtilafınız mı vardı?
Geri dönüp bu boku değiştirebilecek olsam...
Isaac Witlow'u vurduğunu kabul mu ediyorsun yani?
Evet.
Evet, öyle.
Peki, toplanın.
Laboratuvarla konuştum.
Isaac'ten çıkan mermi, Jason'ın silahıyla eşleşti.
Peki, şimdiki hamlemiz ne?
Şey...
Sen değil.
June.
- Sorgu kaydını inceledin mi? - Evet.
Ve?
Bence balistik artı itiraf olunca...
Bence KSS'ye gidip şüpheliyi suçlayalım.
Peki.
İnandın mı? İtirafa?
Evet. Beni ikna etti, evet.
Evet ama itiraf etmeye mecbur değildi. Hemen pes etti, kolayca.
On yedi yaşında. Daha çocuk.
Evet, kaç kez tutuklanmış?
- Yedi. - Yedi.
Yedi kez.
Ama cinayete teşebbüsten değil.
Olabildiğince sakindi. Avukatının brifinginin pabucunu dama attı.
Belki düşündü ki şimdiden iş birliği yaparsa...
Erken tutuklanır. Suçunu kabul eder. Daha düşük bir ceza alır.
Evet.
Böyle bir risk alır mısın?
Objektif olarak adil bir varsayım.
Objektif mi?
Ne dediğini anlıyorum.
İtiraf, sihirli bir çözüm, değil mi?
Altın standart.
Jüri durup düşünmez. Çocuğun işi biter.
On sekiz, 20 yılı gider. Sence bu, sorun değil mi?
Değil.
Evet.
Fiziksel kanıt, silah.
Onun silahıydı.
Jason Reeve, bir çete üyesi.
Parkta bir çocuğu vurursan
hangi aklı başında insan silahtan kurtulmaz?
Kurtuldu, orası açık.
Peki.
Silah ondaydı
ama o mu ateş etti, bir arkadaşı için saklıyor muydu?
Cannon Yolu'dan fırladı gitti, tutuklanmaktan kaçıyordu.
Telefon edecek zaman buldu,
artık çalışmayan, kaydedilmemiş bir numarayla 34 saniye konuştu.
Kendinize "Kimi aradı?" diye sormalısınız.
Kimi aradı?
Ne görüyorum, biliyor musunuz?
Bir çocuk, 17 yaşında,
emirlere uyması için rüşvet verilmiş ve tehdit edilmiş.
BU KADINI TANIYOR MUSUNUZ?
Haftaya görüşürüz.
EN SON HAYES YOLU CİVARINDA 22.00'DE GÖRÜLDÜ
Alo?
Onu gördüm. O kadını tanıyorum.
Neden tanıştığınız kişiyle afiştekinin aynı kişi olduğunu düşünüyorsunuz?
Rio Grande, ülkenin kuzeyinde.
Ne iş yaptığını söyledi mi?
- Temizlikçiymiş sanırım. - Yerini biliyor musunuz?
Hayır ama işi seviyordu, İngilizcesi gelişiyormuş.
Sonra sevgilisi ayrılmasını söylemiş.
Sevgilisi mi?
Bir İngiliz. Sonra adamın evine taşındı...
- Gelmeyi bıraktı. - Doğru.
Adını biliyor musunuz Bayan Odinaka?
Carlita? Carla? Carla.
Aynı kadın olduğundan emin misiniz?
Peki...
Geçen yaz burada barbekü yaptık ve...
İşte. İşte o. Arkada.
Alo. Sorgu timine bağlandınız.
Selam. Rowntree Parkı'ndaki olay hakkında arıyorum.
Hani TV'ye çıkan, bahsediyorlardı ya?
- O zavallı çocuğu vurduklarını gördüm. - Peki.
Kaç saldırgan gördünüz?
İki.
Biri siyah bir adamdı. Arabayı kullanıyordu
ama diğeri, onu vuran, beyazdı.
Yardım hattını aradılar.
- Jed. - Efendim?
Sıra sende. Gel.
Peki.
Senin ateş etmediğini biliyoruz...
...ama kimin ateş ettiğini söylersen güvenliğini sağlarız.
Sağır mısın? Ben vurdum dedim ya, demedim mi?
Görgü şahidimiz var.
Bu adamlar...
...acımasızlar, tamam mı?
Bir anda ortaya çıktılar, emir yağdırmaya, mal dağıtmaya başladılar.
Her şeyi kontrol etmek istiyorlar ve rakip istemiyorlar.
Bölge savaşı mı yani?
Hadi. Ateş edeni hâlâ aradığımız duyulursa
doğru ya da yanlış, suçlayacakları ya sensin
ya da ailen.
Şahit bize kısmi bir tarif verdi.
Nereli? Ermeni mi?
Arnavut mu?
Türk mü?
Türk.
Buralı mısınız?
Evet, ayın 28'i, Çarşamba günü yaşanan
olayı soruşturuyoruz.
Türk asıllı bir adamı arıyoruz. Sağ olun.
Selam efendim. Parkta o küçük çocuğun
başına gelen olayla ilgili.
Her bilginin büyük yardımı olur.
- Selam. Evet, siz... - Ne oldu?
Merhaba efendim. Parkta yaşanan olayla ilgili.
Bir genci arıyoruz. Türk asıllı olabilir.
Yok. Ne var?
- Neden geldiniz? - Yardım etmeye.
Polis hep burada.
Sadece olabildiğince çok bilgi topluyoruz.
Hep buradasınız.
- Taciz bu. Neden? - Çekil. Hayır.
Size saldırmıyoruz. Sakin ol.
Bu tarafa lütfen.
Sakin. Uzaklaş.
Sorunuz olursa lütfen haber verin, tamam mı?
İş birliğiniz için sağ olun.
- İyi misin? - Evet.
- Emin misin? - Evet.
Eltham'daki Dan McCabe'i hatırlar mısın?
On yedi, 17 yıl görev yaptı
ve adamı attılar, tek nedeni de birkaç,
ne bileyim, sert mesaj.
Bak Kim, bunun konuyla hiç ilgisi yok. Başka işlerim var.
Siktiğimin Wrexham'ı ya da her neresiyse, oradaki Dan hakkında konuşmama gerek yok.
Bak, ne diyeceğim, gün sayıyorum dostum.
Dünya çıldırdı.
Kim, telefon bekliyorum.
Ya basın toplantısındaki saçmalık?
Dostun Meghan Markle'la.
- Kim? - June Lenker.
Bak, anlıyorum. Görüntüyü kurtarıyor. Eleştirmiyorum.
Onlara Claudia Mayhew hazretleri ve yufka yürekliler taburu dedim.
Dinle, herkesin yardımına ihtiyacım var, tamam mı?
No comments yet. Be the first to leave one.