Moving On

Moving On (남매의 여름밤)

Download Turkish Subtitle

Release info

Moving On 2022 BDRip x264-PiGNUS
A Commentary by sub.Trader
Dilek Arli Cil

Tags

bdrip
bdr
x264
BDR
Published on: 2023-06-25
Downloads: 23
Hearing Impaired: No

Turkish subtitle preview

The first 200 lines.

Seni özleyeceğim.

Keşke gitmek zorunda olmasaydım.

Seni çok seviyorum.

İlaçlarını alacaksın, değil mi tatlım?

Tamam, onları çiğneyip tükürme.

Seyahate çıktığına inanamıyorum anne. Uçmaktan nefret ettiğini biliyorum.

Evet, ediyorum ama bazı şeyler önemlidir.

Onu kabul ettiğin için teşekkürler.

Elbette. Çok tatlı.

-Çocuklar, büyükannenize merhaba deyin. -Telefonla konuşuyorum!

Sarı haplar günde iki kere, mavi haplar bir kere.

Biliyorum. Listeyi verdin, hatırladın mı?

Evet, biliyorum ama…

Bunlar da oyuncakları.

Bay Geyik'le yatıyor.

Çocuklar, hemen buraya gelmezseniz…

…telefonlarınızı tuvalete atarım!

Onları görmek istemiyorum. Yani onları rahatsız etmek istemiyorum.

Meşgul olduklarını biliyorum.

Bu kadar çok bağırma. Onu strese sokmanı istemem.

-Anne. -Zaten… Zaten korktu.

-Stresli olduğunu sanmıyorum. O iyi. -Merhaba büyükanne.

Merhaba Tommy.

Kim öldü?

Çok eski bir arkadaşım.

Belki bir ara Dashel'la oynarsın.

Belki.

Tamam.

Bir şey olursa seni sevdiğimi bil Dashel.

Evet, annen seni seviyor ve sana iyi bakılacak.

Tamam anne, bu kadar dramatik olma. Tamam mı? Uçmak çok güvenli.

Farkına bile varmadan döneceksin.

Hiçbir şey olmayacak.

-Claire. -Allie.

Gelmene çok sevindim.

-Haber verdiğin için sağ ol. -Ne demek.

Annem seni çok özlemişti. Seni çok severdi.

Ben de onu severdim.

Kesin şunu. Sizi görebiliyorum.

-Üç olmuş. -Üç. İnanabiliyor musun?

Kesin şunu.

Babam geldiğin için çok sevinecek. Onun için çok önemli.

Elli bir yıl beraberdik. 51 yıl.

Harika bir kadındı.

Harika.

Joyce'un şerefine topuklu giyiyorum.

Harika bacakları vardı ve onları göstermeyi çok severdi.

Evet. En güzel bacaklara sahipti.

Claire! Geldin demek.

Bu onun için çok önemli.

Bu Claire, Joyce'un en eski arkadaşlarından.

Üniversiteden.

Claire artık Ohio'da yaşıyor.

-Başın sağ olsun. -Tanrı seni korusun canım.

Howard, bizi ara ve yemeğe gel.

Teşekkürler, geleceğim.

Seni seviyoruz.

Claire.

Howard. Seni öldüreceğim.

Artık gittiğine ve onu üzmeyeceğine göre…

…seni öldüreceğim.

Bu hafta sonu.

Bu hafta sonu yapacağım.

Howard. Sevgili Howard.

Merhaba, merhaba.

-Zavallı adam. -Evet.

Çok üzgünüm.

Alışacağını düşünüyorsun.

Kaybetme fikrine alışacağını sanıyorsun.

Ufukta çok uzaktan görünce.

Arabistanlı Lawrence'daki sahne gibi.

Hani küçük bir nokta gitgide yaklaşır.

Çok şey öğrendim.

Çok değiştim.

Sabrı ve tevazuyu öğrendim.

Latte sevmeyi öğrendim.

Bazılarınız biliyor.

Joyce öğleden sonraları latte içmeyi çok severdi.

Beni de bağımlı yaptı.

Bazen hâlâ şöyle dediğini duyuyorum…

"Howie, kafeye gidip latte alır mısın?"

Joyce'la New York'ta tanıştım.

Tanıştıktan yedi ay sonra…

…evlendik.

Hiç pişmanlığım yok.

Hem de hiç.

Canım, tüm kalbimle bilmeni isterim ki…

Burası yanlış giriş mi?

Kapıda şapel yazıyor.

Howard.

Konuşmanı mı böldüm?

-Tanrım, özür dilerim. -Sorun değil Evelyn.

Sorun değil. Lütfen gel. Millet, bu Evelyn.

Evelyn, ister inanın ister inanmayın, Joyce'un üniversitede ev arkadaşıydı.

Neden inanmasınlar?

Lafın gelişi.

Arka tarafta tuvaletteydim. Labirent gibi.

-Anladım. -Labirent.

Evet.

Güzel fotoğraf. Biraz fazla hoş olabilir.

Ne?

Hoş görünüyor…

…ama Joyce sadece hoş biri değildi.

Hep cıvıl cıvıldı.

Cıvıl cıvıl mı?

Evelyn, oturur musun? Oturur musun lütfen?

Karım için anma konuşmamın ortasındayım.

Elli bir yıllık karım yeni öldü!

Anlıyorum.

Benim de 60 yıllık arkadaşım öldü.

Buna ne dersin?

Bu önemli değil mi?

Tamam, devam et.

Hiç pişmanlığım yok, diyordun.

Sevgili Joyce, kalbimin derinliklerindesin.

Evet.

Şunu söyleyecektim…

Bu korkunç hastalıkla savaşırken gösterdiği cesarete hayran kaldım.

Evelyn.

Evie.

-Benim. Claire. -Selam Claire. Sen olduğunu biliyorum.

Henüz aklımı kaçırmadım. Ya da gözlerim bozulmadı.

Atla. Seni bırakayım.

Ehliyetin var mı?

Var. Sınava iki ay önce girdim.

Geçtin mi? Eğitmene rüşvet mi verdin?

Gerek kalmadı. Ben harika bir şoförüm!

Otobüse daha çok güveniyorum.

Bin. Seninle konuşmalıyım.

Ne hakkında?

Ne hakkında konuşmalısın?

-Hadi, yürü! -Tanrım, ağır ol!

Ne tür bir insan mezarlıkta korna çalar?

Geç! Yer var! Hadi!

-Pislik. -Aptal!

Bin Evie. Seninle konuşmalıyım.

Ona söyledim.

Ne söyledin?

Onu bu hafta sonu öldüreceğimi söyledim.

O şerefsizi öldüreceğim.

Biraz sohbet edebiliriz.

Kimseyi öldürmeyeceksin.

-Öldüreceğim. -Hep büyük fikirlerin olurdu.

Ama sonunu getirmezdin.

Doğru değil.

Gecenin bir yarısı dışarı çıkıp o cemiyet yurduna…

…vajina çizeceğin zamanı hatırlıyor musun?

Bunu hatırlamıyorum.

Haftalarca anlattın.

Mezunlar etkinliğinde yapacaktın.

Hadi canım. Ne oldu?

Hiçbir şey. Hiçbir şey olmadı. Hiç yapmadın.

Ya bar şarkıcısı olacağın zaman?

Ya da Peru'ya gideceğin zaman?

Hâlâ vakit var.

Hâlâ çalıyor musun?

Elbette hâlâ çalıyorum.

Çellom olmadan kaybolurum. Tamamen kaybolurum.

Aferin sana.

Artık orkestrada değilim.

Birkaç grupla çalışıyorum.

Biri tamamen modern bestecilere adanmış.

Diğeri ise Bach'a.

O küçük, şirin evin hâlâ duruyor mu?

Bu harika, harika.

Bana yardım edebilir misin diye merak ediyordum.

Ne? Onu öldürmek için mi?

Hapis diye küçük bir şey var.

Ziyaret etmek için güzel bir yer ama orada yaşamak istemezsin.

Bugün cenazesine katıldığımız güzel, nazik ve mutlu arkadaşımızı da…

…bir dakikalığına analım.

Onu düşündüm.

Onun mutluluğunu kendi mutluluğumun…

…ve akıl sağlığımın önüne koydum.

Senden bir şey yapmanı istemedi.

Sana polise gitmeni söyledim.

Evet, söyledin. Bana inanmazlardı.

Yani, o zamanları düşün.

"Neden o evde yalnızdın?

Arkadaşının şehir dışında olduğunu biliyordun.

Neden en iyi arkadaşının evinde…

…kocasıyla yalnızdın?"

En iyi arkadaş mı? O zamanlar en iyi arkadaşın benim sanıyordum.

İkiniz de en iyi arkadaşımdınız.

Sadece kafa buluyorum.

Polise anlatsaydım onun hayatını mahvederdim.

Asla bilemeyeceğiz.

Hayatı daha iyi olabilirdi.

Peki…

…plan nedir?

Onu vuracağım.

Bir silah alacağım ve cenazeye götüreceğim.

Benimle gelmek ister misin?

Tabii, Yaralı Yüz. Kulağa eğlenceli geliyor.

Tamam.

AMERİKAN SİLAH FABRİKASI

-Merhaba. -Merhaba.

Bir tabanca almak istiyorum.

Çok ağır olmasın lütfen.

Susturucusu da olabilir.

Comments

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left