The first 200 lines.
1993 Cannes Film Festivali Belirli Bir Bakış Bölümü
Ne oldu?
Yemeği mahvettin.
Gerçekten kendine bakabiliyor musun?
Eti genellikle pek kurcalamam.
İşten çabucak çıktım; ama kasap çoktan kapanmıştı.
Ben alırdım, neden bana söylemedin?
Ren, bugün biraz gıcıklığın üstünde.
"Eğlenceli Masa Sohbetleri Mutlu Bir Aile Yuvası Yaratır"
Baksanıza, bol bol sebze yemeyi unutmayın.
Salata yiyeceğim, tamam mı?
Şu Çin mutfağı sosu.
Tarifi nasıl?
Bakalım... yemeklik yağ...
...ve zencefilden başka ne var?
- Markette satılıyor ya. - Biliyorum, ama...
Bu kadar yeter.
Nereye gidiyorsun?
- Şimdi nereye? - Yemek sonrası yürüyüşe.
Eşyalarını paketlemeyi bitirmedin.
Ren. Önemli değil.
Yağmur mevsiminin bitmesini diliyorum.
Yağmurdan o kadar nefret ediyorum ki.
OHIKKOSHI (MOVING)
Çeviri: Dikistutmaz iapetos | Letterboxd: moandor
Ren! Nereye gidiyorsun?
Acele et.
Bir yetişkinin, böyle bir yerde ne işi olur?
Senin ne işin var peki?
Öğle tatilindeyim.
Acıttı...
Sen...
...lânet olsun...
Ne yapıyorsun...
Kes şunu.
Seni baş aşağı sarkıtacağım.
Hızlı!
Darbe üstüne darbe! Hadi!
İşte!
Vur! Çabuk ayağa kalk!
Vur bana, hadi!
Tekrar.
Bu kadar yeter. Bitti!
Formunu koru.
Arada bir antrenman yapacaksın, değil mi?
Bunca yıllık eğitim için, teşekkürler Koç.
Acıttı.
Usta!
Yola çıkmamız gerekiyor.
Ren, okula geri dön, öğretmenin sinirlenecek.
Sizi ilgilendirmez!
Aile arasındaki meselelere karışma.
Peki.
Artık gitmeliyim.
Kendine iyi bak.
Baba?
- Efendim? - Yok bir şey.
Sadece seslenmek istedim.
Gitmek zorundasın.
Okula geri dön.
Atla!
İşte oldu.
Annemi özlüyor musun?
Ne?
- Evimizi özlüyor musun? - Salak.
Ken'ichi.
Bir çay alır mısın?
Hayır, şu an bunu içiyorum. Yine de teşekkürler.
Neredesin, Ren?
Çay alsana.
- İç şunu. - Tamam.
- Nuno? - Evet?
- Daha şimdiden evi mi özledin? - Seni bir yakalarsam!
- Ne yapıyorsun? - Hiç.
Bunu yukarıya götürüyorum.
- Nuno. - Evet?
- Bu yukarıya çıkacak. - Tamam.
Ne yapıyorsun?
Bu gardıropla dolabım, birdenbire birbirine bağlanacak.
Paranormal bir olay.
Harika!
Nazuna'ya haber vermeden bir çukur kazmaya ne dersin?
Nereyi kazsak? Burayı mı?
Usta? Usta!
Bu senin kendi odan.
Biraz ilgilen lütfen.
Bu benim odam.
Neden Yukio bana bağırıyor?
Bunu nasıl söylersin?
Nazuna gibi konuşmaya başladın.
Bu çocuğunkinden çok daha fazlası.
Peki.
Tamam, yapalım hadi.
Burası mı?
Kes şunu.
Kapatma.
- Bu da üst kata gidiyor. - Evet.
Yedek tişört var mı?
Terden sırılsıklam oldum.
- Evet, çantamda var, yukarıda. - İyi.
Bu ne şimdi?
Nunohiki-kun ve Wako ne zaman çıkmaya başladı?
Biraz oldu.
Biliyorsun, 3. sınıftayken Nunohiki-kun'la nişanlanmıştım.
Şansına küs.
Bunun şansla alakası yok.
Baksana, Ren.
Ara sıra beni ara.
Seni bir yere götürürüm.
Şu an bundan bahsetmiyorum.
Doğru.
Yukio'dan bahsediyorduk.
- Yanıyor! - Ne?
Tamam anladım. Kes şunu, çok sıcak!
Bn hâllederim.
Tamam, dokunma!
Tamam, tamam, bana bırak.
Acele et!
Lânet olsun!
Lânet olsun!
Ren!
Ren?
Evde yok musun?
Ben geldim!
Tekrar hoş geldin.
Biliyor musun, biliyor musun, anne?
Babamın evi gerçekten berbat.
Kısa sürede çöp eve dönecek.
Sen peki, okulda olman gerekmiyor muydu?
Gelmeni sana baban söyledi, değil mi?
Aman neyse.
Hadi akşam yemeği yiyelim.
Acıkmışsındır.
Yemeği şimdi mi pişireceksin?
Olur mu canım!
Bugün ikimiz için de yeni bir başlangıç.
Dışarı çıkıp bir ziyafet çekeceğiz!
- Yeni bir başlangıç mı? - Yeni bir başlangıç.
Bundan sonra annen sana antrenörlük yapacak.
Niye?
Bundan hoşlanmadığını söylemiştin.
Babamı, bundan dolayı şikayet ediyordun.
Bu günlerde belimi ve popomu biraz şekillendirmem gerekiyor.
Mümkün değil.
Her gün eve "Çok yorgunum!" diyerek geliyorsun, kendini öldürürsün.
"Çok yorgunum!" diye bir şey demedim hiç.
Evet dedin!
Demem o zaman.
İşler değişiyor, bu yüzden yapacak daha iyi şeylerimiz var.
Değişiyor mu? Değişen ne?
Peki o zaman.
Böyle birlikte yemek yerken, kalkmak için izin istesem?
Düne kadar, seninle baban ilgileniyordu.
Peki şimdi?
Keşke bir erkek ya da kız kardeşim olsaydı!
Bugünden itibaren, bu adı kullanacağım.
Neden adını değiştiriyorsun?
Sadece eski haline getiriyorum.
Ama boşanmış biri gibi konuşuyorsun.
Boşansam, rahatsız olur musun?
İki ayrı ev... Yeterince iyi, değil mi?
Peki.
Önce bir kadeh kaldıralım.
Yeni hayatımıza. Ren ve annesi için.
Bugünden itibaren bekârım!
Bak şimdi, ev daha da büyüdü, Ren.
Komşuları rahatsız ediyorsun.
İşte.
Ken'ichi burayı imzalayacak ve sonunda özgür olacağım.
Zamanımı kendime ayırabilirim.
Yoluma kimsenin çıkmasına izin vermeyeceğim!
Çekil.
Sevgili Ken'ichi'n gitti.
Buna mecbur değildi, ama...
Sen gittikten sonra, her şey tersine döndü.
Evi terk etti.
Ona bir tokat atar mısın?
Dinliyor musun beni?
Uymuyor... oldu.
Bu kadar yeter!
Herkes sırasına.
62. sayfayı açın!
Kitabınızın 62. sayfasını açın!
62. sayfayı açın.
Peki efendim!
En son 'Sankin-koutai' ve 'Sakoku' hakkında ders işlemiştik.
Oishi, söyle bakalım 'Sakoku' nedir?
'Sakoku'...
...kapatmak... Ülkeyi kapatmak demektir.
Hay aptal kafam!
Bugün Perşembe.
Senden yardım istemekte haklıymışım Yukio.
Ken'ichi'ye defalarca söyledim, ama buraya kadar... şuna bak.
Usta, dağınık biri.
Ve bir zamanlar onu, bu haliyle severdim.
Ama onun da erdemleri var ve bu yüzden bunca yıl iyi geçindiniz, değil mi?
Ren daha çocuk.
Buna gerçekten mecbur muydun?
Erdemlerine... örnek verir misin?
Ağırbaşlı ve sert biri.
No comments yet. Be the first to leave one.