Pretty Baby

Pretty Baby

Download Turkish Subtitle

Release info

Pretty Baby 1978 1080p BluRay FLAC 1 0 x264-c0kE
A Commentary by 1see0ne

Tags

BluRay
x264
1080
Published on: 2024-03-23
Downloads: 44
Hearing Impaired: No

Turkish subtitle preview

The first 200 lines.

GÜZEL BEBEK

Kahretsin! Ah!

Ah!

Tanrım...!

Dayanamıyorum, imdat!

İmdat!

Kahretsin!

Tanrım...

kahretsin!

Çıkmak istiyor, Hadi ıkın da…

kanepeye ne düşecek görelim.

Başı çıktı sayılır.

Kahretsin!

Ah, Tanrım! Ah...

Şşş.

Hadi.

Bebeğim, hadi.

Ah!

Merak etme bebeğim, birini getireceğim.

Annemin bebeği oldu!

Hadi, Josephine, ikimizi de istiyor.

Gelemem. Meşgulüm.

Agnes'i getir.

Annemin bebeği oldu! Bir erkek!

Bir erkek mi?

Kahretsin.

Bahsi kaybettim.

Dinle, İki kişilik para ödedim bile.

Şimdi hazırım.

Elbette hazırsın şekerim...

ve hoş birini bulacağız.

Violet!

Çünkü biraz eğleneceğiz!

Git şuradan Agnes'i getir, olur mu, bebeğim?

Mavi Oda’ya gitmesini söyle.

Biraz eğleneceğiz.

Bir erkek.

Bir erkek.

Ee, Violet, emektar kız, yukarıda işler bitti mi?

Hı-hıh.

Bir erkek.

Bir erkek mi?

Bebek doğurmak gerçekten can yakıyor mu?

Violet, en yanlış insana soruyorsun...

dünyadaki en yanlış insana.

Gel de şu şeyi çal, Profesör.

Bunu kesinlikle yapacağım.

Annenin biraz önce doğurduğu şu güzel bebek için bir şeyler çalacağım.

Böyle bir gecede bu zalim, zalim dünyaya getirildi…

isteği olmadan.

Bugün 75. yaş günüm...

ve kutlamak istiyorum.

Söylemeye dilimin varmayacağı kadar...

uzun zamandır bir kadınım olmadı.

Bilirsin, güzel olması gerekmiyor.

sadece sabırlı olsun.

Ee, Frieda nasıl olur?

Nasılsın, Amiral?

Merhaba, Nell.

Kuzey Denizi'ndeydin.

Kesinlikle evet, ama şimdi...

uzatılmış bir izindeyim.

- Şey, ben... - Uzun zaman burada olacaksın.

Aah, sen benim tipimde bir adamsın.

Hareket etme...

tarzını sevdim.

Senden tek duymak istediğim...

yakışıklı, güçlü, cömert ve iyi kalpli olduğum.

Sorun ne, Will?

Şş, hadi ama, sus.

Herkesi uyandıracaksın.

Şşş! Sessiz ol.

Violet!

Ya onu uyandırsaydın?

Bütün gecenin parasını verdi, ve nasıl biri olduğunu biliyorsun.

Ama Will beni uyandırdı.

Beni uyandırmaman gerekiyordu.

Artık geç yatmıyorum.

Bu küpeleri nereden buldun?

Acayip güzeller.

Boş ver nereden bulduğumu.

Onları bana o verdi.

İskambil oyununda falan kazanmış galiba.

Sonra da ben ondan kazandım.

Yapma!

Onları geçen gece benim için deldi…

öyle kazandım.

Sarhoş olmam bir şanstı.

Büyüdüğümde onları bana verir misin?

Aklını mı kaçırdın?

Bunlar gerçek zümrüt.

Yoksa onun...

kulaklarıma bu iğrenç delikleri...

açmasına hayatta izin vermezdim.

Kahvemi getir. Berbat hissediyorum.

Uka, duka, maden sodası…

baban tütün çiğner mi?

- Uka... - Violet!

Bana bastonumu ver.

Ah, içkim.

Kahvemi getirecek...

şu siyah sürtük de hangi cehennemde?

Evet, dikkatli tut, Joe.

Şu oğlanı emzirmeyi bırakmalısın.

Onu şımartacaksın...

Violet'e yaptığın gibi.

Ah, galiba bunu seviyor...

büyük memelere sahip olmayı.

Hey, Tonia, Violet, Şu midilliden inin.

Size söyleyecek bir şeyim var.

Geçen gece Mama Mosebery'i görmeye gittim.

Ona iki dolar verdim, o da bana piyangoda...

şans getirsin diye birkaç çiğ kaplumbağa...

kalbi verdi, ben de hepsini yuttum!

Nereye gidiyorsun?

Ben seni eğlendirmek için burada değilim, biliyorsun.

Yukarı çıkaracak yüküm var.

Eee, tadı nasıldı?

Neyin tadı?

Çiğ kaplumbağa kalbinin!

Sence nasıl olabilir?

Aa, hadi lütfen, anlat bana!

Ben bir kaplumbağanın çocuğuyum.

Timsahlar büyüttü panterler emzirdi.

Bitter Creek'ten zehirli bir kurdum...

ve bu gece benim uluma gecem!

Seyyar satıcılar arka kapıyı kullanır.

...dört, beş, altı...

Bir seyyar satıcı.

Violet, otur ve bamyanı bitir.

Seni dişlerin çürüsün diye büyütmüyorum, biliyorsun.

Bu çarşaf burada ne arıyor?

Eve ait değil.

Altı, yedi, sekiz, dokuz...

Gelene bak.

...on bir.

Hadi bebeğim...

şş, şş, şş...

Merhaba, ben Bellocq.

Madam Livingston'u arıyorum.

Ziyaretçi kabul ediyor mu?

Harry, gel buraya.

İçeri girebilirsiniz Monsenyör Bellocq.

Eh, girin o zaman.

Yüce Tanrım, yanlış yerdesiniz, Monsenyör.

Biz satın alma işinde değiliz.

Madam, şey, belki adımı biliyorsunuzdur.

Ben... yörede pek çok kez fotoğraf çektim.

Madam Livingston'la mı görüşüyorum?

Evet, öyle...

Monsenyör.

Ve çok erkencisiniz.

Bütün kızlarım uyuyor.

Geç saatte çalışıyorlar, biliyorsunuz.

Saat sabahın 10'u, Monsenyör.

Güneş ışığına ihtiyacım var.

Şu an benim için en iyi zaman.

Oradaki şu genç hanım...

o iyi olacaktır.

İyi, eski moda bir genelev işletiyorum, Monsenyör.

Ve bana biraz yumuşak göründünüz.

Fotoğraf mı?

Bu ne tür bir şey böyle?

Cinsi sapıklara hizmet vermiyorum.

Farklı bir şey arıyorsanız...

sizi temin ederim, bulabilirsiniz...

hemen burada, New Orleans'ta.

Madam, lütfen, bana...

New Orleans'ı anlatmayın, ben hayatım boyunca burada yaşadım.

Özür dilerim, Monsenyör.

Zamanı için ona para ödeyeceğimi bilin.

Violet, çocuğum, git bana Red'in getirdiği paketi getir.

Bir içki ister misiniz?

Madam, ışık.

Affedersiniz.

Ah, ışık.

Tamamen unutmuşum.

Eh, git Hattie'mizi getir..

O çok iyidir, bilirsiniz.

Ne isterseniz yapar.

Teşekkür ederim, madam.

Onun yerine gidip şu çocuğa göz kulak ol.

Giysilerimi şimdi mi çıkarmamı istersin?

Hayır, hayır, seni olduğun gibi istiyorum.

Beni bu şekilde mi istiyorsun?

Saçım taranmamış, yıkanmadım bile.

Evet, evet.

Bu suratı sevmedim.

Hoş bir surat değil.

İşte bu hoş bir surat.

Sus!

Şu an sessizliğe ihtiyacım var.

Git şuradan, Violet.

Hayır, seninle konuşmasın yeter.

O çok güzel.

Sana çok benziyor.

Evet, bunu herkes fark ediyor.

O benim kız kardeşim.

Anne, değilim!

Yüzüm anneme çok benzer...

Comments

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left