Monstrum

Monstrum (물괴)

Download Turkish Subtitle

Release info

Monstrum 2018 1080p BluRay x264 AAC5 1-[YTS MX]
A Commentary by eeempusa
eeempusa iyi seyirler diler.

Tags

other
Published on: 2023-03-10
Downloads: 31
Hearing Impaired: No

Turkish subtitle preview

The first 200 lines.

"Cineguru Kidarient ve Lotte Entertainment sunar"

"Bir Taewon Entertainment Yapımıdır”

"Chung Tae-Won Tarafından Yapılmıştır"

"Bu film, Joseon Hanedanlığı yıllıklarında kaydedilen tarihi olaylara dayanmaktadır.."

"Yıl 1506. Yeonsan muhalif grup tarafından tahttan indirildi."

"Jung Jong yeni kral olacaktır."

"Onu iktidara getiren yetkililer kısa sürede ona karşı çıkarak,"

"otoritesini baltalıyor ve ulusu kargaşaya sürüklüyor..."

Sorun yok, bebeğim. Ağlama.

En azından beni öldürmeden, vebalı mıyım bir bakın!

Neyi bekliyorsunuz?

Onlar veba ile istila etmişler.

Hepsini öldürün!

Cehennemde çürüyeceksin!

Bak.

O sadece bir çocuk. Hastalığı yok. Gitmesine izin verin! Lütfen!

Annecim, Annecim.

"Yönetmen Huh Jong-Ho"

"MONSTRUM"

Gulyabaninin bir formu olduğu ve korkunç bir ses çıkardğı iddia ediliyor.

Korkunç söylentiler ortalıkta dolaşıyor.

Kişi, bu fantastik şeylerden kaçınmalıdır.

"Haziran 25, King Jung Jong'ın 22. yılı"

Gerçeği bir kez ve herkes için ortaya çıkartın.

Inwangsan Dağ'ında insanları avlayan,

bir yaratığın görüldüğüne dair kanıtlar var.

Daha önce hiç görülmemiş ve duyulmamış bir canavar.

- "Monstrum" - Onlar ona böyle diyor... Monstrum.

Ekselansları,

kitleler en küçük seste bile telaşlanıyorlar.

Biz kamuoyu daha da tedirgin olmadan söylentilerin kökünü kuruttuk.

Sayın başbakan, bilmelisin.

Benim ne yaptığımı duymak ister misin?

Siz halkı çileden çıkarmak ve beni kovmak için

Monstrum'u yaratmadınız mı?

Öyle mi yapmışım...

Gittiğimi mi görmek istersin?

Afetler, liderlikten yoksun bir ulusun başına bela olur.

Monstrum'un neden ortaya çıktığını düşünüyorsunuz?

Yardım etmedim, ama sen ülkemi kargaşaya

sürüklemek için

Yeonsan'ı devirdin.

Eğer söylediğin kadar masumsan,

kendi araştırmacılarımı tutmamda sakınca yoktur değil mi?

Dileğin benim için bir emirdir.

Sessiz ol.

Ona engel olamam ki, kendiliğinden çıkıyor.

Hadi.

Ben değildim.

Günlerdir tek bir tavşan görmedim. Sanırım söylentiler doğru.

Hangi söylentiler?

Gizemli bir yaratık var ve diğer tüm hayvaları avlıyor.

Sadece kötü avcılar böyle hikayeler uydurur.

Gizemli yaratıkmış...

Git tuzağa bak sen.

O tuzaktan değil.

Tuzağımda yanlış bir şey yok.

Ben bir tuzak kurma uzmanıyım.

Gördün mü, bu yerde sıkıntı var.

Yem mükemmel bir şekilde yerleştirilmiş. Kitabını yazdım bu işin...

Ne? Neden?

Haklıymışsın, Sung Han. Tuzak gayet iyi.

Kardeşim! Kardeşim! Yardım et!

Acınası. Kendi tuzağına yakalanan bir avcı.

Myung, yardım et ineyim, lütfen.

Myung, yardım et! Kardeşim!

- Nerede, nerede? - Hayır, bu tarafa! Sağ tarafında!

Sağda değil tam burada!

Bana göre burası sağ. Gıcık mısın sen!

Myung, buraya gel. Senin amcan işe yaramazın teki. Gel hadi.

Bu aptalca. Gidip ot toplarım daha iyi.

Hemen gel buraya.

Hayır! Hadi bakalım görelim seni.

Baba!

- Sana buraya gel dedim. - Ya boşver şimdi onu.

Biz 10 yıldır arkadaşız sağ sol meselesinde bile anlaşamıyoruz.

Ne?

Baba! Büyük bitane var! Kolum kadar.

- Nerede, nerede! - Burada, burda işte. Burada!

Tam orada!

Orada balık malık yok. Kandırdım sizi.

Seni küçük velet!

Karnım! Hiçbir şey yemediğim halde çok ağıyor.

Ne yapıyorsun?

Gurulduyor mu?

Evet, gurulduyor ve midemi bulandırıyor.

İçinde yükselen "Ying" aşağı giden "Yang" ile savaşıyor.

Tabi?

Kitapta ağrının dinlesi için sıcak ilaçlar alman gerektiği yazıyor.

Tadı berbat.

- Tek damlası bile kalmayacak. - Benim tat alma duyum çok hassas.

Balık lapası harika kokuyor.

Daha çok çimen lapası gibi.

Tuz nerede?

Baba bu dağda yemek filan yok. Hanyang'a gidelim.

Sence Hanyang'da yemek gökten mi düşüyor?

En azından burada sebzelerimiz, meyvelerimiz var...

Taze balığımız var.

Balık? Evet, doğru.

Git biraz bahçeden turp çıkart.

Hadi git.

İç hadi!

Kımıldama sakın!

Neden benim evimi dikizliyorsun?

Sana hareket etme dedim!

Kimsin sen? Neden buradasın?

Evin reisini görmek için geldim.

Reis? Burada "reis" yok.

Kraliyet muhafızının eski komutanı?

Kraliyet muhafızı mı? O da nedir?

Majestelerini korumak için seçilmiş kişiler.

Joseon'daki en yetenekli ve seçkin adamlardan oluşan bir ordu.

Yalan. Öyle biri burada yaşamıyor.

Bana neden burada olduğunu söyle.

Ne yapıyorsun?

Bu ses de ne?

General!

Ben memur Hur. Majestelerine hizmet ediyorum.

Yandım!

Bugün şaslı günüm değil...

Baba! sen gerçekten bir komutan mıydın?

Evet doğru. Ben de.

Şimdi de hiç inanasım gelmedi.

Dövüş sanatlarında onu kimse yenemezdi.

- Evet, ikinci en iyi de bendim. - Palavrayı bırak.

Bu ikisi bir tavşan bile öldüremiyor.

O haklı. Biz sadece günden güne yaşayan avcılarız.

Sen geri dönmelisin.

Majeste, Majesteleri...

O kız bu mu?

Hala bana kızgın mısın?

Beni bunu saklamak için mi gönderdin?

Bu tamamen majestelerinin dileği mi?

Ne cürretle tahta karşı gelirsin?

Nankör!

Majesteleri bu kız veba taşıyor olabilir.

- Ondan derhal kurtulmalıyız. - Sana katılıyoruz!

Vebanın sadece varlığının bile bize bulaştığı söyleniyor.

Ama bak!

Ben bu kızı çukurdan kurtardım ve buraya kadar taşıdım. Ama sağlıklıyım.

Sayın Savunma Bakanı, bu milleti kana boğuyorsunuz.

Bu, majestelerinin sadık hizmetkarlarını kovmak için bir hile değil mi?

Kes artık!

Kaptan Jin, bu adamı tutuklayın. Ve kızı da öldürün!

Durun.

Majesteleri. Yun Kyum tahtı korumak için hayatını adadı.

Lütfen onun hayatını bağışlayın.

Gidin.

Ve asla buraya bir daha adımınızı atmayın.

Majesteleri! Bu bir hata.

Bu adam bir gün tahttan intikamını alacak.

Bu kılıç ne işe yarar,

eğer bir çocuğun hayatını bile kurtaramıyorsa?

Ben, Adalet Bakanı Cho ile sarayı

yolsuzluktan kurtarmak için plan yaptım.

Ama onlar veba ile karşılık verdi.

Bunu kargaşa yaratmak için kullandılar.

Benim imkanlarmı kestiler.

Ben de gözlerimi ve ağzımı mühürledim.

Eğer kalsaydın ölecektin.

Ben de seni kaybedemezdim.

Bu sefer de Monstrum'u tahtı sallamak için kullandılar.

Ben halkın kralı olmayı istedim. Onların değil.

Bu kılıcı

geri alacak mısın?

Kardeşim, ne yapıyorsun?

Hadi Hsanyang'a gidelim.

Ne?

Hanyang! Amca, gidip toplanalım! Çok heyecanladım!

Bekle, bi dakka...

Hayır, kardeşim, hayır. Bu çılgınlık

bunun çok tehlikeli olduğunu biliyorsun.

Sampo savaşı sırasında benim için bir ok yedğini biliyorum.

Biliyorum hayatımı sana borçluyum.

Bu bir hataydı. Yanlış yola yöneldim.

Kahretsin.

Neden ilk doğan ben olmadım ki? Kaderime tüküreyim.

Keşke bu kadar sadık biri olmasaydım.

Baba! Amca! Beni de bekleyin!

- Baba! - Bu iyi olmadı, hiç olmadı.

Bekleyin!

Beni bekleyin!

Amca.

- İkiniz de üşütüksünüz. - Baba.

Inwangsan Dağ'ından Lord Monstrum, gazabını bir keara bırak.

Ruhlarımıza merhamet et.

Şimdi yağmur yağıyor? Duralım ve eşyalarımızı düzenleyelim.

Bu iyi olmadı.

Bunun gibi günlerde canavarın ortaya çıkacağından eminim.

Han onu gördü.

O Monstrum'un bir kaplanı parçalara ayırdığını gördü.

Kes şunu.

Bunu siz de duydunuz mu?

Aptallar. Monstrum benim kıçımdır.

Eğer bu kadar tırsacaksanız, bir dahakine evde kalın.

Eşyaları koruyun!

Kapağı üstüne kapat!

Burası... Hanyang mı?

Zavallı bebek öldü. Bu başkente ne oldu böyle?

Bu da nedir?

Comments

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left