The first 177 lines.
Günlük gelen, günlük gider bizde.
Başkasına ait günlere uyanır...
...şehrin bir ucundan bir ucuna...
...fakirlikten zenginliğe koşar, hiç şikâyet etmeyiz.
Elimizde anahtarlar olsa da...
...asla bizim olmayacak evlerde...
...bir hayalet gibi görünmeden yaşarız.
Bizler ailemizin isimsiz üyeleriyiz.
Bizler can yoldaşınızız.
Bizler sırdaşız.
Sadece kirli çamaşırlarınızı yıkamakla kalmaz...
...en gizli sırlarınızı da saklarız.
Başkalarının evinde sürgit misafiriz.
Biz hizmetçileriz.
Ben Derin Sönmez.
1999 depreminin enkazından sağ salim çıkıp...
...İstanbul'un gösterişli malikanelerinden birinin...
...duvarları altında kaldım.
Bu evde çalışacak hizmetçiler için kurallar vardır.
Olabilir ama biz böyle konuşmadık.
Sözümü kesme!
Böyle makyaj yapamazsın.
Parfüm sıkamazsın.
Bir de bu üzerindeki kıyafetleri bir daha giydiğini görmeyeceğim!
Nimet Hanım bir şey söyler misiniz?
Ablan ne diyorsa o.
Ablaymış! Bu da yazılmamış kurallardan biri galiba.
Evin hanımına neden abla dememiz istenir ki?
Kızım, duydun mu beni?
Tamam, duydum.
Başka?
-Başka bir şey var mı? -Var!
En önemli kuralı söyleyeyim.
Kocamın yatağından uzak duracaksın!
Derin, kızım sen onun söylediklerine bakma.
Sayılı gün. Sık dişini birazcık.
Alttan al, istediğin olacak.
Hadi bakalım. Şimdi git odana, dinlen.
Hoş geldin.
Nasıl?
Beğendin mi odanı?
Gerçi çok kalmayacakmışsın ama idare edersin işte.
Bir kere senin bana kızmaya hakkın yok, ben aradım seni!
Defalarca aradım telefonlarıma çıkmadın!
Sanki buraya gelmekten başka çarem varmış gibi.
Sen o iğrenç teklife çare mi diyorsun?
Evet Yiğit, çare diyorum. Başka ne olabilir?
Yapma Derin.
Kendini kandırıyorsun.
Sana âşık olduğum için mi buradayım?
Bunu mu duymak istiyorsun?
Gerek yok, biliyorum bunu.
Hayır.
Hayır, artık değilim.
Göreceğiz.
Sonuçta aşk, kadere boyun eğdiren bir oyundur.
Ve bu oyunda çoğu zaman kaybedilir.
Yiğit! Yiğit!
Şu odanın hâline bak!
Dua et de torunum sağlıklı doğsun.
Eğer bebeğe bir şey olursa seni affetmem!
Anne...
...beni suçlayınca rahatlıyorsun, her şey yoluna giriyor değil mi?
Kimi suçlayacağım?
Şu hizmetçiden uzak kalamadın!
O hizmetçiyi siz soktunuz bu eve.
Densiz!
Bir de üste çıkıyorsun, öyle mi?
Şu hâlimize bak!
Oğlumun metresi, evimde hizmetçi!
Bize bu ahlaksızlığı sen yaptırdın!
Yapmasaydın. Ben senden yardım falan istemedim.
Oo!
Herkese rezil olsaydık, öyle mi?
Oğlun büyüdüğü zaman bana dua edeceksin.
Anne kendini kahraman etmeye çalışma.
Sen olmasaydın da ben bir yolunu bulurdum.
Nasıl olsa annemin oğluyum.
Pens ver. Sakin ol, geliyor. Sakin ol.
Sakin kızım. Ikın sen, ıkın.
-Erken mi geliyor bebek? -Ne işin var senin burada?
Ayak altında dolanma demedim mi? İn aşağıya!
Kasma kendini, kasma.
Ah!
Aa!
Ikın, ıkın. Geliyor, sakin.
Kızım ben sana kaç kere söyleyeceğim benim parfümlerimi sıkmayacaksın diye?
Nedenmiş o?
Aynı çukurdan geldiğimize göre kokumuz da aynı olabilir bence.
-Haddini bil. -Bilmesem ne olur?
Hatırlatayım. Tüm bunlara annem sayesinde sahip oldun.
Ben de onun için katlanıyorum ya sana zaten!
Şu birkaç fıs parfümün lafını ederek mi?
Unutma, eğer annem o gün cebine harçlık koymasaydı...
...ne o dizi çekimine giderdin...
...ne de yapımcıyı kafalayıp bu evin hanımı olurdun.
Tamam ablacığım, seni de yollayalım seçmelere, neyse ben karşılayacağım.
Bakayım kimse senin o suratına bakacak mı.
Yakında gideceğim zaten, merak etme.
Ama biri beni seçsin diye değil, ben kendi seçtiğim yere gideceğim.
Evet, kolaydı öyle gitmek.
İşin bitmeden nereye?
Bugün yarım gün çalışıyorum, ne çabuk unuttun!
Bu ambulans niye gelmiş buraya?
Yiğit Bey'in karısı doğuruyor herhâlde. Hadi ben gittim!
-Hacer abla! -Ne?
-Hacer abla! -Gel.
-Biz geldik. -Ay hoş geldiniz.
Kız bebek geliyor ya.
Ay deme!
Canım benim, oy Atiye'm.
Oy benim kuzum, tebrik ederim.
İşte, bana değil.
Kuru dallara can veren Allah'ım bana bir bebeği çok gördü ya.
Kız, Atahanların bebeği geliyor, onu diyorum.
Allah iyiliğini versin.
Ben de senin diye seviniyorum.
Ne diyelim o zaman? Nimet Hanım'ın gözü aydın.
Kadıncağız ne zamandır torun hasretiyle yanıyordu, iyi olmuş.
Kız bir şey söyleyeceğim.
Koskoca Gülseren Atahanlı evde doğuruyor.
İyi cesaret vallahi. Ben doğurgan olsam...
...cesaret edemem. -Aman kızım...
...sanki bizim analarımız hastanede mi doğurdu?
Nimet Hanım bir bildiği vardır.
Yani tabii şimdi öyle de...
Ne bileyim, evde!
Aa! Ayy val... Kız bu erken doğuruyor ya.
Vallahi.
Armağan!
Armağan!
Hişt çirkin!
Beni mi arıyorsun?
Çok mu korktun?
Sakin ol kızım, hadi nefes al, öleceksin.
Neyse, şurada ambulans var, hemen müdahale ederler sana.
-Ne öleceğim be senin için! -Ama ben senin için ölürüm.
Kıyamam, o kadar mı seviyorsun beni?
Sorma, aşkımdan ölüyorum. Kızım aynaya bakmıyor musun sen hiç?
Şu çirkin suratın neresini seveyim be?
Yalnız hasta olursam bana sen bakacaksın.
Tamam mı? Haberin olsun!
Âmin, inşallah.
Oo, kolay gelsin Hacer.
-Ne kadar çok yapmışsın. -(Hacer) Yeniyor ya.
Armağan maşallah, iştahlı. Seviyor da yiyor.
Dur, ben de sana yardım edeyim.
Allah aşkına bırak.
Mundar ettin hamuru.
-Şunları hiç beceremeyeceksin sen. -Haklısın vallahi.
Rahmetli anneciğin sana ne gösterse şıp diye yapardın...
...ben de hiç beceremezdim. Çok imrenirdim sana.
Aman âlemsin.
Ne yapıyoruz sanki. Temizlik, çamaşır.
Yok, öyle deme.
Sen çok beceriklisin.
-Çiçek de sana mı çekmiş? -Yok anam, nerede!
Onu Neslihan'ın yanına zor koyduk biliyorsun.
Öldürseniz çalışmam diyordu ama şimdi maşallah çalışıyor.
Sen yine de ona çok güvenme Hacer.
Genç bunlar, akılları bir karış havada.
Gözün üstünde olsun.
Kolay gelsin.
Gözün aydın Gülseren.
Umduğundan da önce kavuştun bebeğine.
Oy benim bir tanem. Maşallah sana.
Allah nazarlardan saklasın.
Yusuf'um, dedesi gibi güçlü, becerikli olsun inşallah.
Peki o hizmetçi ne zaman gidecek?
Çok yakında. Merak etme.
Size sormadım zaten.
Yiğit cevap versin.
Merak etme dedim ya, halledeceğim!
O kız bu evden gitmeli. Aynı çatı altında kalamayız artık.
Senin bana güvenin yok mu?
Çocuk doğduğuna göre siz evden gönderirsiniz, ona bir diyeceğim yok.
Ben hayatımızdan tamamen çıkmasını istiyorum.
No comments yet. Be the first to leave one.