The White Tiger

The White Tiger

Download Turkish Subtitle

Release info

The White Tiger 2021 WEBRip x264-ION10
A Commentary by Pinguoin

Tags

webrip
web
x264
BRip
Published on: 2021-01-22
Downloads: 23
Hearing Impaired: No

Turkish subtitle preview

The first 200 lines.

NETFLIX SUNAR

-Tekilaya mı geçsem? Gerçi… -Neden olmasın?

-Mihrace, bana şarkı söyle! -Söyle!

Niye yolun bu tarafından gidiyor? Ne oluyor? Bu ne?

-Ne yapıyor bu? -Ben sürebilir miyim hanımefendi?

-Korktun mu mihrace? -Yok, korkmadım.

Korkmuşsun.

Hanımefendi, inek!

İnek kıpırdamaz.

Kutsal inek, so jao!

Geçirdiğim en iyi yaş günüydü. Sen olmasaydın…

Mutlu yıllar sana

Yok artık.

Mutlu yıllar sana

Çok âlemsin.

İyi ki doğdun sevgili Pinky

Mutlu yıllar…

Affedersiniz, bir hikâyeye böyle başlanmaz.

Sonuçta ben Hint'im

ve hikâyeye başlamadan önce yüce bir güce dua etmek

milletimin eski ve mukaddes bir âdetidir.

Ben de bir tanrının ayağını öperek başlamalıyım ama hangisinin?

Müslümanların tek tanrısı var. Hristiyanların üç.

Biz Hinduların 36 milyon.

Yani toplamda 36 milyon dört adet

kutsal ayaktan birini seçebilirim.

Bu tanrıların var olmadığına inananlar var

ama ülkemde her iki tarafa da oynamakta yarar vardır.

Hint girişimciler hem dürüst hem sahtekâr, hem alaycı hem inançlı,

hem sinsi hem de samimi olmalıdırlar.

Çin başbakanı Wen Jiabao,

bu ay Hindistan'a gelip önde gelen Hint girişimcilerle buluşacak.

Başbakan, büyüyen Hint ekonomisi hakkında bilgi alacak.

Dünyanın gözü bu iki süper gücün buluşmasında olacak.

Jiabao'nun…

Ekselansları, Sayın Jiabao.

Hint girişimcilerle buluşacağınızı öğrendiğimde

size e-posta göndermek istedim.

EKSELANSLARI WEN JIABAO, BAŞBAKANLIK BİNASI, PEKİN

Ülkemiz, her ne kadar içme suyu, elektrik,

kanalizasyon, toplu taşıma,

hijyen, disiplin, nezaket ve dakiklikten yoksun olsa da

bolca girişimciye sahip.

Başbakan Jiabao, Hindistan'ın patlama yapan dış kaynak ekonomisini…

Bir süredir ülkenizin yükselişini takip ediyorum.

Biliyorum ki siz Çinliler, bağımsızlık ve şahsi hürriyet âşığısınız.

Sizi hizmetkârları yapmaya çalışan Britanyalılara izin vermediniz.

Bunu takdir ediyorum Sayın Başbakan.

Zira ben de bir zamanlar hizmetkârdım.

Bugünse Hindistan'ın Silikon Vadisi Bangalore'da tanınmış bir girişimciyim.

İsmini Amerika'daki Silikon Vadisi'nden almış

ama Amerika'nın artık demode olduğu aşikâr.

Gelecek, Hindistan ve Çin'de.

Bana kalırsa dünyanın geleceği

sarı ile buğday benizlilerin elinde,

zira eskiden efendimiz olan beyaz adam

hayatını sodomi, cep telefonu ve madde bağımlılığıyla heba etti.

Dolayısıyla size bilabedel

hayat hikâyem vasıtasıyla Hindistan gerçeklerini anlatmak isterim.

Bunlar ailemin en besili ve en mühim üyeleri.

Onlardan sonra kurnaz, ihtiyar ninem Kusum gelir.

Abim Kishan'ı çay ocağında çalışmaya zorlayan oydu.

Bir çekçek sürücüsü olan babamın tüm parasını alan da.

Laxmangarh köyünden geliyorum, karanlık taraftadır.

Hindistan iki ülkeden oluşur,

aydınlık Hindistan

ve karanlık Hindistan.

Bence sizin gibi zengin biri benim hangisinden geldiğimi bilir.

Başlıca özelliklerimi en iyi anlatan şey, birkaç sene önce

bir girişim maceram yüzünden

polis tarafından hazırlanan posterdir.

KAYIP ARANIYOR

Evet, polis tarafından aranıyorum. Neden mi?

Bilahare anlatacağım

ama muhteşem hikâyemin tamamını dinlemeden beni yargılamamaya söz verirseniz.

Oku. Sen.

Okuyamıyor musun?

"A, G, Z…"

Onlara ne öğrettin işe yaramaz herif?

-Özür dilerim… -Ne özrü?

"Burası şanlı bir ülke.

Tanrı Buda, burada aydınlanma yaşadı.

Bu ülkede doğduğumuz için Tanrı'ya müteşekkiriz."

Gel oğlum.

-Bu kadın kim? -Büyük Sosyalist efendim.

Büyük Sosyalist çocuklara ne mesaj vermiştir?

Herhangi bir köyden herhangi bir çocuk

büyüyünce Hindistan başbakanı olabilir.

Ormanda, her nesilde bir kez görülebilen

en nadir hayvan hangisidir?

Beyaz kaplan.

İşte sen osun. Beyaz kaplan.

Buradan uzakta, görkemli başkentimiz Delhi'deki bir okulda

burslu okumanı sağlayacağım.

Baba, bunun adını biliyor musun?

Neymiş?

"Köprücük kemiği."

-Köprücük kemiği mi? -Evet.

Köprücük kemiği.

Bunlara da "omuz" deniyor.

Burası "omurga."

-Peki bunun adı ne? -"Yanak."

-Peki ya bu? -"Burun."

Bunun adı ne?

Karanlıkta hep beraber uyurduk,

bacaklarımız tıpkı bir kırkayak gibi birbirine dolanırdı.

TİMSAHLAR NASIL YÜZER?

ÇOK YAŞA BÜYÜK SOSYALİST

Balram!

Leylek. Köyümüzü yöneten

ve kazancımızın üçte birini toplayan toprak ağası.

Köyümüzü öyle bir sömürüyordu ki yiyecek lokmamız kalmamıştı.

Büyük oğlu Firavun Faresi'nden daha da çok korkardık.

Babamın onlara mütemadiyen borcu vardı.

Bir daha sordurtma lan!

Kardeşim!

Defterini ve tebeşirini al gel, hadi.

Çay ocağına mı? Delhi'ye gidecektim.

Babam efendiye ödeme yapmamış.

Ninem çalışman gerektiğini söyledi.

Kishan!

Ne yapıyorsun? İşinin başına dön!

Hepsini kır.

Hoşuna gitmedi mi?

Kafamı kırdığını farz et.

Canım…

Yemeğini yesene.

Bir daha okul yüzü görmedim.

Ye hadi.

O senenin sonunda babam verem oldu.

Hiçbir siyasetçi köyümüze hastane yapmadığından

iki günlük mesafedeki başka bir köye gittik.

Doktor bulayım.

Doktor moktor gelmedi.

Seçim vaatleri bana,

özgür bir demokraside fakir olmamanın önemini öğretmişti.

Tanrı hakikattir…

Öldüğünde bile kaderine direniyordu.

Ölüme, yeniden doğuşa ve tekrar ölmeye. Hepsi boştu.

O anda anlamıştım ki

Hindistan'da özgürlüğünü kazanmak zordur.

Sonradan sebebini anladım.

10.000 yıllık tarihinde,

bu ülkeden çıkmış en büyük icat, horoz kümesi.

Kanı görüp kokusunu alabiliyorlar.

Sıralarının geldiğini bilmelerine rağmen isyan etmiyorlar.

Kümesten kaçmaya çalışmıyorlar.

Bu ülkedeki hizmetkârlar aynı şekilde yetiştirilmişler.

Sırtında taşıdığı mobilyalar iki yıllık maaşı kadar,

yine de parayı, tek kuruşuna dahi dokunmadan

patronuna götürmek üzere pedal çeviriyor.

Tüm hizmetkârlar böyle.

Neden? Hintler dünyanın en dürüst ve manevi insanları oldukları için mi?

Hayır.

Çünkü yüzde 99,9'umuz horoz kümesinde sıkışıp kalmışız.

Hizmetkârlar o kadar güvenilir ki

içlerinden birinin eline kurtuluşun anahtarını verseniz

onu size küfür kıyamet geri fırlatır.

Vaktimi müşterilere kulak kabartarak geçirmeyi öğrenmiştim.

Bir fırsat çıkmasını umarak.

Çay alır mısınız? Çay koy!

Abim bunu yapmayı uzun süre önce bırakmıştı.

Çabuk ol.

Sağır mısın? İşine dön.

BÜYÜK SOSYALİST

Siz komünistlerin Tanrı inancı yoktur efendim

ama kadere inanır mısınız?

Onu ilk kez orada görmüştüm. Leylek'in küçük oğlu, Ashok Bey.

Amerika'dan ülkesine, ailesinin kömürden servet kazandığı

Dhanbad'a yeni dönmüştü.

O anda anlamıştım, efendim olacaktı.

Ashok Bey'e ikinci bir şoför aradıklarını duydum.

Yeni dönmüş…

Araba sürmeyi bilmiyorsun ki!

Sürücü kursu için sadece 300 rupiye ihtiyacım var ve…

Olmaz! Hep baban gibi nankör oldun.

Burada Kishan'la kalacaksın.

Ninem onu evermişti,

karısıyla işi pişirsin diye ona iki hafta vermişti,

artık burada mahsurdu. Benim de kaderim buydu.

Neyse, boş ver.

Şoför olsaydım bir sürü manda alırdın,

bütün köy sana gıpta ederdi.

Toprak ağalarının şoförlüğünü mü yapacaksın?

Köyün en zengin kadını olabilirdin.

İnandığın tüm tanrılar üzerine yemin et,

her ay kazandığın parayı son kuruşuna kadar ninene göndereceksin.

-Yemin ederim. -Sırıtmayı kes!

Elini çimdikle ve yemin et!

Çimdikliyorum! Nine, bir düşün…

Köyün en zengin kadını olacaksın.

Bu baston altından olacak, şöyle sallayıverdiğinde

tüm köy önünde sıra olacak.

Dur! Ninem en sevdiğin yemeği yaptı!

Zeytinyağlı bamyayı sen ye! Ben Dhanbad'da yerim!

Geriye, sürmeyi öğrenmek kalmıştı.

Dikkat etsene pezevenk!

Sen tatlıcı kastındansın.

Ancak savaşçı kastından biri vahşi bir atı ehlîleştirebilir.

Müslümanlar, Racputlar ve Sihler sert insanlardır.

Comments

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left