The first 200 lines.
Ben Rahul.
40 yaşındayım.
Normalde, bu yaşta insanın hayatında bir dönüm noktası olur.
Benim hayatımda da bir dönüm oldu.
Gerçekten büyüktü.
Hayatımı değiştirdi.
Aslında, en baştan başlayalım biz.
Çocukluğumdan beri bu evde dedem, ninem,
annem ve babamla yaşıyorum.
Sekiz yaşımdayken annem ve babam vefat etti.
Beni dedemle ninem büyüttü.
Çocukken çok tatlıydım. İnsanlar yanaklarımı sıkıp şöyle derdi:
Çok tatlısın!
Bu tatlılık dedemin işiydi.
Y. Y. Şekerleme.
Bombay'da, satış yerlerimiz yeşil alanlardan fazlaydı.
Samosa ve yarım kilo Jalebis paketleyin lütfen.
Kardeş!
Y. Y. Şekerleme!
Dedem hep aşk hayatıma karışırdı.
Bazen arardı
bazen de bizzat gelirdi.
Hiç ilişkim olmadı, dolayısıyla evlilik söz konusu değildi.
Altı!
Gördün mü Rahul? Sachin harika oynuyor.
Dedem Sachin Tendulkar'ın ölümüne hayranı da olsa,
"ölme" işini kendi hayatında hiç uygulamadı.
Zaman ilerliyordu ama uygulamıyordu.
Tüm akrabalarım yurt dışına yerleşti.
Sonra 2013'e geldik.
Dedemin 100. doğum gününe!
Tüm akrabalarım toplandı. Hayatımdaki iki dramın özneleri bile geldi.
-İki arkadaşım, Bobby ve Salim. -Selam.
-Selam Rahul. -Selam.
-Goa için her şey hazır mı? -Goa mı?
40'a vardığında orada da yaramaz olma!
İkiniz de kendi işinize bakın!
-Tanu, bana süs işinde yardım et. -Bir saniye.
-Siz ikiniz ne yapmayı planlıyorsunuz? -Sadece ikimiz değil, hepimizi içeriyor.
Rahul, bugün dedenin doğum günü de olsa, sana bir hediyemiz var.
Burada yaşamayan Hint kadınları! Onlarla konuştum.
Yedi gece altı gün Goa'da onlarla olacağız.
Siz nasıl arkadaşlarsınız? Bir hafta!
Dedem bir hafta gitmeme nasıl izin verecek?
Geri geleceğim.
Tam bir aptal!
-Sen de aptalsın... -Rahul. Gel.
Dede.
Efendim, siz benimle gelin.
Evet dede.
Bana hediye mi getirdin?
Vimal, Renu ve diğerlerinin verdiği hediyeleri açmadın daha.
Onlar diğerlerinin, bizim değil.
100 yaşına giriyorum. Bilge gibi konuşacağım.
Onlar akraba olduğumuzdan beni seviyor.
Sen, beni sevdiğin için akrabayız!
Ben öldüğümde sana ne olacak merak ediyorum.
Hayır dede...
İşte başlıyoruz! Ben de ölümden bahsetmeye başladım.
Hâlâ gencim.
20-25 yıl sonra olacak şeyi neden konuşalım ki?
Hadi göster.
Sachin imzalı bir sopa!
Hadi, vur!
Rahul, Goa'da dükkanının bir şubesini açmayı düşünüyor dede.
Evet, aç. Neden böyle oynuyor?
Dede, Panjim'de harika bir yer bulduk bile.
İşi halletmek için Rahul ile gidebilir miyiz dede?
-Git! -Tamam.
Hadi Sachin! Çizginin dışına at!
Altı! Sachin 99'da.
Hey, yaşlı kadın. Sachin 99'da.
Nine! Yüz için fazla heyecanlandın!
Bu sadece bir oyun. Yine yapar.
Dede!
Dedem de Sachin de 99'da devrildi!
Tuhaf bir histi.
Ama sonra okudum ki...
...insanların ölümü, doğumundan önce belirliymiş.
Kendi kendime düşündüm,
olması gereken şey zaten olduysa, ne fark eder?
Sonuçta, dedem Hindistan Radyosu zamanından Twitter'a kadar yaşadı.
Güzel bir hayat yaşadı. O kadar!
O anda bir karar verdim.
Goa tamamdır!
Nine, hayatta daha fazlasını yapmak istiyorum.
Kalbimden gelen bir şey yapmak istiyorum.
Dedemin işine artık katlanamıyorum.
Nine, benim bile gerçekleştiremediğim hayallerim var.
Dünyayı görmek ve öğrenmek istiyorum.
Nine, kendi başıma yaşamak istiyorum.
Rahul, mülk de dahil olmak üzere, ne istersen yapabilirsin.
Hayatını istediğin gibi yaşa. Seni durduran yok.
Ama bana bir iyilik yapmanı istiyorum.
-Söyle nine. -Dedenin son dileğiydi...
...öldükten sonra...
...küllerinin yarısı Ganj Nehri'ne dökülmeli...
...diğer yarısı da Rameshwaram'a.
Rameshwaram mı?
Evet. Anshu ile gidip küllerini Ganj Nehri'ne dökeceğim...
...ama Rameshwaram'a gidip küllerin diğer yarısını dökmek senin işin olacak.
Nine, ben mi?
Evet sen!
Bu, dedenin son dileğiydi. Gerçekleştirmek zorundasın.
Rameshwaram, Hindistan'ın ucunda!
Goa'nın tam tersinde!
Bir dakika beyler! Salim, ver onu bana.
Goa'nın suları Rameshwaram'a akıyor olmalı, değil mi?
Ne demek istiyorsun?
Dedenin küllerini Goa'nın sularına dökersek
eninde sonunda Rameshwaram'a ulaşacak diyorum.
Ama Goa ile Rameshwaram arası uzak.
Onları bir araya getireceğiz!
Yani...
Goa'ya gidiyoruz!
-Evet Rahul. -Planda değişiklik var.
-Ne? Goa'ya geliyorsun değil mi? -Tabii ki.
Ama ninemi kandırmak için yolculuğa trenle başlamalıyız.
Ne?
Ninem beni uğurlamaya gelecek.
İki saat içinde Güney Hindistan'a giden bir trene bilet alacağım.
Trene bineceğim ve Kalyan'da ineceğim.
Beni orada bekleyin, oradan karayoluyla gideriz.
Yani, Goa'ya gidiyoruz!
Hadi gidelim dede.
TREN ADI CHENNAI EKSPRESİ
Chennai Ekspresi?
Evet, Chennai Ekspresi.
Chennai Ekspresi benim bildiğim kadarıyla Rameshwaram'a gitmiyor.
Anlamadın.
Onunla daha fazla vakit geçirmek istiyorum demedim mi nine?
Bu yüzden uzun yoldan gidiyorum, yanlış yoldan değil.
Chennai'de inip Rameshwaram'a gideceğim.
Rahul...
Dedenin küllerini Ganj Nehri'ne neden götürüyorum biliyor musun?
Çünkü buradaki kimseye güvenmiyorum.
Ama dedenin küllerini Rameshwaram'a...
...senin dökeceğine olan inancım tam.
Nineme yalan söyleme işini sevmedim.
Bu noktada söylemiştim ama.
Neredesin Rahul? Kalyan'a ulaştık.
Trene bindim. Birazdan geleceğim.
Evet.
Rahul geldi.
-Rahul, neredeydin? -Geldim değil mi?
-Eğlenceli olacak! -Evet!
-Kül! -Ne oldu?
Küller!
-Dedemin külleri! -Rahul...
Rahul, bizi dinle!
-Teşekkürler. -Yok, sorun değil.
Daha önce de yapmıştım.
Aslında... Üzgünüm, gitmem gerek.
Meenamma, ne düşünüyordun sen? Bizden kaçabileceğini mi sandın?
-Yaptığınız tamamen yanlış! -Bize vaaz verme.
Affedersiniz. Ne için tartışıyorsunuz?
İnsanlar trenlerini kaçırır, ben de platformumu kaçırdım.
Meenamma.
Lütfen sakin. Sinirlenme.
Merhaba.
O benim koltuğum.
Benim koltuğum.
Geçebilir miyim? Teşekkürler.
Çantayı çıkartacağım. Saçmalık.
Özür dilerim.
Biraz kiloluyum.
Benim.
-Rahul, neredesin? -Trendeyim.
-Trende mi? -Çıkmaya fırsatım olmadı.
Şöyle yapalım. Karjat İstasyonu'nda buluşalım.
Dinleyin...
Beni merak etmeyin.
Yanımda harika insanlar var.
Sonunda onu buldun mu yani?
Evet, önümde oturuyor.
Nasıl bir saç! Ne harika gözler!
Dudaklar!
Onu somutlaştırıyorsun! Seni dövmez mi?
Hintçe bilmiyor.
Bekleyin! Bana bakıyor.
-Bana aşkla bakıyor. -Dikkat et de kör olmasın.
Sus.
Ama bana aşık olabilir.
Dinleyin, Karjat İstasyonu'nda buluşalım.
O zamana kadar kendimi oyalayayım.
Umarım onu da yanımda getirebilirim.
Seni gördüğüm anda biliyordum
Aşkın delilik olduğunu canım
Şimdi nereye gideyim
Neden Hintçe bilmediğimi sanırsın?
Yardım ettiklerin
Beni kaçırmak için buradalar
Kaçırmak mı?
Başımız büyük belada
Yardım eder misin?
Şüphelenmesinler diye...
Şarkılarla konuş benimle
Yaptıklarımdan dolayı Affını bana bağışla
Dili bildiğini bilmiyordum
Artık ne dersen yapacağım
No comments yet. Be the first to leave one.