The first 200 lines.
Bu dizinin betimlemesi Kanal D tarafından Sesli Betimleme Derneğine yaptırılmıştır.
Çoban, görüşürüz oğlum.
-Günaydın! -(Birol) Günaydın.
Ay, sen de... Seni de perişan ettik ya akşamdan beri arabada.
Estağfurullah Gülizar Hanım, buyurun araba burada.
-(Gülizar) Üşümedin değil mi gece? -(Birol) Yok yok, hiç sorun değil.
Buyurun.
Abi, ruhsat torpidoda.
Aa, hayırdır?
Hadi atla bakalım.
Gidelim de öğrenelim Suzan annenle erkek arkadaşının derdi neymiş.
Atla.
Tamam o zaman.
Ben sana yolu tarif ederim.
Birol, söyle evdekilere, merak etmesinler.
Ben Murat'la İzmir'e gidiyorum.
Perihan, biraz çabuk lütfen. Kahvaltıya inecekler.
Tamam Muazzez Hanım, tamam.
-Günaydın. -Günaydın.
Gel Birol abi, çay vereyim mi?
Olur.
Sen Gülizar Hanım'ı havaalanına...
Sen ne çabuk gittin geldin ya.
Ee, ben gitmedim. Murat Bey kendisi bırakacak Gülizar'ı.
Nereye, havaalanına mı?
Sanırım kara yolunu kullanacaklar.
Kara yolu derken?
Birol abi, senin de var ya, Muazzez Hanım'ı görünce korkudan bütün...
...konuşman değişiyor ha.
Ay Birol, aşk olsun yavrum ya.
Ay, anlatsana şunu sakin sakin.
Murat Bey kendisi götürecek Gülizar'ı.
Gülizar Hanım da dedi ki; söyle evdekilere dedi...
...bizi merak etmesinler dedi. Biz damatla İzmir'e gidiyoruz dedi.
Anneciğim.
Gülizar'a da bir servis koy Fatoş.
Ee, Gülizar Hanım gitti diye, gitti dedilerdi bana da o yüzden şey etmedim.
Gitti mi?
Niye gitsin canım?
Söyleyin Veysel'e, bulsun getirsin kızı.
Aman babaanne, uğraştırma insanları.
Yüz bulamadı, geldiği çöplüğe geri dönmüştür. Nereye gidecek başka?
Herkesin derdi başından aşkın.
Ayrıca bugün teslimat günü.
Yani işi gücü bırakıp, sokak faresi mi arayacağız?
Fatoş, dikilme, çay servisi yap.
Muazzez!
Ayrıca kazın ayağı öyle değil küçük hanım.
Ben babanıza bir söz verdim...
...o kızı torunlarımdan ayırmayacağım diye.
Daha babanızın toprağı kurumadan verdiğim sözü çiğneyecek değilim!
Buyurun hanımefendi?
Veysel'e söyle, Gülizar'ı bulup getirsin sofraya.
Ben de tam onu söylemek için gelecektim.
Birol Bey az önce aşağıdaydı. Küçük hanım size haber göndermiş.
Sabah İzmir'e gitmiş.
İzmir'e mi?
-Ne güzel bir haber sabah sabah. -Tek başına İzmir'e gitmek de ne demek?
Tek başına gitmemiş efendim. Murat Bey'le gitmişler, sabaha karşı.
Arabayla.
Şaka yapıyorsun değil mi Muzi?
Murat'la mı? Yanlış duydum herhalde.
Ay inanmıyorum gerçekten.
Veysel bir baksın bana.
-Tabii. -Hayır canım, yok.
Havaalanına falan götürmüştür onu. Niye gitsin İzmir'e işi gücü bırakıp?
Bana haber vermeden hem de.
Birol geri zekâlısı yanlış anlamıştır.
Gerçekten.
Ay!
Hadi, tamamsan gidelim, hadi.
Ay!
Ya ben ölüyorum ya, ölüyorum açlıktan.
Şurada kahvaltı edelim, hadi.
İyi, tamam, bekle. Arabayı çekeyim.
Tamam, sen park et. Ben sipariş vereceğim.
Gülizar.
Bekle, arabayı çekeyim. Tek başına mı gideceksin?
Tehlikeli bir yer mi orası?
Normal görünüyor.
Patladın mı?
Arabayı çekeyim, geliyorum. Burada bekle.
Ha, anladım.
Tehlikeli olan benmişim.
İzmir değil burası.
Kardeşim, bakar mısın bir?
Geliyorum abi.
Bir şey söyleyeceğim. Şimdi mesela seninle biz Paris'e gittik.
Sen arabayı park ediyorsun, ben de bir kafeye yürüyorum.
Gene böyle bozuk atar mısın?
Vallahi iki cihan bir araya gelse, seninle Paris'e gitmeyeceğim için...
...bunu asla bilemeyeceğiz.
Buyur abi, kahvaltı mı alıyorsunuz?
Kahvaltı alıyoruz, ee, bir de sahanda yumurta alalım.
Tamam abi.
Alo, benim siparişimi almayacak mısın?
Alayım abla.
Ben bir otlu omlet istiyorum.
Ot derken abla?
Şuradaki çayırdan çimen falan yol, koy.
Ne otu olabilir acaba? Dere otu, maydanoz.
Ya sen de aç şu telefonunu ya, zırıl zırıl çalıyor.
İşte merak etmişler, belli.
Merak edilecek bir şey yok. Nerede olduğumuz belli zaten.
Söylemiştir Birol.
Günaydın.
Aradığınız numaraya şu anda ulaşılamıyor...
Kapattı.
İnanamıyorum, telefonu toptan kapattı.
Veysel, senin nasıl bir şeyden haberin yok?
Ee, herhalde Suzan Hanım'a bakmaya gitmiştir kız büyük hanım.
Murat da yani işte, kız yalnız kalmasın diye düşündüyse...
Hay Allah, ben ne diyeceğimi bilemedim.
Murat çok erken çıkmış evden. Yani ben uyurken gitmiş.
Bir de Suzan Hanım çıktı. O kim Veysel Efendi?
-Sorabilir miyim? -Gülizar'ı büyüten kadın.
Oo, siz konuya herkesten daha hakimsiniz vallahi.
Bir evin büyüğü olunca her şeye hakim olmak icap eder Nazan Hanım.
İsteseniz de istemeseniz de uçan sinekten bile haberiniz oluyor mecburen.
Hayır, benim anlamadığım senin sözlün ne ara samimi oldu o kızla Mineciğim?
Hayır, şoförleriniz ne güne duruyor?
Damada mı kaldı dış kapının dış mandalını ta İzmirlere götürmek?
İşgüzarlık yani.
-Eyvallah kardeşim, çok sağ ol. -Afiyet olsun abi.
-Size de abla. -Mersi canım, mersi.
Al hadi al al, utanma, al.
Ya sen bu işi biliyorsun ha! Dur.
Yani ben genelde böyle yerlerin sahanda yumurtası güzel olur diye söyledim ama...
...sen maşallah işi kadın hakları bildirgesini okumaya kadar vardırdın.
Ne bildirgesi be? Aa, herif benim siparişimi almadı!
Ben müşteri değil miyim kardeşim? Ben görünmüyor muyum?
Hiç merak etme, bence sen bayağı bayağı görünüyorsun.
Pardon, önce sen.
Ne oldu otlu omlet? Hadi, önündekini yesene artık sen.
Tamam, son bir lokma.
Ya bu tereyağı çok iyiymiş ya!
Evet, iyidir. Bizden alıyorlar toptan.
-(Gülizar) Aa! -Hı hı.
Ee, ben kendi malımmış gibi yiyeyim o zaman.
Tövbe ya Rabbim, ya resulullah!
Aylardır açım ya, aylardır!
Allah Allah! Neden Gülizar, iki yumurta da mı kıramıyorsun?
Allah Allah, kırarım tabii.
İki yumurta tabii ki kırabiliyorum da bazen yumurta alamıyorum.
Yani...
Mali durumlara bağlı olarak...
...Suzan annemin borçları alacakları falan, bazen evin durumunu denkleştirmek...
...kolay olmuyor.
İyi, tam da zamanında geldin o zaman. Yani belki burada rahat edersin.
Karnımı doyururum da...
Ya biz bir aile falan olamayız. İstemezler beni.
Kim ister ki zaten böyle bir şeyi? İçlerine almazlar.
Yasal haklarıma, mirasıma falan gelince eğer mahkemelik olursak...
...bilmiyorum ki.
Ya bir bana bak, bir onlara bak.
Sence kim kaybeder?
Kanunlar ne diyorsa o olur. Ve satır satır uygulanır.
Hem ben varken kimse kazık atamaz sana. Hakkın neyse alacaksın, merak etme.
Sağ ol be, damat. Yalnız yarın öbür gün sözlünle benim haklarım arasında seçim...
...yapman gerekirse, işte o zaman bana selam bile vermezsin.
Kusura bakma, ben insanları biraz tanırım.
Hı?
Doğru, genelde öyle olur.
Ama şöyle bir şey var ki sen beni tanımıyorsun.
Sen bana Mehmet abinin emanetisin.
Senin haklarını hiç kimseye çiğnetmem ben.
Beni emanet eden edene zaten.
Annem Suzi'ye, babam sana.
Emanet edilecek yaşı çoktan geçtim ben.
Sen...
...şey yapma yani, takılma.
Rahat ol, ben kendi başımın çaresine bakarım.
-Yetişkin biriyim ben. -Ha?
Hı hı.
Peki, tamam.
O zaman şöyle bir şey yapalım.
Seninle bir anlaşma yapalım. Sen bundan sonra benden bir şey saklama...
...ben de sana yetişkin biri gibi davranayım.
Hı?
Hadi şimdi anlat. Ne bekliyor bizi İzmir'de?
Tamam.
Da önce bir şunları yiyelim ya. Aa, çöpe mi gitsin, yazık günah, bunlar!
Hadi.
Son.
Yok.
Beni her nereye gittilerse, ilk uçakta yanlarına götürüyorsun Veysel abi!
Ben sözlümü geri alıp geliyorum, sen de o pisliğin geldiği yerde kalmasını...
...ve bir daha asla bize bulaşmamasını sağlayacaksın.
-O yüzden hemen şimdi çıkıyoruz. -Ne münasebet!
Artık o Murat'ın adını bir kere daha ağzından duymayacağım!
Bizi küçük düşüren o saygısız kızın şoförlüğünü yapması...
...bize büyük hakaret!
-Mine, kızım-- -Veysel, sen çık.
-Kimse bir yere gitmiyor. -Hayır Veysel abi.
Yeter!
Mine, kendine gel!
Kendine gel!
Biraz gururlu ol, ağırdan al!
Ne bu böyle ölçüsüz ölçüsüz lakırdılar!
Aklını kaybetmiş gibi!
No comments yet. Be the first to leave one.