The first 200 lines.
Aç şunu!
Ne oldu?
Çalışırken düştü.
Onun nesi var?
Emin değilim. Astım hastası değil.
Ne olabilir?
Böyle giderse ölebilir! Lütfen bir şeyler yapın!
Endişelenmeyin.
911'i arayacağım.
Doktor! Ben zaten aradım...
Bekle! Doktor!
Doktor!
Tıbbi görevli çıktı mı? Peki ya hasta?
Nefes alıyor. Hayatta.
Ne oldu?
"Lütfen onu Kardiyoloji Bölümüne götürün."
"Mümkün oldunca çabuk tıbbi görevliyi başkasıyla değiştirin."
Bunun...
Mahkum 6238?
Şimdi, en önemli şeyin zamanı geldi.
Paraya ihtiyacın var mı?
Bunun bir spam mesajı olduğunu düşünmüştüm.
Parasızsın, değil mi?
Odama güvenlik kamerası mı kurdun?
Alo? -Senin neyin var?
Paran biter bitmez beni görmeye gelmeliydin.
Hemen buraya gel.
Nereye?
(Bir hayalin varsa, her zaman yeniden başlayabilirsin.)
Jeong Nam Amca ile görüşmeye geldim.
Si Young.
Jeong Nam Amca. -Çok uzun zaman oldu.
Otur.
Bu arada, neler oldu?
Neden tıbbi görevli kaçtı?
Tanrım, beni konuşturma bile.
Başhekimimiz bile yok ve...
buraya gelen sağlık görevlileri...
istifa etmeye devam ediyor.
Bu yüzden sürekli yerlerini dolduracak birilerini arıyoruz.
Bu yüzden mi bana part-time iş teklif ettin?
Sana cömertçe ödeme yapacak part-time bir iş.
Tamam, peki.
Yapacağım.
İyi olacak mısın?
Bildiğin gibi, burası biraz zor olabilir.
Sorun değil. -Tesis de iyi değil.
Sorun değil. -En iyi kalitede...
-tıbbi cihazlarımız da yok. -Sorun değil. Bana uyar.
Gerçekten mi?
Valizini bile getirmişsin.
Ne? Oh, evet.
Bana orada tedavi edilmeyi bekleyen bir sürü hasta olduğunu söylemiştin.
Başlayalım.
1. Mahkumlarla özel konuşmalar yapma.
2. Duyduğum veya kaydettiğim bilgileri asla sızdırma.
3. Çalışan tarafından verilen talimatları izle.
Doğru.
Hepsini hatırlıyorsun.
Ama, aklında tutman gereken bir şey daha var.
Neymiş o?
Aslında, boşver. Sana bir şey yapmayacağından emin olacağım.
Ne oldu? Neden bahsediyorsun?
Geçen sene buraya transfer edilen adam var ve o bir psiko...
Yani garip bir adam.
Garip bir adam mı?
Söyleyeceklerimi dikkatle dinle.
Onun sana sorduğu hiçbir soruya cevap verme.
Onun gözlerine bakma.
Ve onunla konuşma bile.
Diğer bir deyişle,
seni test etmesine izin verme.
Bunu aklında tuttuğundan emin ol.
Onun olayı ne? Kötü bir ruh falan mı?
Kötü bir ruh mu?
İnsanların ona ne dediği önemli değil.
Önemli olan, onun seni asla...
almasına izin vermemelisin.
O bir seri katil mi?
Yoksa bir cani mi?
Önce içeri girelim.
Zaten onunla en az bir kere karşılaşacaksın.
İçeri gel.
Tanrım, Dr. Kang.
Nasılsınız?
Aynı tas aynı hamam.
Biraz kilo vermiş gibi görünüyorsunuz.
Çene çalmayı bırak.
Bekleyen hastalarımız var. Acele et ve onları içeri gönder.
Tamam.
Geleceğinizi duyunca bunu yıkadım.
İşte. Giyin, Dr. Kang.
Artık bir doktor değilim.
Ne? -Sadece bırak. Buna ihtiyacım yok.
Oh, tamam.
Tamam, o zaman. Buraya asacağım.
İhtiyacın olduğunda giy.
Uyanık kalmanı istiyorum.
Tamam, merak etme.
Mahkumların terbiyeli olduğundan emin olacağım.
Hayır, mahkumlar değil. Gözünü Dr. Kang'ın üzerinde tut.
Tehlikeli olan o.
Ne?
Neden tehlikeli?
Kanser miyim?
Ölecek miyim?
Tam 17 tane taş yemişsiniz.
Dışarıdaki bir hastaneye gidin ve onları dışarı çıkarın.
Sıradaki.
Yaralanma yok mu? Yalan söylediğimi mi söylüyorsun?
Tek bir çatlak bile yok.
Anlayamadığım şeyler söylemeyi bırak.
Ayağımın üstü ağrıyor. Beni cidden öldürüyor.
Ayağımda bir sorun varsa ne yapacaksın?
O zaman...
Ayağınıza bir balta vurun.
Ancak o zaman narkotik bir ağrı kesici alacaksınız.
Başka yolu yok. Sıradaki.
Günlerdir uyumadı.
Uykusuzluğunuz mu var?
Bak, ben değilim.
Orada aşağıdaki.
Uzanın. Onu uyutacağım.
Doktor. Bunu nasıl yapacaksınız?
Onu bıçaklayacağım.
Bununla mı? -Sızlayacak.
İyi iş çıkardınız, Dr. Kang.
Bana öyle deme.
Dr. Kang, acil bir durum var.
Hey, yoldan çekilin! Yürüyün!
Yol açın.
Yoldan çekilin.
Bayım. Bayım.
Bir Ambu torbası ve oksijen deposu getirin. 911'i ara.
Tamam.
Dün geceden beri garip davranıyordu.
Doğru. Nefes nefese kaldığını söyleyerek baya öksürdü.
O da ishal miydi?
Neyse, karnı ve boğaz ağrıyordu.
Sessiz olun.
Stridor .
Boğazına bir şey mi takıldı?
Ne yedi?
Boğazında kalmış olabilir mi?
Balık.
Bir balık kemiğini yuttuğunu ve acıttığını söyledi.
-Balık kemiği mi? -Ayrıca sakladığı sosisi yemişti.
Ne yiyorsun?
Biraz iğrenç kokuyordu.
Tuvalete kaç kere gitmen lazım?
Üzgünüm.
Evet. Bu yüzden ishal olmuştu.
Çürük bir sosis.
Bakteri mi?
Hey! Çekilin!
Ambu torbasını verin.
Boğazı çok şişmiş ve oksijen içeri girmiyor.
Ne o zaman? -Ambulans. Yakında mı?
Henüz değil.
Ne yapacağım? Entübe edilmesi gerekiyor;
ama hava yolu o kadar şişmiş ki, Ambu yardım etmiyor.
Krikotiroidotomi.
Evet. Kirotiroidotomi kiti.
Burada değil.
Ne oldu? Onun nesi var?
Hava yolu o kadar şişmiş ki, oksijen içeri girmiyor ve...
gerekli araçlar elimde yok.
Ne yapacağız o zaman?
Ölecek mi?
Umarım ölmez.
Müdür. Onu aramalısınız.
Hayır. -Ölebilir.
Ya ölürse?
Kang Si Young, düşün.
Hastanın nesi var?
Derin boyun enfeksiyonu.
O kimdi? Kim konuştu?
Nerede o? Neredesin?
Mahkum 6238! -Mahkum 6238 mu?
Mahkum 6238 mu? -İşte orada!
Ne dedin sen? Derin ne?
Bana engel olmamamı söyledin.
Sadece cevap ver.
Biliyormuşsun gibi. -Ne?
Boğazında bir enfeksiyon var.
Balık kemiği boğazını yırttı ve...
çürük sosisteki bakteri...
yırtığa girdi ve enfeksiyona sebep oldu.
Doğru. Enfeksiyon hava yolunu tıkadı.
Hiç böyle bir hasta gördün mü?
Hayır.
Ne yaptığımı biliyor musun?
Hayır.
Hava yoluna girmesi gerekiyor. Daha önce yaptın mı?
Hayır. -Yap o zaman.
Acele etmezsen, solunum arresti olacak.
Doktor musun? -Hayır.
Ya sen? Doktor musun?
Bir şey yapmazsan, bu adam ölür.
Cricothyroid membranı.
No comments yet. Be the first to leave one.