The first 200 lines.
PRAG, ÇEK CUMHURİYETİ
Baba!
Öpücük.
Sana doğrudan okuldan git dedim, eve kadar gelmene gerek yoktu.
Yollar tehlikeli.
-Ama ben... -Elbiseni unuttun, evet.
Gel.
Annemin alyansı.
Bana eşlik eden tek kadın annendi.
Artık büyüdün.
Onun eşyalarından birini kullanmanı istedim.
Amcan aşağıda.
Elbiseni giy.
Aman Tanrım.
Hayır!
Kaç!
Jonna!
Jonna!
Jonna.
Git! Kardeşimi bul!
Jonna!
LÜBLİYANA, SLOVENYA
YEDİ YIL SONRA
Bu, Luka Lesek.
Doğu Avrupa'nın tamamında, en büyük insan ticareti operasyonunu yönetiyor.
Çoğunlukla kadın ve çocuklar.
Köle gibi iş gücü olarak ve fuhuşta kullanıyor.
Tabii ki yerel polis de avucunda, hepsini yemliyor.
Söylemiş miydim?
Şu anda bulunduğun yerin bir sokak ilerisinde
çok güzel bir bar var.
Şu anki hâlini bilmiyorum ama 90'larda
Doğu Avrupa'nın en güzel kadınları gelirdi.
Konuşmayı çok seviyorsun, değil mi ihtiyar?
Morgan, evlat, ben sadece yardım etmeye çalışıyorum.
Hayat sadece şeyden ibaret değil...
Senin gibi ihtiyar bir çapkından seyahat tavsiyesi almayı çok isterdim
ama şu anda hiç zamanı değil.
Tamam, bırakayım da sen işine bak.
Bana bir iyilik yap.
Güzelim Lübliyana şehrini harabeye çevirmemeye çalış.
Söz veremem.
İyi yolculuklar.
"Korkusuz, emelsizdir can çekişen hayvan
"Korku ve umutla eceli
"Beklemek yazgısı insanın
Lanet olsun!
Neredesin piç herif?
Lanet olsun.
Hadi.
SUIKASTÇI KULÜBÜ
Tanrı aşkına!
CALDWELL GELEN ARAMA
Sana ulaştığıma sevindim Morgan. Anlat.
İyi gitmedi desem yetersiz kalır.
Bunu duyduğuma üzüldüm. Neden öyle oldu?
Vücudumdan mermi çıkarmakla meşgulüm ama...
Ben Lesek'e nişan alırken birisi bana ateş etti.
Sağda solda ufak yaraların olması
bu işin bir parçası zaten.
Planlı bir saldırı gibi geldi. Profesyonelceydi.
Sanırım üçüncü bir taraf vardı.
Bir tetikçi daha, öyle mi?
Neyse ki hayattasın. Lesek ne oldu?
Bana ateş eden adam onu da vurdu.
Pek seçici olmadığı kesin.
Ben biraz araştırayım, bakalım bir şey çıkacak mı.
Bir şey daha var.
Sen ayrıldıktan sonra yeni bir iş geldi.
Artık görevi gençlere devretme zamanı geldi dostum.
Vurulmayı sorun etmeyecek insanlara.
Hayır, hayır.
Bu reddedebileceğimiz bir şey değil.
Büyük bir iş.
İyi yolculuklar.
Geldiğinde konuşuruz, tamam mı?
İyi ki aradın.
Yaralı mısın?
Hayır.
Sadece yorgunum. Çok yorucu bir gündü.
Sesinden belli. Görüntüyü aç lütfen.
Telefon iyi çekmiyor aşkım.
Görüntüyü açmasam daha iyi.
Hadi ama. Seni görmeyi özledim.
Yanımda olmadığında iyi uyuyamıyorum, biliyorsun.
Geceliğini çok sıkı bağlamışsın.
Öyle mi?
Biraz gevşeteyim mi?
Gerçekten böyle daha rahat oldu.
Pardon. Telefon iyi çekmiyor.
Hiç acıman yok.
Kapatmam gerekiyor.
Uçağa mı yetişeceksin?
Tamam. Seni seviyorum.
Seni özledim.
Tanrım.
PARİS, FRANSA
Saldırı Luca Lesek'in ölümüyle sonuçlandı.
Kendisi Lübliyana mafyasının lideriydi.
Rakip bir örgüt olabilir. Kişisel bir husumet olması da mümkün.
Ama otopsi raporuna bakarsanız aksi yönde bulgular var.
Bunu eğitimli birinin yaptığı belli.
Buradaki yaralara bakın. Sıradan bir çete savaşında
görülmeyecek kadar isabetliler.
Merminin giriş yeri ve bu kadar isabetli olması
suikasta işaret ediyor.
Kişisel fikrim, askerî eğitim almış bir kiralık katil olduğu yönünde.
Şu anda en iyi seçeneğimiz yerel makamlarla iş birliği yapmak.
Evet hanımlar beyler, işe koyulalım.
Yapacak çok işimiz var.
Teşekkürler.
ROMA, İTALYA
Dünyada bugün neler olmuş bakalım.
Neler yaptın? Yaramazlık mı?
Grafiti. Peki.
Eh, biraz alıştırma yapmalısın.
Sen neler yaptın?
Hadi ama. İyi bir insansın, biliyorum.
Adama su falan al.
İşte böyle.
Dünyada hâlâ iyi insanlar var.
İşte buradasın.
Seni özledim.
Seni gördüğüme çok sevindim.
Sana bir şey getirdim.
Zorlu bir hayat yaşamış gibi görünüyor.
Hem de nasıl.
Günün birinde sana güzel bir şey almama izin vereceksin.
Bunu tercih ederim.
-Eve gidelim. -Daha fazlasını getiririm.
Çok güzelsin.
Dönmene çok sevindim.
-Merhaba. -Merhaba.
-Bu ne? -Önemli bir şey değil.
Sadece bir çizik. Ne kadar sakar olduğumu biliyorsun.
Ne oluyor Morgan?
Bu ne?
Sana söylemek istemiyordum. Motosikletleri sevmediğini biliyorum.
Bir arkadaşta vardı.
Kendimi tepetakla bir çukurda buldum.
Özür dilerim. Ama önemli değil.
-Sorun yok. -Var.
Ne zaman gitsen bir yerlerin morarıyor, kesiliyor, çiziliyor...
Şimdi de bu.
-Geldim ama, değil mi? -Peki ya yarın?
Yarın da burada olacağım.
Sonraki gün de, ondan sonraki gün de, ondan sonraki gün de.
Benden öyle kolay kurtulamazsın.
Söz ver.
Üstümden inmezsen söz.
-İnmem. -Öyle mi?
Hay aksi!
-İyi misin? -İyiyim.
Sadece birkaç kaburga kemiğim kırık ama sorun değil.
Talimatlar gayet açıktı.
Evet, ben de bırakıyorum dedim.
Morgan, ucuz kurtulmuşsun. Anlıyorum.
Ölümle yüz yüze gelmişsin. Evet.
Ama arada olur öyle şeyler. Herkesin öyle kötü günleri olur.
Mantı? Çok başarılı.
Beni dinlemiyorsun. Bitti diyorum.
Benimki de bitti.
Soya sossuz olmaz.
Garson!
-Ne çekilmez adamsın. -Morgan, otur. Lütfen.
Abartma. Hadi ama.
O kadar basit değil.
Müşteri özellikle seni istedi.
Neden?
Yakışıklı olduğundan, cazibeli olduğundan. Ne bileyim?
Belki de önceki işlerini beğenmişlerdir. Fark etmez.
Önemli olan şu. Tek bir işten bahsetmiyoruz.
Altı işten bahsediyoruz. Altı farklı iş.
Her biri için bir milyon dolar alacaksın.
Hayatta bir daha çalışmana gerek kalmaz.
-Ama o nasıl bir hayat olur? -Nasıl istersen öyle olur.
Altı milyon dolar diyorum.
Aklın havsalan alıyor mu bilmiyorum
ama o parayla gereğinden fazla Pinot Noir alabilirsin.
İyi bir iş yapıyoruz.
-İyi mi? -Gerekli yani.
Kötü adamlar bunlar.
Günahlarının cezasını öbür dünyada çekeceklerini biliyorum.
Ama onu niye bekleyelim ki?
Bilemiyorum. Bu son iş...
Evet ama hayatta kaldın.
-Neden, biliyor musun? -Çünkü beni bunun için eğittin.
Yapman gereken iş bu.
Şimdi bu altı işe gelirsek...
İlk işimizi hatırlıyor musun?
Daha çocuktum.
Ne bir planım ne bağlantılarım ne de bir şey bildiğim vardı.
Ama artık tecrübeliyim. Tamam.
İnsanın ne zaman bırakacağını bilmesi lazım.
Sabahları kalkıp gün doğumunun keyfini hâlâ çıkarabiliyorken.
Ben gün doğumlarını çok severim Caldwell. Gerçekten.
Parayı o kadar istiyorsan
tetiği kendin çekmen gerekecek.
Mesele ne Morgan?
Bizim gibilerin işi bırakmasının üç sebebi olabilir.
No comments yet. Be the first to leave one.