The first 200 lines.
Buralarda bir köprü yok muydu?
DEMON
Çeviri: Dikistutmaz iapetos | Letterboxd: Moandor
Ben Zygmunt Jasinski.
Tanıştığımıza memnun oldum. Piotrek.
-Memnun oldum Peter. - Piotrek.
- Yolculuk nasıl geçti? - İyiydi; ama navigasyonum sapıttı...
Eskiden burada bir yol vardı.
Yerleştiğimde sana yeni bir köprü tasarlarım.
Peter!
Bu benim Polonya El Dorado'm.
Aneta benim sağ kolum.
Lehçe konuşmamızda bir sakınca yok.
Geleneği devam ettirmek için eski ahırda ısrar ettin.
Zaneta orayı seviyor.
Bir kepçe gönderdim, Ronaldo sana yardım edecek.
Sen ilgilenirsin, Ronaldo...
Dinle...
Bence her şey çok çabuk oldu.
Gençlerin birbirlerini tanımaya ihtiyaçları olduğunu biliyorum.
Ama bu kadar erken evlenmek için değil.
Birbirimizi seviyoruz...
- ...beklemek istemiyoruz. - Sana karşı tamamen dürüst olacağım.
Seni tanımıyorum.
İngilizce yapılan birkaç Skype görüşmesiyle birini tanıyamazsın.
Ama her neyse...
...umarım Zaneta, ne yaptığını biliyordur.
Ne yapabilirim ki? Tek yapabileceğim iyi dileklerde bulunmak.
- Zaman çizelgesi şu şekilde. - Zaman çizelgesi mi?
Zaman çizelgesi. Anladın mı?
- Evet, zaman çizelgesi. - Zaman çizelgesi.
Dur! Zahmet etme.
Ben hallederim.
Ben hallederim dedim!
Evin anahtarları.
- Seni geri götüreyim. - Kendim giderim.
Pyton!
- Nasıl hissediyorsun? - Harika!
Sana bir şey göstereceğim. Burada dur. Tamam mı?
Bir, iki...
Zihnimi açmam lazım.
Bu çok güzel. Çok güzel olacak, buraya gel.
Buraya gel.
Buraya gel!
Buraya gelsene sik kafalı.
Garajı mahvetmeyecek şekilde, bu eski tuğlaları kullanacağım.
Bir yazlık ev inşa edeceğim. Büyük bir masa ve tüm aile için bir oda.
Sadece bu balkonu tamir etmem gerek.
Sadece biraz yenileme, değil mi?
Bu ağaçları keseceğim. Sadece en yaşlı olanları.
Şimdi bakın, neden daha büyük düşünmüyorsunuz?
Ne demek istiyorsun?
Bir havuz.
Gördün mü? Sana bir içki doldurayım mı?
Polonya malı değil; ama daha kötüsü de olabilirdi.
- Şerefe! - Teşekkür ederim.
Her şeyi kime borçlu olduğumu unutma yeter!
Yerinizde olsam Londra'yı seçerdim.
Hayatta olmaz.
Annette burayı benden daha çok seviyor.
Hayatta olmaz.
Merhaba, sadece soğuk mu diye merak ettim.
Hayır, normal.
- Gördün mü? Yağmur yağmaya başladı. - Çiseliyor.
- Ne kadar tatlı, tekrar söyle... - Çiseliyor.
Yarın tüm gün böyle mi olacak?
Yok canım. Baban bir zaman çizelgesi verdi.
Hava 20º güneşli ve az bulutlu olacak.
- Asla hata yapmaz, o yüzden buna alış. - Biliyorum, biliyorum.
Alo...
- ...Piotr? - Bekle bir dakika.
Orada mısın?
Kimse var mı orada?
Kardeşim!
Sadece havuzu özledik.
Günaydın, Pyton!
Damat!
Neredesin?
Saklanıyor...
Pyton, neredesin?
Python!
Onunla konuştun mu?
Kayboldu.
Bilmiyorum, kardeşim. Belki de artık seni sevmiyordur.
Senin için endişeleniyorum.
Herkes nerede?
Bekle, seni sonra arayacağım.
Kayınbiraderin geldi!
Bunun Polonya'da ne anlama geldiğini biliyor musun?
Kendi düğününe geç kalacaksın.
Bunu düzeltecek bir şeye ihtiyacın var.
Ronaldo yardımcı olabilir.
İkiniz tanıştınız mı?
İyi bir çocuktur... Sadece biraz utangaç.
- Benim için bağlar mısın? - Elimden geleni yaparım...
Lanet olsun... Annem de benim için bağlardı.
Bak!
Bağlamayı başardı.
Dedim ya, harika bir çocuk. Hadi, bize bir votka koy.
Bugün bir arkadaşımıza veda ediyoruz.
Üzgünüm, çünkü bir Pyton ölüyor ama orada bir Piotr doğuyor...
Seni şimdiden parmak arası terlikle dolaşırken...
- ...sabahları gazete alırken görebiliyorum. - Sokayım.
Şunu gördün mü?
Pastırma ve yumurta kokusunu alabiliyoruz.
Python söylesene, ne kadar sert olduğunu kaç kez gösterdin?
Kaç kere altımıza sıçtık.
Ama sen cesurca savaştın ve o ölmek zorunda kaldı.
Hoşça kal Pyton, merhaba Piotr.
Ben, Zaneta...
Seni kocam olarak...
...kabul ediyorum, Piotr.
Kocam olarak.
Kocam olarak.
...korumak ve kollamak için...
Ölüm bizi ayırana kadar...
...sadık kalacağıma...
...seveceğime...
...onur ve şerefim üzerine yemin ederim.
O şekilde değil.
Zofia, Zygmunt...
Annem ve babam için!
Canlarım!
Bu şarkıyı büyükannemden öğrenmiştim!
Grup, lütfen.
Beş, altı... Beş, altı, yedi, sekiz!
Kimin bir karısı olacak? Onun bir karısı olacak, benim olmayacak!
Çocuklar bana gelecek, onlara sormayacağım!
Kim hayattan yakınıyor? O hayattan yakınıyor, ben yakınmayacağım!
Cebimde birkaç bozukluk var ve ihtiyacım olan tek şey bu!
- Başını arkaya eğ. - Neyi?
Damat kendini fazla kaptırdı.
Dans etmeye devam!
Müzik, şef, lütfen.
Sonuçta birazcık kan.
Olur böyle şeyler.
Aşkım, her şey yolunda.
Her şey yolunda...
Seni seviyorum.
Biri bizi gözetliyor.
- Onun için fark etmez. - Fark etmez mi?
Büyükbabam izlerken yapamam.
Bekle bir saniye...
- Bir yüzme havuzu inşa edeceğiz. - Pekâlâ! Bu kadar yeter!
Hadi ama!
Baksanıza, çocuklar! Başka bir şeyle oynayamaz mısınız?
Zaneta, içeri gir!
Yeter!
Zaneta, sana içeri gir dedim!
Özür dilerim...
Sadece, ıslanmanı istemiyorum...
Gel hadi. İçeri girelim!
- Python, nedir bu? - Yok bir şey...
Niye ki?
Farklı görünüyorsun.
Artık Python değilim, Piotr'ım.
Unuttun mu yoksa?
Damadı öp!
Teşekkürler, teşekkürler...
Şimdi, profesör birkaç şey söylemek istiyor.
Lütfen... Bravo!
Şunu söylemek isterim ki... Bu özel günde...
Daha yüksek sesle!
İşte... cesurca!
Sana büyükbaban Stach'ı hatırlatayım, Zaneta.
Bir keresinde şöyle demişti...
"30 ya da 40 yıl bekleyin.
Bizim fazla bir şeyimiz olmayacak, ama torunlarımızın olacak."
Buralarda bir yerde söylemişti.
Tam şu çadırın yanında.
Yani o zamanlar çadır orada değildi...
...ama evden çıktığınızda kuzeybatı tarafında kalıyordu...
Elbette Staszek bu evin Zaneta'ya miras kalmasını istiyordu.
Bu onun son vasiyetiydi.
Güzel bir arazi.
Ve ben de bunu onaylıyorum.
Bir iki şey bilirim.
Bu yaşlı Yahudi'yi dinleyin.
Hâlâ hesap yapabiliyorum.
Belki de yağmurun yağması iyi oldu...
...çünkü bize sevinç gözyaşlarından çok daha fazla olan...
...umutsuzluk gözyaşlarını hatırlatıyor.
- Artık okulda değiliz! - Biliyorum, biliyorum...
Belki de zamanı değildir.
Ama öte yandan... Aristo'nun dediği gibi...
"Toplumun bir parçası olmayan kişi...
...ya Tanrı'dır ya da canavardır."
Toplum olmadan insan...
...hafıza olmadan da toplum olmaz.
Güzel sözler...
Bu anıyı kalplerinizde saklayın...
Güzel sözler...
Profesöre, bu güzel sözleri için teşekkür ederiz!
Ve şimdi de...
Size güzel haberlerim var, canlarım.
Bu akşam şarkı söylemeyeceğim.
Ama cidden...
Kadeh kaldırmayı teklif etmeyeceğim, çünkü bildiğiniz gibi ben içki içmem.
Çok uzun konuşmayacağım, çünkü işimdeki hep söylediğim şey şudur...
"İçki içmeyin, sigara içmeyin."
No comments yet. Be the first to leave one.