The first 200 lines.
Özgürlüğün bedeli var.
ÖNCEKİ BÖLÜMLERDE
-Bir puan mı düştüm? -Dokuz buçuk.
Kötü bir gün mü?
Lanet olsun.
Senin tarafındayım.
Bunu halletmenin yolu var.
Sana borçluyum.
Kolektif Kilisesi sayesinde
olmak istediğim kişiyi biliyorum.
Homelander'ın işi bu. Benimle uğraşıyor.
Gidersen seni koruyamam.
Ne yapacağız?
Kimiko'yu kurtararak,
Lamplighter'ın yaktığı çocukların affını alacağını sanıyorsun.
Seni de sikeyim.
-Bunu tek başına yapamazsın. -Hepimiz yalnızız.
AKIL SAĞLIĞI
Eskiden Liberty olduğunu söylediğimde
dünya ne düşünecek peki?
SEKİZ SENE ÖNCE
Neden gülüyorsunuz?
Çok gülünçsün.
Hayır, gülünç değilim.
O zaman kafan iyi.
Konuyla alakası yok.
Mesele şu ki,
ben her şeyi bu kızlardan öğrendim.
Altın Kızlar'dan mı?
New York'ta yalnızdım.
Kendimi satıyordum.
Dileniyordum.
Bana kim arkadaşlık etti sandınız?
Altın Kızlar.
Sığınmaevinin dandik televizyonunda
sabah üçten beşe kadar.
Pornodan mı bahsediyorsun? Altın Duş Kızları?
Terbiyesizlik bu.
Çok alıngansın.
Hayır.
O cesur kadınlar kendi ailelerini kendileri kurdu.
Ben de onlar gibi yaptım.
Sen benim Blanche'ımsın.
-Blanche mı? -Ve Jay,
sen de...
Dorothy'msin.
Biraz gey gibisin ya. Öyle.
Sen de Betty White mısın?
Soru mu bu?
Tabii ki Betty White'ım.
Şimdi...
-Kim banka soymak ister? -İşte bu.
Derimin altına girebilir mi?
Bu giremezse hiçbir şey giremez.
Bir şey söylemem lazım.
Bu iyi bir fikir değil.
Stormfront, V'yi sızdırdığımı biliyor.
Evet ama peşine düşmedi.
Daha da kötü ya.
Benim için fena bir plan yaptı demek.
Bu çipin hemen çıkması lazım.
Anlıyorum küçük Hughie.
Daha önce pek çok insanın, hatta deniz memelisinin iç organlarıyla kaplandın
ama sevdiğin biri olunca zorlanırsın.
Ne?
Hayır, öyle değil.
Yani, tabii ki seviyorum.
Ama biz arkadaşız.
Yapabilir miyiz? Fikrimi değiştirmeden. Lütfen?
Peki, başlıyor.
Peki.
-Biraz can yakabilir. -Peki.
Eyvah. Tanrım. Peki.
Bonjour, küçük ajanım.
Selam kovboy.
Siktir! Elimi kırdın galiba.
Onunla ne yapmak istersin?
Polise teslim etmek.
Tabii ki. Bizler kahramanız. Kahramanlar böyle yapar.
Kesinlikle.
Ama muhtemelen yarın salıverilir.
Beni hastaneye götürün.
-Evet. -Lütfen.
İyi bir noktaya değindin.
Bazen adalet sisteminin
artık çalışmadığı hissine kapılıyorum.
Herkes elinde telefonla durmadan kayıtta.
Artık işini yapamıyorsun bile.
Lütfen, beni polise teslim edin.
Evet.
İyi, Tanrı korkusuna dayalı
Amerikan değerlerinin yozlaşmasını anlatıyor.
Öldür beni!
Dünya ne hâle geliyor?
Siktir.
Çekinme. Kabullen onu.
-Teşekkür ettim. -Rica ederim.
Biraz dürüst olalım.
Setin en şakacısı kim?
HOMELANDER VE STORMFRONT'LA SETTE RÖPORTAJ
Bence bu konuya girmeyelim.
Bilmiyorum. Yorum yok.
Yani o haklı.
Ama Black Noir kesinlikle...
-En egolu olan o. -Tam bir diva.
Sikişiyorlar.
SEVGİLER JANIINE
-Çipini çıkardınız mı? -Burada mı kalıyorsunuz?
Evet, iyi tarafları var.
Sıçanlar Pokémon gibi.
-Hepatit C'li. -Tanrım.
Döndün mü?
Para için öldürmekten bıktın mı?
Merhaba.
Beni hatırladın mı?
Bak sen,
kim varmış burada?
Ne diyeceğini biliyorum.
Çipini çıkardık. Her şey yolunda.
Starlight. Odaya güneş gibi doğuyorsun.
İyi görünüyorsun.
Göğsüme sıktığın 50 kalibrelik mermiye rağmen.
Seni öldürmeyen şey güçlendirir.
Burada ne işi var?
Stormfront'la ilgili bir ipucu yakalamış.
Bilgisayarına girip e-postalarına baktım.
Stan Edgar'dan bir sürü e-posta var.
Stan Edgar mı?
Vought'ın kodamanı ne diyormuş?
Akıl Sağlığı Koruma Merkezinde çığır açmaya ne kadar yaklaştıklarını.
Pennsylvania'daki bir akıl hastanesi.
Nasıl bir çığır?
Devamını okuyamadan geldi.
Peki...
Şu tımarhaneye gidip bir göz atalım, ne dersiniz?
Starlight, bu küçük eğlencede bize katılmak ister misin?
Gelmesini mi istiyorsun?
Kesinlikle.
İşler boka sararsa sence Vought kimin peşine düşecek?
Bizim mi yoksa az önce çipini çıkarıp atan
milyar dolarlık hain bebeklerinin mi?
Tehlikeli sulara asla hazırlıksız girme.
Ben buyum.
Sen kimsin?
CESUR MAEVE ONUR GOFRETİ
Çünkü aç karnına onurlu olunmaz.
Gel.
Seni aptal.
Önce araman gerekiyordu. Seni gören oldu mu?
Dostlarımı ziyaret edebilirim.
Buldun mu?
Hayır, üzgünüm. Kara kutu yok.
Ama birkaç bağlantıma söyledim, Kuzey Atlantik Akıntısı'na bakacaklar.
Bir pisi balığı sürüsü var, tam zorba tipler.
-Onlar... -Deep.
Her neyse,
İzlanda yakınına vuran enkaz bulmuşlar,
orada da bunu.
Çalışıyor mu, bilmiyorum ama...
Seven'a dönmek istiyor musun?
Bunu kimseye söylemeyeceksin.
İşte geliyor A-Train Bay Hızlı Ayak
Hayat kurtarıp kötü avlıyor Yavaş yavaş
Yarış günü gibisi yok
Parkur aşkı gibisi yok
En iyisi benim Sizi deliler
Çekilin yoldan Nallarımı toplayın
Biraz ortamı serinletin Belki açın klima
On numara, değil mi? Senin marşın.
Evet. Kıyakmış.
Bu tabii ki demosu.
Resmî şarkı için Lil Nas X'e teklif götürüyoruz.
Belki klipte Prince'in gitarını kullanırsın.
Satmak zorunda kaldım. Tuvalete gidiyorum.
Peki.
-Ashley. -Ne?
-Onu bulamıyorum. -Starlight ne cehennemde?
İşte geliyor A-Train. Nasıl ama?
Buradayım dostum. Gelsene.
N'aber adamım?
-Seni görmek güzel. -Burada ne yapıyorsun?
Hiçbir şey. Şey için geldim...
Nedeni yok aslında.
Son zamanlarda seni düşünüyordum.
Üzgünüm.
Ne yapmaya çalıştıklarını görüyorum.
Kıçına tekme yemeyi bilirim. Haksız mıyım?
Ne demek istiyorsun?
Kovulmak ne demek en iyi ben bilirim.
Gurur duymadığım şeyler yaptım.
Garip şeyler.
Ben iyiyim dostum.
Nike'yle Under Armour
menajerimle konuşuyor, yani bu durum bana çok yarayacak.
-Harika dostum. -Evet.
Evet.
O zaman onun yardımına ihtiyacın yok.
Yok, her neyse. Söylemedim say.
Seni görmek harika. Her zamanki gibi.
Pekâlâ.
No comments yet. Be the first to leave one.