The first 200 lines.
Wayingi bize bu güzel gezegeni verdi... Dünya'yı.
Kelebeklerin capcanlı renklerinden
yemyeşil Iyofo ormanına kadar,
Weyingi'nin Dünya'sı gerçekten de
eşsiz güzellikte bir başyapıt.
İnsanlar fazla bir şeye sahip değillerdi
ama mutluydular.
En azından o şeytani mineral keşfedilene kadar öyleydi...
Petrol.
Bir zamanlar bize can veren sular...
- Tanrım, bana yardım et Tanrım! - ...artık bize ölüm getiriyordu.
Tanrım, oğluma yardım et.
Kabul etmiyoruz!
Kabul etmeyeceğiz!
SIZINTI BİZİ ÖLDÜRÜYOR. BİZİ KURTARIN.
Bu felaketin yıkıcı
ve geniş çaplı etkileri,
özellikle bu çevre felaketine karşı mücadelede
başı çeken gençler üzerinde görülüyordu.
Ama benim hikâyem ne petrolle ne de sızıntısıyla ilgili.
Benimki bir aşk hikâyesi.
Ve gençlerin ayaklanmasına katılmamış olsam da,
sonrasında yaşananlar
hayatımın akışını sonsuza dek
değiştirecekti.
- Oğlum, konuştuklarımızı unutma. - Merak etme.
O taraf sende.
Bu taraftaki boru hattı da bizde.
- Tamamdır. - Duydun mu?
KAÇAK YOLCULAR
Suçlunun bulunmasını istiyorum.
Hazır ol!
Köyü yerle bir de etseniz önemli değil.
- Bulun onları! - Emredersiniz!
Hadi gel de ye.
Niye yiyecekmişim?
Tek istediğim özgürlük.
Yemek falan istemiyorum!
Söz ver...
Bir daha o oğlanı görmeyeceksin.
O zaman özgür olabilirsin.
Yapamam.
Öyle bir sözü tutamam.
Neden inat ediyorsun?
Nereden çıktı bu tavır?
Seni kurtarmaya çalışıyorum.
Onu terk edemem.
Çünkü karnımda çocuğunu taşıyorum.
Ne?
Ne yaptın sen kızım?
Tek istediğim şey aşk.
Aşık olmak suç da değil.
Oyin... Ailemize lanet getireceksin.
Bu çocuk lanet falan değil.
Çok yakında
dede olacaksın.
Karşıyım!
Doğurmayacaksın!
O çocuk doğmayacak.
Yarın erkenden seni Warri'ye göndereceğim.
Warri'ye gideceksin.
Oraya varınca,
halan seni, rahmindeki o iğrenç şeyi
alacak olan insanlara götürecek.
Lütfen babacığım.
- Delirmişsin. - Lütfen baba.
Lütfen baba.
Lütfen!
Bir daha asla... Asla bu kasabaya
- dönmeyeceksin. - Baba, yapma.
O oğlanı bir daha görmeyeceksin.
- Ciddiyim. - Babacığım.
- Babacığım! - Bırak beni!
Babacığım!
Babacığım!
- Oğlum... - Efendim baba.
Dışarı çıkmasına izin verme.
Anladın mı beni!
Kardeşim... Bu yolculuğa çıkmak istediğine
emin misin?
Evet, çıkacağım.
Ama bu yolculukta işler ters gidebilir!
Okyanus zorlu bir yer!
Kararımı verdim! Gideceğim.
Bu aileye bakmakla sorumluyum.
O yüzden senden istiyorum.
Nembe cemaatinin üyeleri,
petrol sızıntısının kendilerine dayattığı
korkunç yaşam koşullarını protesto etmek için
meydanda toplandı.
Yıllarca petrol sızıntısını durdurma sözü veren
Axis Petrol'ün sözünü tutmaması üzerine halk,
memnuniyetsizliğini dile getirmek için sokağa döküldü.
Barışçıl bir protesto olarak başlayan olay
şiddete dönüşme tehlikesi taşıyor.
SON DAKİKA NEMBE GENÇLİĞİ AYAKLANDI
Nembe halkı yine başladı.
Anne... Sen niye endişeleniyorsun bu kadar?
Endişelenmek işim değil mi?
Sakin ol. Her şey yoluna girecek.
Olotu... Sözünü tut!
Beyaz adamın topraklarına vardığımızda
seni arayacağım.
Tekena,
gel, sarıl bana.
Söz ver...
Kardeşinin izinden gideceksin.
Kardeşini geçmeye çalışmayacaksın.
Tamam mı? Onun adımlarını takip edeceksin.
Duyuyor musun?
Duydum.
Dolor Anne, dün verdiğin muz kötüydü.
Beğenmedim.
Verdiğin para yetmiyordu bile.
Şimdi yine almaya gelmişsin, o yüzden
iyi davranıp güzellerinden vereceğim.
Şu protestolar yüzünden
vaziyet bu şekilde.
- Sinirlenme. - Önemli değil.
Yasa tasarısını durdurun!
ÇEVRE KİRLİLİĞİNİ DURDURUN
Tamamdır.
Oyinbrakemi.
- Oyinbrakemi. - Abbey!
Baban nerede?
Oyinbrakemi...
Oyin.
Ne oldu?
Babam beni eve hapsetti.
Beni Warri'ye gönderecek.
Abbey!
Abbey, çık dışarı! Çık! Şok oldum.
- Abbey, çık dışarı. - Ne oldu?
Çekil şuradan. Büyük oğlun nerede?
Bebeğimi aldırtmak istiyor.
Abbey lütfen, onu aldırmak istemiyorum!
Abbey!
Abbey, lütfen!
Abbey lütfen!
Geliyorum.
Abbey.
- Aç şu kapıyı. - Abbey yok.
- Çekil oradan kızım! - Delirmişsiniz.
- Abbey. - Affedersin.
- Dikkat et. - Tamam.
Abbey.
Hadi, gidelim.
- Gidelim hadi... - Bence de.
Çabuk ol.
- Evet, tabii ki. - Dostum...
Yaşananlar rahatsız edici ve bizi de etkiliyor.
Ne oluyor?
- Bakın... - Hey!
Ne oluyor burada?
Ne oluyor?
Bunları arkaya at. Hadi! Yürü!
UMUT TANRIDA
- Abbey. - İçeri gir.
Hadi!
Çekil! Hadi!
Abbey!
Çok korkuyorum!
- Korkuyorum! - Arkanı dönme. Bana bak.
Paniğe kapılma, geçecek.
Hey! Çık!
Çık! Yürü!
Uzaklaş oradan!
Bu ikisi, adamlarımdan birinin ölümünden sorumlu.
Bunlar mı?
Tanıyorum.
Bunlar Boma and Degbe.
Onları iyi tanıyorum.
Ama bu çocuklar sadece...
...birilerinin maşası olmuş serseriler.
İsyanı bugün bastırmak istiyorsan
zor değil.
Çocukların liderini yakala yeter.
İşte burası.
Evleri burası.
O tehlikeli biri, görünce hemen vurun.
Kapıyı açmazsa kırın.
- Oğlun nerede? - Güzel!
- Aç şu kapıyı! - Oğlun nerede!
Ne yaptık biz?
- Güzel! - Biz ne yaptık?
Suçumuz ne?
Aç şu kapıyı.
Abbey nerede?
- Nereye gitti? - Kardeşim.
- Nerede o? - Ne yaptı ki?
- Oğlunuz katil zanlısı. - Nasıl!
Temiz!
- Temiz! Hanımefendi... - Silahı var.
Hanımefendi, oğlunuz yarın sabah ilk iş kuvvet karargâhına
ifade vermeye gelsin!
Bitmedi.
- Ebiye. - Bu iş bitmedi!
Ebiye...
- Abbey... - Niye bizi tutuklamak istiyorlar?
Gençlerden biri bir asker öldürmüş.
No comments yet. Be the first to leave one.