The first 200 lines.
İRLANDA
Sana bir şey sormak istiyorum,
gerçek bir hayat hikâyesini nasıl yazıyorsun?
Çünkü gerçekler nadiren ortaya çıkar.
Genelde yanlış şeyler yazılır.
Eğer sormak istediğin bir şey olursa anlatırım.
Bütün bunların hepsi gerçek şeyler.
Zaten başka türlü nereden başlayacağını bilmek zor olur.
Gerçekle başlamazsan yani.
Gerçekler
ve Marilyn bir araya gelince aslanın inine girmek gibi olur.
Ben, üst düzey bir İngiliz gazetesi editörü
birdenbire benimle temasa geçince olaya dâhil olmuştum.
Los Angeles Bölge Savcısı
Marilyn'in ölümüyle ilgili dosyayı tekrar açmış.
Yirmi yıl sonra bu dosyayı çözme vakti geldi.
Monroe aşırı dozda uyku ilacından ölmüştü.
Monroe'nun ölümüyle ilgili spekülasyonlar hâlâ devam ediyor.
Çok fazla ilaç mı içmişti? İntihar mıydı?
Suçlama, Marilyn Monroe'nun öldürüldüğü.
Bir sürü çılgın komplo teorisi.
Monroe'yu CIA'in öldürdüğü.
Hikâyede gizemli taraflar var.
Seks ve siyaset.
Kennedy kardeşler.
Küba Devrimi.
Soru işareti. Soru işareti. Soru işareti.
Ben de burada devreye girdim.
Nasıl bir yaratık olduğunu anlamaya çalışıyorum.
Çok korkmuştu.
Bin kişiyle görüştüm.
Onunla ilgili bir mit var.
Toplamda 650 tane kaydedilmiş röportaj var.
Umarım takıntı hâline getirmemişimdir.
-Umarım telefonun dinlenmiyordur. -Ben de öyle umuyorum.
Kitabı yazarken topladığım kasetler daha önce kamuoyuyla hiç paylaşılmadı.
Her şeyi bilen kimse yoktu.
Marilyn'in gizemli ölümüyle ilgili bildiğimizi sandıklarımızı
tamamen değiştiren bir bilgi edindim
ve bu bilgi, ölümünde bazı şeylerin örtbas edildiğini gösteriyor.
BİR NETFLIX BELGESELİ
TÜM SES KAYITLARI MARILYN MONROE'NUN ARKADAŞLARININ GERÇEK SESLERİDİR.
OYUNCULAR PLEYBEK YAPMIŞTIR.
Dünyanın her yerinde araştırmacı gazetecilik yaptım.
İlk başta bu dosya üzerinde iki üç hafta çalışırım diyordum
ama üç yıldan uzun sürdü.
Marilyn Monroe çocukluğumun ünlüsüydü
ama hayatı hakkında çok kısıtlı bir bilgim vardı.
Marilyn Monroe, Hollywood'un altın kızı.
Marilyn Monroe'nun göz kamaştırıcı şöhreti
eleştirmenleri büyülerken halkı da kendine çekiyor.
Marilyn'e karşı dünya çapında müthiş bir hayranlık olduğunu biliyordum.
Marilyn Monroe dönemin seks sembolüydü.
Marilyn Monroe mesleğinin zirvesine çıktı.
Kamera önüne geçtiğinde olağanüstü bir şey oldu.
Aynı zamanda olağanüstü bir oyuncuydu da.
Gösteri dünyasının küresel bir figürüydü.
Kendi eğlence dünyasının kraliçesi.
Milyonlar ona hayrandı.
Marilyn dünyanın en ünlü olmuştu. Hâlâ da öyle.
Işık saçan bir vücut. Tam bir yıldız.
Çalışmaya başladım.
İnsanlara ulaştım, kapılarını çaldım.
Hollywood denilen bu dedikodu âleminin altını üstüne getirdim.
Telefonu elimden düşürmedim.
Marilyn'in öldüğü geceyle ilgili bilgi almaya çalıştım.
Tony, bunu daha önce de söyledim,
okuyanın aklını başından alacağı bir senaryo anlatabilirim
ama bu, devlet kurumlarına, dostlarıma, tanıdıklarıma çok pahalıya mal olur.
-Evet. -Bunu yapmak istemiyorum.
Kolay olmadı.
Ama bir daha asla basınla konuşmam.
Her şeyi biliyorum ama konuşamam.
Sanki duvarla konuşuyordum.
-Bence boşa zaman kaybediyorsun. -Neden?
Acaba bana…
Doğruları açıklayan ben olmak istemiyorum.
-İyi ama sizi tanımıyorum ki. -Peki.
Bu işi bırakın.
Hiçbir yere varamıyordum.
Ben de en sonunda
çıkmaza girince her zaman yapılması gerekeni yaptım.
En başa döndüm.
Hollywood,
parlak ışıkların ve havalı kadınların şehri.
Hollywood,
yüce, parıltılı, büyüleyici, efsanevi krallık.
Hollywood, dünyanın cazibe başkenti.
Çocukken cumartesi öğleden sonraları gittiğim filmleri hatırlıyorum.
Bulvarda şöyle bir tur atalım, bakalım ne bulacağız.
Filmden asla çıkmazdım, gelip almaları gerekirdi.
Garbo!
İyi, kötü fark etmiyordu.
Hollywood'un oyun alanı!
Ekranda ne gösterilirse.
Bu kapıların ardında ise Samanyolu'ndan daha fazla yıldız var!
İnanmıyorsanız bizi takip edin.
En sevdiğim Jean Harlow'du.
Beyaz saçlıydı.
Biricik Marlene Dietrich.
Cary Grant gülümseyerek geliyor. Her zamanki gibi, Cary herkesi selamlıyor.
Ve Clark Gable.
Clark avluya girdiğinde kalabalık tezahürat ediyordu.
Çocuk olduğum ve oyunculuğu hiç bilmediğim hâlde
ben…
Öğrenmek istiyordum.
-Al Rosen'la konuşabilir miyim acaba? -Buyurun.
-Merhaba Bay Rosen. -Evet.
KASET #71A
AL ROSEN HOLLYWOOD MENAJERİ
-Marilyn Monroe'yu çok iyi tanırdım. -Öyle mi?
-Eskiyi kastediyorum. -Evet.
Çocukken yani.
Siz o zamanlar…
Al Rosen Ajansı sektörün en iyi ajanslarından biriydi.
-Evet. -Cary Grant, Fredric March bizdeydi.
-Jack Oakie, Judy Garland falan. -Evet.
Ama bu işin tarihiyle ilgili
bilmediğinize emin olduğum bir konu var.
-Bu işin altın çağlarında… -Evet.
Her kast direktörünün, her stüdyonun kara kaplı bir defteri olurdu.
Anlarsınız ya?
Kast direktörleri, Marilyn Monroe gibi sektöre yeni girenler de dâhil tüm kızları
bu kara kaplı deftere not alır, kimlerle yatabileceklerini yazarlardı.
Evet.
Tabii o zamandan beri işler değişti.
-Artık para konuşuyor. -Evet.
Eskiden her şey seksti. Bunu unutmayın.
Tüm kızların dikkatine.
Artık tüm hoş kızların bir şansı var.
Doğru kızları seçme süreci titiz bir süreçtir.
Amanın, bunlar ne alımlı kızlar böyle.
Çok hoş değil mi?
Çok tatlı değil mi?
Boynu 31 santimetre.
Göğüs 87 santimetre.
İhtişam. Macera. İhtiras.
Dünyanın dört bir yanından gelenler o müjdeli haberi bekliyor.
-Alo? -Alo? Size nasıl yardımcı olabilirim?
KASET #50A
GLORIA ROMANOFF ARKADAŞI & VE ROMANOFF RESTORAN'IN SAHİBİ
Monroe'yu eskiden tanıyormuşsunuz.
Kocam daha eskiden tanıyordu, 40'ların başında tanışmışlar.
-O kadar eski mi? -Evet.
Çok yüce gönüllü, sıcakkanlı, çok cana yakın bir kızdı.
Restorandan ve kulüpden çıkmazdı.
-Romanoff'tan mı? -Evet. Çok eğlenceliydi.
Çok egzotik bir yerdi.
Her telden insanlarla doluydu.
Menajerlerin kâbesi gibi bir yerdi.
Sinema sektöründeki tüm önemli isimler gelirdi.
-Bütün güzel kızlar da orada takılırdı. -Evet.
Marilyn de onların arasındaydı tabii ki.
Hollywood henüz çok genç, ilk öncülerinin çoğu sektörde hâlâ aktif.
20th Century Fox'un başkanı Joseph Schenck gibi adamlar.
Bay Schenck destansı, dramatik hikâyeler çağını başlattı.
Schenck ve Marilyn'le ilgili söylenenler doğru, değil mi?
Tabii ki. Schenck de insandı sonuçta. Anlarsın ya.
Bir sürü erkekle görüşüyordu. Sadece Schenck değildi.
Schenck'te toplanan bir grup vardı.
-Marilyn de hep onun evindeydi. -Evet.
Yavaş yavaş aşama kaydetmeye başlıyordu.
-Ne zamandan bahsediyoruz? -1948'den.
Ladies of the Chorus filmi.
Erkeklerin egemen olduğu, filmlerde kadınların sömürüldüğü dönem.
Ama çok geçmeden Marilyn'in saftirik olmadığı anlaşılmıştı.
Ciddiye alınmak istiyordu.
Oyuncu olmak istiyordu.
O da sistemi kendi çıkarına kullandı.
Johnny Hyde ülkedeki en etkili menajerlerden biriydi.
Johnny Hyde onu seviyordu.
Onun için karısını bile terk etmişti.
Marilyn'den 30 yaş büyüktü, 53 yaşındaydı ve çok varlıklıydı.
Hollywood'un en güçlü insanlarını tanıyordu.
Ayrıca çok ağır hastaydı ve 18 aydan az ömrü kalmıştı.
Hyde kalan ömrünü tamamen Marilyn'e adadı.
Zengin sevgilisi olarak.
Geceleri kızı şehrin ileri gelenleriyle tanıştırırdı.
Gündüzleri de Marilyn'in yeteneklerini överdi.
Hyde'ın himayesi onu bir yıldız yapabilirdi.
Johnny Hyde çok iyi, çok şahane bir adamdı.
-Tanıyor musunuz? -Evet.
-Johnny ona âşıktı. -Evet.
KASET #84
JOHN HUSTON FİLM YÖNETMENİ
ELMAS HIRSIZLARI (1950) UYGUNSUZLAR (1961)
Johnny Hyde kızdan önce bana bahsetti, sonra da MGM'ye getirdi.
Çok tazeydi.
Çok çekici bir kızdı.
Biraz çekingen. Utangaç.
Kızla konuştuk, senaryoyu verdik.
Gitti, bir iki gün sonra da geri geldi.
Marilyn repliklerini okudu
ve çok da güzel okudu, çok iyi okudu.
Hiç şüphe yoktu. Rol için biçilmiş kaftandı.
-Elmas Hırsızları filmi mi? -Evet, o.
Bu kadardı.
Perdede böyle sürükleyici karakterleri on yılda bir görürsünüz.
Marilyn Monroe, keyif düşkünü, yeşil gözlü sarışın Angela rolünde.
Marilyn, rolü için her şeyi kendi kişisel deneyimlerinden çıkardı,
No comments yet. Be the first to leave one.