The first 200 lines.
MÜDÜR
Jay! Kahvaltı hazır!
Geliyorum anne!
-Selam. Günaydın anne. -Günaydın tatlım.
Bana yumurtalı ekmekle pastırma yaptığın güzel bir rüya gördüm.
Tebrikler.
Sabah Louis Teyzen aradı.
Hastanedeymiş.
Ne olmuş?
Ayak bileği kırılmış.
Yine mi?
Diğer bileği. Kayak yapmaması lazım.
Düzelecek mi bari?
Tabii ama hareket edemiyor.
Yanına gitmeliyim, bir hafta
orada kalmam gerekebilir.
Sorun değil, ben idare ederim.
Çok küçüksün deme bana.
Tamam. Ama yalnız kalmaman için
ağabeyinle konuştum. Starkwell'den
gelip sana eşlik etmeyi kabul etti.
Anne! Lütfen ama!
Mike bana sürekli bağırıp patronluk taslayacak.
-Benden nefret ediyor. -Hayır, etmiyor.
Endişeleniyor. Umursadığını öyle gösteriyor sadece.
Beni bu kadar umursamasa daha mutlu olurdum.
Sana bir hafta yetecek para bırakacağım.
Buzlukta yemek var.
Parayla sağlıklı yiyecekler al.
-Bütün hafta abur cubur yeme. -Tamam.
Sadece beş gün yerim.
Bu akşamki ödül törenini kaçıracağım için üzgünüm.
Olsun anne. Daha kazanmadım.
Belki de bir şey kaçırmıyorsundur.
Pekâlâ batırabilirim de.
Sanmıyorum.
Ama ne olursa olsun,
seninle çok gurur duyuyorum. Babanın çok daha fazla
gurur duyacağını da biliyorum.
Anne. Babam Starkwell'e gitmediğim için hayal kırıklığına
uğramazdı, değil mi?
Peterson için burs kazandın.
STARKWELL HARP OKULU
İleri marş!
Sol! Sol! Sol, sağ, sol!
Sol! Sol! Sol, sağ, sol!
Sol, sol, müfreze, dur!
Sağa dön! Eller arkada, rahat!
Dinleyin beyler.
Emrim altında sizin kadar
zavallı omurgasızlar görmedim hiç!
Bu sabah ranzalarınızın hali neydi öyle?
Starkwell erkeği olmak istiyorsanız daha iyisini yapacaksınız!
-Çavuş Martin? -Dikkat!
Albay Douglas seni görmek istiyor.
Müfreze... Dağılın!
Starkwell!
-Evet. -Tabii efendim.
Beni mi çağırdınız efendim?
Martin, birimin bu dönem başarısız olmanın eşiğinde.
Benim suçum değil. Tembeller.
Birimin notları onlar yüzünden düştü efendim.
Rahat. Evlat, sen sıkı çalışıyorsun.
Talimatları çok iyi biliyorsun
ama liderlikten hiç anlamıyorsun.
Liderlik bağırıp çağırmak, her şeyde
başkalarını suçlamak değildir.
Bu insanlar senin kardeşin gibi.
Baban burada öğretmenken bana bir şey söylemişti.
"Senden korkan biri emirlerini dinler ama
"seni sevip sayarsa hayatını kurtarır."
Yüzbaşı Pennick evdeki durumdan bahsetti.
Bu zamanı askeriye kariyerine
uygun olup olmadığını ciddi ciddi
düşünmeye ayırmanı öneririm.
İnan bana, askeriye herkese göre değil.
ARMAND COLUMBUS KURUCU
Pardon. Ver şunu!
Oyun salonu mu burası Notların bundan düşük.
Bunu alıkoyuyorum. Gelecek dönem alırsın.
Tabii alabilirsen.
Van Dusen yine hangi şanslı çocuğa çattı?
Nina Morrris. Kardeşimle aynı sınıfta.
-Çok iyi biri. -Hep iyiler zaten.
Bomba geliyor!
Ben attım.
Ama torpilliler her şeyden paçayı sıyırıyor.
Büyük haksızlık!
Şuna bak.
Yeni yaptım.
Harika olmuş Jay.
Bakayım.
Dikkat et. Sunumum da onda.
Günaydın çocuklar.
Bu sabahki konuşmayı kısa tutacağım.
Konuşacağımız sadece iki husus var.
İlk olarak, dün İspanyol pilavı yiyip garip hissedenler
lütfen Hemşire Ketcham'ı ziyaret etsin.
İkincisi, tüm sekizinci sınıflar beşinci teneffüste
Donald Peterson Ödülleri yarışması için konferans salonuna gitsin.
Finalistler sahneye çağrılacak.
Zaman ayırdığınız için sağ olun.
Beynimizi yeni bilgilerle
doldurmaya çalışalım, olur mu?
-Harika. -İzleyin!
Jay, iyi misin?
Gıdıklandın mı dostum?
Ronny! Yeter futbol oynadığın! Derse git!
Görüşürüz çocuklar.
Çabuk toplayın Bay Martin.
Jay.
Hemen, Bay Van Dusen.
Resmim pek hoş olmamış.
O siz değilsiniz Bay Van Dusen.
Belki de sanatsal girişimlerinizi annenizle konuşmalıyız.
Gerisini de alayım.
Ama Bay Van Dusen, o bana lazım. Sunumum da içinde.
"Bunu daha önce düşünecektin," demiş gibi olacağım
ama bunu daha önce düşünmeliydin!
Sunumu daha uygun kartlar yeniden yazarsın.
Hiç hoş bir tavır değil.
Buna inanamıyorum! Bittim ben!
Bütün sunumu yeniden yazmaya vakit yok ki!
Millet, nasılız bakalım?
-Meşgulüz Ronny. -Evet...
Marslı, burs için ana rakibim senmişsin.
İsmi Marslı değil, ayrıca rakibi sensen bence
-ortada rekabet yok. -Kapa çeneni.
Neyse. Baksana. Selam.
Seni Donald Peterson ödülünü aldıktan sonraki
küçük zafer partime davet etmek istiyorum.
Havuz evimde parti vereceğim.
Müsait değilim.
Seninle konuşmuyordum.
Umarım gelirsin Trace.
Beyler.
Merak etme. Pestilini çıkaracaksın.
Tek kötü yanı, partisine gidemeyecek olmamız.
Harika destek çıktın.
Ciddiyim! Havuz evi harika.
Kendine ait evi varmış gibi.
Kendi telefonu ve kendi numarası var.
Bilardo masası, video oyunları var.
-Hatta havuz bile varmış. -Evet sınıf, derse başlıyoruz.
Beni mi çağırdın baba?
Sunuma hazır mısın?
Evet. Kazanacağım konuşma burada.
Jackie Chan'den harika
başkan olacağına o saçma fikrin değildir umarım.
Büyükbaban seni iyi yetiştiremediğimi düşünüyor.
Ayrıca bursu kazamayacağını düşünüyor
ve açıkçası bu konuda ona katılıyorum.
Armand'ı haksız çıkar. Bursu kazan.
Jay Martin geri dönüşümle ilgili etraflıca düşünülmüş,
harika üsluplu bir sunum yazmış.
20 dakikan var, onunkinden daha iyi bir sunum hazırla.
Gıda hizmeti verenlerle görüşeceğim.
Şu İspanyol pilavı meselesini örtbas etmeliyim.
Geri dönüşüm.
Anlamıyorum. Peterson, Starkwell'den ucuz.
İstemiyorsan niye Starkwell'e gidesin ki?
Annem ikisini de karşılayamaz.
Ama babam Starkwell'de ders verdiğinden para vermesek de olur.
Yarışmaya 15 dakika bile kalmadı.
Sunumunu hatırladığın kadarıyla bize tekrar et.
-Yapabileceğimi sanmıyorum. -Dene.
Tamam. Deneyeyim.
İyi günler.
Bugün size çöpten bahsedeceğim.
Amerikalılar her yıl aya giden yolun yarısı kadar
kamyon konvoyu oluşturacak boyutta çöp ve atık üretiyor.
Amerikalılar her yıl aya giden yolun yarısı kadar kamyon kon...
Konvoyu.
Konvoyu oluşturacak boyutta çöp ve atık üretiyor.
Atıkların konulacağı alanın bu yüzyıl
içerisinde tükeneceği öngörülüyor.
Nasıl Ronny'nin ardından çıkıp tastamam aynı
konuşmayı yapabilirim?
Aptal gibi görünürüm.
Niye bir şey demedin?
Kanıtım yok. Ne anlamı olacak?
Ne anlamı mı olacak?
Seneye benimle Peterson'a gideceksin.
Hani şu harika bir sanat programı olan Peterson?
Ya da ağabeyinle birlikte erkeklere özel
askeri okula razı olabilirsin.
Burs olayında yazık oldu Marslı,
ama en iyimiz kazandı.
Benim sunumumla kazandığını bilmek nasıl bir his?
Ne? Tabii, koca yalancı seni!
Mızıkçılık etme Marslı. Askeri okulda eğleneceksin.
Kellik çok yakışacak.
Haftaya partimde görüşürüz.
Çok beklersin, kopyacı.
Eşim Eliza Von Dusen'ın köpeği.
-Pomeranian mı? -Evet, Camille.
-Hatta kalın lütfen. -Tamam.
Şeker dediğin bu kadar pahalı olur mu?
Alacağım.
İşte. Evet, evet.
No comments yet. Be the first to leave one.